Bekleyin okuyun ve öğrenin... #Örkün

Yıldızlar Kralı - Bölüm 25 : Test


Ersa, bir kaç gün boyunca sürekli olarak canavar avlıyordu. Geceleri rahatça uyuyamıyor, biraz uyusa da kısa sürede uyanıyordu. Avladığı canavarların etlerini tüketirken, nehirden ve diğer su kaynaklarından su ihtiyacını gideriyordu.

Bu düzende devam ederken günde 60-65 civarında canavarı tüm sınırlarını zorladığı halde ancak öldürebiliyordu. Her gün canavar avlarken, farkında olmadan tecrübe de kazanıyordu.

Zamanla savaş ortamına alışmış, canavarları daha kararlı öldürmeye başlamıştı. Zayıf noktalarını daha rahat görüyor, saldırıları daha keskin oluyordu.

Bir hafta sonra...

Ersa'nın karşısında heybetli bir görünüşle iki metre boyunda, keskin pençeli ve sivri dişli bir canavar vardı. Sağ bacağına saplanmış bir ok ve vücudunun tamamını boyamış kan ile korkutucu bir görünümü vardı.

Ersa, büyük bir haykırış verdi ve ani bir hızla canavarın kalbine kılıcını geçirdi. Canavar, acı bir haykırışla yere yığıldı. ''Sanırım 607 oldu.''

Ersa, vücudundaki yaraların durumunu kontrol ettikten sonra tekrar canavar avına geri döndü. Gün geçtikçe hızı artıyordu. Gücü, ise şaşırtıcı bir hızla ilerliyordu.

Kalfa evresine yakın gücüyle temel evreler ile uğraşmak eskisi gibi zor değildi. Gün geçtikçe iyileşen kılıç kullanımı da canavar öldürmesine yardımcı oluyordu. Derin bir iç çekerken düşündü. Bir haftadır yoktum, Mely'nin durumumu merak ettiğini düşünüyorum. Durum büyümeden buradan çıkmam lazım.

Sürekli bir avlanma durumunu sürdürürken günde öldürdüğü canavar sayısı sekseni aşmıştı. Bu hızda devam ederse, iki hafta sonra görevi bitirebilmeliydi. Onu buraya yollayan adamı düşündükçe sinirleniyordu.

Vücudunu sakinleştirince tekrar canavarlarla savaşmak için ormanın derinliklerine atıldı. Ölümcül saldırılarıyla canavarları avlıyor, etrafı kana buluyordu. Savaş alanında tam bir savaşçıydı.

Ersa, dinlenmeden çıldırmış gibi vahşi bir görünümle canavar avlarken günler yerini birbirine bıraktı ve 12 günde hedeflediği sayıya ulaştı. Son öldürdüğü canavardan sonra nefes nefese kalmıştı. Beklenti dolu gözlerini gökyüzüne çevirdi ve yüksek bir sesle bağırdı."İki bin!"

Kısa süre içinde yüksek sesli bir kahkaha duydu ve önünde Kadim İmparator belirdi.

"Yaşına göre çok azimlisin ve yeteneğinde çok iyi."

Ersa'yı övdükten sonra devam etti. "İlk testi mükemmel geçtin. O zaman ikinci teste geçelim mi?"

Ersa, hayretle Kadim İmparatora baktı. Günler boyu dinlenmemiş, savaş halindeydi. Daha ilk test böyle iken diğer testlerin nasıl olacağını düşünemiyordu. "Daha bitmedi mi?"

Kadim İmparator soruya cevap vermedi ve ortadan kayboldu. O sırada yine Ersa'nın çevresi değişti. Bu sefer tapınak gibi bir mekanın içindeydi. Çevresi yüz metre çapındaydı.

Çemberin orta kısmında dururken, Kadim İmparatorun sesi tekrar kulaklarında yankılandı. "Patron canavarı öldür. Testi bitir."

"Patron canavar?"

Ersa, çevresine baktığında kimseyi görmüyordu. Çevresini gözlemlerken, kulağına gelen haykırma sesiyle gözleri sesin sahibine kaydı. Duvarın dibinde 4-5 metre uzunluğunda bir canavar vardı.

Canavarın vücudundan dört kol uzanıyordu ve Ersa'nın şimdiye kadar gördüğü en korkunç canavardı. Canavarda en hayret verici şey elinde taşıdığı büyük ağır kılıçtı.

Kılıcın çok ağır olduğunu gören herkes  tahmin edebilirdi. Ersa canavarı izlerken, canavarın korkutucu sarı gözleri, Ersa'ya kilitlendi.

O sırada Ersa bedeninde bir ürperti hissetti. Hızla kılıcını kavradı ve canavardan uzaklaştı. Aynı anda canavarın bedeni aşırı bir hızla Ersa'ya ilerledi.

Ersa'nın göz bebekleri aşırı hız karşısında genişlemişti. Gelen kılıç saldırısına, kılıcıyla karşılık verdi. Direk olarak saldırıyı karşılayamayacağını düşündüğünden kılıcını ağır kılıcın yüzeyine güç kullanarak sürttü ve saldırının gücünü azalttı.

Yine de bir kaç metre geriye savrulmuştu. Ayağa kalktığında, ağzının kenarından kan sızıyordu.

"Sıkıntılı olacak gibi."

Derin bir nefes alarak kaslarını son güç noktasına kadar zorladı. Kılıcını sıkıca kavradı ve canavara korkusuz gözlerle döndü.

"Tam gücümü kullanmaya değer gibisin.''

Mely ile eğitim yaptığında bile hiç tam gücünü kullanmamıştı, çünkü buna gerek duymamıştı. İlk defa tam gücünü kullanacağı için, içinin kıpır kıpır ettiğini hissediyordu. Giydiği ağırlık kıyafetini çıkararak yere attı. Ağırlık kıyafeti yere değdiğinde büyük bir gürültü odayı kapladı. Ersa vücudunu gererek hoş bir gülümseme oluşturdu. Ağırlık olmadan vücudu sanki tüy kadar hafifti. ''Rahatlığı unutmuşum.''

Canavarın saldırısını beklemeden, direk olarak saldırıya geçti. Canavar boyutuna göre çok hızlı olsa da, Ersa'nın ağırlıksız hızıyla yarışamazdı. Ersa, hız avantajını kullanarak ani saldırı gerçekleştirince, canavar anlık tepki vererek ağır kılıcını Ersa'ya savurdu. Ersa, bütün bedenini aşağıya bükerek, saldırıdan sıyrıldı ve canavarın ağır kılıcı tutan koluna, tüm gücüyle vurdu.

Canavarın savunması çok güçlüydü ki Ersa'nın saldırısı derisini sadece biraz geçmişti. Ersa tekrar kılıcını saldırı pozisyonuna getirdi. Canavar yara aldığı için sinirlenmişti ve kükreyerek ağır kılıcını Ersa'nın tüm vücudunu ezecek şekilde savurdu.

Ersa kılıcını yatay pozisyona getirdi ve sürtme ile kılıcın gücünü azaltarak tekrar kaçtı. Sürekli olarak, onlarca darbe gerçekleştirince Ersa'nın vücudu büyük bir baskı hissediyordu. Her seferinde canavarın saldırısını nötrlerken vücudundaki güç büyük bir oranda tükeniyordu.

Canavar tekrar saldırıya geçtiğinde alt sol kolunu Ersa'ya savururken, Ersa hızla kılıcıyla bloke etti ama aynı zamanda canavarın ağır kılıç saldırısı Ersa'nın göğsüne ilerliyordu. 

Canavarın sıkıntılı saldırısı ile durumu kötüye  gidiyordu. Canavarın yumruk saldırısını engelleyince hemen ağır kılıç saldırısına döndü. O sıra da göz bebekleri küçüldü. Saldırıyı tamamen engelleyemeyeceğini anlamıştı. Bu saldırısının onu kötü yaralayacağından emindi.

Tek yapabileceği şey olan saldırının kuvvetini düşürmekti. Kılıcını sıkıca tuttu ve saldırıya karşılık kılıcı ile basit bir saldırı öne sürdü. Canavarın saldırısının hasarını azaltmak için ağır kılıcın gücünü de kullanarak bedenini geriye savurdu.

Ersa büyük bir kuvvetle savrularak, yerde birkaç takla attı. Kılıç darbesini engellemesine rağmen saldırı göğüs bölgesine hafiften değmişti ve bu bile ağır bir yara almasına yetmişti. Ayağa zorlukla kalkarken, vücudundan akan kanlarla birleşen, kırmızıya bürünmüş kılıcı onu ölümcül bir varlığa büründürüyordu.

Durumunun kötü olduğunu fark etmişti. Canavarın gücü çok fazlaydı ve yenmesi için kılıç yolundan faydalanması gerektiğinin farkındaydı. Ama kılıç yolunun ona bindirdiği yük çok fazlaydı ve Kadim İmparatorun onu aniden yeni bir teste sokup, sokmayacağı belli değildi.

Başka çaresi olmadığını anlayarak, derin bir nefes aldı ve kılıcın başlangıç yolunu uygulamaya başladı. Doğanın saf enerjisini çekerek, kılıcının etrafına topladı. Kılıcın görüntüsü büyürken keskinliği katlarca artmıştı. Ersa'nın sakin yüzü, onu daha da korkutucu gösteriyordu.

Canavar, Ersa'ya saldıracakken hissettiği tehlike hissi onu alarma geçirdi. Karşısındaki insanı hemen öldürmezse durumun kötüleşeceğini hissetmişti. En hızlı hızını kullanarak, Ersa'ya acımazsızca saldırıya geçti.

''Kılıç yolu, benim yolum. Evren, ise kılıç yoludur. Ben ve kılıcım bir, yolumuz aynıdır.''

Ersa mırıldanırken canavarın ona doğru koşuşunu sakince izliyordu. Canavar sürekli yaklaştı. On metre, sekiz metre, beş metre...

Üç metreye gelindiğinde canavarın saldırı alanına girmişti. Canavar kılıcını Ersa'yı parçalamak istercesine savurdu. Ersa, öne doğru koştu ve kılıç saldırısını direk olarak karşıladı!

(Doğa Enerji Kesimi)

Tüm savaş boyunca ilk defa ağır kılıcın dehşet verici gücünü direk olarak karşılıyordu. Ersa'nın karşı saldırısıyla canavarın gözleri genişleyerek, arkaya birkaç metre savruldu.Patlayıcı çarpışma tüm alanda yoğun bir ses gümbürtüsü oluşturmuştu.  Saldırıların tepkisi Ersa'yı da etkilemiş aynı şekilde geriye savrulmuştu.

İkisi arasındaki mesafe açılmışken, Ersa korkutucu bir ifadeyle canavara bakıyordu. ''Sanırım ölmen lazım.''

Vücudu kanlar içindeyken durumunu umursamayarak canavara tekrar saldırıya geçmişti. Kötü durumuna rağmen koşarken hızı bile artmış hareketleri daha keskin ve akıcı olmuştu. Her gün hiç bıkmadan yolu hissetmeye çalışıyordu ve yolun başlangıcı dünyaysa, onun kum tanesini ancak anlayabilmişti. Çok az olan anlayışına rağmen, Ersa'ya dehşet verici bir güç artışı sağlıyordu.

Yolu bu şekilde kavrayabilecek tek kişi belki de Ersa'ydı. 

Not : Bugün meşguldüm bu nedenle biraz geç geldi. Bölümüde düzenlemem uzun sürdü.




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1487

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1217

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1011

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 913

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 812

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 796

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 723

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 641

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 619

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 216

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 159

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 159

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 137

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 131

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 130

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 125

    Site İstatistikleri

    • 17462 Üye Sayısı
    • 783 Seri Sayısı
    • 36093 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr