Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

Yıldızlar Kralı - Bölüm 14 : Av Hazırlığı


 

 

Teklifi kabul edilince Mely beklenmedik bir sevinç yaşadı. ''Sorabilirsin.''

İlk sorusunu düşünmeden sordu.

''Çalıştığın sanatın adı ne?''

''Bedensel dövüş sanatları.''

Mely'nin kafası karışmıştı. ''Neden yetiştirme yolunda ilerlemeyip, bu derece acı çektiriyorsun kendine?''

Mely, genelde sakin bir ifadesi olan Ersa'nın gözlerinde bir dalgalanma fark etti. Ersa, Mely'nin gözlerine doğru bakarak konuştu. ''Çünkü çekirdeğim sorunlu.''

Ersa'nın cevabı Mely'nin anlamadığı bir nedenden onun kalbine acı vermişti. Belki de tüm gün onun eğitim yolunu izlediğinden ve onun bu durumu söylerken ki ifadesi ve ses tonundan dolayıydı.

Bir süre duraksadı. Ersa, durumu fark ederek gülümsedi. ''Sorun yok devam edebilirsin.''

Mely, Ersa'nın sözleriyle biraz rahatlamıştı. ''Sorun ne? Akademiye giriş sınavında nasıl fark edilmedi? ''

''Çekirdeğim enerji kabul etmiyor ve bu tıp dünyasında ilk kez görülen bir çekirdek sorunu. Tahminimce yeteneğimin okunmasını engellemiyor ama savaş sanatlarında ilerlememi engelliyor.''

Normalde çekirdek sakat olunca yeteneğin sıfır olurdu. Yetenek testinde de en düşük seviye bile çıkmazdı.

Mely, neler olduğunu anlamış gibi görünüyordu. Ardından Ersa'nın suda balık tutmaya çalıştığını hatırladı ve meraklı gözlerle konuştu. ''O zaman sabah nehirde napıyordun?''

Bu soruyu sorduktan sonra hızla ağzını kapadı. Az önceki soru tüm gün onu takip ettiğini belirtiyordu. Utancından yerin dibine girmek istiyordu.

Ersa, şaşırarak Mely'e baktı. Bu kız sabahtan beri beni mi takip ediyordu? ''Sen hayranım falan mısın?'' Ersa kahkaha atarak konuştu.

Mely'nin kırmızılaşmış yanağı daha da kızmızılaşarak bağırdı. ''Hayır! Sabah eğitim yapmaya giderken seni gördüm ve yaptığın şey ilginç geldiği için bir süre izledim. Ardından yaptıklarında normal görünmüyordu. Bu yüzden merak ettim ve '' bir süre tereddüt ettikten sonra devam etti. ''takip ettim.'' son kelimeleri biraz zor söylemişti.

Ersa, gülümsedi ve Mely'i daha fazla zor durumda bırakmamaya karar verdi. ''Sabah nehirde balık yakalamaya çalışıyordum.''

Mely, hiç beklemediği bir şey duyduğu için Ersa'nın konuşmasını devam ettirmesini merakla bekledi. ''Bunun sebebi'' Ersa bir süre bekledi. Nedeninin saçma olduğunu biliyordu.

Mely ise neden durduğunu anlamadı. ''Evet?''

Ersa, ciddi bir ifade takındı. ''Yetiştirme yolunu anlamaya çalışıyordum. Nehirde ise su ile bir olmaya çalışarak, su yolundan bir şeyler öğrenmeyi deniyordum. Eğer su ile bir olarak balıkları elim ile yakalayabilirsem su yolunu anlama ihtimalim olabilir.''

Mely bir an aptala dönmüş gibiydi, çünkü karşısındaki kişinin söyledikleri imkansızdı. Özellikle onun için öyleydi. Çünkü enerji ile etkileşime bile girmemişti.

''Bu imkansız biliyorsun değil mi?''

Ersa'nın bakışları gökyüzüne yöneldi. Gözleri keskinleşirken ''İmkansız bir şey olduğuna inanmıyorum. İmkansızlaştıran insanlar oluğuna inanıyorum.'' dedi.

Mely, karşısındaki çocuğun keskin cümlesini duyunca, gence daha dikkatli bir şekilde bakmaktan kendini alıkoyamadı. Düşünce yapısı, yaş grubuyla hiç uyuşmuyordu. Özellikle etrafta dolanan erkekler grubuyla. Ersa'nın her sözü kesinlik ile doluydu. İnsanlara bunun olacağını inandırıyordu.

Mely, bu konu hakkında bir şey söylemedi. Karşısındaki kişinin gerçekten basit biri olmadığını anlamıştı.

Gülümsedi ve ilk sorması gereken soruyu hatırladı. ''İsmin ne?''

''Ersa.'' Ersa bir şey hatırlamaya çalışır gibi bir süre durdu. ''Senin ismin ne?'' Ray ve Berk'in ismini söylediğini hatırlıyordu ama ne olduğunu hatırlayamıyordu.

Mely'nin ağzı açılmıştı şaşkınlıktan. ''İsmimi bilmiyor musun?''

''Neden bilmem gerekli miydi?''

Mely akademide onun ismini bilmeyen birine pek inanmıyordu. Kelebek grubunun en yetenekli öğrencilerinden biri olarak herkes tarafından bilindiğini düşünüyordu ama karşısındaki kişinin anormal olduğunu hatırladı ve yanıtladı. ''Mely.''

''Güzel bir ismin var. İsminle gerçekten uyuşuyorsun. Okyanus perisi.''

Mely normalde iltifat alınca hiç etkilenmezdi ama Ersa'nın övgüsü karşısında bir miktar kızarmıştı. ''Şimdi sen sorularını sorabilirsin.''

Ersa, bir süre düşünerek ne soracağına karar verdi. ''Seviyen ne?'' bu kızın seviyesini gerçekten merak ediyordu. Onu takip etmesine rağmen hissetmemişti.

Mely, normalde seviyesini neredeyse kimseye söylemezdi ama Ersa'nın ona çok fazla şey anlattığından pek sorun etmedi bunu. ''Kalfa evre 3. seviye.''

Ersa, gözleri genişlerken Mely'e baktı. Bu kızın bu kadar çok yetenekli olduğunu düşünmemişti. Onunla aynı yaştaydı ama aralarında koca bir uçurum farkı vardı.Şaşkınlığını zar zor üzerinden attıktan sonra sıradaki soruya geçti.

"Üzerinde takılı olan kelebek rozetinin anlamı ne?"

Başka saçma bir soru ile Mely karşısındakinin insan olduğundan şüphelendi. Mavi Bulut Akademisinde olduğu hale rozetinin anlamını bilmiyordu.

"Akademide bir çok grup olduğunu ve bunlarında güç sıralamalarına göre sıralandığını biliyorsun değil mi?"

Ersa bilmediğini belirtircesine kafasını salladı.

Mely iç çekti ve devam etti. Artık bu çocuğun hiçbir şey bilmediğini düşünmeye başlamıştı. Toplumdan kendini soyutlamış biri gibiydi. "Her neyse o zaman anlatıyım. Dediğim gibi akademide öğrencilerin oluşturduğu güç grupları var ve bunların sıralandığı da bir liste. Sıralama tabi ki güce göre oluyor. Benim bulunduğum grubun adı Kelebek Savaşçıları adlı bir grup. Sıralamada ise birinci sırada bulunuyor. "

Mely son cümleyi söylerken gözlerinde bir miktar gurur görülüyordu.

Ersa, anlattıklanları dikkatle dinledi. Geçen sene başını kitaplardan kaldırmadığı için akademi hakkında çok fazla bilgisi yoktu. Şuanda öğrendiği her şey onun için yararlı olacaktı.

Mely anlattıklarını bitirince diğer sorusunu bekledi. "Başka sorun?''

Ersa sakin bir ifade ile yanıtladı. "Başka sorum yok."

Ersa sormayacağını söylesede Mely yine de bir şeyler soracağını düşünerek bir süre bekledi. Soracağı soruların bu kadar olduğuna inanamamıştı ama Ersa bir şey sormadı.

Mely bir süre soru gelmeyince"O halde ben akademiye dönüyorum." dedi.

Ersa ise başıyla onayladı ve Mely'nin giderkenki siluetine bir süre baktı.

Sonra, akademiye doğru yola çıktı. Odasına geldiğinde tahmin ettiği gibi Ray ve Berk odadaydı.

Arkadaşlarına selam verdi ve yatağına geçti. Ray ve Berk dönüp, Ersa'ya tam selam verecekken berbat halde olduğunu gördüler.

Endişeyle ne olduğunu sordular ama Ersa umursamaz bir tavırla önemsiz olduğunu söyleyip, yatağında çapraz bacaklı oturdu ve haplarını tüketti.

Ersa, çalışırken artık gücünü test etmesi ve savaş deneyimi kazanması gerektiğini düşünüyordu.

Nasıl bu sorunu halledeceğine bir süre kafa yorunca aklında bir plan oluşturdu. Hafta içleri eğitim yapacak ve hafta sonu canavar avına çıkacaktı.

Canavar avına çıkmadan önce av için eşyalar satın alması gerekliydi ama yanında fazla para yoktu. Bu dünyadaki para birimleri kahverengi sikke, mavi sikke ve mor sikke olarak ayrılıyordu. En düşük seviye kahverengi sikkeydi. 100 adet kahverengi sikke bir adet mavi sikke ediyordu. 1000 adet mavi sikke ise 1 mor sikke ediyordu. Akademi ona her ay 20 kahverengi sikke veriyordu.

Bu zamana kadar aldığı sikkeleri hiç harcamamıştı. Okula 9 ay boyunca geldiği için 180 kahverengi sikkesi olmuştu ama bu para çok yetersizdi. Para kazanmak için canavarları avlayıp, onların vücudunu satabilirdi. Ayrıca canavarların içindeki enerji çekirdeği en değerli şeydi. Enerji çekirdeği toplayıp, para kazanabilirdi.

Çalışma planını yaptıktan sonra uyudu. Her zamanki saatinde güneş daha yeni yükselişte iken uyanıp, eğitimine devam etti.

Yetiştirme yollarını anlamak için sürekli farklı yollar deniyordu. Bazen nehirde balık tutmaya çalışıyor, bazen ağacı sarsarak düşen yaprakları yakalamaya çalışıyordu ve bazende ateş yakarak ateşin sıcaklığı ile bir şeyler hissetmeye çabalıyordu. Günler eğitim ile geçerken cumartesi günü gelmişti.

Bugün, her zamankinden fazla heyecanlıydı. Ava çıkacaktı. Kendisini hazırladıktan sonra akademide bulunan pazara gitti. Akademide esnafların oluşturduğu bir pazar vardı öğrenciler eşyalarını pazara koyarak belirli bir komisyon karşılığında satabiliyordu ve başka yerlerden gelen eşyalarda bulunuyordu.

Ersa, pazara girince etrafına bir göz attı. Alması gereken şeyleri düşünmeye başladı. Canavar öldürmek için kılıç, mızrak, yay ya da başka bir silah alması lazımdı. Kendi elleri ile oldukça zor olurdu.

Kılıcın kullanımının diğerlerine göre daha rahat ve kendisine uygun olduğunu düşündüğü için silahların bulunduğu bir tezgahın önüne geldi ve kılıçları incelemeye başladı.

1A҃~




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1324

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1126

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 940

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 862

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 747

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 699

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 678

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 618

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 453

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 148

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 123

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 118

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 118

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 95

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17484 Üye Sayısı
  • 466 Seri Sayısı
  • 23555 Bölüm Sayısı


creator
manga tr