Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Yıkım Lordu - Bölüm 2: Ziyafete Doğru (15)


Güneş tam tepeye ulaşmıştı, öğlen saatleriydi. Lucia odasından çıktı ve karargahın yolunu tuttu. Bir an önce Tomriel ile görüşmeliydi. O cehennemden nasıl kurtulduklarını çok merak ediyordu.

 Tomriel, Alfronz'un köşküne bir asker gönderip yarın akşam yapılacak olan ziyafete davet etmişti. Kendisi de ziyafet için hazırlık yapmaktaydı. Tomriel, karargahta kendisine ayrılan özel bir bölmede kalıyordu. Günün neredeyse tamamını karargahta geçirir, önemli bir olay olmadığı zaman pek sık dışarıya çıkmazdı. Tomriel, kısa sarı saçlı, çok uzun olmayan orta boylu bir adamdı. Kişisel bakımına dikkat eder, disiplinli birisiydi. Odası ile uğraşırken kapı çalmaya başladı, Tomriel yavaşça gidip kapıyı açtı. Gelen Lucia'ydı. Lucia:

- Merhaba komutan. İçeri girebilir miyim ?

- Ah, demek sendin Lucia, bende ne zaman geliceksin diye merak ediyordum.

- Ne için geldiğimi söylememe gerek yok o zaman ?

- Evet, evet. Buyur içeri gel.

 Tomriel, Lucia'yı odaya davet eder. Lucia kanepelerden birisine oturur:

- Dün biz savaştayken, o kadar canavarın arasında ve çıkmaz yoldayken nasıl kurtulduk ? Kafam almıyor, artık bunun hakkında düşünmeyi bıraktım cevap bekliyorum.

- Eveet. Şey, nasıl başlasam. Sen bayılmıştın ve canavarların arasında kalmıştık. Tam öleceğimi düşündüğüm sırada Luke ortaya çıktı ve hayatımı kurtardı. Sonra ekibindeki iki kişi ve biz kaçmaya çalıştık-

- Luke'un hayatta olduğunu mu söylüyorsun yani. Bu çok iyi bir haber !

 Tomriel, gözlerini yere dikti:

- Evet, Luke hayattaydı. Yani en azından bir süreliğine.

- Bir süreliğine mi ? Ne demek istiyorsun !

- Bırakta anlatıyım, sözümü kesip durma.

- Oh, tamam.

- Luke hayattaydı, hayatımı kurtardıktan sonra goblinlerin az bulunduğu bir bölgeden kaçmaya çalıştık. Neredeyse başarıyorduk ki yolumuzu ogrenin teki kesti. Ogrenin ortaya çıktığı sırada Luke bizim için yolu açmaya çalışıyordu, aniden çıkan ogreyi farketmekte çok geç kaldı ve orada can verdi, gözlerimin önünde.

 Lucia az önce Tomriel'in sözünü böldüğü için kendini kötü hissetti. Bir elini kızıl saçlarının arasına koydu ve gözlerini başka yöne çevirdi. Tomriel sözlerine devam etti:

- Luke öldükten sonra iyice çaresizliğe düştük, öyleki Libra'yı taşımakta olan Alice'de bu duruma dayanamadı ve bilincini kaybetti. Ben yapayanlız kalmıştım. Artık ümidimi kesip kendimi ölüme bırakmıştım, yapabileceğim bir şey yoktu. Ogre bana doğru ilerledi ve bana son vuruşu yapmak için silahını kaldırdı. Benim ise gözlerim kapalıydı, tam öldüğümü sandığım sırada sert bir ses duydum, hemen gözlerimi açtım. Ogre ortadan kaybolmuştu.

- Ogre ortadan kayıp mı oldu ?! Bu nasıl mümkün olabilir ?

- Bir adam, bir adam gelip ogreyi gebertmişti.

- Bir adam mı dedin ?

- Evet. Sonradan öğrendim, adamın adı Alfronz'muş. Kendisi aşırı güçlüydü. Goblinleri göz açıp kapayıncaya kadar katletti.

- Ne ! Bütün sürüden mi bahsediyorsun !?

- Evet tam olarak öyle. Bütün sürüyü temizledi. Üstelik beni de iyileştirdi, sırtımdan yaralanmıştım.

- O adamı tanımadığından emin misin ? Öyle bir sürüyü temizleyebilecek çok fazla insan yok. Ünlü bir savaşçı olma ihtimali çok yüksek. Belki Kutsal Seviye bir paralı askerdir.

- Hayır. Her ne kadar tanınmış ve ün salmış askerler hakkında bilgi sahibi olsamda, o adamı tanımıyordum. İri yarı bir boyu vardı ve vücudunun neredeyse tamamını kaplayan bir kıyafet giyiyordu. Sadece gözleri görünüyordu. Gözleri kırmızı renkliydi.

- Kırmızı gözler mi ? Vampir olmadığına emin misin ? 

- Evet eminim, sonuçta Güneş, savaş süresince tam tepemizdeydi. Vampir olsa çoktan ölürdü.

- Kırmızı gözleri olan güçlü bir savaşçı demek. Çok ilginç. Sanırım oldukça şanslıymışız komutan.

- Bir şey daha var, Bayan Lucia.

- Nedir ?

- O adam, Alfronz. Kendini bir tanrı olarak tanıttı.

- Ne ! Yok artık !

- Emin değilim ama doğru söylüyor olabilir.

- Saçmalamayın bu imkansız !

- O adamı kendi gözlerinle görmen gerek. Gerçekten hafife alınmayacak bir gücü var.

 Lucia buraya nasıl kurtulduklarına dair gizeme çözüm bulmaya gelmişti. Ancak cevapları aldığında kafası daha da karıştı. Kendini tanrı olarak tanıtan bir adam bütün canavarları öldürüp onları kurtarmıştı demek. İnanması oldukça güçtü. Tomriel:

- Neden yarın ki ziyafete gelmiyorsun ? Bay Alfronz'u da davet ettim. O da mutlaka gelicektir.

- Yarın ki ziyafet mi ? Şehir Lordu'nun şehrin kurtarılması adına verdiği ziyafetten mi bahsediyorsun ?

- Evet, ondan bahsediyorum. Gel ve onunla tanış !

- Tamam geleceğim.


    Ertesi Sabah

William, üst kattaki yatak odalarını düzenliyordu. Alfronz ise mutfağı karıştırmakta idi. Yemek yemek, Alfronz'un çok hoşuna gitmişti ve orada birşeyler bulabileceğini umuyordu ama umutları boşa çıktı. Kiler bomboştu ! Alfronz sinirle mutfağın tahta kapısını kapattı. Ama kendini tutamamıştı, kapı yanındaki duvar ile tuzla buz oldu. Sesi duyan William, hemen alt kata indi:

- Bir sorun mu var efendi-

 William'ın mavi gözleri, kiler kapısının olması gerektiği yerde duran kocaman deliğe takıldı. Alfronz:

- William, sanırım bunu düzeltmen gerek.

- Evet, evet efendim. Tabi.

 Böyle küçük şeyler William için sorun teşkil etmiyordu. Güçlerini kullanarak saniyeler içerisinde yıkıntıyı eski haline getirdi. Alfronz'un ne kadar yıkıcı gücü olduğuna bakarsak, William'ın onun yanında olması iyi birşeydi. Bir nevi yaptıklarını düzeltiyor diyebilirdik. William:

- Efendim, lütfen daha dikkatli olunuz. Gücünüzü kontrol etmelisiniz. Bu gibi durumlar insanların yanında yaşanırsa onları öldürebilirsiniz.

- Haklısın William, dikkatli olmam gerek.

 William, Alfronz'un üzerindeki kıyafetlere baktı:

- Efendim, bu akşamki ziyafete üzerinizdeki kıyafetler ile mi gideceksiniz ?

- Evet, bir sorun mu var ?

- Efendim, sizin gibi yüce birisi sıradan insanların giydiği kıyafetler ile gezinmemeli. Üzerinizde, gücünüzü ve üstünlüğünüzü gösteren kıyafetler olmalı !

- Neyden bahsediyorsun William, üzerimdekilerin nesi varmış ?

- Efendim, o kıyafetler ile ziyafete katılamassınız. Orada ki insanlar soylu ve önemli kişiler olacağından sizi küçük göreceklerdir.

- Öyle mi diyorsun. Sanırım haklı olabilirsin. Peki öyleyse ne giyeceğim, git ve uygun birşeyler bul.

- Hemen getiriyorum, efendim.

 William, hızlıca üst kata çıkıp yatak odasındaki gardrobu açar. Bulduğu birkaç kıyafeti Alfronz'un yanına getirir. Kollarında 20 kadar kıyafet bulunmaktadır.

- Efendim, bunlardan herhangi birini seçebilirsiniz.

 Alfronz William'ın getirdiği tüm bu kıyafetlere baktı. "William, keşke olayları bu kadar abartmasan. Alt tarafı düzgün bir kıyafet getirmeni istemiştim." diye geçirdi içinden. Ancak elinden birşey gelmezdi, kıyafetleri tek tek incelemeye başladı.

- Bunun rengi çok sıkıcı,

  Bu üstümde iyi durmuyor,

  Bunun desenlerini beğenmedim,..

Gibi nedenlerle kıyafetleri tek tek elemeye başlayan Alfronz en sonunda bir tanesinde karar kıldı.

- Tamam William, bunu seçiyorum.

 William elindeki kıyafeti Alfronz'a verdi. Alfronz'un seçtiği kıyafet, kolları kırmızı yakut ve elmas gibi değerli mücevherler ile desenlenmiş, yüksek kalite büyülü canavar derisinden üretilmiş bir soylu kıyafetiydi. Biraz kalın olmasına rağmen rahattı. Pantalon olarak ise iplik haline getirilmiş gümüşten üretilen basit ama lüks duran bir pantalon seçti. William:

- Çok güzel bir seçim efendim, size çok yakışacağına eminim.

- Evet evet her neyse, başka bir sorun yok değil mi William ?

- Hayır efendim, hiçbir sorun yok. 





Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1470

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1207

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1001

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 910

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 806

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 787

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 721

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 637

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 635

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 608

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 608

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 155

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 130

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 16293 Üye Sayısı
    • 735 Seri Sayısı
    • 34475 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr