Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

Yıkım Lordu - Bölüm 2: Dünya'da Yaşamaya Çalışmak 2 (14)


Alfronz'un dünyada geçirdiği 2. günüydü. Köşkte canı sıkıldığı için dışarı çıkmıştı. Etrafı gezmek ve keşfetmek istiyordu. William ise köşkün her bir köşesini temizlemeye çalışıyor, tek bir toz parçası bile görse hemen işe koyuluyordu. Alfronz, dışarıda tek başınaydı bu yüzden.

 Rial Şehri 4 kısımdan oluşmaktaydı. Şehir duvarlarının dışında köylü ve çiftçilerin arazileri bulunuyordu. Sıradan halk, duvarlara yakın taraflarda ev sahibi olabilirdi. Şehrin ortalarına doğru genişçe bir bölge pazar yeri için ayrılmaktaydı. Pazar yerinden ilerledikçe soylu kesimin kaldığı villalar ve köşkler sıralanıyordu. Ayrıca şehir karargahı da soyluların bulunduğu bölgedeydi.

 Alfronz ellerini cebine sokmuş, etrafta ağır ağır yürümekteydi. İstese bütün şehri anında dolaşabilirdi ama o bunun tadını çıkarmak istiyordu. Biraz yürüdükten sonra kendini pazar bölgesinde buldu. İlerledikçe etrafının kalabalıklaştığını farketti. Yürürken bir yandan da pazardaki satıcıların raflarına göz atıyordu. Balıklar, sebzeler, meyveler, tahıl ürünleri, aletler... Bir sürü şey vardı. Tam pazar yerinden ayrılacakken Alfronz'un burnuna güzel bir koku geldi. Alfronz duyduğu bu lezzetli kokuyu derin derin içine çekti. İlk defa böyle bir koku duyuyordu. Asla acıkmamasına rağmen hoşuna gitmişti. Kokunun geldiği yere doğru yöneldi. Biraz sonra farketti ki koku bir lokantadan gelmekteydi. Kapının önüne gelince hiç düşünmeden içeriye girdi. Etrafını incelemeye başladı. 2'si dışarıda 3'ü içeride olmak üzere 5 adet masa bulunuyordu. Çok büyük bir mekan değildi ama şirindi. 

 Alfronz'un içeri girdiğini gören bayan bir garson yanına geldi:

- Hoş geldiniz efendim. Buyrun böyle geçin.

 Alfronz garsonun dediğini yaptı ve masaya oturdu. Garson Alfronz'a menüyü uzatarak:

- Ne alırdınız efendim ?

 Alfronz menüyü eline alıp incelemeye başladı. Yazıları okuyabiliyordu ama yemeklerin tam olarak ne olduğunu bilmiyordu.

- İçeriden güzel bir koku alıyorum.

Dedi Alfronz. Garson:

- Çok iyi bir koku algınız var efendim. Lokantamızın meşhur yemeği "Rial'o Moqueca" hazırlıyoruz. İsterseniz hazır olduğunda ondan getireyim. (moqueca: Balık ya da karides ve sebzeler ile hazırlanan bir çeşit yahni. Genelde Brezilya'da meşhurdur)

 Alfronz başıyla onay verdi. Garson gülümseyip mutfağa girdi. Lokantada Alfronz'dan başka bir kaç müşteri daha vardı. Alfronz ellerini masaya koymuş bekliyordu. Bir süre sonra yemeğin hazır olmasıyla garson elinde tepsi ile Alfronz'un olduğu masaya gelip servis yaptı. Alfronz daha önce yemek yememişti haliyle ne yapacağını da bilmiyordu. Masada oturan diğer insanlara baktı ve onları taklit etmeye çalıştı. Eliyle yavaşça kaşığı kavradı ve kaşığı usulca yemeğin içine daldırdı. Zorlanarak da olsa bir kaşık almayı başardı.

 İlk kaşığı aldıktan sonra Alfronz'un gözleri birden faltaşı gibi açıldı. Hayatında bu kadar güzel bir şey yaşamamıştı ! Yediği ilk yemekti bu. 200'ü aşkın yıldır hiç bir şey yememişti. Bu hissi ilk defa yaşamaktaydı ve bunu çok sevmişti. Hızlıca yiyip önündeki tabağı boşalttı.

 Tabağın boşaldığını gören garson, Alfronz'un yanına geldi. Masayı toplamaya başladı. O sırada Alfronz bir tane daha istedi. Garson bir tane daha getirdi. Alfronz tekrar hızlıca yedi ve tabağı yıkamışçasına temizledi. Ondan sonra bir tane daha bir tane daha... Bu şekilde 12 porsiyon yahniyi miğdesine indirmişti. Hala yemek istiyordu ama bu kadarının yeteceğini düşündüğü için bundan vazgeçti. Yerinden kalktı ve kapıya yöneleceği sırada garson onu durdurdu ve eline bir kağıt parçası tutuşturdu:

- Efendim ! Hesabınız !

 Alfronz elindeki kağıda baktı."12 porsiyon Rial'o Moqueca, 284 gümüş." yazıyordu kısaca. Alfronz ödeme yapması gerektiğini bilmiyordu üstelik hiç parası da yoktu. Garson ise ondan şüphelenmeye başlamıştı artık. Alfronz uzun zaman sonra ilk defa gerildiğini hisseti. Ne yapmalıydı ! Ne yapmalıydı ! Ne yapması gerektiğini bilmiyordu ! Öylece olduğu yerde direk gibi dikilip kalmıştı. Alfronz:

-Ş-Şey, aaa, o konuda-

 Tam bu sırada William içeriye girdi.

- Efendim ! Demek burdaydınız. Sonunda sizi bulabildim.

 Alfronz William'ın gelmesini fırsat bilerek, eliyle onu gösterdi:

- Evet hesabı bu adam ödeyecek ! Ben de onun gelmesini bekliyordum.

 William:

- Beni mi bekliyordunuz efe-

-Şşş ! Yok birşey geldin işte.

 William durumu anlamakta gecikmedi ve köşkten bulduğu para ile hesabı ödedi.

- Efendim, eğer insanlardan birşeyler aldıysanız, bunun karşılığını ödemeniz gerekiyor. Ama onlar sizi tanımıyorlar. Onlar için siz sıradan bir insandan farklı değilsiniz ! Bu affedilemez ! Nasıl olurda böyle birşeye!

- Sorun yok William. Sakin ol. Bir yolunu buluruz merak etme.

- Elbette efendim. Hata ettim, affedin.

- Beni aradığını söylemiştin değil mi ? niye yanıma bir portal açmadın ?

- İnsanları korkutmak istemedim ve bu boyutta iken portal kullanmak kötü bir fikir olabilir. İşleri daha da batırmak istemiyorum.

- Tamam anladım. Peki bana ne söyleyecektin ?

- Şey, efendim. Dün hayatını kurtardığınız komutan. Bizi şehir lordunun kalesinde yapılacak bir ziyafete davet etti. Katılmamızın çok önemli olduğunu söyledi. Bizi onur konukları olarak ağırlayacaklarmış.

 William, ceketinin cebinden mühürlü bir belge çıkarıp Alfronz'a verdi:

- Efendim bu belge kaleye giriş izni. Yarın akşam bununla beraber kaleye gitmemizi istiyor. Sizce ne yapalım ?

- Ne mi yapalım ? Tabi ki gideceğiz. Üstelik 5 parasızız değil mi belki birşeyler ayarlayabilir.

- Köşkte yaklaşık 800 gümüş buldum efendim. Ancak paraya o kadar ihtiyacımız var mı ki ? Beni dert etmeyin, ben kendimi besleyebilecek birşeyler bulurum. Sizin de zaten ihtiyacınız yok.

 William, ölümsüz olmasına rağmen yemek yeme ve uyuma gibi basit ama önemli ihtiyaçlarını normal insanlardan çok daha az da olsa karşılaması gerekiyordu. Acıktığında ya da uyumadığında öleceğinden değil ama acıktığında Alfronz'un aksine o bunu hissediyordu. Yani hala duyuları vardı.

- Neden öyle dedin ? Ben yemek yiyemez miyim ? 

- Ah, şey. Öyle demek istemedim efendim, sizin yemek yiyip yiyemeyeceğinizi sorgulamak ne haddime !

- Öyleyse para bulacağız William.

- Peki efendim.





Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1468

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1205

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 998

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 909

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 806

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 787

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 721

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 637

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 634

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 606

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 606

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 155

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 130

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 16222 Üye Sayısı
    • 733 Seri Sayısı
    • 34352 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr