Üç kuruşluk eşeğin beş paralık sıpası olur. #Atasözü

Yeşil Karga - Bölüm 189 Kardeş


Bölüm 189

Riraru nazikçe dürtüldüğünü hissediyordu ama gözlerini açmak zor geldiği için uyumaya devam ediyordu. Sağ tarafına doğru döndü. Kazeru dürtmeye devam ettikten birkaç saniye sonra Riraru hafifçe gözlerine araladı.

'Ahh Kaos biraz daha uyumama izin ver' dedikten sonra gözlerini kapadı.

'Kaos? İsim mi? Yoksa kaos anlamında kaos mu?' diye aklından geçirdi Kazeru ve dürtmeye devam edip seslendi.

'Hadi uyanma vakti'

Riraru tek gözünü açabilip doğruldu ve arkasında onu dürten kişiye dönerken cevap verdi.

'Ahh Kaos sana söyle---'

Riraru Kazeru'yu gördüğünde kendine geldi ve cümlesini bitirmeden mırıldandı.

'Sadece bir rüya'

Küçük gözlerini ovalayıp iyice kendine geldikten sonra neler olduğunu anladı. Morla konuştuktan sonra gökyüzünü izlerken uyuya kalmıştı. Küçük ellerine baktıktan sonra Kazeru'ya döndü.

'Söyle bana kulum benim hakkımda ne hissediyorsun yani ben senin için neyim?'

Kazeru şaşırdı sonuçta her gün duyduğu bir soru değil. Şaşkınca Riraru'ya bakarken Riraru'nun hiç olmadığı kadar ciddi olduğunu fark ettiği an ciddi bir şekilde cevabı düşünmeye başladı.

'Hmmmmmmmm açıkçası duygularımı nasıl kelimeye dökeceğimden emin değilim. Arkadaşım değilsin, ortağım diyebilirim ama bu duygularımı karşılamaz. Hmmmm evet buldum. Kesinlikle senin hakkında ne düşündüğümü belirtecek şey oldukça ortada sana karşı hissettiğim duyguların aynını kaybettiğim küçük kız kardeşime karşı hissediyordum. Sen benim için 2.bir küçük kız kardeşsin.'

Riraru ifadesini değiştirmeden cevap verdi.

'Küçük? Senden çok çok çok daha büyüğüm benim küçük kulum ama ne demek istediğini çok iyi anladım.'

Kazeru oturduğu yerden kalkıp doğruldu.

'Anlamana sevindim.'

Kazeru küçük bir çocuk gibi gülümsedi. Riraru küçük kanatlarını çırpıp Kazeru'nun kafasına otururken sessizce mırıldandı.

'Belki de düşündüğüm kadar yozlaşmamışımdır he'

Riraru kardeş kelimesini duyduğunda içinde ne olduğunu bilmediği ama bir süredir yanmakta olan alev daha da güçlenmişti. Bu alev bir süredir içinde yanıyordu ama hiç bu kadar büyümemişti. Bu alev içinde ki karanlığı aydınlatan saf bir alevdi. İçinde ki o sonsuzluğa uzanmasına ramak kalmış karanlığı aydınlatan bu alev belki de Riraru'nun taktığı maskeden kaynaklıydı. Eski kimliğinden bir anıydı ya da gerçekten oradaydı ve maske olmadan da orada olmaya devam edecekti.

'Aaaa aptal Yuu'

'Neden durup dururken hakaret yediğimi söyler misin?'

'Canım öyle istedi.'

Riraru cevabından sonra içten bir şekilde gülümsedi.

'Yuu ne olursa olsun, ne kadar kötü bir durumda olursan ol elimden gelen her şeyle seni koruyup kollayacağım. Bir tanrıça gibi. Bir kardeş gibi ve'

Cümlesine devam etmeden önce derin bir nefes alıp taklit yapmayı bırakıp öyle devam etti.

'bir peri gibi'

Kazeru mutlu bir şekilde gülümsedi.

'O zaman korkmam gereken hiç kimse yok'

'Hmmm yaşlı adamlara karşı dikkat et ve korkman gereken birini arıyorsan tam kafanda oturuyor.'

Dedikten sonra sinsi bir şekilde güldü. 'Hi hihihi'

Kazeru sevimli bir kahkaha attı ve adanın kenar kısımlarından birine kadar yürüdüler. Süzülen adadan aşağı bakıyorlardı. Net görebildikleri şeyler bulutlar ve bazı kulelerdi.

'Diğerlerini bulmalıyız ama bu bariyer yüzünden hiçbirini bulamıyorum bir fikrin var mı?'

'Aynı durumdayım benim için bile oldukça sıkıntı çıkartıyor şu bariyer ve yok etmek için fazla büyük. Kaynağını bulmadığımız sürece durdurabileceğimizi sanmıyorum. O bir yana nasıl hissediyorsun?'

'Çok iyiyim. Tamamen kondisyonumu geri kazandım ve büyü depom dolu.'

Bu sırada Kazeru'nun aklına bir güzel bir fikir geldiği için adanın içine doğru geri döndüler. Ağaçların arasından ilerlerken sonunda savaş yüzünden boş kurak bir yere dönmüş kısmına vardılar. Kazeru etrafta bir şey aramaya başladı ve aradığı şeyi bulması uzun sürmedi. Yere eğilip yerde duran siyah avcı kılıçlarından sağlam olanı aldı. Diğer ikisi parçalanmıştı. Daha sonra avcı cesetlerinin üzerinden kılıç için bir kın aldı. Kılıcı kına koyduktan sonra belinde ki kemere diğer kılıcının yanına kılıcı yerleştirdi. Riraru Kazeru'nun saçlarından sarkarak ne yaptığına baktı.

'Neden diğer kılıcın yanına koydun ki?'

'Böylesi benim için daha rahat olacak.'

'Peki o zaman şimdi ne yapıyoruz?'

'Aslında bir planım var ama şansa ihtiyacımız var hem de bolca şansa.'

Riraru ayağa kalkıp ellerini beline attı ve cevap verdi.

'Ha hA HA Senin yanında ben varım yani istediğin kadar şans senin A-B-İ'

Kazeru şaşırıp nedense utanmıştı.

'Öyle seslenmene gerek yok nedense tuhaf hissetim.'

'Hahahah nasıl istersen Abi'

Kazeru iç çekti. Bir süre önce neredeyse tamamen delirdiği dönemde ona gözüken Merry aklına gelmişti.

'Sanırım kendim kaşındım neyse gidelim.'

Kazeru'nun yeşil büyüsü görkemli bir şekilde ortaya ve bir çift kanat şeklini aldılar. Kazeru'nun sırtından çıkan bu kanatlar alev alev yanan birer anka kanadıydı. Kazeru adadan atlayıp dalışa geçti ve kanatlarını yavaşça açıp yeryüzüne doğru uçmaya başladı. İlk başta Felina'yı gidip almayı düşündü ama onu daha fazla tehlikeye atmak istemediği için vazgeçip Arnus'a doğru yola çıktı. Orada bir şeyler olduğunu Alya'dan duydu ama gidip görmeliydi. Ayrıca Melia'lar en son oradaydı diye aklından geçirdikten sonra hızını arttırdı. Kazeru'yu saran büyü aurası dışarından bakıldığında ki görüntü bir anka kuşuyla aynı alev alev yanan bir anka kuşu. Arnus'a doğru tüm hızıyla uçuyordu daha önce yapmadığı bir büyü olduğu için arada yalpalasa da büyük bir sorun yoktu. Ayrıca düşündüğünün aksine oldukça az büyü gücü harcıyordu. Muhtemelen bunun nedeni büyü kontrolü üzerinde oldukça ustalaşmış olmasıydı. Bu sırada Riraru ise Kazeru'nun saçlarına tutunup ileri geri sallanıyordu.

'Hahahah daha hızlı abi daha hızlııııııı vuvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvvv'

Yüksek bir hızda ilerlerken hemen yanlarından büyük bir ejderha adaya doğru yükseliyordu. Kazeru bu ejderhaya tanıyordu. Durup bağırdı.

'Revika sen misin?'

Dev ejderha yavaşça durup sesin geldiği yöne döndü. Hemen ardından ejderhanın kafasını hızlıca çıkan Melia sesin geldiği yöne baktı.

'Yuuuuuuuuuuu'

Kazeru gülümsedi.

'Sakin ol düşeceksin'

Hemen Melia'nın arkasından Reiko kafasını uzattı.

'İyi misin?'

'Evet merak etme.'

Bu sırada ikisinin kafasını bastırarak Vinilia kendini öne çıkardı.

'Hey genç adam uzun zaman oldu.'

'Ah Vanilya evet uzun zaman oldu.'

Vinilia sinirli bir şekilde cevap verdi.

'Vi-ni-li-a'

'haha üzgünüm Vinilia'

Kısa bir konuşmanın ardından anlaşıp yer yüzüne indiler. Melia ve Reiko ejderhadan iner inmez koşup Kazeru'ya sarıldılar.

'Hey hey sakin olun iyiyim ben'

Bu sırada Kazeru'nun dikkatini Melia'nın gir cadı şapkası çekti. Bu onun şapkası değildi. Onlar sarılmaya devam ederken Kazeru konuşmaya devam etti.

'Çok fazla sorum var sizin de öyle olmalı bir yere oturup konuşmalıyız.'

Bir kamp ateşi yakıp etrafına oturdular. Melia ve Reiko Kazeru'nun hemen yanına oturmuşlardı.

'Öncelikle ben başlamalıyım. Melia şapkana ne oldu?'

Melia soruyu duyunca yumruklarını sıktı ve sinirli bir şekilde cevap verdi.

'Arnus'u yok eden büyücü Kızın cadı olduğunu söyledi ve onunla savaştım ama ezici bir şekilde kaybettim ve o da şapkamı yaktı. Özeti bu ve Yuu cadı yeşil kargayı aradığını söyledi.'

Kazeru bunun üzerine bir an bile düşünmeden cevap verdi.

'Kim aramıyor ki? Bu bir yana daha önemli bir konu var. Felina'yla ilgili'

Melia oturduğu yerden fırladı ve endişeyle cevap verdi.

'Felina iyi öyle değil mi?'

Kazeru iç çekti.

'En azından hayatta. Öncelikle otur her şeyi anlatacağım.'

Tüm bu konuşmalar esnasında Reiko Kazeru'nun olduğundan çok daha fazla olgunlaştığını ses tonundan bile anlayabiliyordu. Aradan çok fazla zaman geçmemesine rağmen sanki yıllar geçmiş gibiydi. Kazeru ağzından dökülmeye başlayan her kelime Melia için bir yakıt görevi görüyordu. İçinde tutmaya çalıştığı alevi giderek vücudundan dışarı akmaya başlamıştı. Duyduğu her kelimeyle daha güçlenen bir alev ve kısa bir süre sonra tamamen saf öfkeyle alev moduna girmişti. Saçları alev alev yanıyordu. Gözleri öfkenin kızılıyla parlıyordu. Aynı an da arkadaşı için duyduğu üzüntüden dolayı akan yaşları daha düşemeden buharlaşıyordu. Felina'ya olanlar dışında ki hiçbir şeyden bahsetmemişti Kazeru. Kendi yaşadıkları hakkında hiçbir şey söylemedi. Reiko akan göz yaşlarını silip gökyüzüne baktı. Vinilia ise sakince olan biteni dinliyordu. Kazeru sözlerini bitirdikten sonra 'hepsi bu ka--' dediği sırada Melia Kazeru'nun kolunu sıkıca tuttu.

'Yuu beni aptal yerine koymaya kalkma'

Melia'nın sesi sert ve hüzünlüydü.

'Düzgünce her şeyi anlat. Kılıcının içinde artık bir şey olmadığı söylemek zor değil. Ayrıca' sözüne devam etmeden önce iki eliyle Kazeru'nun yanaklarından tuttu.

'Sende seni derin etkileyecek bir şeyler yaşadın öyle değil mi?'

Kazeru ona endişeyle bakan bir çift sevimli göze daha fazla direnemedi ve olan biteni neredeyse tamamen anlattı. İki şey hariç Aiko'dan duyduğu geçmişi ve Aiko'dan bahsetmedi. Aiko ile uzun süredir konuşma fırsatı oluyordu ama Aiko rica ettiği için bundan Melia'ya hiç bahsetmedi. Konuşma bittikten sonra Melia ve Reiko ne diyeceklerini bilemediler. Çok kısa süre içinde birçok şey atlamıştı Kazeru ve bunların bazıları kesinlikle onu etkilemişti ama ne diyebilirlerdi ki? Vinilia oturduğu yerden kalkıp Kazeru'ya yaklaştı. Kazeru ve diğerleri gözlerini Vinilia'ya çevirdi. Vinilia elini Kazeru'nun başına koydu ve sevmeye başladı.

'Elinden gelenin en iyisini yaptığına eminim. Vel için üzgünüm Berlin içinde ama şunu aklından çıkarma bütün Meravir hayatını sana borçlu. Ayrıca her şeyi kendi başına sırtlamaya çalışma yalnız değilsin Kazeru Yuuma sana yardım etmek isteyecek bir sürü kişi var öyle değil mi?'

Kazeru'nun gözleri parladı ve gülümsedi. Hafif başını eğip cevap verdi.

'Teşekkürler sende tıpkı Berlin gibisin. Böyle sözleri duymaya ihtiyacım olduğunun farkında bile değildim bir kez daha teşekkürler Vanilya'

Dedikten sonra kafasını kaldırıp küçük bir çocuk gibi sevimlice sırıttı.

'AHH VİNİLİA DEDİM SANA' Dedikten sonra Vinilia gülmeye başladı ve diğerleri de ona eşlik etti. Bir anlığına hepsi yaşanan kötü şeyleri unutup rahatça gülmüşlerdi ama acımasız gerçekler hiçbir yere gitmiyordu ama güçleri bu sıcak anın oluşmasını engellemeye yetmemişti. Bu gülüşmeler esnasında karanlığın içinden gelen adım sesleri hepsinin dikkatini çekmeye yetmişti. Kazeru'nun yumuşamış suratı anında eski ciddi haline döndü ve parlayan yeşil gözlerini sesin geldiği yere dikti ve karanlıktan bir ses geldi.

'Düşündüğümüzden daha kalabalıksınız'

4 kişi artık iyice yaklaşıp görünür olmuşlardı. 2 kadın 2 erkektiler. Kadınlardan birinin bir erkek gibi saçları vardı ama vücudu oldukça kadınsıydı. Diğeri ise tam tersiydi saçları ve suratı oldukça kadınsıyken vücudu erkeksiydi. Diğer iki erkek ise oldukça normal gözüken tiplerdi ama duruşlarından bile belli olduğu şekilde hiçbiri güçsüz değildi. Kazeru hariç herkes tetikteydi ki Kazeru sakince ileri çıktı ve konuşmaya başladı.

'Sanırım bizi arıyordunuz ama nasıl bulabildiniz?'

Erkeklerden biri gülüp cevap verdi.

'Bunun için birden çok yol var ama bu yolların neredeyse hiçbiri Meravir'de yok.'

Kazeru yavaşça kendi kılıcını çekip cevap verdi.

'Anlıyorum. Peki dostça bir amaçla burada olmadığını anlamak zor değil ne istiyorsunuz?'

Dördü de aynı an da cevap verdi.

'Bunu bilmene gerek yok. Sadece tanrınıza dua etmeye başlayın.'

Kazeru gülümsedi ve dördünü de süzdükten sonra cevap verdi.

'Dualarınızı duyamıyorum.'

Hepsi cevabın şaşkınlığı ile saldırmak için harekete geçeceği sırada tiz bir ses duyuldu ve erkeklerden birinin kafası yere düşüyordu hemen bunun arkasında yıldırımlar saçan Kazeru duruyordu. Diğerleri saldırmak için hamle yaparken kadınlardan erkek gibi saçları olan yediği alev topuyla metrelerce savruldu ve darbeden dolayı parçalan göğsü yüzünden öldü ve ölüsü yanıyordu. Diğer kadın yani kaslı olan kafasını delip geçen bir ışık ışını büyüsüyle yere düştü. Sona kalan erkek ise Yami no Cage içinde çığlıklar atarak can verdi. Kazeru yıldırım modundan çıkıp cesetlere bakarak mırıldandı.

'Sanırım aşırı özgüvenin vücut bulmuş halisiniz. Hem siz hem de sizin ülkenizdekiler.'

Bu sırada Vinilia cesetlerin yanına geldi ve üzerlerini karıştırmaya başladı.

'Hmmmmm'

Birkaç tane daha önce görmediği eşya buldu ve bir tane de pusula. Pusulayı alıp açtı okun gösterdiği tarafın manasını birkaç saniye içinde çözdü ve mırıldandı.

'Demek bu şekilde buluyorsunuz'

Heyecanlı bir şekilde ayağı kalktı ve pusulayı kaldırıp diğerlerine gösterdi.

'Aradığımız cevap bu geriye sadece nasıl çalıştığını çözmek kalıyor'...


Devam Edecek




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1458

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1199

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 987

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 906

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 801

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 779

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 718

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 638

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 633

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 596

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 596

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 151

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 129

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 15131 Üye Sayısı
    • 716 Seri Sayısı
    • 33282 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr