"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

Yeşil Karga - Bölüm 169 Savaş Çılığı


Bölüm 169


Parça 1 Kazeru

'Ölmek üzere olan birine benziyorsun'

'Komik değil'

'Hahahaha yakın da olduğum için şanslısın ve sadece bu da değil benim bu yakınlarda görev yapıyor olmam. Üstüne üstlük bana görevi veren cadı kılıklı kadının bir kırmızı iksir vermesi. Gerçekten şanslısın.'

Kaybedeceğimi erken fark etmem sayesinde tek şansım olan Alya'ya bana turnuva sırasında verdiği büyülü taşla haber verdim ve beni illüzyonla kurtarmayı başardı. Ona görev veren de hiç şüphesiz Aiko, lanet morun ne düşündüğünü anlayamıyorum. Anlaşılan tüm bu olanlar onun planıydı.

'Düşüneceğine iç şunu.'

İksiri içtiğim an vücudumda ki yaralar hızlıca iyileşiyor ama kolum geri gelmiyor. Büyüm de biraz yenilendi ama tamamen değil. Yavaşça ayağa kalktım ve geç de olsa Meravir'in her köşesinden yükselen büyüleri hissedebildim.

'Savaş başladı bay kahraman bunun için düşünmene gerek yok ve ben evden çok uzağım bu yüzden seninle takılacağım.'

'Bu ışınlanmamı engelleyen gri bariyer hakkında bir şey yapabilir misin?'

'Beni aşıyor tüm Meravir'i kaplayan bu bariyer oldukça sinir bozucu.'

Bu his de neydi sadece bir anlıktı ama sanki büyük bir şey oldu. Alya oldukça ciddi bir şekilde gökyüzüne bakıyor.

'Kazeru az önce binlerce insan bir saniye bile sürmeden öldü.'

Ne? Nasıl?

'Nerede?'

'Arnus'

Melia'lar oradaydı oraya gitmeliyim ama hayır hayır kötü düşünme iyi olduklarına eminim mor onun başına bir şey gelmesine izin vermez. Şimdilik Felina'ya yardım etmeliyim ama önce kılıcımı almalıyım.

'Gidelim Alya'

Yaklaşık 20 dakika içinde kılıcımın olduğu yere vardık ama Ay ortalıkta yok muhtemelen Felina'nın yanına gitti. Acele etmeliyim içimde kötü bir his var. Kılıcımı elimi sürdüğüm an etrafım o lanet ruhlarla sarıldı hepsi kötü bir şekilde bana bakıyor hahha.

'KAYBOLUN'

Sözlerimden sonra hepsi kayboldu ve hemen yanımda Merry belirdi. Bu sırada onu görmezden gelip kılıcıma seslendim.

''İyi misin?''

Cevap yok ama buna ayıracak zamanım da yok. Bana tuhaf tuhaf bakan Alya'ya seslendim.

'Gidelim'

Kafasını salladı ve arkamdan gelirken konuşmaya başladı.

'Sen iyi misin?'

'Evet.'

'Pek iyiye benzemiyorsun ama sanırım bunun nedeni az önce ölümden dönmen olmalı neyse nereye gidiyorsak gidelim.'

Birçok kez ölümden döndüm elbette ölmek istemiyorum ama bu ölümden korktuğum için değil sadece yapmam gerekenleri yapamadığım için. Ayrıca şu an beni korkutan tek şey herkesten ayrı olmam. APTAL mor yüzünden bütün bunlar oluyor ona güvenmekle hata yapmış olabileceğimi düşünüyorum ama benim ölmeme izin vermedi. Aklında bir şeyler olmalı şimdilik ona uyacağım sanırım.

Yarım saatlik bir koşuşturmanın ardından Felina'ların şehrine yaklaştık. Şanslıyız ki hava durgundu. Şu dağı çıktığım an şehri göreceğim sadece biraz daha.

'AAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA'

Bu ses?

Daha ne olduğunu anlayamadan bir yanımda yere çakıldı ve onun kanı üzerime sıçradı. Başımı çevirip baktığım da şekli şemaili zar zor belli olan bir bedendi. Şaşkınlığımı atıp yanına yaklaştım.

'Ne oldu?'

Sesimi duyup acı dolu bir sesle konuştu.

'Ya-r--dı--m ......'

Sözlerini bitiremeden öldü.

'Alya ben hızlanıyorum ama az çok neler döndüğünü anlamışsındır ister buna karış ister karışma senin seçimin ben gidiyorum.'

Ondan bir cevap beklemeden hızımı olabildiğince arttırdım ve sonunda görkemli şehir karşımdaydı ama sadece şehirden geriye kalan yıkıntılar. Aşağı doğru koşarken bir yandan da şehri süzüyordum. Yarı-insanlar yarı-insanlarla savaşıyordu. Açıkçası kim düşman kim değil bilmiyorum ama çok fazla kişinin öldüğünü görebiliyorum.

Daha da önemlisi Felina nerede?

Savaş meydanına ilk adımımı attığım da üzerime birinin atladığını fark ettim. İnsana benziyordu ama insan olmadığına eminim. Çevik bir hareketle kenara çekilip kılıcımı çektiğim gibi sol kolunu kopardım acıyla bağırdı ama ona hiçbir fırsat vermeden kafasını bedeninden ayırdım. Bu sırada arkamdan bana yaklaşan iki kişiyi hissedebiliyorum ve büyünün de yardımıyla yeterince yukarı zıpladım. Başlarını kaldırıp bana baktıkları için topraktan yükselen sivri uçlu sütunlar onları kolaylık delip geçti. Yere inip ölülerine baktım evet bunları daha önce gördüm. Bu şeyler daha önce Junko'yla beraberken karşılaştığım garip yaratıklar ama hatırladığım kadarıyla ölmüyorlardı. Buna rağmen bunlar hemencecik öldü. Belki de liderleri yakında olmadığı içindir. Neyse. Onlarla ilgilenmeyi bırakıp savaş alanının ortasına daldım az önce öldürdüğüm garip yaratıklardan çok fazla vardı ve onlarla beraber bir sürü yarı-insan da vardı.

Savaş alanının içinde biraz ilerledikten sonra bir yarı-insan önümü kesti onunda diğer gördüğüm bütün yarı-insanlar gibi gözleri kıpkırmızıydı. Bu iyiye işaret değil dikkatli olmalıyım. Vahşice üzerime atıldı. Kılıcımı onu kesmek için savurdum ama sol eliyle kılıcımı sıkıca tuttu ve sağ elini bana savurdu. Refleks olarak sağ kolumu kaldırmaya çalıştım ama artık olmadığı için güçlü bir yumruğu suratıma yedikten sonra geri savruldum. Aklımdan çıkarmamalıyım artık tek bir kolum var. Kılıcımı bırakmak zorunda kalmıştım. Yerden kalktığım sırada aptal yarı-insan kılıcımı kabzasından tuttu ve bir saniye bile geçmeden ürkek bir ifadeyle kılıcımı bana doğru fırlattı.

Kılıcımı havada yakaladım ve gülümsedim.

'Gerçekten korkunç öyle değil mi?'

Sözlerim onu öfkelendirmiş olacak ki daha vahşi bir şekilde üzerime atıldı. İleri doğru sert bir adım atmamla yerden yükselen sivri sütunlar onu delmek için ilerliyordu bunu erken fark edip sıyrıldı ve üzerime atladı. Kılıcımda iyi miktar da büyü toplayıp üzerime doğru yaklaşan yarı-insana savurdum. Büyüsel dalga onu hava da ortadan ikiye ayırdı bunun sonuncunda kısa süreli bir kan yağmuruna maruz kaldım ve sonuç olarak üstüm başım kan oldu. Kan yüzünden gözlerime düşen saçlarımı kılıcımı yere saplayıp sol elimle geri attım.

Kılıcımı alıp ilerlemeye devam ettim.

İlk kez bir savaş alanında olsam da garip bir şekilde rahat hissediyorum ve bir kolum olmasa da hareketlerim hala akıcı. Yine de tedbiri elden bırakamam bu şehri neyin böyle bir yıkıma sürüklediğini bilmiyorum. Bütün binalar neredeyse tamamen tuzla buz olmuş. Muhtemelen bir ejderha ama ortalıkta bu var sayımımı destekleyecek net bir kanıt yok. Belki bir büyücü ama hiç büyü gücü hissetmiyorum. Ben farkına varamadan bir şey ayağımdan yakaladı kılıcımı ona doğru savurdum ve kafasını kopardım. O ölümsüz olması gereken şeylerden biriydi. Gerçekten böyle bir yer de bulunmak istemiyorum ama başka şansım yok. Bir şeyin bakışlarının üzerime yoğunlaştırdığını bu kaos içinde bile hissedebiliyorum. Yaklaşıyor.

'Tanıdık bir yüz sen şu ormanda kafasını ezdiğim insansın'

Sesi tanıyorum hem nasıl unutabilirim ki? Junko'yla beraberken karşılaştığım ölümsüz.

'Haha neden cevap vermiyorsun? Korktun mu? Gerçi seni böyle bir yerde görmeyi asla düşünemezdim.'

Midemden yukarı doğru bir sıcaklık yükselmeye başladı. İçimi yakan bir sıcaklık nefret ve öfkeden oluşan bir sıcaklık. Derin bir nefes alıp kılıcımı kaldırdım ve şimdi intikam zamanı. Olduğum yerden bir yıldırım edasıyla rakibimin üzerine atıldım. Tepki verip kaçınmaya çalıştığı sırada hamlemi durdurup ona doğru yöneldim ve ayaklarıyla bedenini birbirinden tek bir hamle ile ayırdım.

Yere düştü.

'Giahahah Unuttun mu? İnsan. böyle şeyleri ban--'

Koca ağızını kapamak için ayağımla suratına bastım. Aynı an da ellerini kullanmaması için toprakla onları kapladım.

'Şimdi düşününce senin gibi bir aptala kaybettiğim için utanmalıyım.'

Olivya'dan öğrendiğime göre yok olana kadar onu yakabilirim ama bu biraz zaman alır daha hızlı bir çözüme ihtiyacım var. Hmmm buldum. Buz formuna geçtim. Gözlerim ve büyüm masmaviydi buna eminim. Tek bir hamle de vücudunu dondurdum ve sonra toprakla sarıp küçük parçalara ayırdım. Evet tahmin ettiğim gibi bu iş gördü. Şimdi Felina'yı bulmalıyım. Ben ilerlemeye hazırlanırken savaş alanın ortasına bir meteor edasıyla bir şey düştü. Hızlanıp oraya yöneldim. Yarı-insanların arasından sıyrılıp düşen şeyin yanına vardım. Yer kanla kaplanmıştı. Kanı gördüğüm de kalbim daha da hızlı atmaya başladı ve sanki görünmez bir el kalbimi sıkıyor gibi hissediyorum.

Gözlerimi hafifçe hareket ettirdim ve düşün ''şeye'' iyice baktım.

'Felina'

Adımlarım güçsüzleşti.

Ama ilerledim.

Yarı ejderha formundaydı ama bir şeyler yanlış. Neden tek kanadı var?

'Felina!!'

İyice yaklaşıp, dizlerimin üstüne çöktüm çünkü hiç gücüm kalmadı.

Tek elimi kanla kaplı yüzünde ki kanı temizlemek için kullandım.

Vücudun da çok fazla darbe izi vardı ama en kötüsü karnında ki derin yaraydı.

Beynim karıncalanmaya başladı.

Sakin olmalıyım hala nefes alıyor.

Büyümle altında ki toprağı yumuşattım ve daha rahat bir hale getirdim elimle kafasını yavaşça hareket ettirip yan çevirdim. Uzun saçlarının büyük bir çoğunluğu yanmıştı. Vücudunun her yerinde de yanık izleri vardı ve ejderha pulları olan kısımlarda ki pullar çatlamıştı. İyileştirme büyüsü yapmayı deniyorum ama bu konu da çok kötüyüm yine de kanamalarının büyük bir çoğunluğunu durdurmayı başardım.

Ve yakınımıza biri çok sert bir iniş yaptı.

Gözleriyle beni süzüyordu bu kişi.

İnsan şeklinde ve insan boyutların da bir ejderha bana bakıyordu.

'HAHAHAHAHAHAHAHAHAHAHA'

Deli gibi bir kahkaha attım.

Evet sonunda sonunda sonunda sonunda so-nun-da.

İçimde bu patlamaya hazır duyguyu kusabileceğim biri.


Parça 2 Alya

Savaş alanında gizlenerek bizim tarafımız da olanları tespit edip onlara arka plandan yardım etmeye devam ediyorum ama bu iş çok yorucu. Neyse ki Kazeru'nun verdiği pelerin işimi kolaylaştırıyor. Arka plandan gizlice hareketlerime devam ederken bir ses duydum bir şey yere çakıldı. Oraya doğru yaklaştığım sırada bir şey yere sert bir iniş yaptı. O şey bir ejderha hem de insan boyutunda ve insan şeklinde. Kazeru'da orada ona yardım etmel----

Bütün vücudum ani bir korkuyla irkildi.

Sadece ben değildim etrafımda ki herkes donup kaldı.

Etrafımızda ki hava iyice ağırlaştı ve nefes almak bile inanılmaz zorlaştı.

Korkuyla titreyen ellerime baktım ve sonra kafamı kaldırıp bana ve herkese bu korkuyu veren kişiye.

Delicesine bir savaş çığlığı patlattı.

'aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaÖaaÖaaaaaLaaaaaAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaÖÖÖÖÖÖaaaaLaaaaaAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaÖaaaaÖaaaaLaaaaaaAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaÖaaaaÖaaaaLaaaaaaAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA
aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaÖÖÖÖÖÖaaaaLLLLLLLaaaaAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAA'

Çılgın miktarda bir büyü bir an da ortaya çıktı ve hemen arkasından siyah tüylere sahip yeşil bir karga gökyüzünü ihtişamı ile kapladı...


Devam Edecek




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1301

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1108

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 916

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 843

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 732

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 683

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 661

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 615

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 562

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 534

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 423

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 208

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 190

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 145

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 143

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 120

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 112

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 74

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 16645 Üye Sayısı
  • 452 Seri Sayısı
  • 22392 Bölüm Sayısı


creator
manga tr