Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

Yeşil Karga - Bölüm 110 Zindan


Bölüm 110

Ark Başlangıcı: Gri Cadının Zindanı

Parça 1

Birkaç adım önüm de yürüyordu ona seslendim.

'Usta daha ne kadar yolumuz var?'

Hızlı bir şekilde bana döndü sol eliyle şapkasının ucundan tutuyordu yüzünde koca bir gülümsemeyle cevap verdi.

'Çok az kaldı Reiko, yakında orada olacağız'

Bu cevap normal de beni tatmin ederdi ama yaklaşık 2 saat önce de aynı cevabı vermiş olmasaydı.

Derin bir iç çektim ve ağrıyan bacaklarımla yürümeye devam ettim. Madem dinlenmeyeceğiz o zaman aklımda ki bir soruyu sormanın zamanı diye düşündüm ve sordum.

'Usta ejderhayı gördükten sonra neden elflerin neler olduğunu bildiğini düşündün? Bir süredir aklıma takılıyor.'

Birkaç saniye sessizlikten sonra cevap verdi.

'Çünkü Elflerin bir kahini var hem de gerçekten çok iyi bir kahin'

Şaşırmıştım ama içimden bir ses bu konuşmanın giderek ilginçleşeceğini söylüyordu.

'Demek bir kahin oldukça iyi olmalı yani bir kahine sahip olmak'

Melia cevabımdan sonra ciddi bir ifade takındı ve cevap verdi.

'Hmmm öyle mi düşünüyorsun Reiko, bana kalırsa iyi yönleri olmasına rağmen kötü yönleri daha baskın yani kim ne zaman öleceğini öğrenmek ister ki?'

Ölüm mü? ama bu söylediği biraz çelişkili değil mi? sormalıyım. 'Usta söylediklerin biraz çelişkili o bir kahin olduğuna göre öleceği zamanı ve nasıl öldüğünü söylüyordu yani bu engellenebilir öyle değil mi?'

Sözlerimden sonra duraksadı ve bana döndü suratında oldukça ciddi ve soğuk bir ifade vardı bu bakışın ardından cevap verdi.

'Reiko ölüm bu dünyada ki tek mutlak güçtür. Şaşmaz ve şaştırılamaz. Zamanın dolduğunda yapabileceğin bir şey kalmaz.'

Kelimeler ağzından bir şiir okurmuşcasına güzel dökülüyordu ve aynı zamanda kelimeler bütün gerçekliği iliklerime kadar hissettiriyordu. Ürpermiştim.

Sözleri bittikten sonra yürümeye devam ettik bir süre konuşmadık, derin bir sessizlik oluşmuştu. Yine de çok uzun sürmedi ve ustam yine o neşeli sesiyle sessizliği bozdu.

'İşte geldik, Gri Cadının Zindanı'

Oldukça şaşkındım çünkü etrafta ağaçlardan başka bir şey yoktu ,tedirgin bir ses tonuyla konuşmaya başladım.

'Ben, hiçbir şey göremiyorum'

Güldü ve cevap verdi

'Oldukça normal çünkü zindan yerin altında hem de oldukça altında olmalı'

Şimdi göremememin nedeni açığa çıkmıştı ama hala bir sorun vardı.

'Peki nasıl ineceğiz?'

Yanıma yaklaştı ve sağ elini yanağıma koydu, gözlerimin içine bakıyordu anlamsız bir şekilde heyecanlandım donup kalmıştım, yüzünü bana iyice yaklaştırdı, oldukça şehvetli bir ifade takınıyordu.

Nefesini hissedebiliyorum ve sıcaklığını sonunda konuşmaya başladı kelimeleri tane tane söylüyordu.

'Merak etme ustan sana yolu gösterecek'

İçim bir cız etmişti birkaç saniye daha bakıştıktan sonra beni bırakıp kahkaha atmaya başladı, aslında oldukça sinir bozucuydu evet çok sinir bozucuydu.

Gülmesi bittikten sonra tekrar normal bir şekilde konuşmaya başladı

'Üzgünüm sadece canım sıkıldı ve biraz takılmak istedim hem şimdi aşağı inmiyoruz önce dinlenmeliyiz ikimiz de oldukça yorulduk, hadi buraya kampımızı kuralım.'

Özrünü kabul etmiştim ve onun dediği gibi kampımızı buraya kurduk daha sonra bir şeyler yedik, ardından yattık. Uyumadan önce biraz konuştuk. Sonunda konuşurken uyuya kaldık.

Evet uyuyordum, derin bir şekilde uyuyordum.

(Bir süre sonra)

'Reiko'

...

'Reiko'

Biri bana sesleniyor, ama uyuyorum yani bir rüya mı?

'Seni bekliyorum yanıma gel'

Sen, kimsin?

'Seni bekliyorum'

Bir kabus görmüşcesine uyandım, nefes nefeseydim ve korkmuştum ama neden bu kadar korktuğumu bilmiyordum. Kendime geldikten sonra biraz su içtim ve tekrar yattım ama pek

uyuyabildiğim söylenemez.

Uzun bir geceden sonra sonunda sabah olmuştu, ustam da kalktıktan sonra kahvaltı yaptık ve hazırlanmaya başladık sonunda zamanı gelmişti, biraz sonra nasıl olacağını bilmediğim

bir şekilde zindana inecektim ama hala aklımda gördüğüm rüya vardı beni oldukça tedirgin ediyordu ben de ustama söylemeye karar verdim.

Ona rüyamı anlattım, duyduklarından sonra yüzünde düşünceli bir ifade oluşmuştu, bir süre düşündükten sonra sağ elini başıma koydu ve

'Endişelenmene gerek yok' dedi. Yüzünde güven verici bir ifade vardı bu yüzden içim rahatlamıştı. Hazırlıklarımızı bitirdik ve artık aşağı inmek için harekete geçme zamanıydı...

Parça 2

 

Evet sonunda zindana gitme vakti gelmişti ama nasıl gideceğimize dair bir şey söylememişti ustam. Hiçbir şey söylemeden yanıma yaklaştı ve ona tutunmamı söyledi. Dediği gibi

yaptım daha sonra ise gözlerini kapat dedi ve kapattım aradan sadece bir saniye geçtikten sonra gözlerimi açtığım da oldukça karanlık bir yer de buldum kendimi, yani hiç istemediğim

bir yerde, korkuyordum eski anılarım hızla gözümde canlanıyordu, nefes alışverişim hızlanmıştı, titriyordum hem de çok fazla neredeyse bilincimi kaybetmek üzeriydim. Böyle bir

yer dünya üzerinde bulunmak isteyeceğim son yerdi. Kendi çığlıklarımı duyuyordum, şu an adeta cehennemi yaşıyordum. Birden etraf aydınlanmıştı ve beni kendime getiren cümleyi

duymuştum.

'Sakinleş güvendesin ve yalnız değilsin Reiko, ben buradayım' biraz ışık ve ustamın sözleri aklımı toplamamı sağlamıştı. Nefes alışverişim düzelmeye başladı ve

duyduğum çığlıklar kesilmişti. Uzun zamandır böyle kötü hissetmemiştim. Birkaç dakika olduğumuz yer de bekledik sonunda tamamen kendime gelmiştim.

Kendime geldikten sonra etrafı incelemeye başladım. Ustamın yaptığı ışık hüzmesi sayesin de yakın çevremizi görebiliyorduk ama diğer kalan yerler zifiri karanlıktı

anlaşılan bir tür büyü ile karanlık kalması sağlanıyordu. Bu oldukça korkutucuydu ama yanımda benim aksime etrafa merakla ve heyecanla bakan biri vardı. Ama bu bakışları kısa

sürede endişeye dönüşmüştü .Bir şeyler hareket ediyordu hem de oldukça kalabalıklardı çıkardıkları seslere bakarsak bunlar iskeletlerdi. İşin tek kötü yanı bu olsa problem değildi.

İşin asıl kötü yanı ne tarafa gittiğimizi bile bilmiyorduk yani bir tür çıkmaz sokaktaydık. Ustam şapkasını düzeltirken bana döndü.

'Reiko bana yakın dur etrafı biraz dağıtacağım'

Birden bu cümleyi duyunca anında tepki veremedim ama problem değildi gecikmeyle de olsa yanına iyice yaklaşmıştım. Sağ elini yavaşça havaya kaldırdı ve saat yönünde bir çember

çizecek şekilde elini hızla çeviriyordu. Etrafımızda hızla dönen bir alev çemberi oluşmuştu, oldukça genişti ve üzerimize gelen iskeletleri parçalayıp yakıyordu. Parçalanma sesleri

odanın her yerini sarmıştı. Ustam eliyle çember çizmeyi bıraktı ve elini yavaşça indirdi etrafımızda ki alevler ustamın avucunda toplanmıştı. Alevler sıkışarak küçük bir top şeklini

aldı. Ustam elini tekrar havaya kaldırdı ve elinde ki alev topunu sıktı. Bunun sonuncunda etramıza güçlü bir alev dalgası yayıldı.Bütün zifiri karanlığı yararak yayılıyordu. Yoluna

çıkan her şeyi parçalıyordu aynı zamanda etrafın karanlık olmasını sağlayan büyüde bozmuş olmalı ki etraf alevin bıraktığı izlerden aydınlanmıştı. Büyük bir odadaydık, içerisin de

hiçbir şey yoktu. Duvarlarda ise kabartmalar vardı. Sağımda ki büyük duvarda ki kabartmalar bir hikaye anlatıyor gibiydi. Ustam bu duvarın yanına kadar gitti ve ardından duvarda ki

kabartmalardan anladığı hikayeyi anlatmaya başladı.

'Beş cadı hükmetmek istemişti tüm sonsuzluğa, beş cadı sevmek istemişti sonsuzluğu, beş cadı hissetmek istemişti sevilmeyi ve beş cadı ilerlemek istemişti tüm sonsuzluk boyunca.

Amaçları buydu, ilerlemişlerdi amaçları için, sonra onunla karşılaştılar, en karanlık olanla ve bunun sonunda cadıların lideri kirlendi.

O günden sonra tekrar ilerlemeye başladılar ama bu kez daha farklı bir yolda. Bu yolda bir engelle karşılaştılar hem de aşılması güç bir engelle,

her şeyleriyle mücadele ettiler ama yetmedi sonunda hapis oldu kirlenmiş liderleri, gardiyan onu durdurmayı başarmıştı. Hikayeleri burada durdurulmuştu ta ki tekrar başlayacak güne kadar'

Hikaye bu kadar Reiko ve bir şiir yazıyor iyi dinle

'İlerlediler tüm sonsuzluk boyunca

Ta ki o güne kadar

En aydınlık güne kadar

Güneşin doğamadığı güne kadar

İlerlediler tüm sonsuzluk boyunca

Bütün parçaları bulana kadar

En karanlık güne kadar

Güneşin doğabildiği güne kadar

İlerlerdiler tüm sonsuzluk boyunca'


Ustam bunu okuduktan sonra bir süre hiç konuşmadan tekrar ve tekrar şiiri okudu açıkçası doğru düzgün bir şey anladığımı söyleyemem ama oldukça büyük bir şey öğrendiğimiz

gibi bir hisse kapılmıştım hem de oldukça büyük...

Devam Edecek




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 977

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 919

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 760

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 722

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 603

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 531

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 516

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 492

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 446

Sovereign of the Three Realms
Sovereign of the Three Realms
Beğeni Sayısı: 426

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 213

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 195

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 159

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 159

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 132

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 96

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 71

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 63

Site İstatistikleri

  • 8843 Üye Sayısı
  • 223 Seri Sayısı
  • 13721 Bölüm Sayısı


creator
manga tr