Beni öldürmek istemiyor musunuz? İşte buradayım! Beni öldürmeniz için tam burada duruyorum! Bana ufacık bir çizik bile atabilirseniz, hepinizi yetenekli sayacağım. #Qin Yun - S.T.F.S.P.

Yalnızlığa Övgü - 4.Sayfa "İnsan Plan Yapar, Kader İse Gülümser"


4.Sayfa “İnsan Plan Yapar, Kader İse Gülümser” 


Yıl.20/06/2068, MekânAurelio’nun Evi, Saat 02:45 


Arada günlük soru haklarının kullanılmasını saymazsak son yedi günlük dönem Aurelio için yaşadığı tüm olayları yavaşça sindirmesini ve atacağı adımları hesaplamasıyla geçmişti. 


Aurelio'nun geçmişinden bahsetmem gerekir ise,


Aurelio doğumundan itibaren tek başınaydı ve arkadaş ya da ailem diyebileceği hiç kimseye sahip olmadan büyüdü. Büyümek kelimesini yanlış anlamayın 6 yaşındaki bir yetersiz beslenme sonucu kemikleri sayıla bilen bir çocuk, ıssız ve acımasız sokaklarda yalnız başına, kimsesiz bir şekilde. Sabah kahvaltısı farelerin bile yemek istemediği artıklar, akşam yemeği ise lokantanın yenmeyen yemeklerinin dışarı atıldığı zaman sokaktaki diğer çocuklarla yaşanan bir kavga sonucu ayağa kalkacak gücü bulabilirse diğerlerinin yemediği kalan kırıntılardı. 


 

Yetersiz beslenme ve sürekli yaralanmalar 6 yaşlarında ki bir çocuk için ölümcül olabilir, olmalı da ancak kader sana yürümen için dikenlerden kaplı bir yol veriyorsa yaşamının amacını tamamlayana kadar sana yaşayacak gücü de veriyordu.  


Günlük olarak uğraşınız yemek bulabilmek ve ölmeden bu cehennem benzeri yaşamda hayatta kalmak ise birtakım hobi veya zaman geçirecek aktiviteler bulmalısınız. 


Aurelio’nun hem zor zamanlarda hayatta kalabilmesi için hem zaman geçirebilmek için çöp toplama alanlarında bulduğu eski püskü kitapları önce okur ve sonrasında satarak akşam yemeğinde yemek alamayacak kadar dövüldüğü zamanlarda yemek için bir şeyler alırdı.


Zaman geçtikçe fiziksel kuvvetin hâkim olduğu sokaklar ona duygusuz mantığa dayalı bir düşünce sistemi ve toplumdan dışlanmışlık hissine bağlı yalnızlık duygusu hediye etti.  


Zaman’ın iyileştiremeyeceği bir şey yok derler, çocuk işçi çalıştıran birtakım fabrikalar sokak çocuklarını toplarken Aurelio’yu da bünyelerine kattılar ve ona para bile vermeden sadece sabah ve akşam yemekleri için çalıştırmaya başladılar.  Zaman’ını geçirmek için tek hobisi olan kitap okumayla birlikte her iyi büyümüş çocuğun berbat bulacağı bu yaşam ona öldüresiye dövülmeden yenebilecek bir yemek kaynağı olarak gelmeye başlamıştı.


18 yaşına geldiğinde zorunlu üniversite eğitimine katıldı, yaşının getirdiği yetişkinlik düzeyi yüzünden 12 yılını verdiği fabrika ona normal işçilere verildiği gibi para vermeye başladı.


Hem işe gidip hem biriktirdiği paralarla kiraladığı okuluna yakın olan evinde, severek her gün uğradığı kendi kitaplarıyla dolu olan bir kitaplığı olması öldüğü ana kadar olan yaşamını bu şekilde geçirmesi için hiçbir sıkıntı görmemesini sağlıyordu. 


Üniversitenin üçüncü sınıfının dersleri bittiği günün gecesinde yaşanan olaylar onun için hiçbir anlam ifade etmiyordu. Üniversiteden tanıştığı ona zorla yapışan biri kız biri erkek iki arkadaşı dışında belki de fabrikada ki küçüklüğünden beri tanıdığı ona her okuduğu kitabı bitirdiğinde hediye olarak kitap alan Sam amca haricinde dünyada ölmesi durumunda üzülecek hiç kimsesi yoktu.  


Dünya’nın değişmesi, gökten şeytanların inmesi, ejderhaların yaşadığı kıtayı yok etmeye çalışması bu gibi olaylar ona dokunmadıkları sürece kılını kıpırdatmasını gerektirmeyen bir mantaliteye sahipti. 


Yaşamında tek istediği şey bir su kadar durgun, rüzgâr kadar sessiz ve yalnız bir hayat yaşayabilmekti.


Her sessiz, sakin insanın ne kadar kavga etmek istemese bile onu sorunu güç kullanarak çözmesini gerektirecek birtakım kırmızı çizgileri veya ters pulları bulunmaktadır bunların çiğnenmesi veya ihlal edilmesi Asura’nın dünyaya indiği gibi etki edebilir de etmeye bilir de.


Ne yazık ki AurelioAsura’dan daha vahşi bir varlıktı, duygusuz, empati yoksunu yalnız salt mantıkla hareket eden bir varlık, tek eksiği istediklerini yapabilecek güç olarak adlandırılan olguydu. 


 

Aurelio’nun ters pulu ise yaşadığı 3 yıllık bu sessiz, sakin hayatın bozulmasıydı... 


-Aurelio, yaklaşık 1 haftalık bir zaman dilimi boyunca telefonun birçok defa çaldı neden açmıyorsun? 


-Sistem, insanlar çıkarları doğrultusunda diğer insanlara yönelirler, arayanlar tahminen üniversiteden arkadaşlarım sana sahip olup olmadığımı soracaklar ve cevabım doğrultusunda bana biçtikleri değer artacak veya azalacaktır, tabi bu kendi görüşüm.Kendilerini ileride gördüğümde hala arkadaşça bir selam verebilmek için şimdi telefonlarını açmıyorum. 


-Aurelio, düşük yaşam formları için her şey karşılıklı çıkarlar doğrultusunda şekillenmez mi zaten. 


-Dediklerin ne kadar doğru olsa da benim kendi yaşamım bu tür şeylerden yoksun olmalı. 


-Yalnızlığı bu kadar sevmek... Benim fikrimce bazı tehlikelerde insanların birlik olması daha iyi.


-Yalnız var olduk sistem, yok oluşumuz birliktelikten gelecek .


-Düşük zekâ düzeyine sahip bir yaşam formu için güzel bir bilinç düzeyi, artık şaşırmıyorum. 


-Şaşırman için uğraşmıyorum sistem.


 

Kısa süren sessizliği fırsat bilen sistem 


-Bana Solus ırkını hatırlatıyorsun Aurelio. 


-Yine hikâye mi anlatacaksın sistem. 


-Yerinde olsam soru haklarımdan gitmediği için mutlu olurdum Aurelio. 


-Ama Solus kelimesi Latince dilinde “yalnız” anlamına gelmektedir, evrenin eğlence anlayışı gerçekten üst düzey. 


-Evren hakkında daha ağzı sıkı olmalısın daha hakikat hakkında bilgisi olmayan senin için, ödenecek bedeli karşılayamayacaksındır. 


Aurelio sistem olarak bilinen bilgi kütüphanesinin kendisi sormadığı sürece kendisinin anlattığı konular hakkında bir bedel ödemediğini anladığı iki günlük bir süre öncesinden beri ne kadar konuşmayı sevmeyen biri olsa bile sürekli günlük konuşmalar oluşturmaya çalışıyordu.


Hafif muzip bir tavırla 


-Bilirsin sistem bu düşük olan bedel ödemediği bilgiyi sever. 


-Anlatmak istemesem bilgi vermeyeceğimi biliyorsun bırak oyun oynamayı. 


Oyununun anlaşılacağını bilmesine rağmen Aurelio yine de utanmaz bir biçimde üzülmüş gibi görünerek .


-Bu düşük olan hatasını anladı. 


-Uğraştığım çoğu yaşam formundan daha sinir bozucusun. 


-Nerde kalmıştım Solus ırkı, evrendeki en güçlü 14 ırk arasında 2. sıradalardı, doğumları evren tarafından bir koza içerisinde gerçekleştirilir ve doğumlarından itibaren bilinen en yüksek derecelendirme sisteminin başlangıcında yer alırlardı.


Doğumlarından itibaren doğuştan gelen hakikat görüsü ve çözümleme gibi üst düzey yeteneklere sahip olurlardı.


Bu sebeptendir ki kendi ıraklarından biri öldürüldüğünde bile umursamazlardı ve ana vatanlarına saldırılması öncesi hariç bir kere bile birlik olmamışlardır.


Nesillerinin tükenmiş olduğu düşünülüyor ancak Solus ırkına olan gözlemlerim sonucu son savaşta 200 binlik nüfuslarından hala geriye en az 30 kişi kaldığını düşünüyorum. Birini bekliyorlar, sana söyleyemem ama bekledikleri gelirse evren tekrardan karmaşaya bürünecektir. 


Sistem sanki söylememesi gereken bir şeyi söylemiş ve cezalandırılıyormuş gibi sesi titremeye başlayıp bir süre konuşmamıştı. 


Aurelio ise sistemin kıvranışlarını umursamaz bir biçimde 


-Benim olduğum evren sakin kaldığı sürece pek te umurumda değil açıkçası diye içinden geçirdi.


Mekân. Aurelio’nun evi, Saat Dirayet üssüne giden geminin gelmesine son 30 dakika 


-Sistem 


-Efendim Aurelio 


-Gelen gemiye bineceğim kendini iyi sakla, senin hatan yüzünden başıma bela almak istemiyorum.


 Sistem sanki kendine hakaret edilmiş gibi sesinde ağır bir kibirle 


-Sizin gibi düşük seviye yaşam formalarını eğitmeye bir Orgeneral gelmeyecektir ve gelmediği sürece beni bulmaları imkânsız, sadece günlük konuşmalarımız fazla olmayacak o kadar.


 

Sistemin her zamanki küçümseme seansını sessizlikle karşılayan ardından sanki duymamış gibi konuyu değiştiren Aurelio 


-Albay olduktan sonra yükseliş için eğitimine gireceğim ancak tırmanış düşündüğümden daha kolaysa albaydan ileri dahi gidebilirim. 


-Geleceği düşünmek için daha çok erken, önce hayatta kalmalısın hahaha. 


-Seni isteyerek şaşırtmasam da bu sefer gene şaşıracaksın gibi hissediyorum. 


-Önce bir er eğitimini tamamla, er eğitiminde bile 100 kişiden 80’i ölüyor, tırmanışlarda daha da ölüm oranı yüksek son şakanı ölerek yapmazsın umarım hahaha. 


Sistemin sürekli olarak sanki ölmesini istediğini hisseden Aurelio buruk bir gülümseme gösterip önünde süzülen topun evet tuşuna basarak Dirayetin onlar için gelecek lojistik gemisi olan Desteği beklemeye başladı. 


-Acaba ona yükseliş eğitimine girmeden önce varlık değeri ne kadar yükselirse o kadar yüksek tehlikeli bir yükseliş yaşayacağını söylemeli miydim?


Neyse arzuladığı yaşam için güç isteyen bir yaşam formu daha acaba bu yönlendirmede hayatta kalan 14 kişi arasına girebilecek mi? Neyse fikri sorulmadığı sürece karşı tarafa fikir beyan edenler ya cahiller ya da karşı tarafın iyiliği söz konusuysa “aziz” olandır.


Aklından geçen bu kelimeler 1 saniye içinde sayılamayacak kadar düşünce üretip soru cevaplayan sistem için anlık bir iç düşünceydi sadece. 


Aurelio yaşamının sonunu getirecek ya da ortalama yükselenlerden apayrı bir değerde varoluş olabileceği yolda sistem ismi verilen en dehşet verici yol göstericinin sözlerini duymamıştı.


 Doğrusu duysa dahi kader olarak bilinen “neden”, yol gösterici ipi bağlandıktan sonra ipi çözmek şu an ki varlığıyla sözü dahi edilemeyecek bir konuydu. 


İnsan bilgisizliği ile gelecek için plan yaparmış, kader ise gülüp geçermiş. 

Her isteğin bir bedeli vardır, Aurelio’nun istediği sessiz, sakin ve yalnız olan yaşam için evrendeki varoluşlardan daha güçlü veya daha zeki olmalıydı, en azından kimsenin rahatını bozamayacağı bir varlık olması gerekmekteydi.


 

Adalet denen kılıcın 2 tarafı vardır ve adaleti en iyi kullanan kılıç hükümdarı kaderdir. 


Kader kılıcını kaldırdı ve hiçbir şeyden haberi olmayan düşük yaşam formlarına adaleti getirdi. 


Kaderin adaleti bazılarını cehennemin derinliklerinde ateşle yonttu, ölümlerle şekil verdi ve kılıçtan oluşmuş yollarda büyüttü, bazılarını cennet bahçelerinde kadim ağaçların meyveleriyle besledi, meleklerin şarkılarıyla uyuttu, arınmış suyla yıkadı. 


Kader gülümsedi ve adaleti yerine getirdi... 

 

Not.1- Başlangıç bitmiştir. “Dirayet” konusu altında işlenecek olan sayfalar 5. sayfadan itibaren başlayacaktır. 


Not.2-Yazmakta olduğum hikâye hakkında herhangi bir öneri veya eleştiriniz var ise yazıp belirtmeniz beni mutlu eder.  


İyi okumalar... 









Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1470

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1207

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 1001

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 910

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 806

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 787

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 721

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 637

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 635

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 608

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 608

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 155

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 130

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 16293 Üye Sayısı
    • 735 Seri Sayısı
    • 34471 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr