Bölüm 479: Dao

avatar
868 1

Xian Ni - Bölüm 479: Dao


Çevirmen: Hollywood Hootsman

Editör: Lord Viole Grace


''İlginç!" Bu kişinin yöntemi küçük çırak kardeş Sun Yun'unkiyle aynı! Fakat küçük çırak kardeş Sun Yun 67 gün dayandı. Onun ne kadar dayanabileceğini merak ediyorum!" Nazik görünümlü adam çenesini ovuşturup anlaması imkansız bir gülümseme sergiledi.

 

Bakışları sakindi fakat gözlerinden geçen bir parça gizemli ışık vardı.

 

Göksel Kader Tarikatı'nın üç sınaması bizzat Tian Yunzi tarafından oluşturulmuştu. Üç sınamanın yer alacağı için özel bir alan yaratmak için uzayıp yarıp açmıştı.

 

Ancak üç sınamadan geçtikten sonra Göksel Kader Tarikatı'nın öğrencisi olmaya layık olunurdu! Bu değiştirilemez bir kuraldı.

 

Şu anda İnsan Sınaması'nın içinde tüm alanı kaplayan bir örtü vardı.  Bu bölgenin merkezinde cennet vari bir yer vardı.

 

Bu yer çiçekler, kuşlar ve söğüt ağaçlarıyla doluydu. Birkaç köpek havlayışı da vardı fakat bu havlayışlar huzuru bozmaktansa uyandırmak için olan havlamalar gibiydi.

 

Bu cennet bir köydü. Çok fazla köylü olmasa da hepsi birbirine saygı duyuyordu ve iyi geçiniyorlardı.

 

Köyün kuzey ucundaki üçüncü evin bahçesi vardı. Gösterişsiz olsa da bakılınca çok huzurlu görünüyordu. Kapının önünde uzun çimenler vardı, bahar olduğunu gösteriyordu.

 

Bahçenin içinde büyük bir odun yığını vardı ve yakınında merkezlerinde tahta bir masa olacak şekilde birkaç tahta sandalye vardı. Masanın üzerinde bir çaydanlık ve birkaç çay fincanı duruyordu.

 

Şu anda kırışıklıklarla dolu yaşlı bir adam sandalyede oturup çay içiyordu.

 

Bu kişinin saçları bembeyaz olsa da hiç yaşlı görünmüyordu. Çayı içtikten sonra kafasını kaldırıp eve baktı.

 

Evin içinde genç bir oğlan küçük bir bıçak tutup bir parça kırmızı odunu oyuyordu.

 

Yaşlı adam yumuşak bir gülümseme takındı. Oğlana bakarken çok sakindi.

 

Kısa süre sonra oğlanın burnu buruştu, sonra yaşlı adama baktı ve hemen ona koştu. Zayıf bir sesle sordu, "Kimsin sen?"

 

Yaşlı adam çay fincanını koyup oğlanın başını okşarken gülümsedi. "Sen ne dersen oyum..."

 

Oğlan tam konuşacaktı ki evin içinden ciddi bir ses geldi. "Hu Zi, büyükbabanı rahatsız etme. Oymaya devem et!"

 

Sesle birlikte orta yaşlı bir adam perdeyi açıp evden çıktı.

 

Oğlan dönmedi, iç çektikten sonra yaşlı adama derin bir bakış attı. Sonra eve dönüp tekrar oymaya başladı. Fakat gözlerinde derin şüphe vardı.

 

Adam oğlanı biraz izledikten sonra yaşlı adamın yanına oturup yaşlı adamın fincanını doldurdu ve konuştu, "Baba, yarın dağa gideceğim."

 

Yaşlı adam hala yumuşakça oğlana bakıyordu. Orta yaşlı adamı duyduktan sonra başını sallayıp konuşmadı.

 

"Niçin dağa gidiyorsun?" Bir kadının sesi girişten geldi. Elinde sebze sepeti tutan beyaz saçlı yaşlı bir kadın içeri girdi.

 

Orta yaşlı adam çabucak ayağa kalkıp sepeti aldı ve konuştu, "Anne, Er Niu'dan köyün doğu tarafındaki dağlarda kaplan olabileceğini duydum. Bakmak için birkaç kişiyle gideceğiz. Şanslıysak babama yeni ceket yapmak için kaplan derisi alabiliriz."

 

Yaşlı kadın bir şey demek istermişçesine ağzını açtı fakat hala torununa bakan yaşlı adama baktıktan sonra bir iç çekip sessizce başını iki yana salladı.

 

Günler günleri kovaladı fakat orta yaşlı adam gittikten sonra hala dönmemişti...

 

Yaşlı kadın gece gündüz bekledi fakat nihayetinde geri dönen şey yarım bir cesetti. Kederden bayıldı ve bir daha asla uyanmadı.

 

Artık bu evde yalnızca büyükbabayla torun kalmıştı.

 

Oğlan hala oymacılığı öğreniyordu ve yaşlı adam hala kenardan izliyordu.

 

Bu gün yaşlı adam usulca sordu, "Oymacılığı öğrenmeyi bitirdin mi?"

 

Oğlan kafasını kaldırıp sakince yaşlı adama bakarak konuştu, "Daha değil. Oymacılık çok zor, ne yaparsam yapayım öğrenemeyecek gibiyim..."

 

Yaşlı adam biraz düşündükten sonra iç çekip konuştu, "Kaç kere denedin?"

 

Oğlan kafasını kaldırıp sakince yaşlı adama bakarak konuştu, "Bu 83. sefer. Sonraki de çok uzakta değil."

 

Yaşlı adam iç çekti. "Hala bitirmek istemiyor musun?"

 

Oğlan gökyüzüne baktı. Kısa süre sonra kafasını iki yana sallayıp konuştu, "Neden bitireyim? Kim olduğunu bilmemem dışında böyle bir hayat gayet güzel!"

 

"Bu döngüyü sayısız kez tekrarladın ve her seferinde olan şeyler ayarlı, herhangi bir değişiklik olmayacak. Tüm bunları sayısız kez deneyimlediğinden gidenlerin geri dönmeyeceğini biliyordun. Hala anlayamıyor musun? Tam olarak ne yapıyorsun?" Yaşlı adam çay fincanını kaldırıp ağzının yanına koydu fakat içmedi.

 

Oğlan bakışlarını çekip elindeki tahta oymaya baktı ve uzun bir süre sonra konuştu, "Bitirme zamanı mı?.. Hayır, değil..."

 

Göksel Kader Tarikatı'ndaki bodhi ağacının altındaki nazik görünümlü adamın ifadesi çok ciddi hale geldi. Önündeki boşluğa baktı ve gözleri karardı.

 

'83 gün... Bu kişi kesinlikle sıradan değil! Küçük çırak kardeş Sun Yun bile yalnızca 67 gün dayandı! Üç sınama test olsa da onlardan anlayış kazanmak göksel bir fırsattır! Üç sınama, her insanın yaşamı boyunca yalnızca bir kere deneyimleyebileceği bir şeydir ve usta üç sınamayı inşa etmek için çok çaba sarf etti! Bu Wang Lin 83 gündür ilk sınamada dayanabiliyor... Bu kişi... kalamaz!'

 

Yüzü daha da kasvetleşti ve ifadesi kararsızdı. Sonra eli bir mühür oluşturdu ve gökkuşağı renkli bir ışık elinden çıktı.

 

"Gelecekteki küçük çırak kardeşim, sana bir el atayım!" Sonra ileri işaret etti ve gökkuşağı renkli ışık uzakta kayboldu.

 

İnsan Sınaması'nında oğlan hala oyarken aniden başını kaldırdı. Gökyüzünde bir gökkuşağı renkli ışık ışını belirip kör edici bir ışık yaydı.

 

Bu ışık ışını çok saldırgandı, her parlayışında cennet, kara sıcak demir sokulmuşçasına eriyordu.

 

Çiçeklerin kokusu daha fazla bölgeyi kaplamadı.

 

Köyün tüm evleri kaybolup yavaşça dağılan beyaz dumana dönüştü.

 

Evler ışığın parıltısı altında birer birer yalnızca köyün kuzey ucundaki üçüncü ev kalana dek kayboldu.

 

Oğlanın bakışları gizemli bir ışık yaydıktan sonra oymayı bırakıp aniden elindeki bıçağı salladı. Bir gümüş ışık ışını gökteki gökkuşağı renkli ışığa doğru fırladı.

 

Yer parçalayan bir ses gökten geldi, sonra şok dalgası çevredeki tüm dumanı uçurdu.

 

Gökkuşağı renkli ışık, üzerine rüzgar esen bir mum gibi titremeye başladı. Ama çok geçmeden gökkuşağı renkli ışık gizemli bir şekilde parlamaya başladı ve geri birleşti. Gökkuşağı renkli ışık her şeyin içini görebilirmiş gibi gözüken iki çift göze dönüştü ve bakışları oğlana indi.

 

Oğlanın gözleri soğuklaştı, sonra sağ elini salladı ve bahçedeki tüm odun parçaları havaya uçtu. Oğlanın eli hızla hareket edip yere düşen odun talaşlarına doğru muazzam miktarda gümüş ışık dalgaları gönderdi. Bir anda evlerin ve köylülerin oymaları ortaya çıktı.

 

Oğlan tekrar elini salladı ve tüm oymalar ruhsal bir ateşle yandı. Ateş ilk başta küçüktü fakat hızla büyüyüp yayılmaya başladı.

 

Köy, köylüler, çiçekler, kuşlar ve diğer her şey yeniden ortaya çıktı. Bu yer tekrar cennete döndü.

 

"Kimsin bilmiyorum fakat derhal kaybol!" Oğlanın sesi yumuşak olsa da öldürme niyetiyle doluydu.

 

Gökteki iki göz oğlana bakıp kısa bir süre sonra kayboldu.

 

Göksel Kader Tarikatı'ndaki bodhi ağacının altındaki nazik görünümlü adamın gözleri parladı ve kendi kendine mırıldandı, "Demek böyleydi. Bu kişinin daosu reenkarnasyon döngüsüyle alakalı, 83 gün dayanabilmesine şaşmamalı. Her gün bir reenkarnasyon döngüsünü deneyimliyor ve böylece reenkarnasyon döngüsü kavrayışı artıyor..."

 

İnsan Sınaması'nda yaşlı adam bir iç çekip ayağa kalktıktan sonda oğlana bakarak yumuşakça konuştu, "84. sefer başlamak üzere. Hala devam etmek istiyor musun?"

 

Oğlan başını eğip 83 döngüden sonra hala tamamlayamadığı tahta oymaya baktı. Bu bir kadının oymasıydı.

 

"Devam edelim... Bu dao arayışı... Ve İnsan Sınaması'nın arkasındaki gerçek anlam!"

 

Göksel Kader Tarikatı'nın derinliklerinde.

 

Tian Yunzi gözleri kapalı Göksel Kader Tarikatı'nın derinliklerindeki siyah bir sunağın ortasında yetişim yapıyordu. Aniden gözlerini açıp tatmin olmuş bir gülümseme takındıktan sonra konuştu, "Bu çocuk çok iyi!"

 

On gün sonra İnsan Sınaması'ndaki cennetin içinden biri çıktı. Bu oğlanın bahçeden ilk dışarı çıkışıydı. İlk adımda hala bir oğlandı, ikinci adımda bir gençti ve üçüncü adımda bir genç adama dönüştü!

 

Genç adamın saçları rüzgarsız dalgalanıyordu ve cennetten adım adım çıkarken kar beyazı bir cübbe giyiyordu. Elinde tahta bir oyma tutuyordu. Nihayetinde oyma tamamlanmıştı...

 

Oyma bir kadının oymasıydı, nazik, güzel ve peri gibi bir kadının. Ağzı güneş kadar parlak bir gülümseme açığa çıkarıyordu ve gözleri mutlu bir ifade yayıyordu...

 

Bu genç adam Wang Lin'di!

 

"En az 100 döngü olmadan nasıl dao aranılabilir? 1.000 yıllık yetişim olmadan nasıl göklerden dao aranılabilir?.. Bu İnsan Sınaması ilginç!" Wang Lin'in gözleri şu anda sakindi. Bu sınama onu gizemli bir değişikliğe uğrattı. Ancak bu değişikliği çok iyi gizledi, fark etmesi çok zordu.

 

Gözleri öncekinden de berraktı, yıldızlı gökyüzü gibiydi.

 

Wang boşluktan kaybolup İnsan Sınaması'ndan çıktı.

 

"Yer Sınaması yetişimi sınar. Hazır mısın? Girmeye cüret ediyor musun?!"

 

"Neden cüret etmeyeyim?!" Wang Lin hafifçe gülümseyip başını kaldırdı.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18328 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37556 Bölüm Sayısı


creator
manga tr