Bölüm 407: Göklerin Elçisinin Gelişi

avatar
913 1

Xian Ni - Bölüm 407: Göklerin Elçisinin Gelişi


Çevirmen: Hollywood Hootsman

Editör: Lord Viole Grace

 


Wang Lin, Li Muwan'a yalan söylemişti.

 

Li Muwan'ı korumak ve Zhou Ru'nun ruhunun sağlam kalmasını sağlamak için bir yol düşünemedi.

 

Zhou Ru'nun ruhunu önceden çıkaracak olsaydı, o anda yaratılan ölüm aurası Li Muwan'ın Oluşan Ruh'u için çok zararlı olurdu. Oluşan Ruh'u buna dayanabilse bile ciddi şekilde yaralanır ve büyük olasılıkla kısa süre sonra paramparça olurdu.

 

Yine de bu ikincil bir durumdu; Zhou Ru'nun ruhu ortadan kalktığı anda göklerin elçisi inecekti. Zhou Ru'nun Li Muwan'ın Oluşan Ruh'unu maskelemek için ruhu olmazsa Li Muwan göklerin karşısında açığa çıkardı.

 

O anda, Li Muwan'ın Oluşan Ruh'u tamamen yenilenmeyeceğinden göklerin yasası onu yine de büyük ölçüde etkileyecekti.

 

Orijinal plan böyle değildi. Li Muwan'ın Oluşan Ruh'unun bebeğin eti ile kaynaşması gerekiyordu. Bunu yapmak, ruhunun bebeğe ait olmasını ve göklerin yasasından kaçınmasını sağlayacaktı.

 

Ama şimdi her şey değişmişti. Li Muwan'ın Zhou Ru'nun ruhunu yutmasının yanı sıra, başka hiçbir şey bu değişikliği çözemezdi.

 

Bu cevap Wang Lin'in dört yıllık mücadeleden sonra ulaştığı çıkmaz yoldu.

 

Kimin daha önemli olduğunu düşündüğünde kalbinde hiç şüphe yoktu. Li Muwan'ın uyanmasına izin vermek için Zhou Ru'yu feda etmeye zaten karar vermişti.

 

Bu seçim çok acımasızdı ve Wang Lin için de çok acı vericiydi. Ancak, Wang Lin, 500 yıldır yetişim yapan yaşlı bir canavardı. Dört yıl süren mücadeleden sonra kalbi çelik kadar sertti.

 

Wang Lin, uzaktaki bir kayanın üzerinde sessizce düşünen Zhou Ru'ya baktı ve kendi kendine, “Zhou Ru, bu iyiliği unutmayacağım. Ailenin on kuşak refah içinde yaşadığından emin olacağım. Chu'ya hükmedecekler…” diye söylendi.

 

Sanki Wang Lin'i duymuş gibi, vücudu ona doğru dönerken titredi. Gözlerinin köşelerinde gözyaşları belirdi ama yüzünde kocaman bir gülümseme vardı.

 

Bu son iki yıl yavaş yavaş gün be gün geçti. Göklerin elçisinin geleceği gün yaklaşıyordu.

 

Aya vardıktan sonra Wang Lin, Suzaku'ya asla geri dönmemişti, bu yüzden doğal olarak Suzaku ülkesinde gerçekleşen büyük değişiklikleri bilmiyordu.

 

Şu anda Suzaku ülkesinin savaşın alevleri içinde olduğu söylenebilirdi.

 

Terkedilmiş Ölümsüz Klanı, güç bakımından Yükselişi Arama yetişimcilerine eşit olan dört tane dokuz yaprak şamanıyla beraber harekete geçmişti ve Suzaku ülkesinin dört bir yanında savaş veriyordu.

 

Aynı zamanda, Suzaku gezegeninde haberler ardı ardına yankılanıyordu. Haberin çoğunda “ihanet” kelimesi vardı.

 

Yetişim ülkelerinin çeşitli başları ve tarikatların ataları Suzaku ülkesine ihanet etmişti.

 

Savaşların kilit noktalarındaki bu ihanetlerin birçoğu nedeniyle, Suzaku ülkesi birçok kez geri çekilmek zorunda kalmıştı.

 

Şimdi bir söylenti Suzaku gezegeninde yayılıyordu.

 

Yıllar önce, Terkedilmiş Ölümsüz Klanı bir teknik geliştirmişti. Çok sayıda klan üyesini feda ederek tek bir klan üyesini bir yetişimciye dönüştürebiliyorlardı.

 

Aradan geçen bu yıllarda, Terkedilmiş Ölümsüz Klanı dokuz farklı insanı dönüştürmüştü. Terkedilmiş Ölümsüz Klanı üyelerinin vücutları olmadığı için mühürle kısıtlanmıyorlardı, bu yüzden dışarı çıkıp çeşitli tarikatlara katılmışlardı.

 

Bu, Terkedilmiş Ölümsüz Klanı'nın savaş için sahip olduğu en güçlü kozdu.

 

Ay şu anda Suzaku gezegeninden çok daha sessizdi. Kaçınılmaz güne sadece üç ay daha vardı.

 

Zhou Ru bir yıl boyunca konuşmamıştı. Uyurken geçirdiği zaman giderek artmıştı. Artık günün büyük bir kısmında uyuyordu.

 

Küçük Beyaz yine de yanında kalıyordu. Gözlerindeki hüzün her geçen gün daha da derinleşti.

 

Küçük Menekşe'ye gelince hiçbir şey anlamadı, bu yüzden yere yattı ve kafası karışık bir biçimde Zhou Ru ile Küçük Beyaz'a baktı.

 

Wang Lin'in ilahi hissi, Li Muwan'ın Oluşan Ruh'una dikkat etmek için her zaman Zhou Ru'ya kilitliydi. Ayrıca göklerin elçisiyle her an baş edebilmesi için vücudunu en iyi durumda tutuyordu.

 

Asıl vücudu ayın erimiş çekirdeğindeydi. Göklerin elçisine karşı bu savaşı kaybedemezdi.

 

Zhou Ru uyurken bazen konuşuyordu. Hala, “Amca, korkuyorum!” diyordu fakat bu kelimeler gittikçe daha sıklaşmıştı.

 

Çoğu zaman anlaşılması güç çok karışık bir şeyler mırıldanıyordu. Ne zaman böyle konuşsa gözleri yaşarıyordu.

 

19 yaşındaki Zhou Ru büyümüştü. İnce bir güzelliği olmasa da, saf ve masum bir havası vardı.

 

Zhou Ru geçen ayın tümünü uyuyarak geçirmişti.

 

Bu ay bir kez bile uyanmamıştı. Li Muwan'ın Oluşan Ruh'u onu yemeye başlamıştı.

 

Küçük Beyaz ve Küçük Menekşe, Li Muwan'ın uyanışıyla uğraşmalarını önlemek için Wang Lin tarafından mühürlendi. Şu anda Zhou Ru'nun yanındaydı. Küçük kıza bakarken kalbi acıdı.

 

"Amca, sen kimsin?"

 

“Amca, beni kurtardığın için teşekkürler…”

 

“Amca, bana büyük bir kaplan yakalamaya söz verdin…”

 

“Amca, korkuyorum. İçimdeki küçük insanı alır mısın…”

 

Aklından Zhou Ru'yla geçirdiği zamanlar geçti. Bir süre sonra Wang Lin derin bir nefes aldı.

 

Zaman yavaş yavaş aktı ve vakit geldi çattı.

 

Son gün artık gelmişti. Wang Lin, Li Muwan'ın Oluşan Ruh'unun uyandığını hissedebiliyordu. Şu anda Zhou Ru'nun ruhunu yutuyordu.

 

Gökyüzünde aniden gri bulutlar belirdi. Ortaya çıktıkları anda toplanmaya başladılar.

 

Bulutların içinde bir çift göz belirdi. Wang Lin bu gözlere çok aşinaydı.

 

19 yıl önceki göklerin elçisi bir kez daha indi.

 

Bu bakış Wang Lin'i geçip Zhou Ru'ya indi. Dev bir el ona doğru uzanırken bir çift göz parlıyordu.

 

Wang Lin'in gözleri parladı. Hiç tereddüt etmeden havaya sıçradı ve dev ele işaret etti.

 

O anda, gökyüzünde ölüm ve yaşam parşömeni belirdi. Wang Lin, “Kaybol!” diye bağırdı.

 

Kalın gri gaz şeritleri ölüm ve yaşam parşömeninden çıktı ve Wang Lin'in önünde toplandı. Göklerin elçisinden dev el geldi ve gri gazla çarpıştı.

 

Bamm!

 

Yaşam ve ölüm parşömeninden çıkan gri gaz parçalara ayırılıp dev el geri püskürtülürken kulak zarını patlatacak bir ses yankılandı.

 

Wang Lin'in gözleri soğuklaştı. Aklıyla bir mesaj gönderdikten sonra zemin çatlamaya başladı. Asıl vücudu yerden dışarı çıktı, dev elin peşinden gitti ve sert bir şekilde yumrukladı!

 

Bamm!

 

Bölgede başka bir kulak zarı patlatacak ses yankılandı. Gökyüzü açıldı ve dünya paramparça oldu. Geri çekilen el, asıl vücudun yumruğuyla tamamen parçalandı.

 

Wang Lin'in gözleri şimşek gibiydi. Derin bir sesle konuştu, “Bu sefer de Li Muwan'ın ruhunu alamayacaksın!"

 

Bulutlardaki gözler hiç değişmedi fakat bu sefer birdenbire iki el gökten indi. İki elin her tarafında çatırdayıp patlayan kırmızı şimşekler vardı.

 

Wang Lin'in gözleri ciddileşti. Bu sefer göklerin elçisi hazır görünüyordu.

 

İki dev el hızla geldi. Biri Wang Lin'e, diğeri asıl vücuduna uzandı.

 

Asıl vücudu kükredi ve hemen otuz metre uzunluğunda bir deve dönüştü. Alnındaki üç mor yıldız yumruk atarken hızla dönmeye başladı.

 

Bamm!

 

Güçlü bir şok dalgası hızla havaya yayıldı. Asıl vücut geriye ittirilirken kırmızı ışık her tarafını aydınlattı. Daha sonra bir dağa çarptı ve tüm dağın toza dönüşmesine neden oldu.

 

Dev kol bir kez daha geri sıçradı ama bu sefer paramparça olmadı.

 

Wang Lin'e gelince, kol geldiğinde eli bir mühür oluşturdu ve dev eli işaret etti. Gökyüzündeki ölüm ve yaşam parşömeni aniden kapandı ve onun için saldırıyı engellemek adına önüne geçti.

 

Dev el parşömeni yakaladı. Bir an durdu ve tam parşömen ile geri çekilmek üzereydi ki...

 

Wang Lin gözleri kıpkırmızı bir şekilde, “Salla!” diye bağırdı.

 

Ölüm ve yaşam parşömeni sarsıldı ve büyük miktarda gri gaz çıktı. Beyaz gazla birlikte elden cızırtılı sesler geldi. Sonunda, dev el parşömeni bırakıp geri çekilmek zorunda kaldı.

 

Gözler acımasızca Wang Lin'in arkasında olan Zhou Ru'ya baktı. Dev eller bulutları parçaladı ve dev bir yüz ortaya çıkardı.

 

Bu yüz son derece normal görünüyordu ama biri onu gördüğü anda derinden saygı hissederdi. Bu yüz göklerin gücünü temsil ediyordu.

 

Soğukça Wang Lin'e baktı ve ağzını açtı. Ağzından aniden gri bir ışık teli uçup çark oluşturdu. Bu çark ortaya çıktığı anda gökyüzü renk değiştirdi ve dünya sarsıldı.

 

Wang Lin'i merkeze alan sayısız çatlak yayılmaya başladı ve göz açıp kapayıncaya kadar 5000 kilometrede çatlaklar açıldı.

 

Gökyüzünde sayısız uzaysal yarık belirdi. Bu uzaysal yarıklar birbirine bağlıydı, bu da sanki gökyüzü düşecekmiş gibi gösteriyordu.

 

Wang Lin'in ifadesi kasvetliydi. Sadece bir düşünce ile asıl vücudu geldi ve onunla kaynaştı. Böylece gerçek Wang Lin ortaya çıktı!

 

Dev yüz Wang Lin'e bakmadı bile. Büyük elini çarka doğru hareket ettirdi ve dokundu. Çarktan gizemli bir ses geldi ve sonra tüm bölge güçlü bir kuvvetle çevrildi.

 

Wang Lin'in ifadesi değişti. Bu güce aşinaydı; reenkarnasyon döngüsünün gücüydü.

 

Vücudu hareket etmek üzereyken etrafındaki reenkarnasyon döngüsü gücü Wang Lin'de toplandı ve üstüne indi.

 

O anda, reenkarnasyon döngüsünün gücü bir hapishane oluşturuyordu ve Wang Lin içeride hapsolmuştu.

 

Vücudunu bir santim bile hareket ettiremedi; tek bir parmağını dahi kaldıramadı.

 

Dev el çarkla uğraşmayı bitirdikten sonra şimşek gibi indi. Hedefi Zhou Ru'ydu.

 

Wang Lin vücudunu hiç hareket ettiremedi ama tüm benliğiyle "HAYIR!!!!" diye bağırdı.

 

Sadece bu an için 19 yıl boyunca çalışmıştı ama şimdi, bir dev el Li Muwan'ın Oluşan Ruh'unu almak üzereyken tek yapabildiği izlemekti.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18424 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37654 Bölüm Sayısı


creator
manga tr