Bölüm 376: Yeni Yıla Son Günler

avatar
942 1

Xian Ni - Bölüm 376: Yeni Yıla Son Günler


Çevirmen: Zawoske

Editör: Lord Viole Grace


Suzaku Gezegeni’nin doğu kısmında yeşil bir ışık huzmesi uçuyordu. Ne var ki, bu kişi bedeniyle değil Has Ruhuyla uçuyordu.

 

Rezalet haldeydi; Has Ruh’unun üzerinde üç tane yumruk boyutunda göçük yer vardı. Her biri gümüş bir ışık yayıyordu.

 

Bu kişi Devasa İblis Klanı’nın atasıydı. Sun Tai’nin iblis çocuğu tarafından ağır yaralanmış ve Has Ruh’uyla kaçmak zorunda kalmıştı. Wang Lin konusunda endişelenecek zamanı bile olmamıştı.

 

Lakin bu iblis çocuk son derece garipti; asla tek kelime etmiyordu ve sadece peşinden geliyordu. Bu geçmiş birkaç ayda neredeyse bütün gezegeni bir kere dolaşmışlardı.

 

Soy gücünü tekrardan kullanamayacak kadar ağır yaralanmıştı, dolayısıyla en sonunda, iblis çocuğu kuzey sınırlarına götürmüştü. Orada Suzaku gezegeni bulunduğundan beri yer alan antik bir kısıtlama vardı. Ancak iblis çocuğu oraya kapana kıstırdıktan sonra kurtulabilmişti.

 

O anda epey zayıftı ve çok dikkat çekmek istemiyordu, bu yüzden hızlıca Devasa İblis Klanı’na döndü. Chi Hu ve diğer klan üyesinin hayatta kalıp kalmadığına gelirsek, uzun zaman önce aklından çıkmıştı.

 

Devasa İblis Klanı’na döndükten sonra, anında bir klan üyesinin bedenini ele geçirmiş ve kapalı kapı eğitimine başlamıştı.

 

Wang Lin konusuysa, şimdilik genç adamı aramaya cüret edemiyordu. Suzaku çoktan konuyu araştırmaya başlamıştı, yani ancak dişlerini sıkabilir ve şimdilik çaresizce pes edebilirdi.

 

Wang Lin’i yakalayamasa da, gizemli uçan kılıcını çalmıştı. O anda, ata gözlerini açtı. Ele geçirdiği bedeni esnetti ve bakışları karardı.

 

Bu ele geçirilmiş bedenin tamamen kendisine ait olması zaman alacaktı. Bu zaman ele geçirilen kişinin yetişim seviyesine ve ele geçiren kişinin nasıl yaptığına bağlıydı.

 

Atanın gözleri ışıldadı. Boyutsal çantasına vurdu ve semavi kılıç ortaya çıkıp önünde süzüldü.

 

Ata semavi kılıcı işaret etti ve merhamet yakarışlarıyla karışık acınası bir çığlık anında yükseldi.

 

Ata bağırdı, “Kılıç ruhu, belir!”

 

Semavi kılıçtan aniden kara gaz çıktı ve Xu Liguo’nun şeklini aldı. Devasa İblis Klanı’nın atasını gördükten sonra, hemencecik yalvarmaya başladı. “Lordum, merhamet gösterin. Lütfen beni öldürmeyin. Wang Lin denen şahıs tarafından zorlandım! Ona olan nefretim sizinkinden aşağı kalmaz, lordum! Ondan ölümüne nefret ediyorum!”

 

Devasa İblis Klanı’nın atası Xu Liguo’nun sözlerini duyduktan sonra, sersemledi ve ardından anında gülümsedi. “Kesinlikle garip bir kılıç ruhusun. Çoğu kılıç ruhu son derece kararlı ve sadık olur.”

 

Xu Liguo hemen tatmin edici bir gülümsem takındı ve konuştu, “Büyükbaban Xu...”

 

Ata Xu Liguo’ya baktı.

 

Xu Liguo çabucak ifadesini değiştirdi ve devam etti, “Nasıl olabilir de o hizmetçi kılıç ruhları benimle kıyaslanabilir? Bilge bir adam kimi takip etmeli bilir!”

 

Devasa İblis Klanı atası Xu Liguo’ya baktı ve ardından yeşil bir ışık huzmesi gönderdi. Xu Liguo direkt Wang Lin’e küfürler yağdırırken acınası şekilde çığlık atmaya başladı.

 

Ata homurdandı ve büyüsünü bozdu. Ardından bağırdı, “Bugünden itibaren, benim kılıç ruhumsun. Kendi başına teslim olduğuna göre, üzerine bir kısıtlama yerleştirmeyeceğim. Sonuçta, ellerimdeyken, her türlü kaçamayacaksın!”

 

Aslında, bu yeşil ışık bir mühür içindi, ama Xu Liguo’yu mühürlemek yerine sadece canını yakıyordu.

 

Bu yaşlı adam epey şaşırmıştı, lakin yüzünde sergilemedi. Yeni bedenince alışınca daha fazla incelemeye karar verdi.

 

Xu Liguo hemen minnettar bir ifade takındı. Göğsüne vurdu ve konuştu, “Lordum, endişelenmeyin; her zaman sadık olacağım. O Wang Lin bana yanlış davrandı, bu yüzden ona karşı çıktım, ama lordum bana çok iyi davranıyor; nasıl size ihanet etmeye cüret ederim? Bu yeminimdir. Eğer bozarsam, bırakın 10.000 şeytan kalbimi delsin!”

 

Bunu görünce, Devasa İblis Klanı’nın atası rahatladı. Xu Liguo rahat bir nefes verdi. İçinden düşündü, ‘Görünüşe göre büyükbaban Xu Liguo yine zeki. O canavarın ne zaman gelip beni kurtaracağını bilmiyorum, yani dayanmalıyım. İlk iyi davranacağım ve gelecekte bu yaşlı adamdan kurtulacağım. Bendeniz, Xu Liguo, son derece sadıktır. O canavar bana karşı iyiydi, nasıl ona ihanet edebilirim?’

 

Devasa İblis Klanı’nın gözleri ışıldadı. Aslen bu kılıç ruhunu çıkartmak ve kendininkiyle değiştirmek istiyordu. Ancak, asıl kılıç ruhu olmazsa, kılıcın tam gücünü kullanamazdı.

 

Üstelik, bu kılıç ruhu basit değildi; merhamet dilenecek ve diğerlerini memnun edecek seviyede zeka kazanmıştı. Bu yüzden, onu yok etme konusunda daha isteksizdi.

 

Bir kılıç ruhunun zeka kazanma durumunun çok nadir olduğu söylenmeliydi. Savaşlar sırasında, zeki kılıç ruhlarının yararları muazzamdı.

 

Xu Liguo’nun asıl kılıç ruhu olmadığını ve bir şeytan olduğundan dolayı zeki olduğunu bilmiyordu.

 

Xu Liguo az önce verdiği yemini bozsa dahi, ceza kendisine zarar vermezdi. Aslında, cezanın yaşanmasını bekliyordu, zira zarar vermenin aksine gücünü arttıracaktı.

 

Devasa İblis Klanı Xu Liugo’yı kılıca geri koyup dikkatle incelemeden önce biraz düşündü. Ne kadar incelerse, o kadar şoke oluyordu.

 

‘Bu kılıç kesinlikle normal değil! Yapıldığı malzemeyi ben bile bilmiyorum.’

 

Gözleri ışıldadı ve dikkatle kılıcı boyutsal çantasına yerleştirdi.

 

Bu sırada Wang Lin nişanı aldı, 1090.mağaryı bulana kadar dağ boyunca uçtu ve mağaraya girdi.

 

Bu mağara pek büyük değildi. Heng Yue Tarikatı’ndayken kullandığına epey benziyordu. İçeride sadece taştan bir yatak vardı; masa bile yoktu.

 

Lakin buradaki ruhsal enerji son derece yoğundu, dışarıdan birkaç kat daha fazlaydı. Hatta Ateş Bulutu Köyü’ndeki üç zirve kalite ruh taşıyla desteklenen kuyudan bile hafifçe daha iyiydi.

 

Zirve kalite ruh taşlarının yaydığı ruhsal enerjiyi özümsemek kolay olsa da, bir canlılık hissi eksikliği çekiyordu. Özellikle de tükenmek üzere olanlardan hiç canlılık gelmiyordu. Buradaki ruh damarının yaydığı ruhsal enerji çok daha iyiydi.

 

Wang Lin taş yatakta lotus pozisyonunda oturdu ve yetişim yapmaya başladı.

 

Üç gün sonra, Wang Lin gözlerini açtı ve kafasını iki yana salladı. Hala çok yavaş gibi geliyordu. Boyutsal çantasına vurdu ve üç zirve kalite ruh taşı çıkardı. Ardından duvarlara ve çıkışa birkaç kısıtlama yerleştirip tekrardan yetişim yapmak için gözlerini kapattı.

 

Sonuç olarak, 1090.odadaki ruhsal enerji anında yoğunlaştı. Ruhsal enerji duvarlara ulaştığında, kısıtlamalar hepsini geriye sektirerek, dağılmalarını engelliyordu.

 

Mağara tıpkı bir vapur gibiydi. Ruhsal enerjinin gideceği yer yoktu, dolayısıyla Wang Lin tek giriş olmuştu.

 

Nefes alırken, büyük miktarda ruhsal enerji bedeninde yükseliyordu.

 

Wang Lin sessizce yetişim yaptığı sırada yüzü hafifçe kızardı.

 

Bedenindeki ruhsal enerji yavaşça arttı, lakin hala çay etki alanı ve mührü kırmak için olandan çok uzaktaydı. Çay etki alanı ve mühür ruhsal enerjiyi tüketiyordu, dolayısıyla Wang Lin’in yetişim seviyesi artarken, kırması daha da zorlaşıyordu.

 

Zaman yavaşça geçti. Wang Lin Ruh Arıtım Tarikatı’nın dış öğrencisi olalı bir ay geçmişti.

 

Bu günde, Wang Lin gözlerini açtı. Gözleri öncesinden daha parlaktı. Bu geçen ayda, deli gibi ruhsal enerji özümsemişti. Üç zirve kalite ruh taşından, ikisi çoktan toza dönmüştü ve sonuncusu da tükenmek üzereydi.

 

Bunca kaynağı harcadıktan sonra, bu aydaki kazancı da muazzamdı. Eren aşama Temel Oluşturma’dan başlamış ve orta aşama Temel Oluşturma’nın zirvesine, geç aşamadan yalnızca tek adım uzağa, ulaşmayı başarmıştı.

 

“Hala çok yavaş. Bu aşamaya ulaşmak için zirve kalite ruh taşları harcamak zorunda kaldım. Sadece 15 civarı zirve kalite ruh taşım kaldı. Bu kadarı yeterli olmayacak.” Wang Lin iç çekti ve harekete geçti.

 

Taş yatağın üzerinde sayısız çatlak belirirken odayı çatırtı sesleri doldurdu.

 

Çevredeki duvarlarda bile çatlaklar belirdi.

 

Wang Lin başlangıçta şaşırdı ve ardından biraz düşündü. Anında bunun nedeninin ruhsal enerjinin mağaranın dayanacağı seviyenin çok ötesinde yoğun olmasından kaynaklı olduğunu anladı.

 

Böyle devam ederse, çatlaklar daha da büyürdü.

 

“Artık bu mağarayı kullanamam, mağara değiştirmem lazım.” Wang Lin eliyle duvara bastırdı ve bütün çatlaklar anında kapandı.

 

Hatta taş yatak dahi Wang Lin bastırdığında normale döndü.

 

Ancak, Wang Lin bunun sadece yüzeyde olduğunun farkındaydı. Ruhsal enerji artarsa, çatlaklar yeniden belirirdi.

 

Gerçi zirve kalite ruh taşlarını kullanmaktan kaçındığı sürece, çatlaklar belirip şüphe uyandırmazdı.

 

Wang Lin biraz düşündü, ardından ayaklandı, mağaranın kapısını açtı ve dışarı çıktı.

 

Şu anda alaca karanlıktı ve uzaktaki güneş kızıl bir ışık saçıyordu. Bugün yılın son günüydü. Wang Lin gün batımına baktı. Kışın gün batımı çok sıcak barındırmıyordu. Kişinin bedenine ulaşana dek, soğuklaşmış oluyordu.

 

Biraz düşündü ve bugünün yılın sonu olduğunu hatırladı. Bugün geçtiğinde, yeni bir yıla girecekti. Küçük Zhou Ru’nun ne yaptığını düşündü. Hala Küçük Beyaz’a zorbalık yapıyor muydu…

 

Bunu düşünürken, Wang Lin hafifçe gülümsedi. Gün batımıyla yüzleşti ve derin bir nefes aldı.

 

Wang Lin kendi kendine mırıldandı, “Yaşam küllerinden doğar!” Göklerdeki yerinden, birdenbire bir ölümlü olmaya zorlanmıştı, lakin kararlılığıyla bütün bunları aşabilirdi!

 

Hiçbir zaman şikayet edebilecek durumda değildi ve bu sözleri mırıldandı. Yetişimini kaybettiğinden beri yaşananları düşündü, içinde karmaşık bir duygu peydahlandı.

 

Bugün, yılın son günü, Wang Lin’in düşüşünü temsil ediyordu, ama yarın, yılın ilk günü, sonsuz yeni ihtimali temsil ediyordu.

 

Wang Lin fısıldadı, “Geçti...”

 

O anda, bir kızıl güzel figürü yavaşça gün batımında Ruh Arıtım Tarikatı’na doğru uçtu.

 

Wang Lin’in gözleri kısıldı. “Bu kişi... Tanıdık duruyor...”

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18164 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37437 Bölüm Sayısı


creator
manga tr