Bölüm 326: Yeni Suzaku Yıldızı

avatar
937 0

Xian Ni - Bölüm 326: Yeni Suzaku Yıldızı


Çevirmen: Zawoske

Editör: Lord Viole Grace


Wang Lin bu sözleri sarf ettiği anda, gökyüzü titredi ve üzerinde devasa mor bir tabut belirdi. Tabut gökten düştü ve Wang Lin’in birkaç metre önüne indi.

 

Her yöne yayılan şok dalgaları oluşturdu.

 

Bütün yetişimciler yüzlerinde belirsiz ifadelerle geriledi.

 

Yaşlı bir adam tabutun üzerinde oturuyordu. Karışık bir ifadeyle Wang Lin’e sakince baktı.

 

Yaşlı adam yavaşça sordu, “Burada olduğumu biliyor muydun?”

 

Wang Lin sırıttı ve söylendi, “Tabii ki biliyordum; yol boyunca peşimden geldin.”

 

Yaşlı adam yumuşakça homurdandı.

 

Yetişimcilerden birisi yaşlı dadamın kim olduğunu fark etti ve bağırdı, “Ceset Tarikatı!”

 

“Ceset Tarikatı” sözleri duyulduğu anda, herkesin ifadesi değişti.

 

“Defolun!” Yaşlı adam elini sallarken epey sinirliydi. Yakınındaki iki yetişimci de kan kustu ve bedenleri adeta muazzam bir kuvvet çarpmış gibi geriye savruldu.

 

“Ruh Değişimi!” Çevredeki yetişimcilerin tamamı derin nefesler aldı ve geriledi.

 

Ceset Tarikatı’ndan yaşlı adam gözlerini devirdi ve Wang Lin’e baktı. Aniden gülümsedi ve söze girdi, “Küçük dostum, bir anlaşma yapmaya ne dersin? Ben bu herifleri öldürmene yardım edeceğim ve sen de bana 1000 yıllık özgürlük vereceksin. Bu 1000 yılda, ben seni aramayacağım ve sen de sebebsizce ruhumu yok etmeyeceksin. Ne dersin?”

 

Wang Lin güldü. “1000 yıl çok uzun. Ya bin yıl içinde ölürsem?”

 

Yaşlı adam afalladı. Saçını kavradı ve haykırdı, “Zhou Yi! Beni kandırdın! 1000 yıl bile yaşamazsa, o zaman ruhlarımdan birisi onunla beraber batacak!”

 

O anda, yaşlı adam sonunda durumunu anladı. İki gözü de kan çanağına dönmüştü ve içinde büyüyen öfke delirmesine neden olmak üzereydi. Vahşice Wang Lin’e baktı ardından çevredeki yetişimcilere doğru atıldı.

 

Yetişimciler kaçmak isteyerek, birer birer geriledi, lakin orta aşama Ruh Değişimi’ndeki bir yetişimciye direnecek güçleri yoktu.

 

Bu katliamdı.

 

Chi Hu aptal aptal katledilirken dağılan yetişimcilere baktı. Derin şok içindeydi.

 

Wang Lin’in ifadesi hala aynıydı. Sakince etrafa bakınıyor lakin tek kelime etmiyordu.

 

Uzun bir süre sonra, yaşlı adam etrafında güçlü bir katliam aurasıyla geri geldi. Gözleri öncesinden daha da kırmızıydı ve bu gözlerle Wang Lin’e bakıyordu. Uzun bir süre sonra, yıldırım misali uçan bir yeşim parçası fırlattı. Wang Lin yeşimi yakaladı.

 

“Bu 1000 yılda, seni bir kereliğine koruyacağım! Hayatta kalsan iyi olur!” Yaşlı adam konuşmayı bitirdikten sonra, tabuta adım attı ve kayboldu.

 

Wang Lin yıldız pusulasını çıkarmak için boyutsal çantaısna vurmadan önce biraz düşündü. Pusulanın içine zıpladı ve ardından Chi Hu’ya bakmak için döndü. “Kardeş Chi Hu, bin. Hadi Suzaku’ya dönelim.”

 

Chi Hu derin bir nefes aldı, sonrasında da yıldız pusulasına atıldı. Wang Lin’e bir şeyler demek adına ağzını açtı, lakin sonunda tek kelime sarf edemedi.

 

Biraz önce birkaç adım geri çekilmişti ve sadece bu birkaç adımla, aralarındaki ilişki de gerilemişti.

 

Wang Lin daha fazla konuşmadı. Girdaba doğru pusulayı kontrol etti.

 

Epey uzun süre sonra, Chi Hu konuştu, “Teşekkür ederim.”

 

Wang Lin hafifçe gülümsedi. Tek kelime etmedi, zira Chi Hu’nun ne demek istediğini biliyordu. Az önce, tek yapması gereken konuşmasıydı ve Sun Tai Chi Hu’yu öldürürdü.

 

Chi Hu derin bir nefes aldı ve devam etti, “Rahat olabilirsin; bugün yaşananları kimseye anlatmayacağım. Ben, Chi Hu, Devasa İblis Klanı’m üzerine yemin ederim!”

 

Zaman yavaşça geçti. Yıldız pusulasının hızıyla bile, girdaba ulaşmak için parçaların etrafından dolanmak zaman aldı.

 

Hala platformlarda oturup semavi kılıçlar hakkında konuşan yetişimciler vardı.

 

Ancak, giden herkesi Sun Tai öldürmüştü, dolayısıyla kimse en sonunda semavi kılıçları alan figürü bilmiyordu.

 

Girdaba yaklaştıklarında, Wang Lin yıldız pusulasını kaldırdı. O ve Chi Hu kalan yolda uçtular ve kısa bir süre sonra direkt girdabın altındaki platforma ulaştılar.

 

İkili birbirine baktı. Wang Lin ellerini birleştirdi ve konuştu, “Kardeş Chi Hu, Suzaku’da tekrar görüşelim.” Bununla birlikte, boyutsal çantasına vurdu ve geri dönüş kazanı elinde belirdi.

 

Chi Hu derin bir nefes verdi. Samimiyetle Wang Lin’e baktı ve karşılık verdi, “Kardeş Ceng, beni ziyarete gelmelisin ki beraber içebilelim.”

 

Wang Lin güldü ve onayladı. Geri dönüş kazanını aktifleştirdi ve önünde bir girdap belirdi.

 

Girdaba adım atmadan önce Semavi Alem’e bir kez daha baktı ve kayboldu.

 

Chi Hu da boyutsal çantasına vurdu ve geri dönüş kazanını çıkardı. Aktifleştirdi ve aynen Wang Lin gibi girdaba girdi.

 

Bu geçen birkaç ayda birçok şey yaşanmıştı, lakin 4.derece ve üzerindeki yetişim ülkelerinden herkesi şoke eden bir şey vardı ki o da Suzaku’nun merkez öğrencisi, Kırmızı Kelebek, bir kolunu birisine kaptırmıştı!

 

Dört Tarikat Birliği’nin yıkımı ve Xue Yue’nin beşinci derece bir yetişim ülkesi olmasıyla, ünü gezegende adeta patlama yaratmıştı.

 

Hakkındaki, sadece yüz yılda nasıl geç aşama Ruh Oluşturma’ya ulaştığı ve nasıl merkez öğrenci olarak Suzaku’ya kabul edildiği hususunda olan söylentiler hiç bitmemişti. Bu konular hala yetişimciler tarafından konuşuluyordu.

 

Pek çok kişi Kırmızı Kelebek’in bir Yağmur Kazanı elde ettiğini ve Semavi Alem’e girdiğini bilmiyordu. Ne var ki, beş ay önce, bütün beşinci derece yetişim ülkeleri her yüz yılda yapılan toplantı adına Suzaku sunağında toplanmıştı.

 

Bu toplantının yarısında, birdenbire gökyüzünde bir girdap açılmış ve Kırmızı Kelebek düşmüştü. Bir kolunu kaybetmişti ve bayılamdan önce dudaklarından tek bir isim dökülmüştü.

 

“Ceng Niu!”

 

Bu isim bayılmadan önce dişlerini sıkarken Kırmızı Kelebek’in dudaklarından dökülmüştü.

 

5.derece yetişim ülkelerinin bütün elçileri sersemlemişti. Çok geçmeden, Kırmızı Kelebek’in bir kolunu kaybettiği ve Ceng Niu ismini sarf ettiği haberi hızlıca yayılmaya başlamıştı.

 

Ceng Niu ismi birdenbire Kırmızı Kelebek’ten bile daha ünlü olmuştu; gezegendeki en parlak yıldız halini almıştı.

 

Herkes bu Ceng Niu’nun geldiği gezegeni tahmin ediyordu.

 

Belli bir noktada, Kırmızı Kelebek uyanmış ve Ceng Niu’nun kimliğinden bahsetmişti.

 

“Bu Ceng Niu Suzaku’dan ve Ceng Ailesi’nden!” Bu bilgi ortaya çıktığı anda, bütün gezegen şoke olmuştu.

 

Ceng Ailesi’nin atalarının ilk yaptığı hamle aile kayıtlarına baştan aşağı bakmaktı. Gerçekten Ceng Niu isminde birisini bulmuşlardı. Ancak, bu aile üyesi otuzunda bile değidli ve sadece Temel Oluşturma aşamasındaydı. Ata aile üyesini ve aile kaydını Suzaku’ya masumluklarını kanıtlamak adına götürmütşü.

 

Sonuç oalrak, Ceng Niu hakkındaki söylentiler yetişimciler arasında popüler bir başlık haline gelmişti.

 

Hatta bu gizemli yetişimcinin gerçek kimliğini bulmak uğruna aranan yetişimciler dahi olmuştu, lakin nihayetinde hiçbiri başaramamıştı.

 

Suzaku ülkesi bütün bu olanlar sanki meydana dahi gelmemiş gibi davranıyordu ki bu epey nadirdi.

 

Ceng Niu isimli figür Suzaku’da bir numaralı genç konumuna oturmuştu.

 

Ceng Ailesi bu Ceng Niu’nun belki gerçekten Ceng ismine sahip olmayabileceğini söylese de, az kişi onlara inanmış ve bir sürü kişi ziyarete gelmişti.

 

Bu Ceng Ailesi’nden Ceng Niu’nun dehşete düşmesi lakin ayrıca biraz gururlanmasına da sebebiyet vermişti.

 

Bu mesela Devasa İblis Klanı’nın genç efendisi üç ay önce geri döndüğünde birdenbire tekrardan kabarmıştı. Chi Hu’nun dönüşü bir sürü kişinin ziyarete gelmesine neden olmuştu ve hatta Suzaku bile bile Ceng Niu’yla alakalı meseleyi incelemek için birisini göndermişti.

 

Chi Hu Ceng Niu hakkında tek kelim etmemişti ve Suzaku’nun elçisi tarafından baskıya uğradığında, tek bir şey söylemişti.

 

“Bu kişinin gerçek ismini bilmiyorum, tek bildiğim Ceng Niu dendiği. Bu kişinin yetişimi akıl almaz ve Kırmızı Kelebek’le olan garezine gelirsek, nedenini bilmiyorum. Fakat gördüğüme göre, devamlı ona karşı hamleler yapan yetişimci dostum Kırmızı Kelebek’ti. En sonunda, Ceng Niu da harekete geçmek zorunda kaldı. Yalan söylediysem, o zaman bırakın ruhum dağılsın!”

 

Chi Hu bütün bunları söyledikten sonra, hemen kapalı kapı eğitimine girdi ve ziyaretçileri görmeyi reddetti.

 

Bu açıklama bir şekilde sızdı ve adeta çılgınlar gibi yayıldı. Bu Ceng Niu isminin her yerde yeniden yüzeye çıkmasına ve daha da ünlenmesine neden oldu.

 

Akabinde, Kırmızı Kelebek kendine gelince, Suzaku vasıtasıyla bir mesaj gönderdi:

 

“Ceng Niu, savaşımız bitmedi! Beni bulmanı bekliyorum!”

 

“Ceng Niu, kimsin sen?!” Bu soru sadece Chi Hu ve Kırmızı Kelebek’in içinde değil, aksine herkesin zihnindeydi. Gerçekten bu Ceng Niu kimdi?

 

Kırmızı Kelebek Ceng Niu’nun bir resmini kaydetse de, Suzaku asla sergilemedi. Kimse Suzaku ülkesinin ne düşündüğünü bilmiyordu.

 

Dördüncü derece yetişim ülkelerinden birindeki küçük bir tarikatta, orta yaşlı bir adam kendi kendine mırıldandı, “Ceng Niu, bu babamın ismi. İsmi Ceng Daniu’ydu...”

 

Wang Lin’in Semavi Alem’e girdiği bölgedeki gökyüzünü bulutlar kaplıyordu. Yıldırımlar gökyüzü boyunca ışıldıyor ve yağmur sonu olmaksızın yağıyordu.

 

Bu fırtına çoktan bir ayı aşkın süredir devam ediyordu. Bu yağmurda çok az yetişimci ve daha da az ölümlü dışarı çıkardı.

 

Bir gün, iki kılıç gökyüzünde uçuyordu. Yağmuru engelleyen nazik bir ışık bulunuyordu ve ışığın içinde yaşlı bir adamla genç bir kadın yer alıyordu.

 

Yaşlı adamın saçının yarısı beyazdı ve yüzünde kırışıklar belirmeye başlamıştı. Genç kız 17-18 yaşlarındaydı ve oldukça güzeldi.

 

Kız güldü. “Usta, bu yağmurda seyahat etmek çok fazla ruhsal enerji harcıyor, yani iyi bir eğitim yöntemi.”

 

Yaşlı adam güldü, “Doğru. Böyle çalışkan olmaya devam edersen, on yılda Merkez Oluşturma aşamasına ulaşabileceksin!”

 

Kız birden sordu, “Usta, sence Ceng Niu Kırmızı Kelebek’ten bir kol alabilmek için hangi yetişim seviyesine ulaşmıştır? Efsanevi Ruh Değişimi aşamasına ulaşmış olabilir mi?”

 

“Ceng Niu... Çok üzerimizde bir kıdemli. Nasıl benim gibi birisi onu yargılayabilir? Ancak, benim tahminim Ruh Değişimi yerine bir geç aşama Ruh Oluşturma yetişimcisi olduğu yönünde, yoksa Kırmızı Kelebek sadece kolunu kaybetmekle kalmazdı; ölürdü.”

 

Yaşlı adam konuşmayı bitirdiğinde tam kulaklarında gök gürültüsü vari bir kükreme yankılandı.

 

Birdenbire gökyüzünde çok daha fazla yıldırım belirdi ve yıldırımların içinde devasa bir girdap oluştu.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18328 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37556 Bölüm Sayısı


creator
manga tr