Bölüm 304: Semavi Alem Parçası’nın Çöküşü

avatar
928 0

Xian Ni - Bölüm 304: Semavi Alem Parçası’nın Çöküşü


Çevirmen: Zawoske

Editör: Lord Viole Grace


Sun Lei’nin hesaplamaları epey iyiydi. Bu yelpazenin gücünü sonunda göstermek için bu kadar beklemişti. Hedefi Wang Lin’i yem olarak kullanmaktı ki böylece semavi yaratık yemleri Wang Lin’i kovalarken, kaçabilirdi.

 

Öbür türlü, hazineyi elde etmiş olsa bile, yine de semavi yaratık yemleri tarafından avlanırdı. Sonuçta, hazineyi ele geçirince, yemler delirecek ve geçen iki seferkinden daha yoğun şekilde takip edecekti.

 

Bunu zaten düşünmüştü. Hazineyi elde edince, iskeleti Wang Lin’e fırlatacaktı. Yemlerin kendisi yerine, daha yakın olan, Wang Lin’e gideceğini düşünüyordu.

 

Wang Lin’in gözleri ışıldadı. Sun Lei’ya karşı tüm zaman boyunca tetikteydi, dolayısıyla nasıl Sun Lei’nin başarılı olmasına izin verebilirdi? Bu kara buz gerçekten garip olsa da, elinde zaten yaşlı adamın oyması bulunuyordu.

 

Kara buz bölgeyi mühürlediği anda, tahta oymadan Zamanın Geçişi etki alanı salındı.

 

İleri sarmak zamanın parçasıydı, geri sarmak parçasıydı ve durdurmak da zamanın parçasıydı. Zaman etki alanını çok güçlü yapan buydu; istenildiği gibi zamanı manipüle etmek.

 

Wang Lin uzun bir süre Cennet’e Başkaldıran Boncuk’ta yetişim yapmıştı ve zamanı manipüle etmeyi iyice kavramıştı. Zamanın Geçişi etki alanıyla oymayı tamamlamayı başarabilmesinin nedenlerinden birisi de buydu.

 

Oymadan gizemli bir ışık yayıldı ve bölgeyi mühürleyen kara buzla buluştu. Kara buz güçlü olsa da, direnmiyor ve sadece gevşetmeye çalışıyordu, bu yüzden aşırı zor değildi.

 

Zamanın geçişi etki alanından bir parça güç ödünç alarak, Wang Lin Sun Lei’nin düşündüğü gibi kara buz tarafından durdurulmadı. Sun Lei bu sözleri sarf ettiği anda, Wang Lin dışarı çıktı.

 

Ve hatta Sun Lei’den biraz daha hızlı hareket ederek, semavi yaratık yemlerini geçti ve mağaranın merkezinde belirdi.

 

“Yetişimci dostum Sun Lei, hala arıtım odunu vermedin, nasıl öylece acele edebilirsin?”

 

Sun Lei afalladı ve ifadesi epey çirkinleşti. Ancak, kararlı birisiydi. Tek kelime etmeden, boyutsal çantasına vurdu ve arıtım odunun fırlattı.

 

Wang Lin yakaladı ve mağaraya girdi.

 

Sun Lei içinden küfrediyordu, lakin zamanının az olduğunu biliyordu, zira zamanın yarısı çoktan geçmişti, dolayısıyla hızlıca içeri atıldı.

 

Girdikten sonra, Wang Lin’in iskeletin göğsünden metal parçasını aldığını gördü ve tek kelime etmeden semavi kılıcı kavramaya gitti.

 

Lakin semavi kılıca eli temas ettiği gibi, elinde delikler belirirken acınası bir inleme kopardı.

 

Wang Lin ona bakmadı bile ve mağaradan dışarı yardırdı. Siyah gazdan yapılma bir sürü ejderhalar yayan, kısıtlama bayrağını çıkardı. Wang Lin’i çevrelediler ve ardından direkt yukarı ve duvarların ardına atıldı.

 

Sun Lei isteksizce kükrerken gözleri kırmızıya döndü ve tekrardan kılıca uzandı. Bu sefer, acıya dayandı ve sonunda semavi kılıcı kavradı. Ne var ki, hemen ardından, eli birçok kez delindiği esnada birden acı dolu bir çığlık kopardı. Kılıçtan gelen enerjinin birazı elini deldi ve göğsüne vurarak, giydiği gümüş zırhın erimesine neden oldu.

 

Sun Lei çabucak elini çekti ve kılıçtan vazgeçti. Dışarı fırlarken öfkeyle kükredi. Sekiz nefeslik zamanın geçtiğini hesapladı ve şimdi ayrılırsa, hala kurtulabilirdi. Daha fazla gecikirse, iş tehlikeli hale gelirdi.

 

Lakin dünyada hiçbir şey mükemmel şekilde hesaplanamazdı. Kara semavi yaratık yemi aniden kara buzdan kurtuldu, keskin bir kükreme savurdu ve Sun Lei’ye doğru atıldı.

 

Sun Lei’nin ifadesi ansızın değişti. Gözleri inançsızlıkla kaplıydı. Ustası hazinenin bir bölgeyi on nefes süresi boyunca donduracağını söylemişti. On nefeslik zaman olmalıydı, nasıl daha az olabilirdi?

 

Kara semavi yaratık yemi yıldırım kurbağasından yıldırım küresini özümsediğinden, birazcık göklerin gücünü kazandığını, dolayısıyla on nefeslik zamanın bir nefes süresi kadar azaldığını bilmiyordu.

 

Wang Lin’in zamanın geçişi etki alanı kara buzun biraz yavaşlamasına neden olmuş, bu da sürenin bir nefes süresi daha azalmasına sonuç vermişti.

 

Alnına vurduğu sırada gözlerinde çılgınlığa dair bir ipucu belirdi ve siyah bir boncuk ortaya çıktı. Sun Lei hiç görülmemiş derecede içi acıyan bir ifade sergiledi.

 

Bu siyah boncuk yüzlerce yıllık yetişiminden oluşmuş ve sonunda Ruh Oluşturma aşamasına ulaştığında katı form almıştı. Tarikatının yetişim yöntemine göre, bu siyah boncuk ikinci bir Has Ruh oluşturmanın anahtar noktasıydı. Bu boncuğu kaybedince, yetişim seviyesi orta aşama Ruh Oluşturma’dan sert bir şekilde Kadim Ruh aşamasına düşecekti.

 

Sun Lei gözlerini kapadı ve bağırdı, “Patla!”

 

Siyah boncuk birdenbire siyah bir ışık yaydı ve patladı. Bir siyah ışık halkası yayıldı. Kara yaratık yemi birdenbire bu darbeyi engellemek için kıvrıldı.

 

Lakin kaybolan kara buz duvarından henüz kurtulmuş arkasındaki semavi yaratık yemleri mücadele etmeden kayboldu.

 

Hatta çevredeki mağaralar dahi iz bırakmadan kayboldu.

 

Boncuğun patlamasının gücü bu parçanın dayanabileceği sınıra ulaştı, bu yüzden de çökmeye başladı.

 

Gökyüzünde sayısız uzaysal yarık açıldı ve gittikçe büyüdüler.

 

Zeminde, lav fışkırdı ve havaya fırladı. Gökyüzü ve yeryüzü şiddetle sarsıldı ve gökyüzünde bir ölüm ışığı belirdi.

 

Kısa süre sonra, gökyüzünde ve yeryüzünde büyük bölgeler adeta yutulmuş gibi kayboldu.

 

Sun Lei kara boncuğu patlattığı anda, bedeni iz bırakmadan kayboldu.

 

Wang Lin’e gelirsek, kaçarken, birdenbire altından yıkıcı gücü hissetti ve ışınlanmayı engelleyen gizemli güç birdenbire çöktü.

 

Şoke oldu ve ansızın kendini durmaya zorlamadan önce ışınlanmak üzereydi. Çevredeki yerin sarsıldığını ve gürültü çıkardığını hissedebiliyordu.

 

“Semavi alem parçası çöküyor mu?” Wang Lin ışınlanmadığına seviniyordu, yoksa bir uzaysal yarığa ışınlanabilirdi.

 

Wang Lin içinden küfretti. Kendisini kısıtlama bayrağıyla çevreledi ve yıldırım misali atıldı. Gizemli kuvvet olmadan, hızı normale geri döndü.

 

Fakat yerin çöküşü daha da hızlıydı. Wang Lin aniden ilahi hissiyle 300 metre içindeki tek şeyin kara boşluk olduğunu fark etti.

 

Bu kara boşluk tıpkı her şeyi tüketen büyük bir ağız gibiydi.

 

Birden şoke oldu. Bu parçanın çökmesi devam etti ve göz açıp kapayıncaya kadar, boşluk 150 metre uzak kaldı.

 

Wang Lin hızlıca yukarı uçarken soğuk havadan bir nefes çekti.

 

Yutma devam etti; 150 metre, 100 metre, 70 metre, 30 metre...

 

Wang Lin’in yüzü solgundu. Yukarı ulaşmaktan hala uzaktı. Yutma hızı aşırı yüksekti. Zamanında kurtulamayacağı belliydi.

 

Boyutsal çantasından küçük bir kristal parçası çıkartırken gözlerinde acımasız bir ifade belirdi. Bu yoğunlaşmış semavi enerjiydi.

 

Yutma daha da yaklaştı; 30 metre, 15 metre, 10 metre...

 

Wang Lin 10 metre uzağının, çoktan açılmış bir ağız gibi gözüktüğünü gördü.

 

Kristali yuttu ve ilk defa ruhunda acıyı hissetti. Bu bedeninde aşırı fazla semavi enerji olmasından kaynaklanan bir acıydı.

 

O anda, Wang Lin Has Ruh’u her an çökebilir gibi hissetti, lakin bu acı arasında, bir güç ipliği doğdu. Bu güç dünyayı taşıyabilir gibi hissetmesini sağladı.

 

Çevredeki boşluk yaklaştı da yaklaştı; 10 metre, 7 metre, 3 metre...

 

Wang Lin’in bedeni birdenbire yıldırım gibi yukarı atıldı. Boşluk Wang Lin’in yanına ulaştığı anda, hızı sayısız kat arttı ve yerden atıldı.

 

Yerden atıldığı anda, bu parçanın çoğu zemini çoktan boşluğa çökmüştü.

 

Altında göğü tutuyor gibi gözüken yalnızca bikraç sütunla birlikte bir uzay bulunuyordu, lakin bu sütunlar bile küçülüyor ve yavaşça kayboluyordu.

 

Gökyüzü uzaysal yarıklarla doluydu.

 

Ancak Wang Lin bunlardan hiçbirin hissedemiyordu zira bu delirmiş durumdaydı ve bir meteordan daha hızlı atılıyordu.

 

Gökyüzünde bir sürü uzaysal yarık vardı, lakin uzaysal yarıklar bir araya bağlandığında daha da fazla boşluk parçası bulunuyordu.

 

Wang Lin uçuşu gökyüzünde kalmaya çalışan bir anka gibiydi, fakat önünde ansızın uzaysal yarıklar bağlanarak, büyük bir boşluk oluşturdu.

 

Wang Lin aniden içeri atıldı. Ardından karanlık tarafından kaplanıverdi ve soğuk hava dalgaları bedenine girdi. Soğuk havanın uyarısı altında, Wang Lin’in zihni birden berraklaştı.

 

Tek kelime etmeden, gerilemek için bedenini kontrol etti. Bir süre mücadele ettikten sonra, daha kapanmamış yarıktan dışarı fırladı.

 

Bu berraklık anını kullanarak, bütün uzaysal yarıklardan kaçındı. Parça tamamen çöktüğünde, yardırdı ve gökyüzünde kayboldu.

 

Üzerinde devasa girdabı görene dek yukarı uçtu da uçtu. Bu Semavi Alem’e daha önce girdiği yerdi.

 

Girdabın altında bir platform vardı ve platformda bazı kişiler aptal aptal ona bakıyordu.

 

Bedeni kayboldu ve platformda yneiden belirdi. Bir ağız dolusu kan kustu ve yere düştü. Gücünün son birazını kullanarak, alnını işaret etti ve sayısız avare ruh alnından dışarı çıktı.

 

Wang Lin dış savaş alanına olan seyahatinde on binlerce avare ruh toplamıştı. Şimdi hepsini salınca, Wang Lin’in etrafında kara bir kasırga oluşturdular. Bu platformdaki herkesin ifadesinin değişmesine ve hemen gerilemesine neden oldu.

 

Wang Lin yere yığıldı. Yedi sekiz şişe hap yemeden önce lotus pozisyonunda oturmaya çabaladı ve yetişim yapmaya başladı.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18168 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37466 Bölüm Sayısı


creator
manga tr