Bölüm 293: Semavi Kapılar Açılır

avatar
1151 0

Xian Ni - Bölüm 293: Semavi Kapılar Açılır


Çevirmen: Zawoske

Editör: Lord Viole Grace


Bir yıl daha geçti. Bu zamanda, Wang Lin sekiz tahta oyma yapmıştı. Bu sekiz tahta oyma tıpatıp aynıydı; hepsi zamanın geçişi etki alanına sahip yaşlı adamın oymasıydı.

 

Yıllar önce yaptığı bir tanesiyle birlikte, artık toplamda elinde dokuz tane bu oymadan vardı.

 

Kırmızı damarlar bu tahta oymalarda dolaşıyor, lakin hiçbiri birbirine temas etmiyordu.

 

Wang Lin’in gözleri sakindi. Bu dokuz tahta oymayı devreye sokarsa, zamanın geçişi etki alanını kullanabilmeliydi, lakin yaşlı adamınkinden hafifçe zayıf olurdu.

 

Tahta oymaları kaldırdı, derin bir nefes aldı ve Semavi Kapıların açılacağı günü beklerken yetişim yapmaya koyuldu.

 

Zaman yavaşça aktı ve birkaç yıl geçti gitti.

 

Mağaranın dışında, mevsimler geçti ve havanın açık olduğu bir günde gökyüzü rengarenk ışık huzmeleriyle kaplandı. Bu ışık huzmelerinde bir sürü heybetli illüzyon belirdi.

 

Bu illüzyonlarda adamlar ve kadınlar beliriyordu, lakin Suzaku’da giyilenlerden çok farklı kıyafetler giyiyorlardı. Bazısı konuşuyor, bazısı gülüyor, bazısı teknikler kullanıyor ve bazısı dağlar boyunca uçuyordu.

 

Daha önce hiç görülmemiş yaratıklar belirip kayboluyordu. Bazen, efsanevi ejderha ve anka bile beliriyordu.

 

Aynı manzara Suzaku boyunca birçok yerde belirdi. Bu manzaranın belirdiği yerler bir Yağmur Kazanı’nın olduğu yerlerdi.

 

O anda, Suzaku’nun en güney doğu kısmındaki 4.derece bir ülkede, Devasa İblis Tarikatı’ndan bir dev elinde bir Yağmur Kazanı tutuyordu. Antik görünen bir yüzü vardı. Bedeni yavaşça yükseldi ve süzülürken, bedeni yavaşça sıradan bir insan halini aldı.

 

Altında, hepsi çok ciddi ifadeler takınmış Devasa İblis Tarikatı üstatları bulunuyordu.

 

“Millet, rahat olun; tarikatın hazinesiyle birlikte, kesinlikle epey semavi enerji elde edeceğim!” Bu kişinin sesi güvenle kaplıydı.

 

Suzaku’nun kuzeydoğu kısmının sonunda, bir dağda, yaratık kürkü giyen genç bir adam göğe bakıyordu. O da elinde bir Yağmur Kazanı tutuyordu. Şeytani bir gülümseme takındı, ardından gökyüzüne süzüldü.

 

Altında, birdenbire siyah bir küme belirdi. Yüksek sesli bir uğultu yaydı. Yakından bakılsaydı, bu siyah kümenin yalnızca baş parmak tırnağı boyutunda küçük böceklerin birleşimi olduğu görülürdü.

 

Suzaku’nun güneybatı kısmında, orta yaşlı bir adam melankolik bir ifadeyle gökyüzüne bakarken bir kulede duruyordu, söylendi, “Ting Er, Semavi Kapılar tekrardan açılıyor. Kesinlikle sana daha fazla semavi yeşimi getireceğim ki bedenin bin yıl daha korunsun.”

 

Bununla birlikte, bedeni havaya süzüldü. Devasa elini uzattı ve kuleyi kavradı. Devasa kule süzüldü ve elle tutulacak boyuta gelene dek küçüldü, ardından adam illüzyona adım attı.

 

Suzaku’nun kuzeybatı kısmında, Ceset Tarikatı genel merkezinde, beyaz saçlı yaşlı bir adam gökte süzülüyordu. Derin bir nefes verdi ve homurdandı, “Ne kadar zor bir görev bu? Nasıl bir semavi cesedi ele geçirmek kolay olabilir? Bedenim epey yorulacak...”

 

Suzaku’nun merkezinde, denizle çevrili bir yerde. Bu bütün kıta gezegendeki tek 6.derece yetişim ülkesine aitti, Suzaku. O anda Suzaku’da, ülkenin merkezindeki büyük bir avluda, kar perisi vari bir kadın oturuyordu. Gökyüzüne baktı.

 

Peşinden yedi yaşlı figür takip etti.

 

“Ben ayrıldıktan sonra, yediniz çabuk Xue Yue’ye dönün.” Bu kadının sesi sakindi ve bunu söyledikten sonra, bedeni yavaşça havaya süzüldü.

 

O anda, mağarada olan, Wang Lin birkaç yılın ardından ilk defa gözlerini açtı ve mırıldandı, “Semavi Kapılar sonunda açıldı.” Bedeni mağaradan kayboldu. Yeniden belirdiğinde, havadaydı.

 

Şimdi elinde fazladan bir şey vardı. Yağmur Kazanı.

 

Yağmur Kazanı belirdiğinde, parlakça ışıldamaya başladı, ardından eridi ve bir semavi enerji ipliği halini aldı, bu da sonrasında Wang Lin’i illüzyona doğru taşıdı.

 

Semavi Alem kırılmış ve antik semavilar ölmüştü. Tüm Semavi Alem uzun zaman önce yaşanan bu felakette parçalara ayrılmıştı.

 

Rüzgar, Yağmur, Gök Gürültüsü ve Yıldırım Semavi Alemleri’nin hepsi dört farklı yıldız sistemini kaplıyordu, dolayısıyla, ne zaman bir semavi alem açılsa, çeşitli gezegenlerden yetişimciler girerdi.

 

Ancak, Semavi Alemler birçok parçaya ayrılmıştı, dolayısıyla aynı parçaya inme şansları yüksek değildi.

 

Şu anda, 2.derece bir yetişim ülkesinde, dağınık görünen yaşlı bir adam kıkırdarken bir tavuk bacağı yiyordu. “Açıldı. Eğer bu yaşlı adamın verdiği hasır şapkayı düzgünce kullanırsan, hayatını koruyabilirsin. Beceremezsen ölebilirsin.”

 

Wang Lin yükseldikçe yükselirken semavi enerji ipliği tarafından çevrelendi. Altındaki ülke gittikçe küçüldü ve etki alanını arayışını ilk deneyimlediği zamanla aynı hissi tattı.

 

Ancak, bu sefer sadece ilahi hissi değil aksine bütün bedeniyle orada bulunuyordu.

 

Nihayetinde, altındaki zemini ve zeminin etrafındaki denizi gördü. Her şey kafasının üzerindeki kalın bulut katmanını hissedene dek küçüldü de küçüldü.

 

Bu bulut katmanı sınırsız güç barındırıyordu ve verdiği baskı dünyadaki her şeyi ezebilir gibi hissettiriyordu.

 

Ne var ki, baskı Wang Lin’in üzerine çöktüğü esnada, etrafındaki enerji parladı ve Wang Lin’in geçmesi için bulutlarda bir delik açıldı.

 

Bulutları geçerken, bir tehlike algısı hissetti. Geçiş çok küçüktü ve bacaklarını uzatırsa kolayca bulutlara dokunabilir gibi hissettiriyordu. Ancak, bulutlara dokunduğu anda, bulutların içindeki gücün girip kendisini yok edeceğini biliyordu.

 

Bu göklerin gücüydü.

 

Wang Lin derin bir nefes aldı ve gözleri parladı. Ana bedeni burada olsa ne olurdu merak etti. İki antik tanrı dönüşümü geçirmiş ana bedeni, bu baskıya dayanabilir miydi?

 

Bu ana bedeniyle test etmediği sürece cevapsız kalacak bir soruydu.

 

Çok geçmeden, semavi enerjinin gücünün rehberliği altında, bulutları geçti. Geçtikten sonra, sonunda biraz rahatladı, lakin kalp atışları hızlanmaya başladı.

 

Gördüğü şey gerçek dış uzaydı.

 

Antik Tanrı anılarından ve etki alanını aradığı zamandan uzayı birçok kez görmüştü, lakin ilk defa şahsen deneyimliyordu.

 

Bu hissiyat öncesinden çok farklıydı.

 

Engin uzay ve parlak yıldızlar Wang Lin’e istediği her yere gidebilir hissi veriyordu.

 

Kafasını eğdi ve artık büyük bir küre olan Suzaku’yu gördü, lakin yükseldikçe, gittikçe küçüldü...

 

“Demek böyle...” Wang Lin bir şeyi fark etmiş gibi gözüküyordu.

 

Tam o anda, Suzaku’dan beş ışık huzmesi uçtu. Adeta bir şey ifark etmiş gibi üçü de gezegene bakıyordu.

 

Wang Lin etrafında hareket eden semavi enerjinin bir altıgen oluşturana dek diğer beşliye yaklaştığını hissetti.

 

Aralarındaki mesafe büyük değildi, lakin küçük de sayılamazdı.

 

Wang Lin anında beşli arasındaki tek kadının yalnızca 100 yılda geç aşama Ruh Oluşturma’ya ulaşmayı başaran Xue Yue’nin dahisi, Kırmızı Kelebek olduğunu görebildi.

 

Bakışları sakince onları tararken sakindi. Kırmızı Kelebek’in belirmesi hesaplamalarındaydı ve bu kadın daha önce hiç gerçek görünüşünü görmemişti.

 

Diğer dörtlüye gelirsek, birisi epey güçlü gözüküyordu. Üstüne bir şey giymeyerek, şok edici kaslarını sergiliyordu. Neredeyse bir yetişimci gibi gözükmüyordu; daha çok bir ölümlü dövüş sanatları uzmanıydı.

 

Ancak, bu kişinin kaşları arasında bir balta şekli belirip kayboluyordu.

 

Bu baltayı gördükten sonra, Wang Lin bu kişinin Devasa İblis Tarikatı’ndan olması gerektiğini ve klanda pozisyonunu epey yüksek olduğunu da onaylayabildi.

 

Başka biri bir genç gibi gözüküyordu, lakin gözleri kana susamışlığını ve acımasızlığını sergiliyordu. Bir bakış attıktan sonra Wang Lin bakışlarını çekti. Bu kişinin aurası ana bedenine epey benzerdi lakin hafifçe zayıftı.

 

Ana bedeni burada olsaydı, yalnızca öldürme arzusuyla bu kişiyi baskılayabilirdi.

 

Wang Lin’in gözbebeklerinin küçülmesine neden olan şey son ikiliydi, özellikle de beyaz saçlı yaşlı adam. Bu kişinin gözleri kapalıydı. Bir eli arkasındaydı ve yüzünde ifade yoktu. Ancak, bu kişi epey kaygısız bir his veriyordu. Sanki şu anda kendi arka bahçesinde geziniyordu.

 

Bu kişi Wang Lin ona baktığı esnada birdenbire gözlerini açtı ve Wang Lin’e hafifçe gülümsedi.

 

Wang Lin bakışlarını son kişiye çevirmeden önce bir süre bu kişiye baktı.

 

Sonuncu orta yaşlı gözüküyordu. Elinde bir su kabağı vardı ve ara sıra su kabağından içiyordu. Gözleri her şeyden mahrumdu. Sanki onu ilgilendirebilecek hiçbir şey yoktu. Wang Lin’in baktığını görünce bir tepki göstermedi.

 

Wang Lin derin bir nefes aldı. Bu beş kişiden her biri güçlüydü.

 

Wang Lin beşliyi incelerken, içen orta yaşlı adam dışında, diğer dörtlü de birbirlerine baktı. Ancak, kimse konuşmadı.

 

Wang Lin birdenbire bilinmez bir şekilde Suzaku’da bir uzman olduğunu fark etti. Gezegenden ayrılıp Semavi Alem’e gidebilmesi gerçeği bunu kanıtlıyordu.

 

Yaşlı adam ve orta yaşlı adam dışında, diğer üçlü genç adamı küçümsemedi. Aslında ona karşı tetikteydiler.

 

Wang Lin hafifçe gülümsedi. O anda, epey gururlu hissediyordu. Kim dağ köyündeki o küçük oğlandan buralara geleceğini düşünürdü ki?

 

Geçmişi hatırlayan Wang Lin attığı her adımın bir yaşam ve ölüm durumu barındırdığını söyleyebilirdi.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18328 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37556 Bölüm Sayısı


creator
manga tr