Bölüm 292: Geri Dönüş

avatar
1129 0

Xian Ni - Bölüm 292: Geri Dönüş


Çevirmen: Zawoske

Editör: Lord Viole Grace


Güneş gökyüzünde tepedeydi. Sun Wen mavi bir cübbe giyiyordu ve havada süzülen bir ejderha sandalyesinde otururken ellerini arkasında birleşitrmişti. Yanında iki çok güzel kız duruyordu. Birisi büyük bir şemsiye tutarak, gölge yapıyor ve diğeri buz kadar soğuk bir erik hoşafı barındıran mavi porselen bir kase tutuyordu.

 

Aşağıda bu ülkeden sayısız yetişimci duruyordu. Hepsi dış savaş alanının açılmasını beklemeye odaklanmıştı.

 

Bu kişiler arasında çeşitli tarikatların bir numaralı öğrencileri ve üstatları vardı. Yetişim seviyelerini arttırmak uğruna dış savaş alanında eğitime gideceklerdi.

 

Tabii ki, yaşam ve ölümlerine kaderin karar vermesi için kimsenin sevmediği birkaç öğrenci de dış savaş alanına atılacaktı.

 

Zaman yavaşça geçti. Epey sıcak olsa da, bu kişiler yetişimci olduklarından, bedenleri sıcağa dayanabilirdi, dolayısıyla yorulmuş gözükmüyorlardı.

 

Sun Wen’e hayran hayran bakan birkaç genç öğrenci vardı.

 

Sun Wen bu tür bakışlardan epey keyif alıyordu. Elini salladı ve kızlardan birisi hemen kaseyi getirdi. Kaşığı kavradı ve biraz hoşafla birlikte bir erik yedi ve anında bedenine yayılan soğuk hissiyatı hissetti.

 

Bu erik normal bir erik değil, aksine Gong Sun’da büyüyen özel bir bitkiydi. Yalnızca bir ağız dolusu içmek kişinin yetişimini kayda değer derecede arttırmasını sağlardı.

 

Bu özellikle de böyle yapılan hoşaf için geçerliydi. Tıpkı bir erik nektarı gibiydi.

 

Sun Wen’in kendisini keyiflendirmeyi seven birisi olduğuna şüphe yoktu.

 

O anda, 45 dakika geçmişti. Sun Wen kaşığı bıraktı ve söylendi, “Hepiniz dış savaş alanının kurallarını biliyorsunuz,  lakin benim fazladan bir kuralım var. Almadan önce getirdiğiniz her şeyi incelemem lazım. Aklınızda tutun!”

 

Bu sözler söylendiğinde, herkes onayladı; ancak, bazı Kadim Ruh yetişimcileri onaylasa da, hepsi içlerinden alayla sırıtıyordu.

 

Sun Wen boyutsal çantasına vurdu ve beş yeşim parçası ortaya çıktı. Parmağının ucunu ısırdı ve ileri fırlatmadan önce yeşimlere kanını damlattı.

 

Aniden, beş yeşim parçası atılarak, beş altın rengi ışık huzmesi oluşturdu ve ardından dairesel bir düzen kurdular. Birkaç garip söz sarf etti ve yeşimlerin yaydığı altın ışık yoğunlaştı.

 

Birkaç saniye sonra, Sun Wen derin bir nefes aldı. Alnında ter damlacıkları belirmişti. Bir yeşim şişe çıkardı, ağzına birkaç hap attı ve gururlu bir ifadeyle yeşimlere baktığı sırada hapları yuttu.

 

Beş yeşim parçasının altın ışığı ortasında bir girdap belirene dek parlaklaştıkça parlaklaştı. Girdap altın ışığı tüketti ve büyüdü de büyüdü.

 

Çok geçmeden, bütün altın ışık kayboldu ve sadece gerçekten farklı bir yer olduğu gözüken siyah girdabı arkasında bıraktı. Girdaptan soğuk hava dalgaları esti. Biri yakından baksaydı, kırık silahları, dağılmış malzemeleri ve diğer yanda süzülen cesetleri görürdü.

 

Sun Wen yüzündeki gururlu ifadesi daha da belirginleştiği sırada öksürdü ve söze girdi, “Bugün...” Tam bu sözleri söylediği sırada, bakışları aniden siyah girdaba odaklandı ve şoke olmuş bir ifade takındı.

 

Aynı zamanda, aşağıdaki her yetişimci soğuk bir nefes aldı ve girdaba dehşet içinde baktı.

 

Girdabın içinden uzanan ve kenarını kavrayan bir kol gördüler. Birdenbire, girdapta bir delik yırtılarak açıldı ve beyazlar içinde bir genç adam ortaya çıktı.

 

Bu kişi belirdiğinde, alev alev yanan güneş birdenbire bulutlar tarafından engellendi ve gökyüzü karardı.

 

Sun Wen sersemledi. Hızlanan kalbiyle, anında dış savaş alanından çıkan bu kişinin yetişimini göremediğini fark etti. Lakin 4.derece bir yetişim ülkesinde büyümüştü, dolayısıyla birazcık bilgisi vardı. Az çok tarttıktan sonra, bu kişinin Ruh Oluşturma aşamasında olması gerektiğine karar verdi.

 

Çabucak ejderha sandalyesinden kalktı ve Wang Lin’e ilerledi. Başını eğdi ve konuştu, “Gong Sun’dan küçüğünüz Sun Wen kıdemliyi selamlıyor.”

 

Dış savaş alanından çıkan kişi besbelli Wang Lin’di.

 

Dışarı çıktıktan sonra, bakışları Sun Wen’e odaklanana kadar kafası karışık bir şekilde etrafına bakındı ve sordu, “Burası Gong Sun mu?”

 

Sun Wen Wang Lin kendisine baktığında titredi. Bütün düşüncelerinin görüldüğünü hissetti. Çabucak yanıt verdi, “Burası Gong Sun değil, küçüğünüzün eğitim için geldiği yer. Burası Wu Wen adında 3.derece bir yetişim ülkesi.”

 

Wang Lin bir süre düşündü. Daha önce haritada Wu Wen’i görmüştü. Burası gezegenin güney kısmının sonundaki küçük bir ülkeydi. Şeytanlar Denizi yarım gezegen uzağındaydı, dolayısıyla geri dönmenin çok uzun süreceği söylenebilirdi.

 

Wang Lin avare ruhları toplamak adına dış savaş alanında çok uzağa ilerlemişti.

 

Altındaki herkese baktı ve ardından kayboldu.

 

Wang Lin’in ayrıldığını görünce, Sun Wen rahat bir nefes verdi ve alnından teri sildi. Bu kişiyi gördüğünde, ailesinin atasıyla karşılaştığında hissettiği aynı duyguyu tatmıştı.

 

Daha fazla gösteri yapacak ruh halinde değildi. Çabucak arkasında birkaç söz bıraktı, hemen bunu ailesine raporlaması gerektiğinden, ayrıldı.

 

Onun bakış açısından, dış savaş alanından çıkabilen bir Ruh Oluşturma yetişimcisi iyi bilinen birisi olmalıydı.

 

Wang Lin yeniden belirdiğinde, bir dağın zirvesindeydi. Bu dağa Gök Delen deniliyordu. Haritaya göre bu ülkedeki en büyük dağdı.

 

Dağın zirvesinde, Wang Lin düşünmeye başladı. Yıllarca kullanmanın ardından, çok zirve kalite ruh taşı kalmamıştı ve bunlar Suzaku’da epey nadirdiler. Seyahat için artık kullanmamaya karar verdi. Son çare olarak saklayacaktı.

 

Dış savaş alanına seyahati epey yararlı geçmişti. Görünüşe göre Has Ruh’u oluştuğunda, ruh yutucu gücü de evrilmişti.

 

Nazikçe alnını ovuşturdu ve hafifçe gülümsedi. Geç aşama Ruh Oluşturma yetişimcileriyle veya o Xue Yue dahisiyle karşılaşmadığı sürece Semavi Alem’e olacak bu seyahatinde kendisine oldukça güveniyordu. Orta aşama Ruh Oluşturma yetişimcilerine gelirsek, onları yenebileceğine %100 emindi.

 

Geç aşama bir Ruh Oluşturma yetişimcisiyle karşılaşsa dahi, yaptığı bütün hazırlıklar sayesinde güvenle kaçabilirdi.

 

Aslında, Wang Lin’in bu kadar hazırlanmasında semavi enerji elde etmenin yanı sıra bir neden daha vardı: hayatını korumak.

 

Yağmur Semavi Alemi’ne giren bir yetişimci, yetişimini en fazla Ruh Oluşturma’da tutmalıydı. Ruh Oluşturma seviyesinden çok güç kullanırlarsa, etraflarındaki boyut çökerdi. Bunun anlamı da Yağmur Semavi Alemi’nde büyük olasılıkla Ruh Değişimi yetişimcilerinin bulunacağıydı.

 

Bu kişilerden pek olmayacak olsa da, halen birkaç tane olmalıydı. Yetişimlerini Ruh Oluşturma aşamasına kısıtlasalar bile, normal Ruh Oluşturma yetişimcilerinin baş edebileceği kişiler değildiler. Bu yüzden Wang Lin seyahati için bu kadar hazırlanmıştı.

 

Efsanevi Yükselişi Arama yetişimcileriyse nadiren kendilerini gösterirlerdi, Yağmur Semavi Alemi’nde birisinin belirmesi çok olası değildi.

 

Bunlar Wang Lin’in yıllarca olan yetişimine dayalı varsayımları, Suzaku’ya olan anlayışları ve Ruh Oluşturma aşamasına ulaşmanın zorluğuydu. Tam olarak doğru olmasa da, doğrudan uzak değildi.

 

Aslında, Wang Lin’in tahmini yine de biraz aşırı fazlaydı, zira Suzaku’da sadece dört Yükselişi Arama yetişimcisi vardı. İkisi erken aşamada, birisi orta aşamada ve sonuncusu, Suzaku isminin varisi, geç aşamadaydı.

 

Dörtü rastgele Suzaku’dan ayrılamazdı ve yetişim ülkelerinin meselelerini umursamıyordu. Onları etkileyebilecek çok şey yoktu.

 

Bu dörtlü ancak diğer gezegenden yetişimciler bir kargaşa çıkardığında harekete geçerdi.

 

Wang Lin derin bir nefes aldı. Ruh yaratıkları ve şeytanların hepsi hazırdı. Hatta sadece iki tüyü kalmış yelpazeyi bile dış savaş alanında arıtmıştı.

 

Gizemli üç kılıç kınına gelirsek, Wang Lin’in Has Ruh’u tarafından arıtılmıştı.

 

Bütün bunlara ek olarak, antik yetişimcilerin on eşyasından, geçmiş birkaç yılda üçünün mührünü kırmayı ve kendine bağlamayı başarmıştı.

 

Boyutsal çantasında hala emin olmadığı sadece bir şey vardı. Şeytanlar Denizi’nde rastgele bir yetişimciden eline geçen parşömen.

 

Parşömeni açtığında, sadece karanlık vardı, lakin karanlıktan saçılan tehlikeli bir aura vardı. Wang Lin bu parşömeni yalnızca üç kez açmıştı.

 

İlk açışı Merkez Oluşturma aşamasındaykendi, ikinci seferi Kadim Ruh aşamasına ulaştığındaydı ve üçüncüsü de geçenlerde, Ruh Oluşturma aşamasına ulaştığındaydı. Her açışında, farklı hissediyordu, lakin her zaman içinin titremesine neden olan gizemli bir kuvvet vardı.

 

Wang Lin elini sallayıp parşömen elinde belirirken derin bir nefes verdi. Parşömeni tam olarak kimden aldığına gelirsek, gerçekten hatırlayamıyordu.

 

Has Ruh’u ortaya çıkıp arıtmaya başladığı esnada parşömeni havaya fırlattı.

 

Bu geçen birkaç yılda kazandığı bir alışkanlıktı. Ne zaman parşömeni arıtsa, biraz daha bağlantı elde ediyordu.

 

Birkaç saat sonra, gökyüzü karardı. Has Ruh’u bedenine döndü ve parşömeni kaldırdı.

 

“Semavi Kapılar yakında açılmalı. Hazırlanacak tek bir şey kaldı. Ancak, bu hazırlık yüz yıllık veya bin yıllık ağaçlar gerektirecek.” Wang Lin kendi kendine mırıldandı ve ardından ilahi hissini yayarak bütün ülkeyi taradı.

 

Ardından harekete geçti ve bulunduğu noktadan kayboldu.

 

Üç ay sonra, çevredeki yedi yetişim ülkesi boyunca seyahat etti ve biraz yüz yıllık ağaç topladı. Ardından dağın birinde bir mağara yaptı ve tahta oymalar yapmaya koyuldu.

 

Bin yıllık ağaç bulmak aşırı zordu, dolayısıyla hiç tespit edememişti. Yüz yıllık ağaçları bulmak bile zordu.

 

Mağarada, Wang Lin bütün önemsiz düşüncelerini kafasından çıkardı ve kendisini tamamen oymaya odakladı.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18097 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37356 Bölüm Sayısı


creator
manga tr