Bölüm 269: Göklerin Tao’su Acımasız

avatar
1051 0

Xian Ni - Bölüm 269: Göklerin Tao’su Acımasız


Çevirmen: Zawoske

Editör: Lord Viole Grace


Yaşlı adam Wang Lin’e baktı ve rahatça sözlerine devam etti, ‘’Tıpkı Suzaku gezegeni gibi, bütün çevredeki gezegenler belli bir zaman zarfının ardından Yağmur Kazanı oluştururlar.’’

 

Wang Lin yavaşça sorarken gözleri sakindi, ‘’Kutsal Kapılar ne zaman açılır?’’

 

Yaşlı adam güldü ve sordu, ‘’Ne? İlgini mi çekti? Aslında, yetişim seviyenle, tehlikeli olsa da, dikkatli olduğun sürece, çok fazla endişelenmene gerek yok. Sonuçta, yetişim seviyen ne kadar güçlü olursa, üzerine o kadar muazzam kısıtlama konur.’’

 

Wang Lin kafasını kaldırdı ve yaşlı adama sordu, ‘’Neden öyle?’’

 

Yaşlı adam şişeyi aldı ve şarabın kalan birazını içti. Dudaklarını yalayıp yanıtladı, ‘’Antik Kutsal Alem uzun zaman önce parçalandı ve sadece parçacıkları varlığını sürdürüyor, doğal olarak göklerin yasaları ve yeryüzü içeride kaotik durumda. Bu anahtar nokta çünkü geç aşama Ruh Oluşturma veya daha yüksek yetişimcilerin ruhsal enerji dalgaları belirirse, o zaman o parçacık çöker. Bu yüzden, giren kişi intihar etmek istemiyorsa, güçlerini Ruh Oluşturma seviyesinde tutar.’’

 

Wang Lin biraz düşünürken, kafasına bir düzine düşünce girdi. Uzun bir süre sonra, kafasını kaldırdı ve söylendi, ‘’Kıdemli gecenin bu saatinde ziyarete geldi. Korkarım ki burada sadece bunu konuşmak için bulunmuyorsunuz.’’

 

Yaşlı adam sinsi sinsi güldü ve söylendi, ‘’Genç adam, bu yaşlı adam sana ayrıldığını söylemeye geldi. Ayrılmadan önce, bir oymamı yapmanı istiyorum, böylece Pembe Köşk’teki Xiao Cui’ye verebilirim ve ne zaman beni düşünse, anıları hatırlatan bir şeyi olur. Ne yazık ki, ancak efsanelerde beliren, benim kadar yakışıklı birisini düşünen sayısız insan var.’’ Bununla birlikte, son derece hüzünlü bir ifade takındı, lakin bu ifadede, epey gurur vardı. Wang Lin’e bakıp duruyordu, besbelli Wang Lin’in onu övmesini bekliyordu.

 

Wang Lin bir süre düşündü. Uzun bir zaman zarfı ardından, bir tahta parçası aldı ve parmağını bıçak olarak kullanıp oymaya başladı.

 

Ne var ki, tam kaba hatlarını yaparken, yaşlı adam huzursuzca homurdandı, ‘’Kıyafet yok!’’

 

Wang Lin’in parmağı duraksadı. Acı acı gülümsedi. Bir süre düşündükten sonra, sağ eliyle oymayı temizledi ve tekrardan oymaya başladı. Bu sefer, parmağı duraksamadı; rüzgar gibi hareket etti. Çok geçmeden, neredeyse bir maymun gibi gözüken cılız bir yaşlı adam oymada belirdi.

 

Yaşlı adam çabucak oymayı kavradı ve dikkatle inceledi. Ne kadar bakarsa, kaşları o kadar çatılıyordu, nihayetinde Wang Lin’e bakana kadar kaşları iyice çatıldı ve gürledi, ‘’Bu da ne? Bu şey ben gibi gözükmüyor! Hiç bana benzemiyor! Bu yaşlı adamı böyle mi görüyorsun? Oyduğun bu şey bir maymun, maymun! Anladın mı?’’

 

Bununla birlikte, yaşlı adam oymayı kenara fırlattı ve Wang Lin’e, kelime kelime, kükredi, ‘’Ben gibi gözükmüyor!’’

 

O anda, yaşlı adam daha önce hiç belirmeyen ciddi bir bakış takınmıştı. Hatta bu gözlerde bir delilik vardı.

 

Wang Lin her zaman yaşlı adamın yetişim seviyesini tahmin ediyordu, lakin o anda, yaşlı adamın yetişim seviyesi hakkında tahminleri tekrardan yükseldi.

 

Başka bir tahta parçası alırken yaşlı adama baktı. Bu sefer, eli rüzgar gibi hareket etti ve oymayı yapmak için sadece az öncenin yarısı kadar zaman harcadı.

 

Oymadaki kişi son derece yakışıklı ve romantikti, özellikle de insanın içine işleyen gözleri. Bu kişiyi en yakışıklı erkeklerden birisi demek yanlış olmazdı. Ancak, bu yaşlı adamdan çok farklı gözüküyordu. Kör olmayan herkes bu kişinin yaşlı adam olmadığını söyleyebilirdi.

 

Tahta oyma tamamlandığı anda, yaşlı adam tarafından elinden alındı. Tahta oymaya baktı ve gülerken gözleri ışıldadı, ‘’Fena değil, işte bu gerçek ben. Gerçekten güzel oydun. Tamam, genç adam. Hasır şapkamı bir süreliğine ödünç almana izin veriyorum.’’

 

Yaşlı adam hayal kurarak tahta oymaya baktı. Ne kadar bakarsa, o kadar seviyordu. Oymayı kaldırdıktan sonra, memnuniyetle Wang Lin’e baktı ve konuştu, ‘’Bundan sonra, aynen böyle oy. Dürüst olayım, oyma bu yaşlı adamın şimdi göründüğünden biraz farklı olsa da, görmezden gelmek sorun değil. En önemli olan şey bu oymanın tam olarak gençliğimi göstermesi.’’

 

Yaşlı adam konuştuğu sırada, ayrılmak için ayaklandı. Kapıya ilerlerken, birden durdu ve söylendi, ‘’Hala yapman gereken 999 oyma kaldı. Ruh Oluşturma aşamasına ulaşınca yapmayı unutma. Sakın unutma ha, yoksa nereye gidersen git, bu yaşlı adam seni bulur.’’

 

Garip yaşlı adamı gönderdikten sonra, Wang Lin önceki oymayı aldı. Gülümsedi ve rastgele bir rafa yerleştirdi.

 

Wang Lin Kutsal Kapılar meselesine karışmaya niyetli değildi. Ruh Oluşturma aşamasına ulaşabilirse, o vakit oraya giderdi, lakin şimdi düşünmek için çok erkendi.

 

Dört Tarikat Birliği ve Xue Yue arasındaki savaşa gelirsek, Wang Lin biraz düşündü ve katılmamaya karar verdi. Bu tür şeylerin etki alanı aşırı genişti. Bir şey yanlış giderse, ciddi sonuçları olurdu.

 

Dolayısıyla, Wang Lin’in hayatı bir kere daha sakinleşti. Dört Tarikat Birliği’ne yağan karsa, bir ay sonra yavaşlamaya başladı. Gökyüzünde büyülü hazinelerin ışıltılarını görmek çok sıradandı. Sanki orada yetişimciler bir şeyi tamir ediyordu.

 

Wang Lin bir süre gözlemledi ve formasyonlar kurduklarını fark etti. Karın yağışını durdurmak için gökyüzüne kurulan formasyonlar.

 

Aynı zamanda, formasyonlar kurmanın yanı sıra, bütün tarikatlarda ve ailelerden muazzam miktarlarda yetişimciler karı temizlemeye gelmişti.

 

Kara karşı ruhsal enerjinin az etkisi var gibi gözüküyordu. Görüşüne göre kara karşı ruhsal enerji çok hassastı. Dolayısıyla, bu yetişimciler temizlemek için fiziksel güç kullanmaya başladılar.

 

Yetişimciler harekete geçtiğine göre, ölümlüler takip etmişti. Ülkenin ölümlü kralı çoktan yetişimcilerden emirler almış gibi gözüküyordu, dolayısıyla büyük miktarda ölümlü birlikleri karı küremeye başladı.

 

Dört Tarikat Birliği çok büyük olduğundan, karı sadece ordu temizlemiyor, vatandaşlar bile yardım etmeye zorlanıyordu.

 

Da Niu da onlardan biriydi. Son yıllarında olan yaşlı adamlar bile istisna sayılmıyordu, lakin ona saygılarını sunan kralın emirleri altında, kimse Wang Lin’le uğraşmadı.

 

Bütün bu işler birkaç ay sürdü. Da Niu çok önceden güneye gönderilmişti. Bütün başkent, hayır Dört Tarikat Birliği’ndeki bütün şehirler çok daha boştu. Önemli bir pozisyona sahip olmayanlar dışında, neredeyse herkes karı temizliyordu.

 

Bu operasyon sırasında, kadın ve çocuklar bile önemsenmedi. Da Niu çağrıldığında, Wang Lin otuzu aşkın yıl adına bir hediye olarak kendisine yakın tutması için bir oyma verdi.

 

Da Niu’nun karısına gelirsek, Wang Lin ona da küçük bir oyma verdi.

 

Bu oymaların etkisi bedeninin donmasını engellemek için sıcaklık yaymaktı.

 

Aslında yetişimciler arasında olması gereken savaşta, Dört Tarikat Birliği’nin ölümsüzleri ilk acı çekenler haline gelmişti. Bu ölümlüler kara neyin sebep olduğunu bile bilmiyordu, lakin ailelerini kardan korumak için, bu acımasız kara girmeye razıydılar.

 

Dört Tarikat Birliği boyunca, yığınla kar dağları vardı ve bazı güçlü yetişimcilerin yardımıyla, bu dağlar büyümeye devam ediyordu.

 

Hepsi karla kaplandığından, tarlalardan hasat yapılmıyordu.

 

Her gün sayısız ölümlü donarak ölüyordu ve her gün kardan çöken evler vardı.

 

Bu bir felaketti.

 

Wang Lin bir sabah uyandı ve dükkanından çıktı. Cadde kardan temizlenmişti, ama yerde hala kar taneleri vardı. Kar taneleri zayıflamış olsa da, hala varlıklarını sürdürüyorlardı.

 

Birkaç gün önce, büyük kulaklı yetişimci, Zhou Wutai, bir yeşim daha göndermişti. Bunda Dört Tarikat Birliği’ne davet yoktu, bunun yerine Dört Tarikat Birliği’nin ne yaptığına dair haberler ve yeryüzünü sarsan bir haber vardı.

 

Karı temizleyen ülkenin bütün nüfusu sayesinde, yeri kaplayan kar azalmıştı, ancak şimdi çok uzun kar dağları vardı.

 

Buna ek olarak, Dört Tarikat Birliği’ndeki neredeyse bütün yetişimciler gelen savaşta yardım etmek için çağırılmıştı.

 

Ne var ki, Zhou Wutai kendi endişelerini de belirtmişti. Normalde, Xue Yue aylarca kar yağdırmazdı. Normalde sadece on günlüğüne karın yağmasına izin verirlerdi. Bu on günün ardından gelirlerdi.

 

Normalde, büyük savaşlar sırasında, yetişimciler ölümlü dünyasını etkilemekten kaçınırdı. Bu Suzaku ülkesi tarafından konulan bir kuraldı.

 

Lakin bugünle birlikte, dört ay geçmişti ve gökyüzündeki kar azalmamıştı. Sadece formasyonlar tarafından saklanmıştı.

 

Bu tür bir olay sadece bir anlam taşıyordu ve bu da: Xue Yue’nin bütün ülkeyi yok edecek bir savaş başlatarak Dört Tarikat Birliği’ni yok etmeyi planladığıydı.

 

Suzaku Gezegeni’nde, bir ülkenin yok edildiği savaşlar nadirdi, zira Suzaku ülkesi karışmak için etrafta olurdu, lakin bu daha önce yaşanmamış şey değildi.

 

Dört Tarikat Birliği’nin antik kayıtlarında, bir ülkenin yok edildiği dört savaş olduğu yazılıydı. Yok edilen ülkelerin üçü dördüncü dereceydi ve birisi beşinci derece ülkeydi.

 

Lakin istisna olmaksızın, bir ülkenin yok edildiği savaşların tamamında Suzaku’nun parmağı vardı. Bu da Xue Yue’nin çeşitli yöntemler kullanarak Suzaku’dan bu savaşı başlatma izni aldığını gösteriyordu.

 

 







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18179 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37503 Bölüm Sayısı


creator
manga tr