Bölüm 267: Katletmek

avatar
1029 0

Xian Ni - Bölüm 267: Katletmek


Çevirmen: Zawoske

Editör: Lord Viole Grace


Zhou Wutai elindeki kar topuna baktı. Biraz tereddüt etti, ardından acı acı gülümsedi. ‘’Her zaman bencillikten değil midir? Xue Yue ülkesi doğal kaynak eksikliği çeken birkaç ülkeden biri, lakin gizemli biçimde güç kazandılar. Daha fazla kaynak ve daha güçlü olmak adına, bu savaşı başlattılar.’’

 

Wang Lin kıkırdadı. Şarabından bir yudum aldı ve söylendi, ‘’Kardeş Zhou, kapının yerini biliyorsun.’’

 

Zhou Wutai Wang Lin’e bakarken yüzü düştü ve devam etti, ‘’Kardeş Wang Dört Tarikat Birliği’ne katılırsa, elimden gelen her ricanı yerine getiririm. Kardeş Wang, teklifimi biraz daha gözden geçirmeyecek misin?’’

 

Wang Lin elini kaldırdı ve Zhou Wutai’ye baktı. Uzun süre sonra, Zhou Wutai kaşlarını çattı ve sözlerinin devamını getirdi, ‘’Kardeş Wang, bunun anlamı  ne?’’

 

Wang Lin sakince karşılık verdi, ‘’Kardeş Zhou, üç yaşındaymışım gibi davranma. Suzaku Gezegeni büyük. Neden Xue Yue başka yer yerine burayı istila ediyor? Kardeş Zhou daha fazlasını anlatmak istemediğine göre, o zaman sormayı sürdürmeyeceğim.’’

 

Zhou Wutai bir süre düşündü, ardından yüksek sesle bir kahkaha attı. Wang Lin’e baktı, hiç utanmayarak, söze girdi, ‘’Lütfen beni suçlama, kardeş Wang. Bu mesele aşırı önemli. Yani doğal olarak, kolayca açığa çıkartmak istemiyorum.’’ Bununla birlikte, konuşmayı kesti, besbelli Wang Lin’in yanıtını bekliyordu. Wang Lin kabul ederse, doğruyu söyleyecekti.

 

Wang Lin Xue Yue yetişimcilerin istilasına katılmakla ilgilenmediğinden tereddüt etmeye başladı. Bu, sonuçta, dördüncü derece yetişim ülkeleri arasında bir savaştı. Ayrıca, Dört Tarikat Birliği’yle derin bir ilişkisi yoktu, bu yüzden büyük ihtimalle işler kötüye giderse kurban edilecek bir piyon olurdu.

 

Uzun bir süre sonra, Wang Lin sakince söylendi, ‘’Bunu biraz düşüneceğim. İstila başlamadan önce bir yanıt vereceğim.’’

 

Zhou Wutai de Wang Lin’in hemen kabul etmesini beklemiyordu, lakin Wang Lin’in bir şart bile sunmadığını görünce, Wang Lin’in kabul etmeyeceğine %80 emindi.

 

Aklında bununla, ayaklandı, derin bir nefes aldı ve ellerini birleştirdi, ‘’Böyle olduğuna göre, o zaman kardeş Wang’ın yanıtını bekleyeceğim.’’ dedi ve bununla birlikte, boyutsal çantasından bir yeşim parçası çıkararak devam etti, ‘’Kardeş Wang yanıt vermek istediğinde, lütfen bu yeşimi kullan.’’

 

Bununla birlikte, ellerini tekrardan birleştirdi ve ayrıldı.

 

Wang Lin’in ifadesi hala aynıydı. Bir değişim yoktu.

 

Zhou Wutai yağmurluğunu aldı, lakin kapıdayken aniden durdu. Arkasını dönmeden yavaşça konuştu, ‘’Kardeş Wang, Rüzgar, Yağmur, Gök Gürültüsü ve Yıldırım’ın Kutsal Kapıları’nı hiç duydun mu? Suzaku Gezegeni Kutsal Yağmur Kapısı’na yakın...’’

 

Wang Lin’in gözleri birden ışıldadı. Antik Tanrı’nın anılarında dört Kutsal Kapı’ya değiniliyordu. Söylentiye göre bu dört Kutsal Kapı antik zamanlardan beri varlığını sürdürüyordu. Kaynakları bilinmiyordu.

 

Lakin kesin olan bir şey vardı ve bu da dört Kutsal Kapı’nın Antik Kutsal Alem’e açıldığıydı.

 

Zhou Wutai konuşmayı bitirdikten sonra, dışarı çıktı. Yağmruluğunu giydi ve mesafede kayboldu.

 

Gökyüzünde rüzgar hiddetle cirit atarken dışarıdaki kar daha da güçlendi.

 

Zhou Wutai belli bir mesafe yürüdükten sonra, aniden yanında dört gölge belirdi. Zhou Wutai’yi takip etmeye başladıktan sonra, hepsi ilahi hisleirni Wang Lin’in dükkanına yönlendirdi.

 

Birisi soğuk bir tonla, söylendi, ‘’Yetişimci dostum Zhou, Dört Tarikat Birliği ülkeye son iki yüz yılda giren şüpheli yetişimcilerin öldürülmesini emretti. Neden harekete geçmedin?’’

 

Zhou Wutai arkasını dönmedi ve alayla sırıttı, ‘’Sadece dördünüzün yetişimiyle, ben de yardım etsem bile, onu öldürebilececeğimizi düşünüyor musunuz? Gerçekten bizi yanıltmak isterse, onu kim durdurabilir ki?’’

 

Başka bir siyah giyimli figür sakince yanıtladı, ‘’Gerek yok. Dördümüz sadece geç aşama Kadim Ruh’ta olsak da, bir formasyon kullanırsak, Ruh Oluşturma aşamasında olmadığı sürece, elimizde can verir.’’

 

Zhou Wutai alayla sırıttı. Kollarını salladı ve söylendi, ‘’Gitmek istiyorsanız, gidin. Sizi durdurmayacağım. Lakin o kişi üç dövüşçü amcanın oymalarını yapmış, yani onunla alakalı daha fazlası olmalı. Canıma susamadım.’’

 

Dört siyah giyimli figür biraz düşündü. Birbirlerine baktılar, ardından tek kelime etmeden Wang Lin’in dükkanına doğru ilerlediler.

 

Zhou Wutai’nin yüzündeki gülümseme daha da soğuklaştı. Durdu ve nasıl bu dört kibirli salağın neredeyse Ruh Oluşturma aşamasındaki birisini yenebileceklerini görmek isteyerek arkasını döndü.

 

Wang Lin kaçmak isterse, dörtlünün kaçmasını engellemesi garanti değildi. Sonuç olarak, düşünceleri şöyleydi: ileride kendilerine sorun çıkarmaya gerek yoktu.

 

Dörtlü çabucak Wang Lin’in dükkanına doğru giderlerken, öldürme arzuları anında arttı.

 

Wang Lin elindeki şarap şişesine bakarken dükkanında oturuyordu ve derin bir nefes verdi. Gerçekten ölümlüye dönme yıllarının birilerini öldürerek bozulmasını istemiyordu, lakin Wang Lin hala Wang Lin’di. Dört yüz yıl boyunca katliamdan katliama koşan yanını sadece kısıtlıyordu, kaybolmamıştı.

 

Dörtlü devam ederlerse, bir canavarı, onlarca yıldır öldürmeyen bir şeytanı uyandıracaklarından habersizdi.

 

Lakin görünüşe göre dörtlü çoktan karar vermişti. Dördü karla kaplı yerde epey dikkat çekici olan siyah sise dönüştüler.

 

Wang Lin içten içe derin bir nefes aldı. Gözleri otuz yılı aşkın zamandır belirmemiş soğuk bir ışığı açığa çıkardı. Bu ışık dört yüz yıllık katliamı sırasında sık sık belirirdi.

 

Ne zaman belirse, birisinin öleceği anlamına gelirdi!

 

Ve bu sefer bir istisna değildi!

 

Wang Lin sol elinde şarap şişesini tutuyordu ve bir yudum aldı. Ayağa kalktı ve bir adım atarak, dört siyah giyimli adam yaklaşırken zaten dibinde olduğu kapıya ulaştı.

 

Wang Lin’in gözlerindeki soğuk ışık, yaşlı bir adamdan bir şeytana dönüştüğü sırada derinleşti. O anda, kar daha da şiddetlendi, lakin kardaki öldürme arzusunun Wang Lin’in öldürme arzusuyla kıyaslanması, bir kamp ateşini güneşle kıyaslamak gibiydi.

 

Soğuk bir kılıç kınından kolayca çıkmaz!

 

Dört siyah giyimli adam yaklaştığı esnada, hepsi elleriyle garip mühürler oluşturdu. Aynı zamanda, bedenlerinden dört kılıç ışığı, yeşil, kırmızı, mavi ve mor, atılıp bir ağ oluştururken kısık seste kükrediler. Ağ Wang Lin’i çevreledi.

 

Wang Lin şarabından büyük bir yudum aldı ve parmağıyla havayı işaret etti. Camgöbeği cübbeli üstadın oymasından Zamanın Geçişi Etki Alanı aniden yayılmaya başlayarak, dört kılıç ışığının duraksamasına neden oldu.

 

Bu gecikme sırasında, Wang Lin’in bedeni garip bir şekilde hareket etti ve kılıç ağından çabucak kaçındı. Yeniden belirdiğinde, çoktan siyah giyimli adamlardan birinin önündeydi.

 

Lakin bu soğuk kılıç kınından çıktığında, o zaman öldürürdü!

 

Gerçekten yavaş gözüken bir şekilde sağ eli hareket etti, lakin gerçekte yıldırım hızındaydı. Siyah giyimli adamın kafasını işaret etti. Bir çatlama sesinin ardından, adam bir ağız dolusu kan kustu ve anında öldü. Kadim Ruh’u ortaya çıktı ve yüzünde dehşete düşmüş bir bakışla kaçmaya çalıştı.

 

Wang Lin arkasını dönüp sessiz bir kükreme savururken ona bakmadı bile. Bu kükreme sırasında, kafasının üzerinde siyah duman belirdi. Ruh yutucu formu atıldı ve hemen kaçan Kadim Ruh’u yuttu.

 

Yağan kar Wang Lin’e yaklaşmaya cüret edemiyordu. Her kar tanesi ondan uzağa kaçınıyordu. Sanki hiçbirisi bu şeytanı sinirlendirmeye cüret edemiyordu.

 

Bu siyah giyimli adam aslında ölmezdi, lakin dört yüz yaşındaki bir şeytana karşı harekete geçmemeliydi. Bunu önceden biliyor olsaydı, bu kararından pişman olurdu.

 

Kalan üçlü dehşete düşmüştü. Hepsi en güçlü hazinelerini çıkarmak için boyutsal çantalarına vurdu. Birisi, bir şemsiye tutan, Wang Lin’in kafasını ona çevirdiğini gördü. O öldürme arzusuyla kaplı gözler yetişimci olarak ilk defa soğuğu hissetmesine neden oldu.

 

Buna kıyasla çevredeki kar da neydi ki? Kar bu gözlerdeki soğukluğun 1/10.000’i ile bile kıyaslanamazdı.

 

Bilinçsizce dilini ısırdı ve kan tükürdü. Kan şemsiye hazinesinin üzerine sıçradı. Birdenbire, şemsiye açıldı ve adeta onu bütün olarak yutmak istiyormuşçasına altın bir yılan Wang Lin’e atıldı.

 

Diğer ikili de hazinelerini gönderdiler. Soğuk bir kılıcın kolayca kınından çıkmadığını, lakin çıktığında, birini öldüreceğini ve ardından katliama devam edeceğini bilmiyorlardı.

 

Wang Lin’in gözlerinde alaycılı bir bakış belirdi. Altın yılana bakmadı bile. Aksine, boyutsal çantasına vurdu ve elinde küçük bir bayrak belirdi. Aniden, bayrak bölgeyi siyah dumanla kapladı. Dumandan oluşan düzinelerce ejderha ortaya çıktı ve altın yılanı parçalara ayırdılar.

 

O anda, bölgedeki kar yaklaşmaya cüret edemediğinden daha da uzaklaşmaya başladı. Aynı zamanda, Wang Lin nazikçe ilerledi. Çabucak şemsiyesi olan siyah giyimli adamın önüne ulaştı. Sağ eli çoktan adamın boğazını tutuyordu ve gücünün birazını kullanarak, adamın boynunu kırdı ve öldürdü.

 

Wang Lin yumuşakça iç çekti. ‘’Sayısız Kadim Ruh yetişimcisi öldürdüm. İlk değilsiniz.’’ Sağ eli aniden adamın karnına girdi ve dehşete düşmüş Kadim Ruh’u çıkardı. Kadim Ruh kaçmak üzereydi, lakin aniden çığlık atmaya başladı.

 

Wang Lin bütün olarak onu yuttuğundan çığlık atıyordu!

 

O anda, kalan ikili en iyi kaçış hazinelerini çıkarıp sokak köpekleri gibi kaçışırlarken bütün savaşma isteklerini kaybettiler.

 

Lakin kaçmak için çok geçti.

 

Soğuk bir kılıç kolayca kınından çıkmazdı. Çıktığındaysa, öldürür ve öldürmeye devam ederdi. Her on adımda, birini öldürürdü.

 

 







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18136 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37403 Bölüm Sayısı


creator
manga tr