Bölüm 259: Etki Alanı

avatar
1030 1

Xian Ni - Bölüm 259: Etki Alanı


Çevirmen: Zawoske

Editör: Lord Viole Grace


Wang Lin biraz tereddüt etti, ardından yaşlı adama seslendi ‘’Kıdemli, öylece gidecek miyiz?’’

 

Yaşlı adam elini salladı ve iki hasır şapka belirdi. ‘’Giy bunu. Senden iki yetişim seviyesi yüksek birisi olmadığı sürece, görünüşünü göremeyeceklerdir. Bu uzun süredir sakladığım bir şey. İşin bitince, bana geri vermek zorundasın.’’ dedi.

 

Wang Lin şapkayı yakaladı, ilahi hissiyle taradı ve anında şoke oldu. Bu hasır şapka normal gözükse de, içinde saklı sırlar vardı. İlahi hissini kullanırken, daha önce hiç görmediği sayısız kısıtlama barındırdığını keşfetti. Bu kısıtlamalar antik kısıtlamalarla kıyaslanabilirdi.

 

Ve bu yalnızca kısıtlamaların dış katmanıydı. Merkezdeki kısıtlamalara gelirsek, Wang Lin o kadar ileriyi ilahi hissiyle kısa bir zaman zarfında kontrol bile edemezdi. Wang Lin ne olursa olsun, bu şapkayı geri vermemeye karar verdi. En kötüsü, birkaç oyma daha yapmak zorunda kalırdı.

 

Yaşlı adam şapkayı giydiğinde, altın rengi bir ışık tarafından çevrelendi. Wang Lin yaşlı adamı ilahi hissiyle incelemeyi denediğinde, altın ışık canının yanmasına sebebiyet verdi.

 

Wang Lin derin bir nefes aldı. Hasır şapkayı kendine saklama arzusu sessizce giydiği sırada daha da güçlendi.

 

Yaşlı adam sağ eliyle epey garip bir mühür oluşturup havayı işaret ettiği esnada Wang Lin’e baktı. Birdenbire, havada devasa bir hayalet belirdi. Hayalet belirirken, çevredeki ruhsal enerji vahşice hayalete doğru toplandı.

 

Neredeyse anında, hayalet katılaştı ve kılıç tutan altın zırh içinde bir dev halini aldı. Devin ifadesi katıydı. Adeta şeytani bir tanrıymış gibi, vahşi bir aura yaydı. Öfkeyle yaşlı adamın işaret ettiği yere baktı.

 

Yaşlı adam gururla bağırdı, ‘’Altın, ez geç!’’

 

Altın zırhlı dev tek kelime etmeden kılıcını savurdu. Aniden, altın rengi bir ışık huzmesi belirdi. Adeta güneş yere düşüyor gibiydi. Huzme gökyüzünü aştı. Birdenbire, uzakta şiddetli dalgalanmalar belirdi. Yüksek bir patlamayla bir ışık perdesi parçalara ayrılana kadar dalgalar daha da şiddetlendi.

 

Kısa süre sonra, altın zırhlı dev homurdandı ve yavaş yavaş soldu.

 

Yaşlı adam hemen memnuniyetsizce homurdandı. Wang Lin yaşlı adamın altın zırhlı devi tembel olduğundan azarladığını az çok duyabildi...

 

Işık perdesi parçalandığı anda, darbenin meydana geldiği noktadan hemen bir enerji dalgası yayıldı. Bu enerji yıkıcı güçle kaplıydı. Wang Lin’in ifadesi aniden değişti. Tam kaçınmak üzereydi ki, yaşlı adam elini salladı ve Wang Lin’in önünde bir sütun belirerek, enerji dalgasını engelledi.

 

O zaman, Wang Lin yaşlı adama baktı. Yaşlı adam enerji dalgasının içinde duruyor ve bundan eğleniyormuş gibi gözüküyordu.

 

Enerji dalgası yayılmayı bitirirken, bölge birden değişti ve birer birer binalar belirmeye başladı. Bu binalar bulutlarda süzülüyor ve rengarenk renkte ışıklar yayıyordu. Bu yer kutsal bir alem gibi gözüküyordu.

 

Bu manzara Wang Lin’in Chu’da gördüğünden birkaç kat daha muazzamdı. Binalar sonu yokmuşçasına uzanıyordu. Aynı zamanda, öfkeli bağırışlar bu binalardan yükseldi ve birkaç düzine güçlü aura atıldı.

 

Wang Lin ilahi hissini yaydı. Bu auralar arasında, otuzu aşkın Kadim Ruh yetişimcisi vardı. Kalan beşliyse Ruh Oluşturma yetişimcileriydi.

 

Derin bir nefes aldı. Bu dördüncü derece yetişim ülkesi harbiden derecesini hak ediyordu. Buradaki bir tarikat, büyük olsun küçük olsun, üçüncü derece yetişim ülkelerinin baş edebileceği bir şey değildi. Buradaki herhangi bir tarikatın üçüncü derece bir yetişim ülkesini yok edebileceğini söylemek abartı olmazdı.

 

Yetişimciler ortaya çıktıktan sonra, hemen yayıldılar ve Wang Lin’le yaşlı adamı çevrelediler. Düşmanca ifadeler takınıp Wang Lin’le yaşlı adamı incelemek için ilahi hislerini gönderdiler.

 

Ne var ki, sadece bir an sonra, yarısından çoğu şaşırmış ifadelerini gözler önüne serdi.

 

Wang Lin ilahi hisler onları taradığında, hasır şapkanın büyük miktarlarda altın rengi ışık yaydığını açıkça hissedebildi. Altın ışık ilahi hislerin ateşe değen buz gibi erimesine neden oldu.

 

Yaşlı adama gelirsek, bir mühür oluşturdu ve altın ışık bir çift hayaletimsi kanat oluşturdu. Kanatları çırptı ve etrafındaki bütün ilahi hisleri süpürdü.

 

Birdenbire, birkaç yetişimci inledi, yere yığıldılar ve ifadeleri son derece çirkinleşti.

 

Mavi bir cübbe giyen orta yaşlı bir adam gruptan öne uçtu. Bu kişinin yüzü solgundu ve gözlerinde ışık yoktu. Gözleri tıpkı Wang Lin’inkiler gibi, siyah ve akının arasında açık bir farkı gözler önüne seriyordu. Olağanüstü bir ışık yayıyorlardı.

 

Öne çıktıktan sonra, ellerini birleştirdi ve konuşmaya başladı, ‘’İkiniz Beyaz Bulut Tarikatı’mın büyük formasyonunu kırdınız. Eğer bir açıklama yapmazsanız, o zaman orada öylece durmalısınız!’’

 

Yaşlı adam homurdandı. Elini salladı ve bir bambu sandalye çıkardı. Sandalyeyi havaya koyup oturdu, ardından söylendi, ‘’Umurumda değil. Ben sadece bir el attım. O gelmemi söyledi, yani onunla konuşun.’’

 

Orta yaşlı adamın gözlerinde bir parça korku belirdi, lakin korktuğu kişi Wang Lin değildi. Yaşlı adamdı.

 

Yaşlı adamın sözlerini duyduktan sonra, bakışları Wang Lin’e kaydı. Konuşmaya koyuldu, ‘’Yetişimci dostum, Beyaz Bulut Tarikatı’m daha önce seni rahatsız mı etti?’’

 

Wang Lin biraz düşündü. Ardından, tek kelime etmeden, boyutsal çantasından normal bir uçan kılıç çıkardı. Hafifçe kılıcı salladı ve ilahi hissiyle bağladı. Sonrasında, kılıç küçük, gümüş bir küreye dönüşürken çatlama sesleri takip etti.

 

‘’Beyaz Bulut Tarikatı bir sürü Ruh Oluşturma yetişimcisi olduğundan, hepsini meydan okumak istiyorum. Umarım davetsiz ziyaretimi affedebilirsiniz.’’ Bununla birlikte, bir mühür oluşturmak için aniden sağ elini harekete geçirdi ve gümüş küreyi işaret etti.

 

Küçük küre birden atılarak, sonik patlamalar oluşturdu. Adeta göğü yarabilir gibiydi.

 

Orta yaşlı adamın gözleri ihtiyatla kaplıydı, lakin gümüş küreyi görünce, alayla sırıttı. “Çiğneyebileceğinden fazlasını ısırıyorsun!’’ Bununla birlikte, bir hazine çıkarmadı. Aksine, havayı işaret etti ve parmağında mor ruhsal enerji belirdi.

 

Ruhsal enerji belirdiği anda, mor bir ejderhaya dönüştü. Wang Lin tekniklerini değiştirirken gümüş küre aniden duraksadı ve genç adam bağırdı, ‘’Değiş!’’

 

Birdenbire, gümüş küre garip bir şekilde hareket etmeye başladı ve kaplumbağa vari bir yaratığa dönüştü. Bu yaratık Wang Lin’in Şeytanlar Denizi’nde öldürdüğü bir yaratık idi, bir Zhong Gu.

 

Gümüş küre tarafından oluşturulmuş Zhong Gu yaratığı birden canlandı ve kükrerken keskin dişlerini açığa çıkardı. Kükreme gökyüzünü delip geçti ve Zhong Gu mor ejderhayla savaşmaya başladı.

 

Orta yaşlı adam bir mühür oluşturup bağırdığı sırada soğukça homurdandı, ‘’Bölün!’’

 

Aniden, mor ejderha ikiye bölündü. Birisi Wang Lin’e doğru Zhong Gu’yu aştı. Wang Lin kaşlarını çattı ve tam kaçınmak üzereyken yaşlı adamın sesi kulaklarına girdi:

 

‘’Neden kaçıyorsun? Hareket etme. Bir Ruh Oluşturma yetişimcisinin etki alanını deneyimle.’’

 

Wang Lin biraz tereddüt etti, ardından elini boyutsal çantasına yerleştirdi. Eğer bir şey yanlış giderse, kısıtlama bayrağını çıkartacaktı. Normal büyülü hazinelerini kullanmama sebebi kimliğinin açığa çıkacağından korkmasıydı.

 

Yaşlı adamın sözlerini duyduktan sonra, Wang Lin derin bir nefes aldı. Yaşlı adamla karşılaştığı görüntüler zihninde belirdi. Ardından dişlerini sıktı ve hareketsiz kaldı. Olanlar kulağa yavaş gelse de, bütün bunlar iki ejderha ona atılırken bir anda yaşanmıştı.

 

Yaşlı adamın gözleri Wang Lin’e karşı övgüyle kaplandı. Wang Lin’in ifadesi bir şeyi açığa vurmasa da, yaşlı adam nasıl Wang Lin’in yaşadığı mücadeleyi göremezdi? İki mor ejderhaya göz ucuyla baktı ve sağ elini kaldırdı. Hafif bir baskıyla, mor ejderhalardan birisi ezildi.

 

Orta yaşlı adamın ifadesi büyük ölçüde değişti. Yaşlı adama duyduğu korku hissiyatı daha da güçlendi.

 

O noktada, kalan mor ejderha, güçlü bir aura taşıyarak ve kükreyerek, Wang Lin’in bedenine ulaştı. Wang Lin titredi. Güçlü bir baskının bedenine girdiğini hissedebiliyordu. Bu baskı epey güçlü gözükse de, bedenine girdikten sonra, tıpkı nazik bir esinti gibiydi. Saldırı gücüne sahip değildi ve genç adama zarar vermedi.

 

Lakin bu nazik esintide, hafif bir umutsuzluk vardı. Bu hissiyat göz açıp kapayıncaya kadar Wang Lin’in içinde sonu yokmuşçasına yayıldı. Kadim Ruh’u bile bu hissiyattan kaçamadı.

 

Wang Lin anında bu umutsuzluğun orta yaşlı adamın tekniğindeki etki alanı parçası olduğunu anladı. Bu etki alanı tıpkı ilahi ceza gibiydi. Kendini koruması mümkün değildi.

 

Eğer kısıtlama bayrağını çıkarmış ve antik kısıtlama katmanlarıyla kendisini korumuş olsaydı, hissiyat bu kadar güçlü olmazdı. Sonuçta, Ruh Oluşturma yetişimcileriyle savaşırken, kısıtlama bayrağı lazımdı.

 

Lakin o anda, etki alanını deneyimlemek için, kendisini hiç savunmamıştı. Sonuç olarak, Kadim Ruh yetişimcisinin etki alanına karşı korunmasız ve çıplak olduğu söylenebilirdi.

 

Yaşlı adamın gözleri ışıldadı ve sağ eliyle uzandı. Birdenbire, Wang Lin’in alnında mor gaz ipliği çıktı ve Wang Lin hislerini geri kazandığı sırada adamın elinde bir küre oluşturdu.

 

Wang Lin gözlerini kapattı. O anda, orta yaşlı adamın etki alanını tamamen deneyimleyebildi. Böyle fırsatlar sadece arzulanabilirdi ve epey değerliydi.

 

Yaşlı adam mor küreye doğru uzandı ve küreyi ezdi. Orta yaşlı adam yaşlı adama bakıp konuşmaya koyulduğu esnada ifadesi epey çirkindi, ‘’Galiba kıdemli öğrencisinin Ruh Oluşturma aşamasına atılım yapması adına etki alanlarını deneyimlemesini sağlamak için burada.’’

 

Yaşlı adam sinsice güldü. Orta yaşlı adamın yanındaki kişiyi işaret etti ve söylendi, ‘’Sen, öne çık. Sıra sende.’’

 

 







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18179 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37504 Bölüm Sayısı


creator
manga tr