Bölüm 249: Ölümlüye Dönmek

avatar
1129 0

Xian Ni - Bölüm 249: Ölümlüye Dönmek


Çevirmen: Zawoske

Editör: Lord Viole Grace

 

Wang Lin dördüncü derece yetişim ülkesine girdikten sonra, daha fazla uçmadı, bunun yerine tıpkı bir ölümlü gibi yürüdü. Bu yabancı yerde etrafına bakındı ve iç çekti.

 

Hiçbir yetişim yöntemi birisinin Kadim Ruh aşamasından Ruh Oluşturma aşamasına atılım yapmasına yardım edemezdi. Altıncı kademe veya daha üst derece olmadığı sürece haplar bile işe yaramazdı.

 

Ruh Oluşturma aşamasına ulaşmak için, kişi göklere çalışmalı ve kendi Tao’sunu kazanmalıydı. Bu tek yoldu.

 

Wang Lin bunu bildiğinden dolayı dördüncü derece yetişim ülkesine girdikten sonra herhangi bir tarikata katılmamaya karar verdi. Ne de olsa, bir tarikata katılmak her şekilde Ruh Oluşturma aşamasına ulaşmasına pek yardımcı olmayacaktı.

 

Bir tarikata katılıp merkez üyesi olmak isteseydi, aşırı fazla zaman alırdı. Zamanını boşa harcamak istemiyordu.

 

Yetişimdeki dört yüz yıllık deneyiminden ve diğer Ruh Oluşturma yetişimcileriyle olan tecrübeleriyle birlikte, gökleri anlamanın Ruh Oluşturma aşamasına ulaşmak için çok önemli olduğunu anlıyordu.

 

Wang Lin uzun bir süre kanla kaplı bir yolda yürümüştü ve bütün bu öldürmenin gökleri anlamakla hiç alakası yoktu. Bu yoldan devam ederse, asla Ruh Oluşturma aşamasına ulaşamayacağına dair içinde bir his vardı.

 

Aslında, Wang Lin’in asıl yetişim seviyesi Kadim Ruh’da değildi. Ana bedeninin Ji Alemi Kadim Ruh aşamasına ulaşmasına engellemişti, dolayısıyla sadece klonu Kadim Ruh aşamasına ulaşmıştı.

 

Yolda yürüdüğü esnada, klonu ortaya çıkarken ana bedeni içine girip derin bir uykuya daldığı sırada Wang Lin’in bedeni yavaşça değişti.

 

Wang Lin Ji Alemi hakkında bir şeyi anlamıştı, dolayısıyla Ji Alemi darboğazını aşmak için ısrar etmeyecekti. Bir de artık Ji Alemi’ne bu kadar fazla dayanmayacaktı. Artık, onun için Ji Alemi sadece başka bir büyülü hazine olacaktı.

 

Şu anki büyülü hazineleri Ruh Oluşturma yetişimcilerine zarar vermek için fazla zayıftı. Bu büyülü hazinesinin gücünü arttırmak için altıncı derece bir yetişim ülkesinin Yetişim Gezegeni Kristali gibi, son derece nadir göksel hazineler lazımdı.

 

Ji Alemi’nden vazgeçtikten sonra, Wang Lin bir yetişimci yolunda yürümek için klonunu kullanmaya karar verdi. Bir gün klonu Ruh Değişimi aşamasına ulaşırsa, belki kristali ele geçirmek için bir fırsatı olabilirdi. O vakit, kristali arıtınca, Ji Alemi’yle atılım için bir şansı olabilirdi.

 

Wang Lin derin bir nefes aldı ve Ji Alemi’ni bilincinden çıkardı. Onun için en önemli şeyin gökler hakkında bir anlayış kazanmak olduğunu anlıyordu, lakin hayatının çoğunu katliam yolunda harcamıştı ve bu yol tam değildi. Gökleri anlamak istiyorsa o zaman en baştan başlamalı ve bir ölümlü olmalıydı.

 

Birisi bir ölümsüz olmak istiyorsa, önce bir ölümlü olmalıydı.

 

Fark etmeden, Wang Lin’in zihin yapısı değişti ve bir ipucu kazandı. Ancak, bu ipucu yıldırım gibi geldi ve Wang Lin yakalayamadı.

 

Bir süre düşündü, sonra gülümsedi. Yetişim eriyen kar gibi kayboldu. Bir süre sonra, bir ölümlüden hiçbir farkı yoktu.

 

Wang Lin bir söğüt yaprağını kavrarken gözlerinde garip bir ışık belirdi. Yolda yürüdüğü esnada tadını çıkarmak için ağzına yerleştirdi.

 

Bu dördüncü derece yetişim ülkesi çok büyüktü, Zhao’dan birkaç kat daha büyüktü. Bir sürü yetişimci vardı ve ölümlü miktarı da inanılmaz bir sayıya ulaşmıştı.

 

Wang Lin yürürken, insanların geçtiğini gördü. Hepsi, onun aksine, bir tür yük taşıyordu, dolayısıyla genç adam epey dikkat çekiyordu.

 

Wang Lin biraz düşündü. Yolun kenarına çekildi ve biraz ince dal toplayarak kendisine bir sepet yaptı. Ardından sepeti doldurmak için çeşitli yapraklar ve bitkiler topladı.

 

Wang Lin yolda sadece birkaç saattir yürüyordu ve çoktan at üzerinde geçen bir sürü ölümlü dövüş sanatçısı görmüştü. Hiçbiri Wang Lin’e dikkat etmemişti.

 

Ne zaman atlar geçse, bir toz bulutu kaldırırlardı, ne var ki, Wang Lin umursamadı. Kıyafetlerindeki tozu silkeledi ve yürümeye devam etti. Lakin bu sefer, arkasından bir ses bağırmadan önce sadece biraz yürümüştü, ‘’Yol aç!’’

 

Aynı zamanda, arkasından güçlü bir rüzgar geldi. Wang Lin hızlıca kenara kaçındı ve geçtiği sırada neredeyse bedenine dokunan siyah bir at gördü.

 

Kısa süre sonra, birkaç at daha geçti.          

 

Onlardan birisi sürücü dizginlere aniden sertçe asıldığında Wang Lin’e çarpmak üzereydi. Atı süren adam Wang Lin’e baktı. Kırbacını aldı ve bağırırken Wang Lin’in kafasına doğru savurdu, ‘’Bu kör adam da nereden geliyor? Gözün yok mu kardeş?’’

 

Wang Lin kaşlarını çattı. Fakat, tam kırbaç havadayken, yandan orta yaşlı bir adam geldi, kırbacı kavradı ve bağırdı, ‘’Zhang San, ne yapıyorsun?’’

 

Adam homurdandı. Kırbacını kaldırdı, Wang Lin’e vahşi bir bakış attı ve ayrıldı.

 

Orta yaşlı adam Wang Lin’e döndüğü sırada adama bakmadı ve konuştu, ‘’Seni korkuttuğu için, üzgünüm küçük kardeşim. Yapmam gereken hala önemli bir mesele var, lütfen affet beni.’’

 

Wang Lin kafasını iki yana salladı ve yanıt verdi, ‘’Sorun değil.’’ Bununla birlikte, kıyafetlerindeki tozu silkeledi.

 

Orta yaşlı adam şaşırmış bir ifade takındı. Onun bakış açısından, Wang Lin bir dövüş sanatçısı olma işartlerine sahip olmayan yalnızca sıradan birisiydi, lakin Wang Lin’in cesareti sıradan bir insanın çok ötesindeydi.

 

Orta yaşlı adam dikkatle Wang Lin’e baktı. Gülümsedi ve söylendi, ‘’Bendeniz Lu Xing. Bu yol sadece başkente çıkıyor. Küçük kardeşin ne için başkente gittiğini merak ediyorum.’’ Bununla birlikte, Wang Lin’in sırtındaki sepeti gördü ve garip bir ifadeyle sordu, ‘’Küçük kardeş seyahet eden bir doktor mu?’’

 

Wang Lin bir bahane üretmedi ve onayladı.

 

Orta yaşlı adam gülümsedi. Ellerini birleştirerek saygı gösteren bir ifade takındı ve atına zıpladı. Aniden, atı haykırdı, fakat ilerlemek yerine, geri gitti.

 

Wang Lin arkasına döndü ve yüz metre arkasında, yavaşça ilerleyen bir araç gördü.

 

Yarım saat sonra, araç yavaşça Wang Lin’in arkasında belirdi. Aracı koruyan yüzü aşkın atlı vardı. Hepsinin gözleri parlıyordu ve kafaları dikti. Hepsinin dövüş sanatı uzmanları oldukları belliydi.

 

Lu Xing aracın yanındaydı. İçeriden birisiyle konuşmak için, araca yakındı.

 

Bu yol geniş değildi, dolayısıyla aracı gördükten sonra, Wang Lin yolun kenarında durdu.

 

Araç genç adamı geçerken, at üzerinde dört kişi araca ulaşmasına engel olmak amacıyla önünde dört kişi belirdi.

 

Lu Xing Wang Lin’e bakmak için döndü ve gözleri ışıldadı. Atını Wang Lin’in yanına getirdi, ardından ellerini birleştirdi ve konuştu, ‘’Küçük kardeş, Musibet Rüzgarı hali için bir ilacın var mı?’’

 

Wang Lin karşı tarafın onu bir doktor sandığını biliyordu. Mizacı düşünülürse, normalde bununla uğraşmazdı, lakin birdenbire bir şeyi anladı. Ruh Oluşturma aşamasına ulaşmak için, gökleri anlayabilmeliydi. Belki bu ölümlü dünyaya girmesi için bir şanstı.

 

Bunu düşünürken, Wang Lin sordu, ‘’Hasta birisi mi var?’’

 

Orta yaşlı adam biraz tereddüt etti ve söylendi, ‘’Hizmetçi kızlardan birisi hasta ve şehirden hala uzaktayız. Bu çevredeki doktorlar ilaç vermeyi denedi, ama hiçbirisi işe yaramadı.”           

 

Wang Lin araca baktı ve mırıldandı, ‘’Hastayı görmeme izin ver.’’

 

Lu Xing çarpıkça gülümsedi ve söylendi, ‘’Küçük kardeş, yardımcı olabilecek bir ilacın var mı? Yoksa, o zaman hastayı görmene gerek yok.’’

 

Tam o anda, araçtan yaşlı bir ses geldi. ‘’Lu Xing, bu kişi epey sehayet etmiştir, yani bir tedavisi olabilir.’’ dedi bu ses.

 

Lu Xing çabucak yanıt verdi. Atından atladı ve konuştu, ‘’Seni uğraştıracağım, küçük kardeş.’’

 

Wang Lin Lu Xing’i araca kadar takip etti ve tam araca girmek üzereydi ki içerideki yaşlı adamın öksürdüğünü duydu. Lu Xing hızlıca Wang Lin’i durdurdu ve konuştu, ‘’Küçük kardeş, sadece buradan bak. İçeri girmene gerek yok.’’

 

Wang Lin kaşlarını çattı. İlahi hissi sayesinde, çoktan aracın içinde üç kişi olduğunu biliyordu. Yaşlı adam dışında, iki güzel leydi vardı. Onlardan birinin usta birinin hizmetçi olduğu epey açıktı.

 

Hasta olan kişi hizmetçi değil, aksine ustaydı. İlahi hissiyle, Wang Lin leydinin bedenine giren musibet rüzgarından dolayı değil, bunun yerine bedeninin içindeki biraz yeşil gazdan dolayı hasta olduğunu açıkça görebiliyordu. Besbelli zehirlenmişti.

 

Wang Lin söylendi, ‘’Elini uzat.’’

 

Aracın içindeki leydi elini uzatmadan önce biraz tereddüt etti. Wang Lin bırakmadan önce elini biraz tuttu ve sepetine uzandı. Bir yaprak çıkardı ve bir kereliğine ruhsal enerjisini yaprağa gönderdi.

 

Yaprağı Lu Xing’e verdi ve söylendi, ‘’Çiğ şekilde yesin, yarın iyileşecektir.’’

 

Lu Xing elindeki yaprağa garip bir ifadeyle baktı. Nasıl bakarsa baksın, bu sadece bir söğüt yaprağıydı. Lu Xing bu genç adam hakkında yanlış düşündüğünü zihninden geçirdiği esnada acı acı gülümsedi. Besbelli, bu genç adam bir doktor değil, aksine delinin tekiydi.

 

Yoksa, kim söğüt yapraklarını ilaç olarak kullanırdı ki? Eğer bu yaprak gerçekten ilaçsa o zaman herkes yandan bir dal alabilirdi.

 

Yaprağı atmak üzereydi ki araçtaki perde aniden kaldırıldı. Kırışıklarla kaplı yaşlı bir adam dışarı çıktı ve yaprağı aldı. Uzun bir süre inceledikten sonra, ifadesi değişti, ‘’Yüz yıllık söğüt yaprağı!’’ diye haykırdı.

 

Derin bir nefes aldı. Wang Lin’e bakarken gözlerine inanamıyordu ve saygıyla sordu, ‘’Bu yaprağı kullanırken yapılacak bir şey var mı?’’

 

Wang Lin hafifçe gülümsedi ve yanıtladı, ‘’Çiğ yese kafi.’’

 

Yaşlı adam çabucak onayladı. Lu Xing’e bir ifadesiyle bir şey anlattı ve araca geri döndü.

 

Lu Xing Wang Lin’e garip bir ifadeyle baktı. Çarpıkça gülümsemesine engel olamadı ve söze girdi, ‘’Küçük kardeş, sen de başkente gittiğine göre, bizimle gelmeye ne dersin?’’

 

Wang Lin gülümsedi ve karşılık verdi, ‘’Bir ata ihtiyacım var.’’

 

Lu Xing bunu duyduktan sonra, hemen seslendi, ‘’Sun Laoer, atını devret bakalım.’’

 

Yirmilerinde bir genç acı acı gülümsedi. Atından indi ve oraya getirdi. Birkaç şey mırıldandıktan sonra, arkasını döndü ve ayrıldı.

 

 







Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18329 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37557 Bölüm Sayısı


creator
manga tr