Bölüm 230: Bir Nişan İçin Öldürmek

avatar
1244 0

Xian Ni - Bölüm 230: Bir Nişan İçin Öldürmek


 

Çevirmen: Zawoske

Editör: Lord Viole Grace

 

Wang Lin yaratığı sürerken rüzgar yüzüne vuruyordu. Yoldayken, yüksek kaliteli olan yaratıkların hepsinin çekirdeği alınmış ve sinek yaratığı tarafından tüketilmişti.

 

Uçarlarken, Wang Lin antik tanrının anılarını araştırırken uzun zaman harcamıştı. En sonunda, bununla eşeleyen Sinek Yaratığı adında antik bir yaratık bulmuştu. Ancak, boyutu veya gücü olsun, şu anki yaratığı anılarındakinden çok daha zayıftı, lakin uzun ağızları oldukça benzerdi.

 

Antik tanrının anılarında, Tu Si sineği sadece bir kere görmüştü. O da ıssız bir yıldız sistemindeydi. Bu sistemde yaşayan hiç yetişimci yoktu ve gri gazla çevriliydi.

 

Tu Si bir hazine için malzeme arıyordu. Antik tanrıların ne kadar güçlü olduğu düşünülse de, orada neredeyse hayatını kaybediyordu.

 

Nedeniyse çok uzun bir ağzı olan bir sinekti. Başlangıçta, sadece birkaç taneydiler ve sadece üst kademe metruk yaratık seviyesindeydiler. Ancak, sistemde derinlere gittikçe, daha da fazla sinek yaratığı belirerek, bir sinek yaratığı denizi oluşturana kadar ortaya çıkmaya devam etmişlerdi.

 

Eğer yaratıklar birer birer gelse, o zaman öyle büyük bir sorun olmazdı, lakin sürüler halinde gelmeye başladıklarında, bir sorun oluşturmuşlardı. Sinek yaratıklarının her birinin birbiriyle gizemli bir bağlantısı varmış gibi görünüyordu. Bu da kabiliyetlerinin daha da artmasına neden oluyordu. Sonuç olarak, Antik Tanrı bile hayatta kalmak için mücadele etmişti. Kaçtıktan sonra, bir süre düşünmüş ve geri dönmemeye karar vermişti.

 

Bunun nedeni, kaçarken, yakındaki gezegenlerden sayısız sinek yaratığı belirerek, Tu Si’nin bile onlara bakarken kafa derisinin uyuşmasına sebep olmalarıydı.

 

Wang Lin altındaki yaratığa baktı, özellikle de uzun ağzına. Bu yaratık anılarındaki yaratık olmasa bile, bir şekilde bağlantılı olmalıydı yoksa nasıl olabilir de aynı ağızlara sahip olabilirlerdi?

 

Aklında bununla, Wang Lin bu seyahatinde çok şey yapmadı. Yaratık diğer yaratıklarla savaşırken her zaman uzaktan soğukça izledi. Sadece ölüm kalım durumlarında Wang Lin sineği kurtarmak için harekete geçti. 

 

Sonuç olarak, biraz gecikmeler olsa da, sinek yaratığın gücü devamlı artıyordu.

 

Sekiz gün sonra, Wang Lin sonunda şehre vardı.

 

İçlerinde sayısız yetişimciyle şehri kaplayan büyük küçük binalar vardı. Şehrin içindeki birkaç aktarım dizisinin etrafında, daha da fazla yetişimci vardı.

 

Şeytanlar Denizi’nde şu anda bir sürü yaratık olduğu söylenmeliydi. Sadece belli bir yetişim seviyesine ulaşanlar veya üçlü-beşli küçük gruplar halinde hareket edenler şehrin dışına çıkmaya cüret ediyordu.

 

Yetişimcilerin çoğu aktarım dizileriyle seyahat etmek için birkaç ruh taşı harcamaya karar veriyordu. Bu yolla, en azından güvenlikleri garantiydi.

 

Wang Lin sinek yaratığın üzerinde durduğu esnada şehre yaklaşırken, şehrin muhafızları onları gördü. Ürkütücü yaratığa bakmak bedenlerindeki tüyleri diken diken ederken hepsi içlerine soğuk havayı çekti.

 

Wang Lin yaratığın üzerindeydi ve şehre girdiği sırada durmadı. Şehre girdiği anda, üç ilahi his Wang Lin’e doğru ulaştı.

 

Wang Lin kaşlarını çattı ve aniden kayboldu. Yeniden belirdiğinde, çoktan şehirdeydi ve sinek yaratığı boyutsal çantasındaydı.

 

Yetişimine gelirsek, bilerek orta aşama Temel Oluşturma’ya düşürdü. Güçlü ruhuyla birlikte, Ruh Oluşturma aşamasında birisi olmadığı sürece, gerçek gücünü göremezlerdi.

 

Kaybolduğu anda, gökyüzünde üç figür belirdi. Üçü de tam olarak aynı giyinmişti, tek fark siyah, beyaz ve kırmızı olan kıyafetlerinin rengiydi.

 

Siyah kıyafetli adam şehre yukarıdan bakarken ifadesi ciddiydi, söylendi, ‘’Bu Kadim Ruh yetişimcisi bilinmek istiyormuş gibi gözükmüyor. Unut gitsin, bir sorun çıkarmadığı sürece, ben de ona sorun çıkarmak istemiyorum.’’

 

Diğer ikili birbirine baktı ve kayboldular.

 

Bütün bu zaman boyunca, Wang Lin’in ilahi hissinin onlara kilitlendiğinden haberleri yoktu. Üçlü ayrıldıktan sonra, Wang Lin ilahi hissini geri çekti ve şehirde yürüdü.

 

Şehirde bir sürü dükkan vardı, lakin bir sürü dükkana ve standa baktıktan sonra, harita satan bir yer bulamadı. Bir süre yürüdükten sonra, üç katlı bir binanın önünde duraksadı ve gülümsedi. Binanın ismi şuydu: Hazine Rafine Etme Köşkü

 

Wang Lin onca yıl önceki o yaşlı adamı hala hatırlıyordu. Yaşlı adamın Wang Lin’in kısıtlamayı geçirdiği küçük hayvanı bulmuş olması gerektiğini düşündü.

 

Wang Lin içten içe alayla sırıttı ve binaya girmedi. O yaşlı adamla tekrardan karşılaşırsa, kaçmayı bile başaramayacağı geçen seferin aksine, kaçacak güce sahip olduğuna emindi. 

 

Yürürken, yeşimler satan bir dükkan gördüğü sırada aniden gözleri ışıldadı. Dükkanın dışındaki plakada, hafif bir ruhsal enerji izi olduğunu fark etti.

 

Bu ruhsal enerji son derece hafifti. Sadece Kadim Ruh’a ulaşmış kişiler görebilirdi. Kadim Ruh aşamasının altındaki birisi olursa, fark edemezdi.

 

Wang Lin’in Şeytanlar Denizi’ndeki deneyimi düşünülürse, tabii ki büyük şehirlerde halka açık dükkanlar dışında gizli takasların olduğu yerlerin de olduğunu duymuştu.

 

Bu gizli takaslar genellikle kişinin gereksiniminde minimum bir gereksinime sahip oluyordu. Ancak kişi belli bir yetişim seviyesine ulaştıktan sonra katılabilirdi.

 

Wang Lin dükkana biraz baktı. Tam dükkana doğru yürümek üzereydi ki, ona doğru koşan bir genci fark ederken ifadesi değişti. Bu genç epey yakışıklıydı, lakin koştuğu sırada son derece endişeli gözüküyordu. Arkasına bakıp duruyordu. Arkasındaysa yüzünde şeytani bir bakışla çabucak peşinden gelen orta yaşlı bir adam vardı. Orta yaşlı adam hızlıca yetişti ve genci kavramayı denedi. Genç kaçınmayı deneyip Wang Lin’in üzerine koştu.

 

Wang Lin’in kaybolup hemen kenarda belirdi ve yoldan çekildi.

 

Genç birkaç adım tökezledi ve yere düştü. Düştükten sonra, ellerinden mor bir yeşim düştü. Yeşim saf mordu ve yaklaşık bir yumruk boyutundaydı.

 

Gencin yüzünde dehşete düşmüş bir ifade belirdi. Çabucak yeşimi kavradı ve elinde sıkıca tuttu.

 

O anda, orta yaşlı adam ulaştı, ve Wang Lin yolunda olduğundan, Wang Lin’i çekmek için elini salladı.

 

Wang Lin kaşlarını çattı. Bir adım geri çekildi ve orta yaşlı adamın elinin önünden çekildi.

 

Orta yaşlı adam şaşırmış bir ifade sergiledi, lakin söylenirken hala öfkeli gözüküyordu, ‘’Bu büyükbabanın yolunu engellemeye cesaret mi ediyorsun? Defol!’’

 

Wang Lin sakince bu kişiye baktı. Yetişim seviyesinin sadece orta aşama Temel Oluşturma’da olduğunu görebiliyordu. Bu kişinin ruhsal enerjisi çok inceydi. Açıkça, dış destekle zorla bu seviyeye yükselmişti.

 

Orta yaşlı adam Wang Lin’in cevap vermediğini gördükten sonra, soğukça homurdandı ve gence baktı. Vahşice konuştu, ‘’Küçük velet, kesinlikle cesursun. Büyükbabanın yeşimini çalmaya cüret mi ediyorsun?’’

 

Gencin bedeni titredi. Yüzü dehşetle kaplı olsa dahi, yine de konuşmaya cesaret etti, ‘’Yalan söylüyorsun! Bu aile yadigarı.’’

 

Orta yaşlı adam bir kahkaha patlattı. Öne çıktı ve genci tekmeledi. Kolayca gençten yeşimi kaptı ve söylendi, ‘’Bu şeye göz diktiysem ne olmuş yani? Ne yapabilirsin? Ve çalmıyorum, satın alıyorum! Al!’’ Bununla birlikte, yere düşük kalite bir ruh taşı fırlattı. 

 

Genç orta yaşlı adamın altında yere yapıştı ve epey bir kan kustu. Orta yaşlı adama gözlerinde nefretle bakarken yüzü solgundu.

 

Oradan geçen birkaç kişi bakmak için döndü, lakin orta yaşlı adamı gördükten sonra, hepsi çabucak döndüler ve ayrıldılar.

 

Wang Lin bir bakış daha attı ve dükkana doğru yürürken ne olduğunu görmezden geldi. Wang Lin mor yeşimin ne olduğunu biliyordu. Yaklaşık orta kalite bir ruh taşına satılabilen bir arıtma malzemesiydi.

 

Orta yaşlı adamın kaba konuşmasına gelirsek, önceki Wang Lin olsaydı, orta yaşlı adamın gitmesine izin vermezdi, lakin yetişimi artarken, Wang Lin gerçekten böyle gereksiz kişilerle uğraşamazdı.

 

Ancak, orta yaşlı adamla uğraşmak istemese de, orta yaşlı adam onunla uğraşmak istiyordu. Mor yeşimi aldıktan sonra, orta yaşlı adam daha da kibirli hissetti. Arkasını döndü ve Wang Lin’in ayrıldığını gördü. Bağırdı, ‘’Az önce, yürü değil, defol dedim!’’

 

Konuştuğu esnada, ilerledi ve Wang Lin’in kafasına vurmak için sağ elini savurdu.

 

Wang Lin adımını durdurdu ve arkasını döndü. Orta yaşlı adama baktı. Orta yaşlı adam bakışı görürken eli hemen duraksadı. Alnı anında soğuk ter içinde kalmıştı.

 

‘’Defol!’’ Wang Lin ayrılmak için dönerken sesi sakindi.

 

O anda, yaşlı bir adam dükkandan çıktı. Yaşlı adam bir kere Wang Lin’e baktı ve plakayı silmeye başladığı esnada daha fazla bakmakla uğraşmadı. 

 

Orta yaşlı adamın yüzü solgundu. Etrafa bakındı ve artık bir sürü kişinin toplandığını gördü. Dişlerini sıktı ve boyutsal çantasına vurdu. Uçan bir kılıç dışarı çıktı ve orta yaşlı adam bağırdı, ‘’Git!’’

 

Uçan kılıç yıldırım kadar hızlıydı ve mesafe çok kısa olduğundan, anında Wang Lin’in önüne varmıştı. Ancak, tam uçan kılıç Wang Lin’e ulaşmadan önce, garip bir şekilde ikiye bölündü ve yere düştü.

 

Wang Lin arkasını döndü. Bu sefer, öldürmeye karar vermişti Elini salladı ve bir kısıtlama hızlıca fırlayıp orta yaşlı adamın alnına yerleşti.

 

Orta yaşlı adam acınası bir çığlık atarken titredi. Bedeni bir kan birikintisine dönerek, arkasında sadece boyutsal çantasıyla kaldırmaya zamanı olmadığı mor yeşimi bıraktı.

 

Önceki genç mor yeşime baktı. Çabucak kan gölünden yeşimi aldı, ardından birazcık Wang Lin’e dikkatle baktı ve çabucak kaçtı.

 

Çevredeki insanlar şoke içinde ifadeler sergilediler ve çabucak oradana yrıldılar. Yaşlı adam da Wang Lin’in sakince dükkana doğru yürüdüğünü fark ederken kaşlarını çattı. Söylendi, ‘’Bu dükkan halka açık değil. Yetişimci dostumdan ayrılmasını istiyorum.’’

 

Wang Lin’in yüzü düştü. Plakadaki hafif ruhsal enerjiyi işaret etti ve sordu, ‘’Halka açık değilse, neden bu işaret burada?’’

 

Yaşlı adam sersemledi. Çabucak saygılı bir tavır takındı ve karşılık verdi, ‘’Lütfen kusuruma bakmayın, kıdemli. Lütfen içeri geçin konuşalım.’’

 

Dükkana girdikten sonra, yaşlı adam garip bir ifade takındı. İç çekti ve konuşmaya koyuldu, ‘’Kıdemli, buradaki takas sadece üç gün içinde başlayacak. Küçüğünüz olabildiğince çabuk şehirden ayrılmanızı öneriyor.’’

 

Wang Lin sakince sordu, ‘’Az önce öldürdüğüm kişinin güçlü bir arkaplanı mı vardı?’’

 

Yaşlı adam bir süre tereddüt etti. Kafasını salladı ve başka bir şey söylemedi.

 

O anda, doğu tarafından güçlü bir ilahi his şehri aniden taradı ve bir mesaj bıraktı: ‘’Öğrencimi öldüren şerefsiz, ortaya çık!’’

 

Yaşlı adamın yüzündeki ifade birden değişti. Wang Lin’e özür dileyen bir ifadeyle baktı ve yalvardı, ‘’Kıdemli, lütfen bu yaşlı adama acıyın ve ayrılın. Eğer o kişi beni suçlarsa, gerçekten dayanamam. Ayrıca bu takas için tüm nişanlar dağıtıldı, yani kıdemli üç gün sonra gelseniz bile, takasa erişiminiz reddedilecektir.’’

 

Wang Lin ayaklandı ve sakince sordu, ‘’Az önce mesajı gönderen kişi de mi bir nişana sahip?’’

 

Orta yaşlı adam sersemledi ve bilinçsizce söylendi. Hislerini geri kazandığında, ifadesi değişti, lakin Wang Lin’e baktığında, Wang Lin çoktan gitmişti.

 

Şehrin üzerindeki gökyüzünde bedeninin etrafına sarılmış devasa bir pitonla birlikte süzülen kule gibi kel bir adam vardı. Kalın kaşlara, büyük gözlere, vahşi görünen bir yüze sahipti, ve kasvetli bir ifade takınmıştı.

 

Üzerinde, bir dizi boyutsal çanta taşıyordu ve her biri içlerindeki ruhsal enerjiden baskı dalgaları yayıyordu.

 

Bu kişi Lian Mo Şehri’nin muhafızlarından biriydi. Aslında kapalı kapı eğitimindeydi, lakin öğrencisinin ruh kanı özünün kaybolduğunu gördükten sonra, öfkelenmişti. Öfkeyle, kapalı kapı eğitiminden çıkmış ve katili bulmayı denemek için bir mesaj göndermişti.

 

Katilin kaçmasına engel olmak için, şehrin kapılarını engellemeye birilerini gönderdi. Ayrıca tanıklardan katilin betimlemesini de almıştı, yani bütün şehri aramak için ilahi hissini yaydı.

 

Lakin ne kadar ararsa, o kadar kuşkulanıyordu. Çoktan bütün şehri birçok kez aramıştı, lakin o kişi sanki yer yarılmış içine girmişti.

 

Gizli dükkanları bile aramıştı, lakin hala o kişiyi bulamıyordu.

 

Bu yüzden, öfkeden kudurarak, bu ilahi mesajı göndermişti. Ona göre, bu kişi kaçmak için gizli bir teknik kullanmış olmalıydı, yani bu ilahi mesajı göndermesinin tek amacı öfkesini gidermekti.

 

Ancak, en çok beklemediği şey mesajı neredeyse gönderdiği anda, üç metre uzağında bir genç belirmişti. Bu kişinin bembeyaz saçları vardı ve son derece yakışıklıydı. Tam olarak katilin tanımındaki kişiyle aynıydı.

 

Kel adamın gözbebekleri anında küçüldü. Geriledi ve hemen öfkesini baskıladı. Oldukça kaba görünse de, epey dikkatli birisiydi. Yoksa nasıl şu anki yetişim seviyesine ve statülerine ulaşırdı?

 

Bu gencin aniden ışınlanarak belirdiğini görünce ve şehri bir sürü taramasına rağmen bulamadığı gerçeği eklenince, bir sonuca ulaştı: bu genç sadece bir Kadim Ruh yetişimcisi değildi, ayrıca ondan daha yüksek yetişime de sahipti.

 

Wang Lin belirdikten sonra, tek kelime etmedi. Boyutsal çantasına vurdu ve kısıtlama bayrağını çıkardı. Bağırırken gözlerinden soğuk bir ışık geçti, ‘’Dağıl!’’

 

Kısıtlama hemen harekete geçti ve hızla yayılmaya başlayarak, gökyüzünü kapladı. Birkaç saniyede, bütün şehir kıstılama bayrağı tarafından kaplanmış ve bütün şehir karanlıkta kalmıştı.

 

Kel adamın ifadesi değişti ve içinden sızlandı. Çabucak boyutsal çantasını açtı ve böcek sürülerini saldı. Böcekler toplandı ve kel adamı çevreledi.

 

Aynı zamanda, çabucak söze girdi, ‘’Yetişimci dostum, bu bir yanlış anlaşılma...’’

 

Wang Lin soğuk bir homurtuyla sözlerini böldü. Parmağıyla kel adamı işaret etti ve kısıtlama bayrağının oluşturduğu dokuz siyah ejderha kel adama doğru atıldı.

 

Aynı zamanda, Wang Lin boyutsal çantaısna vurdu ve elinde bronz ayna belirdi. Aynayı kaldırdı ve aynadan yeşil ışık hüzmeleri fırladı.

 

Kısıtlamalar son derece güçlüydü. Dokuz ejderha farklı yönlerden geldi ve ezip geçtiler. Kel adamı çevreleyen böcekler ejderhalara temas ederken neredeyse anında dağıldılar.

 

Kel adam dehşete düşmüştü. Erken aşama Kadim Ruh yetişimiyle, ölecekmiş gibi hissediyordu. Gencin garip hazinesi onu dehşete düşürmüştü.

 

Bir anlığına düşündü, ardından dilinin ucunu ısırdı ve biraz kan tükürdü. Çabucak geri çekilirken bedeni kan kırmızısı renginde parladı. Bu hazinenin içinde kalırsa, kazanma şansının olmayacağını biliyordu. Tek seçeneği çabucak bu hazinenin sınırından çıkmak ve dışında savaşmaktı.

 

Karanlığın dışına çıkmak üzere olduğunu görünce, gözlerinde mutlu bir ışık belirdi, lakin tam o anda, kısıtlama bayrağının oluşturduğu dokuz ejderha daha her yönden saldırıya geçti.

 

Wang Lin kel adamın bunu yapacağını zaten biliyordu, bu yüzden kafasının üzerindeki bronz ayna anında kel adamı kaplayan bir yeşil ışık hüzmesi gönderdi. Kel adamın figürü bir saniyeliğine duraksamadan edemedi, ve o anda, dokuz ejderha ona ulaştı.

 

Bu kriz anında, kel adam ağzını açtı ve bir zıpkın ortaya çıktı. Zıpkınla birlikte etrafında döndü ve dokuz ejderha yok oldu.

 

Ancak, bu yüzden, bir süreliğine hareket edemez hale geldi. Yeşil ışıktan sonunda kurtulmuş olsa da, bedeninden yeşil gaz geliyordu ve epey zayıf görünüyordu.

 

Neredeyse yeşil ışıktan çıktığı anda, bir ağız dolusu kan kustu ve Kadim Ruh’u dehşete düşmüş bir bakışla kafasının üzerinde belirip çabucak kaçtı. Altında, garip siyah bir kılıç kel adamın göğsünü delip geçmişti.

 

Wang Lin mesafede dururken soğukça gülümsedi. Elini salladı ve siyah kılıç geri ona ışınlandı.

 

Bütün bunlar çok kısa bir zaman zarfında yaşanmıştı. Wang Lin belirdiği andan kel adamın Kadim Ruh’unun bedeninden kaçtığı ana kadar, sadece birkaç nefeslik zaman geçmişti. O anda, bu savaşı izleyen bütün Kadim Ruh yetişimcilerinin ifadesi değişti. Diğer üç şehir muhafızı da çabucak dışarı uçtu. Ancak, karanlığa girmeye cüret edemediler, bunun yerine dışarı durarak, arkadaşlarının Kadim Ruh’una yardım eli uzatmaya hazır beklediler.

 

Kel adamın Kadim Ruh’u dehşete düşmüş bir ifadeyle çabucak kaçıyordu. Üç arkadaşını gördü, onlara ulaşabilirse, hayatta kalacağını biliyordu. Onu dinlemeden dahi saldıracak bir canavarı öfkelendireceğini hiç düşünmemişti. Wang Lin’in de bir Kadim Ruh yetişimcisi olduğunu öğrendikten sonra öğrencisinin intikamını almaya çalıştığını unutmuş ve tereddüt etmişti. Eğer Wang Lin zayıf olsaydı, kel adam tek kelime etmeden acımasızca genç adamı öldürürdü.

 

Karanlıktan çıkmak üzere olduğunu görünce, keyifli bir bakış takındı. Ne var ki, üç arkadaşı aniden şoke olmuş ifadeler takındı ve ona doğru atıldılar.

 

Kel adam sersemlemişti, lakin birdenbire devasa bir rüzgar hissetti. Bilinçsizce kafasını kaldırdı ve sadece üzerinde beliren bir yaratığın rüzgar oluşturduğunu görebildi. Bu yaratığın en dikkat çekici kısmı ürkütücü ve tehlikeli görünen uzun ağzıydı.

 

O anda, kısıtlama bayrağından 99 kısıtlama çıktı ve üç kadim ruh yetişimcisinin yolunu engelledi. 

 

Üç yetişimci bir anlığına durmalarına engel olamadılar. Kısıtlamalar geldikleri kadar çabuk kayboldular. Kaybolduktan sonra, üçlünün önünde asla unutamayacakları bir manzara belirdi.

 

Tek gördükleri şey o yaratığın tehlikeli görünen ağzını kel adamın Kadim Ruh’unun kafasına sapladığıydı. Kel adamın Kadim Ruh’u tamamen sinek yaratığı tarafından tüketilmeden önce gittikçe küçüldü.

 

Yaratığın asıl yeşilimsi, siyah bedeninde birkaç altın çizgi belirdi. Üç Kadim Ruh yetişimcisine soğuk bir bakışla baktıktan sonra, kanatlarını çırptı ve çabucak Wang Lin’in yanına döndü.

 

Wang Lin sağ elini salladı ve kıstılama bayrağıyla bronz aynayı kaldırdı. Kel adamın boyutsal çantaları ve zıpkını da eline düşmüştü.

 

Çantaları ilahi hissiyle inceledikten sonra, üzerinde ‘’Gizli’’ kelimesi olan bir nişan çıkardı. Ardından, üç Kadim Ruh yetişimcisine baktı ve tek kelime etmeden kayboldu.

 

Şehirdeki bir sürü kişi, burada takas için olan bir sürü Kadim Ruh yetişimcisi de dahil, bu savaşı izlemişti. Wang Lin kolayca ve temizce kel adamı öldürdüğünden, hepsinin zihinlerinde derin bir izlenim bırakmıştı, özellikle de kısıtlama bayrağı ve kel adamın Kadim Ruh’unu tüketen yaratık. Deneyimleriyle bile, yaratığın ne olduğunu çıkaramamışlardı.

 

Hatta kel adamın arkadaşı olan üç muhafız bile Wang Lin’le tartışmaya gitmeye cüret edemedi. Ne de olsa, Şeytanlar Denizi’nde, güç her şeydi. Ayrıca, bunu Lian Mo Şehri’nin düküne raporlamalıydılar.* (Ç.N: Yinelenen Mürekkep Şehri denmişti bu şehir için, değiştirilmiş.)

 

Ancak, dük neredeyse her zaman kapalı kapı eğitimindeydi ve bu konu belki de öylece bırakılabilirdi. Ne de olsa, gencin gücü orta veya geç aşama Kadim Ruh’dan zayıf gözükmüyordu.

 

Üçlü birbirine baktı. Derin bir nefes verdikten sonra, ayrıldılar.

 

Wang Lin gizli dükkanda geri belirdi ve nişanı aptala dönmüş yaşlı adama fırlattı, ardından söylendi, ‘’Artık bende de nişan var.’’








Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18326 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37555 Bölüm Sayısı


creator
manga tr