Bölüm 227: Tekrardan Eski Bir Dostla Karşılaşmak

avatar
1239 0

Xian Ni - Bölüm 227: Tekrardan Eski Bir Dostla Karşılaşmak


 

 

Çevirmen: Zawoske

Editör: Lord Viole Grace

 

Wang Lin yıldırım kadar hızlı uçuyordu. Neredeyse hiç zaman geçmeden, antik aktarım dizisine geri vardı. Ayrılmadan önce bu yeri kısıtlamalarla kaplamıştı. Bir şeyin yanlış olmadığını kontrol edip emin olduktan sonra, çabucak bir kısıtlama gönderdi.

 

Önündeki manzara aniden bulanıklaştı. Sanki dalgasız bir suya taş atılmış gibi dalgalanmalar belirdi. Çok geçmeden, antik kısıtlama belirdi.

 

Wang Lin’in bedeni kayboldu ve aktarım dizisinde yeniden belirdi. Boyutsal çantasından birkaç eşya çıkardı ve aktarim dizisinde ait oldukları yere yerleştirdi.

 

Kısa süre sonra, Bulutlu Gök Tarikatı’nın olduğu yöne geri baktı. Arkasını dönüp aktarım dizisine zirve kalite ruh taşını yerleştirirken yüzü kararlılıkla kaplıydı.

 

Birden, aktarım dizisi harekete geçmeye ve ışık hüzmeleri saçmaya başladı. Toza dönüşene kadar ruh taşından ruhsal enerji dalgaları yayıldı.

 

Aynı zamanda, Wang Lin’in figürü ışığın içinde bulanıklaştı ve, göz açıp kapayıncaya kadar, kayboldu. 

 

Uzun süre sonra, aktarım dizisi normale döndü.

 

Şeytanlar Denizi’ndeki boş arazilerden birinde, yerden bir gürültü sesi geldi. Wang Lin soğuk bir bakışla ortaya çıktığı sırada gürültüler uzaklaştı.

 

Genç adam önündeki tanıdık manzaraya baktı ve iç çekti. Havada süzüldü. Bir duraksamanın ardından, hızlıca doğuya uçtu.

 

Wang Lin’in hedefi antik aktarım dizilerinin ve Suzaku gezegeninin bir haritasını bulmaktı. Chu’da bir sürü harita toplamıştı, lakin Zhao’yu bulamamıştı.

 

Haritaları inceledikten sonra, Wang Lin Zhao’nun Şeytanlar Denizi’nin diğer tarafında olması gerektiğini düşünmüştü.

 

Uçarken, ifadesi aniden değişti ve sırıttı. Ruh Oluşturma vari ilahi hissini kullanarak, eski bir dostu bulabildi.

 

Şeytanlar Denizi’nde ilahi ceza belirdikten sonra, Şeytanlar Denizi’ni çevreleyen sis tamamen kaybolmuştu. Birkaç yıl siyah yağmur yağdıktan sonra, artık Şeytanlar Denizi herkesin görmesi için açığa çıkmıştı. Başlangıçta Şeytanlar Denizi’ni koruyan örtü şimdi gitmişti.

 

999 şehirde ve Şeytanlar Denizi’nin engin yabanında birçok iğrenç insan yaşıyordu. Çoğu farklı ülkeler tarafından aranıyordu ve Şeytanlar Denizi’ne sığınmışlardı.

 

Sisin kayboluşu bir olay dizisine neden olmuştu. İlk, bir sürü hırslı dördüncü derece ülkeler Şeytanlar Denizi’ne göz dikmişti.

 

Kısa süre sonra, çeşitli tarikatlar ve yetişim aileleri Şeytanlar Denizi’ne öğrenci grupları yollamışlardı. Bu ülkede bir fırtına başlamak üzereydi.

 

Siyah yağmura gelirsek, birkaç çok güçlü yetişimci tarafından ortadan kaldırılmıştı, yoksa Şeytanlar Denizi yaşanılamaz hale gelirdi. Bu su küçük miktarlarda çok bir şeymiş gibi gözükmeyen, ancak uzun bir süre maruz kalınca, hastalıklara neden olan bir tür zehir barındırıyordu. Normalde, yetişimciler hastalıklardan etkilenmezdi, lakin bu yağmur birkaç yılın ardından birçok düşük seviyeli yetişimciyi öldürmüştü.

 

Nihayetinde, birkaç güçlü yetişimci bir araya gelmiş ve sonunda siyah yağmuru Şeytanlar Denizi’nden kaldırmışlardı. Ancak, bu hastalık dalgası Şeytanlar Denizi’nin genç nesline ağır hasar vermişti.

 

Siyah yağmur vahşi yaratıklar kadar yetişimciler için de tehlikeliydi, lakin Şeytanlar Denizi’nin vahşi yaratıkları için, son derece besleyiciydi. Bütün vahşi yaratıkların gücü yağmur sayesinde büyük ölçüde artmış, hatta birkaç metruk yaratığın belirmesiyle sonuçlanmıştı.

 

Siyah yağmurun neden olduğu kaos gitse de, vahşi yaratıkların neden olduğu kaos sadece daha da kötüleşti. Şimdi, Şeytanlar Denizi’ndeki şehirler dışında, dışarıda bir yetişimci izleri görmek neredeyse imkansızdı.

 

Aynı zamanda, avlamaya ve yaratıkların çekirdeklerini çalmaya odaklanan yeni bir iş belirmişti. Bu yetişimciler küçük gruplar halinde hareket ediyordu ve hepsi belli bir yetişim seviyesine ulaşmıştı. Yaratıkları öldürüyorlar ve yaşamak için çekirdeklerini satıyorlardı.

 

Bu günde, Şeytanlar Denizi’nin iç kısında, Xuan De şehrinin dışında, beyaz cübbeli bir yetişimci duruyor, uzaklara bakıyordu. Orta yaşlı, son derece yakışıklı ve bilge gözlere sahip birisiydi.

 

Uzun süre sonra, kaşlarını çattı. Kollarını salladı ve yavaşça şehir duvarının yanından aşağıya süzülmeye başladı.

 

Yere indiği gibi, bir erkek ile bir kadın iki kişi şehirden çıktı. Erkeğin sırtı hafifçe kamburdu ve durmaksızın öksürüyordu. Tüm duruşu küçük gözüküyordu ve hatta düzgünce yürüyemezmiş gibi hissettiriyordu.

 

Yanındaki kadınsa tam tersiydi. Sadece güzel olmakla kalmıyor, ayrıca son derece parlak ve kadın bir kahraman aurası yayıyor gibi gözüküyordu.

 

İkisi de mavi cübbeler giyiyordu. Aynı tarikattan gibiydiler. 

 

İkili ortaya çıktıktan sonra, beyaz cübbeli orta yaşlı adamın kaşlarının çatıklığı kayboldu ve söylendi, ‘’Bir şey mi oldu.’’

 

Kız hafifçe homurdandı. Yanındaki hastalıklı adama baktı ve karşılık verdi, ‘’Hepsi onun yüzünden! Çoktan yaratık çekirdeğini alacak bir dükkan bulmuştum, ama gitti ve boktan bir kılıç kınıyla takas etti.’’

 

Orta yaşlı adam şaşkın bir ses çıkardı. Hastalıklı adama baktı ve sordu, ‘’Kardeş Li, ne tür bir kın bu? Görmeme izin verir misin?’’

 

Li isimli erkek acı acı gülümsedi. Elini salladı ve elinde son derece sıradan görünen bir kılıç kını belirdi. Konuştu, ‘’Bu kın bence çok garip. Çok özel bir aura barındırıyor gibi hissediyorum, yani almam lazımdı. Unut gitsin, bu sefer, her şey bende kaldı. Bir daha ki sefere benim payımı çıkarın gitsin.’’

 

Kız tekrardan homurdandı. Kına baktı ve mırıldandı, ‘’Ne tür bir kırık kın düşük kalite ruh yaratığı çekirdeği eder ki?’’

 

Qiu isimli orta yaşlı adam elini salladı ve kılıç kını eline uçtu. Ciddiyetle inceledikten sonra, onayladı ve söylendi, ‘’Bu kılıç kını gerçekten garip. Kardeş Li tamamen yanılmamış olabilir.’’ Bununla birlikte, kılıç kınını geri verdi.

 

Kız Qiu isimli adama döndü ve ciddi bir şekilde konuştu, ‘’Tamam o zaman, hadi gidelim. Kardeş Qiu, onaylamak istiyorum: Sekiz Pençeli Yaratık’ın nerede olduğuna emin misin?’’

 

Qiu isimli adam gülümsedi ve onayladı.

 

Boyutsal çantasına dokundu ve havada devasa bir tekne belirdi. Tekneye zıpladı ve oturdu. Diğer ikili de takip edip tekneye yerleşti.

 

Tekne oldukça hızlıydı. Rengarenk bir iz çizdi ve mesafede kayboldu.

 

Uçuş sırasında, Qiu isimli adam dışında, diğer ikili orada bağdaş kurarak oturdu ve yetişim yaptı. Bu, bu teknede oldukları ilk zaman değildi, lakin her binişlerinde, ruhsal enerjilerine odaklanmak için yetişim yapmalıydılar, yoksa gücüne dayanmaları mümkün değildi.

 

Qiu isimli adamın yüzünde aşağılayıcı bir bakış belirip kayboldu. Bu ikili geç aşama Merkez Oluşturma’da olsa da, temelleri gerçekten berbattı. Geç aşama Merkez Oluşturma seviyesinde olduğu zamanlarda, bu teknede seyahet etme sorunu çekmiyordu.

 

O günlerde, geç aşama Merkez Oluşturma’dayken, aynı seviye de olup da ona karşı koyabilecek çok yetişimci yoktu. Ne de olsa, hem ilahi hissi hem de teknikleri sıradan yetişimcilerinkilerden çok ötedeydi. Ardından, büyülü hazineleri geliyordu. Bunlar savaş deneyimiyle birleşince, neredeyse yenilmez hale gelmesini sağlıyordu. Bir keresinde Kadim Ruh aşamasının altındaki en güçlü kişi olduğunu düşünmüştü.

 

Bu düşünce bir kişiyle tanışana kadar sürmüştü. Beyaz saçlı ve soğuk kalpli bir genç adam.

 

O kişinin görüntüsü zihninde belirirken gözleri ışıldadı. Uzun bir zaman sonra, sırıttı ve düşündü, ‘’Kardeş Wang, Kadim Ruh’u tükettikten sonra, başarıyla Kadim Ruh aşamasına ulaştım. Başardın mı başarmadın mı bilmiyorum...başaramadıysan, o vakit tekrardan karşılaştığımızda, borcunu ödemeliyim.’’

 

Dört gün sonra, tekne boş bir yerin üzerinde duraksadı. Li isimli erkek ve o kahramanımsı kadın gözlerini açtı. Kızın gözlerinden soğuk bir ışık geçti ve söylendi, ‘’Kardeş Qiu, Sekiz Pençeli Yaratık nerede?’’

 

Qiu Siping derin bir nefes aldı. Tek kelime etmeden, avuç boyutunda bir çamur parçası çıkardı. Çamura ruhsal güç göndererek, balığımsı bir koku salmasına neden oldu.

 

Bu koku yavaşça yayılırken son derece kalındı. Hatta rüzgar estiğinde, kokuyu beraberinde sürükleyemiyordu. Çok geçmeden, koku gittikçe yayıldı. Ardından, mesafeden, kulağa bir bebeğin ağlayışı gibi gelen ani bir çığlık duyuldu. Qiu Siping’in bakışları mesafede bir şeye odaklandı ve o yöne doğru tekneyi hareketlendirdi. Aynı zamanda, kız heyecanlı bir bakış takındı ve konuşmaya devam etti, ‘’Kardeş Qiu’nun elindeki çamur gerçekten büyülü. Burada harbiden bir Sekiz Pençeli Yaratık var.’’

 

Qiu Siping konuştuğu sırada ifadesi normaldi, ‘’Bu yaratığı uzun süredir takip ediyorum, bu yüzden alışkanlıklarını biliyorum. Yetişim seviyem aşırı düşük olmasaydı, çoktan yakalamış olurdum. Bu sefer, ikinizi uğraştıracağım.’’

 

Kız çenesini kaldırdı ve karşılık verdi, ‘’Tabii ki! Kardeş Qiu sadece orta aşama Merkez Oluşturma’da. Yaratığı öldürmeye bize bırak gitsin!’’

 

Bununla birlikte, tekneden dışarı atıldı. Li isimli hastalıklı adamsa, acı acı gülümsedi ve çabucak takip etti.

 

Qiu Siping içinden alayla sırıttı. Erken aşama Kadim Ruh yetişimiyle, iki Merkez Oluşturma küçüğünden yetişimini saklamak basitçe aşırı kolaydı. Eğer bu yaratığı öldürmek için yaratığın tükürüyle o noktada yapılması gereken bir zehir lazım olmasaydı, onları buraya getirmezdi.

 

Kızın bağırması uzaktan gelirken ve büyülü hazinelerin yanıp sönen ışıkları görülebilirken acelesizce peşlerinden ilerledi.

 

Sekiz Pençeli Yaratık gerçekte Şeytanlar Denizi’nde yaşayan sadece devasa bir ahtapottu. Bu yaratığın yetişimi zaten düşük değildi ve siyah yağmurun yardımıyla, zeka kazanmıştı. Şimdi düşük kademe ruh yaratığı seviyesine ulaşmıştı.

 

Lakin bu Sekiz Pençeli Yaratık son derece garipti. Kadim Ruh yetişimcilerinin bile başlarını ağrıtırlardı. Bir Kadim Ruh yetişimcisi bir tanesine karşı kendisini savunmada sorun yaşamasa da, Sekiz Pençeli Yaratıkların derileri orta kademe ruh yaratıklarınınkiler kadar sertti. Kişi geç aşama Kadim Ruh’da olmadığı sürece, zarar veremezdi.

 

Sonuç olarak, vahşi yaratıkları avlayan yetişimcilerin hepsi bu türü sevmezdi. Yerini tespit ettiklerinde, uzaklaşırlardı.

 

Ancak, Sekiz Pençeli Yaratık son derece çekici bir avdı. Diğer vahşi yaratıkların aksine, sekiz çekirdeğe sahipti. Buna ek olarak, Büyülü Saray’ın zehir tekniği bu yaratığa karşı oldukça etkiliydi. Bu yaratığı avlamak Büyülü Saray’ın ana aktivitelerinden birisi olmuştu. Bütün öğrenciler onları avlamaktan mutluydu.

 

Qiu Siping çoktan karar vermişti. Bu iki Merkez Oluşturma yetişimcisi yaratığı öldürünce, çekirdekler için onları öldürecekti.

 

Lakin tam o anda, devasa bir ilahi his bölgeyi taradı. İkili Sekiz Pençeli Yaratık’la savaşıyordu ve biraz tükürük almak üzereydiler ki kararsız ifadeler takınırlarken aniden durdular.

 

Daha da garip olan şeyse ilahi hissin taraması yüzünden, Sekiz Pençeli Yaratık bile titremişti. Ne de olsa bir hayvandı, yani doğal olarak ruhsal güce karşı hassastı ve bu ilahi histen dehşetengiz bir güç hissedebiliyordu. Bu kükremesine neden oldu. Geri çekildi ve bir mağarada saklandı, titriyordu ve dışarı çıkmaya cüret edemiyordu.

 

Qiu Siping oradaki herkesten en keskin hislere sahip olandı. Sonuçta, erken aşama Kadim Ruh’daydı. İlahi his geçtiği anda, adeta tamamen her şeyinin göründüğünü hissetti. Sadece bu da değil, Kadim Ruh’unun kontrolden çıktığını da hissedebiliyordu, sanki Kadim Ruh’u bedeninden ayrılacaktı. Bu hissiyat ifadesinin büyük ölçüde değişmesine neden oldu. Siyah yağmuru ortadan kaldıran o birkaç Ruh Oluşturma egzantrik ustayı hatırladı.

 

Li isimli adam birkaç adım geri çekildi. Hazinesini kaldırdı ve son derece saygılı bir tavır takındı. Normalde hiçbir şeyden korkmayan, kız bile, adamın yanında sessizce dururken  uysal bir hale büründü.

 

‘’Yetişimci dostum Qiu, görüşmeyeli uzun zaman oldu!’’

 

Qiu Siping şaşırmıştı. ‘’Kıdemli beni tanıyor mu?’’ diye sordu.

 

Aynı zamanda, beyaz saçlı bir genç yavaşça oraya yöneldi. Çok yavaş gözükse de, göz açıp kapayıncaya kadar, gruptan on adım uzakta belirdi.

 

Qiu Siping figüre bakakaldı. Derin bir nefes aldı ve haykırdı, ‘’Sensin!’’

 

Bu kişi Wang Lin’di. Bakışı Li isimli adamı ve kızı taradı, ardından hafifçe gülümsediği sırada Qiu Siping’in üzerine kaydı. Wang Lin’in zekası düşünülürse, kolayca Qiu Siping’in entrikasını görebiliyordu.

 

‘’Kardeş Qiu gerçekten iyi bir ruh halinde. Kadim Ruh yetişiminle, iki Merkez Oluşturma küçüğüyle oynuyorsun. Oldukça ilgi çekici.’’ Wang Lin’in sözleri yavaştı, lakin kadın ve erkek duyduğunda, adeta kafalarında bir şimşek çakarak, şaşırmalarına neden oldu.

 

Bu ikili aptal değildi. Wang Lin’in sözlerini duyduktan sonra, yüzleri anında kasvetlendi. İkili birbirine baktı, ardından ellerini birleştirirken Wang Lin’e minnettar bir ifadeyle baktılar. Yavaşça geri çekildiler, sonra da uzağa fırladılar.

 

Qiu Siping acı acı güldü. Boyutsal çantasından küçük bir davul çıkarıdğı esnada gözlerinden soğuk bir ışık geçti. Davula vurdu ve iki neredeyse görünmez siyah iplik uzağa atıldı.

 

Siyah iplikler son derece hızlıydı. Tam siyah iplikler yetişmek üzereydi ki, yeşil bir ışık belirerek, siyah iplikleri takip etti. Yeşil ışık kaybolduğunda, ikili çoktan iz bırakmadan kaybolmuştu.

 

Qiu Siping’in ifadesi oldukça çirkindi. Wang Lin’in tavrından içten içe nefret etse de, derin bir nefes aldı ve söylendi, ‘’Yetişimci dostum, görüşmeyeli uzun zaman oluyor.’’








Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18179 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37504 Bölüm Sayısı


creator
manga tr