Bölüm 225: Hap Arıtmak İçin Al Bunu

avatar
1210 0

Xian Ni - Bölüm 225: Hap Arıtmak İçin Al Bunu


 

 

Çevirmen: Zawoske

Editör: Lord Viole Grace

 

Ana salonun dışındaki meydanın altındaki salonda, Li Muwan’ın yaptığı hap kazanının kapağında bir çatlak belirdi. Yüksek bir patlama sesiyle, çatlak kapaktan hap kazanının üzerine yayıldı.

 

Aynı zamanda, çatlaktan rengarenk bir ışık sızdı. Işık gittikçe parlaklaştı ve çatlak da gittikçe büyüdü. Bütün salon rengarenk renkteki ışıkla kaplıydı. O anda, orası bir peri bölgesi gibi, sonsuzca rengarenk renkteki ışıkla kaplıydı.

 

Bir çatlama sesi dalgası daha geldi ve hap kazanının üzerinde daha da çok çatlak belirerek, epey daha ışığın sızmasına neden oldu. Bir el hap kazanından dışarı uzandı ve bir bang sesiyle, hap kazanı patlayarak her yere dağıldı.

 

Sırtından süzülen beyaz saçlarıyla genç bir adam hap kazanından çıktı, bedeni saydam hal ile katı hal arasında gidip geliyordu. Sırtının etrafında sayısız renkte ışık çemberi toplanırken gözleri kapalıydı.Yakından bakılırsa, bu kişinin bedeni saydam halde ne zaman titreşse, dantianında tam olarak onun gibi küçük birinin olduğu görülebilirdi. Küçük figür rengarenk renkte bir ışık yayıyordu ve son derece gizemli gözüküyordu.

 

Bedeni saydam hal ile katı hal arasında değişmeye devam ettiği sırada büyük miktarda bir baskı yayıyordu. Uzun bir süre sonra, bedeni değişmeyi kesti ve daha katı bir hal almaya başladı.

 

Ansızın, gözlerini açtı ve, aynı zamanda, küçük figür de gözlerini açtı. Küçük figürün artık gözbebekleri yoktu, aksine yerine kızıl yıldırım geçmiş gibi gözüküyordu. Bu sadece tek bir yıldırım değildi, kızıl bir yıldırım bulutuydu.

 

Kızıl yıldırımdan yıkıcı bir kuvvet geldi ve oradaki bütün rengarenk ışık hemen kaybolup yukarılara kaçtı.

 

Salonun etrafında vahşice hareket eden sayısız kızıl yıldırım hüzmesi vardı. Hap kazanının parçaları anında toza dönüştü.

 

Yukarıdaki ana salonda olan yetişimciler ne olduğunu fark edince, hepsi ilahi hislerini neyin döndüğünü kontrol etmek için yaydı. Ancak, ilahi hisleri yeraltına girdiği anda, güçlü bir baskı tarafından geri itildiler ve bu da hepsinin şok içinde ilahi hislerini çekmesine neden oldu.

 

Yeraltından güçlü bir baskı patlak verirken Bulutlu Gök Tarikatı’nın üzerindeki gökyüzü değişti. Adeta bütün Bulutlu Gök Tarikatı sallanıyordu.

 

Gökyüzünde rengarenk bulutlar toplandı ve tüm ana salon titremeye başladı.

 

Farklı tarikatların ve yetişim ailelerinin bütün üyelerinin ifadesi değişti. Bunu daha önce gören birkaç kişi açıkladı, ‘’Bu...birisi Kadim Ruh aşamasına mı ulaşıyor?’’

 

Bu sözler söylendiği anda, odadaki Kadim Ruh yetişimcileri hariç, herkes inanamayan bakışlar sergiledi. Kadim Ruh aşamasına ulaşmanın çok önemli bir mesele olduğu ve normalde bu süreç sırasında birisinin korumalık yaptığı söylenmeliydi.

 

Şimdiyse Bulutlu Gök Tarikatı’nda az önce birisi Kadim Ruh aşamasına ulaşınca, hekesin ilk düşündüğü şey Bulutlu Gök Tarikatı’nın yeni bir Kadim Ruh yetişimcisi daha kazandığıydı.

 

Tam çevredeki tarikat ve yetişim ailesi üyeleri tebriklerini sunmak üzereyken, Sima Yunnan bir kahkaha patlattı ve söylendi, ‘’Bulutlu Gök Tarikatı’nı bir Kadim Ruh yetişimcisi daha kazandığından dolayı tebrik ederim. Bu kişiyi biliyor muyum merak ediyorum. Neden görmemiz için buraya çağırmıyorsunuz?’’

 

Song Qing ve Liu Fei birbirine baktı, ardından üstatlara bakmak için döndüler. Bütün üstatlar kimin şu anda Kadim Ruh aşamasına atılım yapmaya çalıştığını çalıştığını düşünürken ellerinden geleni yapıyorlardı, lakin kimse akıllarına gelmiyordu, dolayısıyla hepsi kafalarını iki yana salladı.

 

Sonuç olarak, ikilinin ifadesi yavaşça çirkinleşti. Song Qin yavaşça konuştuğu esnada ifadesi kasvetliydi, ‘’Üzgünüm, yetişimci dostum Sima. Ben bile bu kişinin kim olduğu konusunda meraklıyım. Eğer buraya çağırabilirsek, o zaman herkesle görüşeceğine emin olacağız.’’ Sesinde bir parça karanlık vardı, özellikle de çağırabilme kelimesinde, arkasında ağır bir ton vardı.

 

Bu sözler ağzından çıktığı anda, bütün yetişimcilerin kaşları kalktı. Bulutlu Gök Tarikatı’nda Kadim Ruh’a ulaşmayı deneyen birisi yoksa, o zaman bu oldukça ilginçleşirdi.

 

Aynı zamanda, çevredeki çeşitli tarikatlardan ve yetişim ailelerinden olan yetişimcileirn hepsi bir parça kötü hissediyordu. Bu kişi Kadim Ruh aşamasına atılım yapacağı yeri seçme konusunda gerçekten aptalca davranmıştı. Görünüşe göre atılım yaptığı gün ayrıca öleceği gün olacaktı.

 

Bulutlu Gök Tarikatı’nın itibarı her şeyden daha önemliydi. Bu kişi kesinlikle ölecekti!

 

Bulutlu Gök Tarikatı’nın dış tarikat liderinin ifadesi aşırı çirkindi. Zorla gülümsedi ve söylendi, ‘’Kimin Bulutlu Gök Dağı’nı Kadim Ruh’a ulaşacağı yer olarak kullanacak kadar yürekli olduğunu görmek istiyorum. Kadim Ruhu benimdir!’’

 

Li Fei’nin ifadesi karardı. Kollarını salladı ve kayboldu. Aynı zamanda, bütün Kadim Ruh yetişimcileri ana salondan ayrıldı. Bütün bu kişiler seyirciydi. Ülkenin bir numaralı tarikatı olan Bulutlu Gök Tarikatı’nda, böyle bir şeyin yaşandığını görmenin zor olduğu söylenmeliydi.

 

Herkesin bugün buraya toplanma nedeniyse, çoktan unutulmuş gözüküyordu. Kadim Ruh aşamasına ulaşmaya kıyasla, yetişim çifti töreni kıyaslanamazdı hatta.

 

Tam ana salondan çıkıp meydana ilerleyeceklerdi ki, Gök Çalan Yedi Kazan’dan yüksek bir uğultu sesi geldi. Ardından, yedi hap kazanı da kenarlara itildi, adeta devasa bir el onları taşıyordu. Meydanın ortasındaki zeminde büyük çatlaklar belirdi.

 

Yerdeki çatlaklardan kalın bir soğuk hava katmanı sızdı. Meydan birden epey soğuklaştı.

 

Sima Yunnan’ın ifadesi normal olsa da, içten içe şoke olmuştu. Bu tür bir aura normal bir Kadim Ruh yetişimcisinin salabileceği bir şey değildi. 

 

Meydandaki diğerlerine bakmak için döndü. On veya daha fazla Kadim Ruh yetişimcisinin hepsi sakin ifadelere sahip olsa da, gözleri ne kadar ciddi olduklarını sergiliyordu.

 

Liu Fei soğukça homurdandı. Bağırırken zemindeki çatlaklara yıldırım misali atıldı, ‘’Yetişimci dostum Kadim Ruh’a ulaşmak için Bulutlu Gök Tarikatı’mı kullandı. Bulutlu Gök Tarikatı’nın öyle istediğin zaman kullanabileceğini mi zannediyorsun?’’

 

Çatlağa girdikten hemen sonra, içeriden bir çığlık yükseldi. Bu çığlık cümlesini bitirdikten hemen sonra Liu Fei’den gelmişti, korku ve panikle doluydu.

 

Sonuç olarak, çevredeki bütün Kadim Ruh yetişimcileri geri çekildi. Adeta orada antik bir iblis varmış gibi ciddi ifadelerle çatlağa bakıyorlardı.

 

Sun Zhenwei’nin babası, gri cübbeli adam, geri çekilmedi, aksine öne atıldı. Bulutlu Gök Tarikatı’ndan olan diğer tüm Kadim Ruh yetişimcileri de büyülü hazinelerini çıkardı.

 

O noktada, Sun Zhenwei de ana salondan ayrılmıştı. Kadim Ruh yetişimcileri gibi ışınlanma kabiliyeti olmadığından, doğal olarak bir adım geride kalmıştı. 

 

Li Muwan da yavaşça dışarı çıktı. Sun Zhenwei’nin sırtına baktı ve alaylı bir ifade takındı. Ardından zemindeki çatlağa hassas bir bakışla baktı.

 

Tam gri cübbeli üstat çatlağı kontrol etmek üzereydi ki, Sun Zhenwei’yi fark ett ive söylendi, ‘’Zhenwei, içeri geri dön. Burada olmamalısın.’’

 

‘’Çoktan geldiğine göre, gitme.’’ Kış ayının dondurucu rüzgarları kadar soğuk bir ses duyuldu çatlaktan.

 

Sun Zhenwei’nin bedeni yumuşarken yere düştü. Bu sesi çok iyi tanıyordu. Bu ses, önceden beri bu kadar endişeli olmasına neden olan sesti.

 

Ardından, arkasında dalgalanan beyaz saçlarıyla birlikte genç bir adam çatlaktan çıktı. Alnında parlayan bir yıldız vardı. Adeta bin yıldır erimeyen bir buz gibiydi. Ortaya çıktığı anda, çevre daha da soğuklaştı. 

 

Sağ elinde, saçından tuttuğu Liu Fei vardı. Çatlaktan yükselirken, Liu Fei’nin soluk yüzü ve kapalı gözleri de açığa çıktı.

 

Aynı zamanda, Sun Zhenwei’nin babası genç adama baktığı sırada çabucak geriledi. Bulutlu Gök Tarikatı’nın diğer bütün Kadim Ruh yetişimcilerinin gözleri soğuklaştı.

 

Sima Yunnan dışında, çevredeki diğer tarikatlardan ve ailelerden gelen bütün Kadim Ruh yetişimcileri şok olmuştu. Hepsi sessizce bu olayın nasıl çözüleceğini izliyordu. Ne de olsa, bu kişiye karşı Liu Fei bile duramamışken, hepsi yardım etmeye kalksa bile, işe yaramazdı.

 

Song Qing içine soğuk havayı çekti. Elini bir üstada salladı. Tam üstat bir yeşim çıkarıp gönderecekken, beyaz saçlı genç üstada ve Song Qing’e bakmak için dönerek, alaycı bir gülümseme sergiledi.

 

Song Qin’in içi aniden sallandı. Adeta her şeyinin tamamen görüldüğünü hissetti. Bu hissi sadece tarikatın atalarıyla karşılaşıtğında hissetmişti. Dehşet içinde birkaç adım geri çekilmesine engel olamadı.

 

Yeşimi göndermeye çalışan üstada gelirsek, onun durumu daha da kötüydü. Anında yeşimi düşürdü ve hareket etmeye cüret edemedi. Eğer yeşimi göndermeye çalışırsa, sonuçlarının akılalmaz olacağını hissetti.

 

Song Qin derin bir nefes aldı. Beyaz saçlı gencin sağ eliyle tuttuğu Liu Fei’ye baktı. Kendisini sakinleşmeye zorladı ve konuştu, ‘’Yetişimci dostum, bütün bu mesele bir yanlış anlaşılma! Yanlış anlaşılma!’’

 

Beyaz saçlı genç Wang Lin’di. Bakışları kalabalığı taradı. Li Muwan’a baktığında, gözlerinde bir parça naziklik belirdi. Sol elini kaldırdı ve söylendi, ‘’Gel!’’ 

 

Li Muwan Wang Lin’e doğru yürürken güzelce gülümsedi. Şu anda Bulutlu Gök Tarikatı’ndan kimse savaşmaya cüret edemediğinden bütün Kadim Ruh yetişimcileri yolundan çekiliyordu.

 

Sima Yunnan derin bir nefes aldı ve gözleri ışıldadı. Sima Yunnan son derece hırslı biriydi, lakin Bulutlu Gök Tarikatı her zaman Hao Ran Tarikatı’nın üzerinde olmuştu. İçinden onlara karşı muazzam bir nefret beslese de, yapabileceği bir şey yoktu.

 

Beyaz saçlı genç belirdiği anda, hemen Xu Li’nin açıklamasını hatırladı. Artık bunun Şeytanlar Denizi’nden gelen bir felaket olduğuna yüzde yüz emindi.

 

Lakin o bile bu kişinin yetişim seviyesinin kolayca Liu Fei’yi halledecek kadar yüksek olduğunu beklemiyordu. İçten içe şok olmadan edemedi.

 

Liu Fei’nin yetişimini görememişti, yani bu gencin yetişimi düşünmeye dahi cüret edemeyeceği bir seviyedeydi. Lakin aynı zamanda, mutluydu. Genç ne kadar güçlüyse, Bulutlu Gök Tarikatı’nın bugün silinme ihtimali o kadar yüksek olurdu. Özellikle de şimdi gencin Kadim Ruh’unu isteyen Liu Fei kolayca yenilmişti. Bu günde, Bulutlu Gök Tarikatı’nın itibarı epey zedelenmişti.

 

Li Muwan Wang Lin’e doğru yürürken herkes yolundan çekildi. Hatta yüzü solgun olan Song Qing bile yolundan çekildiği sırada zorla gülümsedi.

 

Sadece gri cübbeli adamın yüzü aşırı derecede çirkindi, bunun nedeniyse çoğunlukla Li Muwan’ın gelini olmasıydı. Çağrıldığında genç kadın hemen bu gence doğru yürümüştü. Bu utanmasına neden oldu.

 

Lakin epey zekiydi. İçten içe öfkeli olsa da, yolundan çekilirken ifadesi hızlıca normale döndü.

 

Li Muwan yavaşça Kadim Ruh yetişimcilerini geçti. Normalde, onunla karşılaştıklarında, gülümsemelerle selamlasalar da, yine de kibirli olurlardı ve konuşma tarzlarıyla baskı kurarlardı. Lakin gunü, bütün bu Kadim Ruh gleişimcileri korku belirtileri gösteriyordu ve ona karşı olan tutumları da değişmişti.

 

Li Muwan bütün bunların tek bir kişi sayesinde olduğunu biliyordu. Onların korkmasına, dehşete düşmesine neden olan, kolayca Liu Fei’yi yenebilen birisi. Bu kişi onun erkeği, Wang Lin’di. 

 

Wang Lin’in yanına ulaştıktan sonra, Li Muwan tıpkı filizlenen bir çiçek gibi gülümsedi. O anda, Li Muwan içinde derin bir tatmin hissi hissetti.

 

Wang Lin’in bakışları kaydı ve Sun Zhenwei’nin üzerine yerleşti. Sun Zhenwei Wang Lin’e baktığı esnada yüzü solgundu. Normaldeki nazik gülümsemesi çoktan gitmiş, yerini nefrete bırakmıştı.

 

Wang Lin yumuşakça söylendi, ‘’Öl!’’

 

Ji Alemi hemen harekete geçti ve bütün meydan anında akılalamaz derecede güçlü bir ilahi hisle kaplandı. Kadim Ruh yetişimcileri derin nefesler aldı. Kadim enerjileri titrerken neredeyse kontrolden çıkıyordu.

 

Bu hissiyat tıpkı geldiği gibi hızlıca kayboldu. Sun Zhenwei titredi, ardından gözleri odağını kaybetti. Bedeni yere düştü ve hareketsiz kalmadan önce biraz seğirdi.

 

Gri cübbeli adam Sun Zhenwei’ye baktı, aptala dönmüştü, gözleri kızarırken. Hızlıca Sun Zhenwei’nin yanına gitti ve boyutsal çantasından bir şişe çıkardı. Ne var ki, şişeyi fırlatana kadar elleri titredi. Wang Lin’e baktı ve bağırdı, ‘’Neden?!’’

 

Wang Lin sağ elini salladı. Liu Fei gözlerini açtığı sırada bedeni titredi. Yüzü solgundu ve yetişimi gizemli bir güç tarafından baskılanıyordu. Gözleri öfkeyle kaplıydı, bağırdı, ‘’Eğer beni öldürmek istiyorsan, öldür gitsin. Neden bu yaşlı adamı aşağılıyorsun?’’

 

Song Qing içten içe son derece endişeliydi. Atalara bir mesaj göndermemiş olsa bile, yine de bir şeyin yanlış olduğunu fark etmeliydiler. Neden daha gelmemişlerdi?

 

Derin bir nefes aldı. Elinden tek gelenin zaman kazanmak olduğunu biliyordu. Zorla gülümsedi ve konuşmaya koyuldu, ‘’Kıdemli, Bulutlu Gök Tarikatı Üstat Li’nin sizin arkadaşınız olduğunu bilmiyordu. Sizi rahatsız ettiğimiz için özür dileriz. Bu, Bulutlu Gök Tarikatı’nın hatası. Ana salona gelip sorunu  düzeltmeye ne dersiniz kıdemli?’’

 

Yaşıyla birlikte, nasıl olabilirdi de bütün bunlara neden olan şeyi bilmezdi? İçinden ataların gerçekten de her şeye burunlarını çok soktuğunu düşündü. Li Muwan iyi gidiyordu, lakin onunla uğraşarak, arkadaşının gelmesine neden olmuşlardı. Sun Zhenwei’nin ölümüyse, öyle çok da umursamıyordu. Ona göre, Sun Zhenwei dış tarikattan sadece bir merkez öğrenciydi.

 

Wang Lin Song Qing’i görmezden geldi, bunun yerine gri cübbeli üstadı işaret etti ve yavaşça konuştu, ‘’Bugünün konusu şahsi meselelerim. Eğer birisi karışmaya cesaret ederse, acımasız olacağım için beni suçlamayın.’’

 

Gri cübbeli üstat delice bir kahkaha patlattı ve boyutsal çantasına vurup yedi mor uçan kılıç çıkarttı. Uçan kılıçlar belirdikleri anda, canavar vari bir kılıç enerjisi saldılar. Kadim Ruh yetişimini Wang Lin’e saldırmak amacıyla yedi uçan kılıcı kontrol etmek için kullandı.

 

Liu Fei hüsrana uğramış bir ifade takındı, lakin nihayetinde, iç çekti ve bir şey söylemedi. Az önce, çatlağa girdiğinde, güçlü bir yıkıcı güç tarafından çevrelenmişti. Kadim Ruh’unun kontrolden çıktığını hissetmişti ve onu öldürmek için Wang Lin’in sadece tek bir düşüncesinin yeterli olacağını biliyordu.

 

Uzun zamandır böyle hissetmemişti. Hatta atalar bile bölye hissetmesine neden olamazdı. Sonuçta, Liu Fei’nin yetişimi çoktan orta aşama Kadim Ruh’un zirvesinde, geç aşamadan sadece bir adım uzaktaydı.

 

Wang Lin’in ifadesi hala sakindi. Ona doğru uçan yedi kılıca gelirsek, genç adam onları tamamen görmezden geldi. Ji Alemi tekrardan harekete geçti ve gözlerinde çakan kızıl ışıklar belirdi.

 

Bütün bunlar göz açıp kapayıncaya kadar meydana geldi. Gri cübbeli yaşlı adam gözleri odağını kaybederken kan kustu. Kadim Ruh’u kafasından dışarı uçtu ve kaçmayı denedi.

 

Wang Lin’in gözleri ışıldadı. Sağ eliyle boyutsal çantasına vurdu ve bronz renginde bir ayna çıkardı. Aynayı fırlattığı esnada iki eliyle de bir mühür oluşturdu.Ayna hemen kaçan Kadim Ruh’un üzerine yerleşen yeşil bir ışıkla parladı.

 

Kadim Ruh yeşil duman yaydığı esnada bir çığlık attı.

 

Wang Lin sağ elini salladı ve bronz aynayı kaldırdı. Kadim Ruh’u acımasız bir ifadeyle tuttu ve elini sallayarak bilincini sildi. Kadim Ruh’u Li Muwan’a uzattı ve mırıldandı, ‘’Hap arıtmak için al bunu.’’

 

Li Muwan itaatkarca Kadim Ruh’u boyutsal çantasına koyarken tatlı bir şekilde gülümsedi. Onayladı ve incelikle karşılık verdi, ‘’Tamam, bu yüksek kalite bir ruh hapı yapmak için yeterli olmalı.’’

 

Çevre sessizleşti. Ana salonun içindeki insanlar da meydanda belirmiş ve az önce olanları görmüştü. Hiçbirisi Wang Lin’e baktığı sırada yüksek sesle nefes almaya cesaret edemiyordu. Xu Li de aralarındaydı ve ne kadar şok olduğunu saklamak için çabucak kafasını eğdi.

 

Gel gelelim etraftaki Bulutlu Gök Tarikatı’nın Kadim Ruh yetişimcilerine, hepsi öfkeliydi, lakin hiçbirisi dehşetle Wang Lin’e bakıp konuşmaya cüret edemiyordu.

 

Diğer tarikatlardan olan Kadim Ruh yetişimcileri daha da geri çekildi. Ne olursa olsun, buna karışmamaya karar verdiler.

 

Gri cübbeli adam öldürüldükten kısa süre sonra, Wang Lin tereddüt etmeden harekete geçti. Sağ elini salladı ve Liu Fei’nin bedeni görünmez bir güç tarafından zorla yakından genç adamı takip etmeye başladı. Wang Lin Li Muwan’ı kollarıyla sardı ve en yakındaki Bulutlu Gök Tarikatı üstadına doğru atıldı.

 

Üstadın ifadesi, ışınlanmaya çabaladığı sırada anında değişti. Ancak, tam ışınlanacak iken, akılalmaz bir baskının kendisini çevrelediğini hissetti, adeta devasa bir el tarafından oynatılıyordu. Birdenbire kan kustu ve ışınlanması zorla engellendi. Karnının altında soğuk bir hissiyat belirdi. Aşağıya bakınca, Kadim Ruh’unun çoktan alındığını gördü.

 

O anda, Wang Lin’in figürü çoktan sıradaki üstada geçmişti. Bütün Kadim Ruh yetişimcileri geri çekildi ve Wang Lin’e saldırmak için çeşitli büyülü hazineler çıkardılar.

 

Kadim Ruh yetişimciler küçümsenemezdi. Her biri kendi itibarına sahipti. Teke tek bir savaş olsa, kaçabilirlerdi, ancak bire karşı kalabalık savaşırken, yetişimleri çok yüksek olmasa bile, yine de savaşmaya cesaret ederlerdi.

 

Tabii, bu üstatların bildiği en önemli şey ataların yakında burada olacağıydı.

 

Ancak, Liu Fei Wang Lin’e çok yakın olduğundan büyülü hazinelerini kullanırlarken yine de tereddüt etmişlerdi. Sonuç olarak, saldırıları biraz yavaştı.

 

Tam o anda, Bulutlu Gök Tarikatı’nın derinliklerinden beş güçlü ilahi his belirdi. Çok geçmeden, meteor gibi beş figür dağın derinliklerinden atıldı. Hızları o kadar muazzamdı ki Wang Lin’in olduğu yere varmak için ışınlanarak gelmelerinden birkaç kat daha çabuk gelmişlerdi. 

 

Neredeyse anında, beşi de ana meydanın üzerine, gökyüzüne ulaştı.

 

‘’Dur!’’ Kükreyen rüzgar gibi gökyüzünden öfkeli bir ses geldi.

 

Hızları muazzam olsa da, Wang Lin’in hızı daha da muazzamdı. Figürü Li Muwan’ı kucaklayıp Bulutlu Gök Tarikatı üstatlarını öldürürken bir saniye bile durmamıştı.

 

Wang Lin’in Ji Alemi durmadan yanıp söndü. Kızıl yıldırım da gözlerinin içinde delicesine hareket ediyordu. Bir anda, Wang Lin hala hazırlıksızlarken üç Kadim Ruh yetişimcisi daha öldürdü. Wang Lin Kadim Ruhları simya için Li Muwan’a verdi. Kadim Ruhları kaçmaya çalışmış olsa bile, bronz aynanın takibinden kaçamazlardı. 

 

Sonuç olarak, Liu Fei ve Song Qing’de dahil, Bulutlu Gök Tarikatı’nın dokuz Kadim Ruh’undan, beşi çoktan öldürülmüştü. Liu Fei’yse, hayatta mı ölü mü bilinmiyordu.

 

O noktada, Song Qin’de dahil, sadece üç Kadim Ruh yetişimcisi kalmıştı. Üç Kadim Ruh yetişimcisi arkada duruyor, dehşete düşmüş ifadelerini gözler önüne seriyorlardı.

 

Aslında, bu Kadim Ruhlar Wang Lin’i çevrelese ve bir kerede saldırsalar, Wang Lin bir şekilde hepsini öldürmeyi başarsa bile, ağır yaralanırdı. Bu yüzden Wang Lin direkt dışarı atılmamış, aksine ilk olarak birinin incelemeye gelmesini beklemişti.

 

Ardından, herkesi şok etme amacıyla fırsatı değerlendirmek için güçlü yetişimini kullanmıştı. Bu yüzden Liu Fei veya başkasını ilk öldürmemişti. Bu şoku Li Muwan’ın güvenle yanına gelmesini sağlamak için kullanmıştı. Bunun ardından, bir endişesi kalmamıştı.

 

Bu savaş için, Wang Lin’in hedefi şoka ve  korkuya neden olmaktı.

 

Sun Zhenwei’nin babasını öldürdüğü andaki şoktan yararlanarak öldürmeye başlamıştı.

 

Bütün bunlar Kadim Ruh yetişimcilerinin gruplanıp saldırmasını engellemek içindi.

 

Aynı zamanda, Liu Fei gizli kozuydu. Eğer grup olup saldırırlarsa, o zaman hemen Liu Fei’yi etten kalkan olarak kullanacaktı.

 

Bir izleyiciyi öldürmemesinin nedeni karışmalarına engel olmak içindi. Gücünü sergiledikten sonra, diğer bütün Kadim Ruh yetişimcilerinin içi zaten korkuyla dolmuştu.

 

Üç kişiyi öldürdükten sonra, Wang Lin durdu ve gökyüzüne baktı. Beş beyaz saçlı üstadın kendisine öfkeyle dolu gözlerle baktığını gördü.








Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18179 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37503 Bölüm Sayısı


creator
manga tr