Bölüm 224: Kadim Ruh Oluşturmak

avatar
1217 0

Xian Ni - Bölüm 224: Kadim Ruh Oluşturmak


 

Çevirmen: Zawoske

Editör: Lord Viole Grace

 

Li Muwan kendi kendine mırıldanırken hapa baktı, ‘’Bir şey yanlış. Eğer yedinci kademe bir hap olsaydı, bir tepki olurdu. Neden bir tepki olmadı?’’

 

Wang Lin havayı sağ eliyle kavradı. Hap eline uçtu ve genç adam dikkatle hapı inceledi.

 

Bu hap camgöbeği rengideydi ve üzerindeki çatlaklardan ruhsal enerji sızarak, odadaki ruhsal enerji yoğunluğunu arttırıyordu.

 

Wang Lin Li Muwan’a bakıp sordu, ‘’Bu yedinci kademe bir hap mı?’’

 

Li Muwan birkaç adım öne geldi ve Wang Lin’in yanında durdu. Elinden hapı aldı ve dikkatle inceledi. İç çekti, ‘’Daha doğru olmak gerekirse, bu bir yarı-yedinci kademe hap, yani gerçekten üst derece altıncı kademe bir hap. Mührü açmak için doğru zamanı epey kaçırmış olmalıyız, bu da hapın çatlamasına neden olmuş. Eğer doğru zamanda açmış olsaydık, yedinci kademenin üzerinde olurdu. Qi Huang Tarikatı dördüncü derece bir ülkenin parçası, yani nadir üst derece bir beşinci kademe hap yapmış ve ardından mühürlemiş olmalılar. Mühre bakılırsa, en azından birkaç bin yıl önce yapılmış olsa gerek.’’ dedi.

 

Wang Lin hapa bakarken gözleri ışıldadı, sordu, ‘’Bu hapın ne olduğunu biliyor musun?’’

 

Li Muwan bir süre düşündü. Gözleri birden ışıldadı ve yanıtladı, ‘’Hi Huang Tarikatı’nın bilinen üç hapı var. Wan Er doğruysa, bu Camgöbeği Bulut Hapı. Bu hap Merkez Oluşturma aşamasını aşmanı sağlamalı.’’

 

Wang Lin biraz düşündü. Hapı Li Muwan’dan aldıktan sonra, konuştu, ‘’Bekle beni!’’

 

Li Muwan onayladı. Nazikçe Wang Lin’e baktı ve karşılık verdi, ‘’Rahatlayabilirsin. Başarısız olsan bile, Wan Er Gök Çalan Yedi Hap Kazanı’nı yok edecek. Bunu yaparsam, bizi takip etmezler.’’ 

 

Wang Lin’in gözlerinde soğuk bir ışık yanıp söndü. Sakince söylendi, ‘’O kadar zahmetli olmamalı.’’ Bununla birlikte, hap kazanının önünde oturdu. Parmağıyla alnını işaret etti ve kayboldu.

 

Li Muwan alt dudağını ısırdı. Eğer aşırı uzun süre evde olmazsa, bu şüphe uyandırırdı. Bir süre düşündükten sonra,sağ elini duvara salladı ve bir formasyon belirdi. Li Muwan formasyondan geçti ve gizli salondan kayboldu.

 

O anda, yukarıda, Ouyang Zi’nin arıtımı sona ulaşmıştı. Kendi kendine mırıldandığı esnada gözleri heyecanla kaplıydı. Uzun bir süre sonra, yukarı zıplarken böğürdü. Elini salladı ve hap kazanının kapağı kenara uçtu.

 

O anda, gökyüzünün rengi değişti. Altın rengi bir hap, kazanın içinden çıktığı sırada, önceki karanlık gökyüzü birden aydınlandı.

 

Hapın etrafında yavaşça altı ruh belirdi. Bu ruhlar az önce kendini kurban edenlerdi. Bağdaş kurup oturarak, hapın etrafında süzülüyorlardı.

 

Oyang Zi’nin ifadesi ciddileşirken ellerini birleştirdi ve bağırdı, ‘’Sizin sayenizde, yetişimci dostlarım, hapım başarıyla oluştu. Bunun karşılığını ödeyemem. Bu hap sizin onurunuza Altı Tao Ruh Hapı olarak adlandırılacak.’’

 

Bu sözleri söylediği anda, altı ruh memnun olmuş ifadeler takındı. Kayboldukları sırada hapa biraz isteksizce baktılar.

 

Aynı zamanda, hap yavaşça havadan indi ve Ouyang Zi tarafından alındı. İfadesi sakin olsa da, düşünürken içten içe son derece heyecanlıydı, ‘’Sonunda başardım! Artık altıncı kademe bir hap arıtmayı deneyebileceğim!’’

 

Wang Lin’e gelirsek, Cennet’e Başkaldıran Boncuk boyutunda oturuyor, yetişim yapıyor, elindeki hapa bakıyordu. Bir süre sonra, kararlı bir bakış takındı ve hapı ağzına attı.

 

Hap ağzına girdiği anda, mavi bir ruhsal enerji ipliğine dönüştü. Mavi iplik Wang Lin’in bedeninin dolaşırken, Antik Tanrı Taktiği mavi ipliğin sonsuz görünen ruhsal enerjisini özümsüyordu.

 

Aynı zamanda, Wang Lin’in çekirdeği büyürken hızlıca dönüyordu. 

 

Yavaş yavaş, çekirdeğinin etrafında mor ruhsal enerji iplikleri belirdi. Gittikçe daha fazla mor ruhsal enerji ipliği çekirdeğinde toplanırken, yetişimi sonunda geç aşama Merkez Oluşturma’nın zirvesine ulaştı.

 

Şu anda, yetişimi, çekirdeği gittikçe büyümeye devam ettiği sırada artıyordu. Çok geçmeden, adeta çekirdeği eriyormuşçasına altın sıvı damlaları damlamaya başladı.

 

O anda bedeni de şeffalaşarak, bedenindeki bütün değişimleri görmesini sağladı.

 

Wang Lin Kadim Ruh’unun oluşacağı anı beklerken bütün odağını yetişime odaklamış, son derece sakindi.

 

Wang Lin için, Kadim Ruh’unu oluşturmanın anlamı diğer kişilerden çok farklıydı.

 

Başarıyla Kadim Ruh’unu oluşturunca, planının ilk aşaması tamamlanacaktı. Bunun ardından, ana bedeni ve klonu birleşecek, sonra da ana bedeniyle Kadim Ruh aşamasına atılım yapmak için klonunu kullanacaktı.

 

Ana bedeni Kadim Ruh aşamasına atılım yapınca, o zaman Ji Alemi de ilk atılımını yapacaktı. O zaman geldiğinde, Chu Ülkesi’ndeki en güçlü kişi olacaktı.

 

Hatta Şeytanlar Denizi’nde bile, kendi tarikatını kurup Ruh Oluşturma yetişimcileriyle rekabet edebilme kabiliyetine sahip olacaktı.

 

En önemli şeyse intikamını almak için Zhao ülkesine geri dönme niteliğine sahip olacaktı. Teng Huayuan; Wang Lin bu isimden dört yüz yılı aşkın zamandır nefret ediyordu. Bu nefret artık açıklanamazdı. Eğer birisi yolunu engellemeye cüret ederse, kanla bedelini ödemek zorunda kalırdı.

 

Wang Lin Teng Huayuan’ın bu dört yüz yılda ulaştığı yetişim seviyesini bilmiyordu, lakin Ruh Oluşturma aşamasına ulaşmadığı sürece, Wang Lin Kadim Ruh’a ulaşınca, kaderi değişmeyecekti.

 

Wang Lin sadece dört yüz yılda, erken aşama bir Kadim Ruh yetişimcisinin Ruh Oluşturma aşamasına atılım yapabileceğine inanmıyordu. Kadim Ruh aşamasından sonra, her küçük aşamanın bile, geçilmesinin olağanüstü derece zorlaştığı söylenmeliydi.

 

Yetişim dünyası bir piramit gibiydi. Ne kadar yükseğe çıkarsa, o kadar az kişiye denk gelirdin.

 

Yedi yetişim seviyesi arasında; Qi Yoğunlaştırma, Temel Oluşturma, Merkez Oluşturma, Kadim Ruh, Ruh Oluşturma, Ruh Değişimi, ve  Yükselişi Aramak*, Kadim Ruh bariyerdi. Kişi Kadim Ruh’a ulaşabilirse, bu, gerçekten yetişim dünyasına adım attığı ve yetişim dünyasının zirvesine ulaşabileceği anlamına gelirdi. (Ç.N:Yükselişi Aramak ileride daha çok geçen adıyla Yükselenler, Yükselenlerin Seviyesi. Üçü de aynı anlama geliyor, haberiniz olsun.)

 

İntikamını almanın dışında, genç adamı güçlenmeye zorlayan başka bir şey vardı: Antik Tanrı Bölgesi’ndeki kızıl saçlı adamdan durmaksızın hissettiği tehlike. 

 

Kızıl saçlı adamın dehalığıyla, Antik Tanrı Bölgesi’nden kaçmak için başka bir yol bulacağını düşünüyordu. Kızıl saçlı adam kaçınca, yapacağı ilk şey Wang Lin’i bulmak olacaktı.

 

Bilgi mirasıyla birleştikten sonra, geçen her gün yavaşça değiştiğini hissedebiliyordu. Bu zihinsel bir değişimdi, düşünceleri gittikçe daha çok bir Antik Tanrı’nın düşünceleriyle eşleşiyordu.

 

Yetişim dünyasına girmeden önce, Wang Lin’in en büyük hayali devlet sınavını geçmek, ebeveynlerini gururlandırmak ve ailesinin iyi bir hayat yaşamasını sağlamaktı, lakin dördüncü amcası ona bir ölümsüz olma şansı verdiğinde, her şey değişmişti. O zamanlar, köye yakın şehrin zaten en büyük şehir olduğunu düşünüyordu. Kral’ın Başkenti’yse, orası hakkında düşünmeyi veya görmeyi bile hiç hayal etmemişti.

 

Yetişim dünyasına ilk girdiğinde, hedefi bir ölümsüz olmaktı. Aynı zamanda, Zhao ülkesinin bu gezegendeki sadece küçük bir ülke olduğunu öğrenmişti.

 

Ardından, Wang Lin’in devamlı kendisini güçlendirmeye zorlayan büyük olaylar yaşanmıştı. Hedefi Zhao Ülkesi’ne dönüp intikamını almaktı. Ülke ardına ülke gezdikten sonra, Wang Lin’in ufukları epey genişlemişti. Üzerinde durduğu yere Suzaku Gezegeni dendiğini ve bu Zhao Ülkesi’nin sadece üçüncü kademe bir yetişim ülkesi olduğunu keşfetmişti. Bunun üzerinde, dördüncü, beşinci ve hatta altıncı derece yetişim ülkeleri vardı.

 

Suzaku Gezegeni’nin asıl yöneticisinin Suzaku Ülkesi olduğunu biliyordu.

 

Bilgi mirasını aldıktan sonra, ufukları bir kere daha genişlemişti. Engin evren Suzaku gibi sayısız gezegenle doluydu. Antik Tanrıların boyutu ve rahatça bir gezegeni yok edebilecek güçleri Wang Lin’in mest olmasına neden olmuştu.

 

O anda, Wang Lin’in zihniyeti değişmiş ve hedefi yetişimin daha üst seviyelerini takip etmek olmuştu. Ancak güçlü olarak bu yetişim dünyasında hayatta kalabilirdi.

 

O anda, Wang Lin’in sırf intikam hedefinden kurtulup daha yüksek yetişim seviyelerine ulaşma hedefiyle değiştirdiği söylenebilirdi. Üzerine basılmasını kabul etmeyecek ve gücünün sınırlarını zorlamak isteyen birisinin zihniyeti.

 

Bu zihniyet güçlü birisinin her zaman sahip olması gereken bir şeydi.

 

On gün sonra, Wang Lin Cennet’e Başkaldıran Boncuk’un boyutundan ayrıldı. Belirdiği anda, hap kazanının içindeki ana bedeniyle birleşti. O anda, ruhsal enerji iplikleri gizli salonun üzerindeki bölgede bulunan Gök Çalan Yedi Hap Kazanı’ndan çekilmeye başladı.

 

Ana bedeni ve klonu birleşmenin son aşamasındaydı. Burada bir şey yanlış giderse, o zaman bütün çabaları boşa giderdi. Şu anda, Wang Lin oldukça sakindi. Tamamen ana bedeni ve klonunun birleşmesine odaklanmıştı.

 

Zaman yavaşça geçti. Ji Alemi dışında, Wang Lin’i engelleyen bir şey daha vardı: yeteneği. Başarılı olup olmayacağı konusuna gelirsek, kimse gerçekten bilmiyordu.

 

Gök Çalan Yedi Kazan’ın içinde binlerce yıldır depolanan enerji yavaşça Wang Lin tarafından çekiliyordu. Antik Tanrı Taktiği bütün ruhsal enerjiyi bir kara delik misali özümsüyordu.

 

Ana bedeni klonuyla birleştiğinde, Antik Tanrı Tekniği de bir değişim geçirdi. Antik Tanrı Taktiği’nin ilk seviyesinde, sadece yutma vardı.

 

İkinci seviyeyse özümsemeydi.

 

Yutmak ve özümsemek tamamen iki farklı seviyelerdi. Yutmak, Wang Lin’in bedenine giren bütün enerjinin yutulacağı ve Wang Lin tarafından kullanılacağı anlamına geliyordu. Bu, pasif haldi.

 

Özümseme başka birinin yetişimini özümseyebilmeyi sağlayan aktif haldi.

 

Aslında, Antik Tanrıların bu kadar güçlü olmasının nedeni sahip oldukları Antik Tanrı Taktiği idi. Her Antik Tanrı, doğduktan sonra uyandığında, zihinlerine kazınmış Antik Tanrı Taktiği’ne sahip olurdu.

 

Bir Antik Tanrı olarak, ancak Antik Tanrı Taktiği’nde ikinci seviyeye ulaştıktan sonra bedenini Antik Tanrı Taktiği’nin ikinci seviyesini aktif etmek için kullanarak güçlü saldırı kabiliyetlerine sahip olurdu. Kilometreler içindeki bütün ruhsal enerji özümsenir ve Antik Tanrı Taktiği’nin ilk seviyesi tarafından yutularak, bir döngü oluştururdu.

 

Lakin Antik Tanrı Tekniği sadece antik tanrıalra ait bir şeydi. Wang Lin miras gücünü almış olsaydı, ikinci seviyeye ulaşabilirdi, lakin şu anki ölümlü bedeniyle, bu aşırı zordu.

 

Wang Lin’in Antik Tanrı Tekniği gerçek ikinci seviyeye kıyasla bazı farklılıklara sahip olsa da, bu hiçbir şeydi.

 

Zaman hızlıca geçti ve şimdi Li Muwan ve Sun Zhenwei’nin yetişim çifti töreni günü gelmişti.

 

Bu günde, Bulutlu Gök Tarikatı bir festival havasıyla kaplıydı. Tarikatın kilometrelerce sınırında hiç bulut yoktu. Gökyüzü masmaviydi ve sayısız ışık tarikata doğru uçuyordu.

 

Chu ülkesindeki neredeyse her tarikat ve her yetişim ailesi burada toplanıyordu. Ayrıca, gelen herkes üstatlar ve tarikatın veya ailenin önemli üyeleriydi. Bu tür bir hava sadece Bulutlu Gök Tarikatı’nın sahip olabileceği bir şeydi. Eğer başka bir tarikat olsaydı, mümkün olmazdı.

 

Çünkü aşırı fazla misafir vardı, Bulutlu Gök Tarikatı’nın savunma formasyonu bütün dağ sırasını kavramak için büyütülmüştü. Sayısız dış tarikat öğrencisi de bütün misafirleri karşılarken devriye geziyordu.

 

Li Muwan’ın Bulutlu Gök Tarikatı’nda oldukça eşsiz bir pozisyonu olduğu söylenmeliydi. Ne de olsa, tarikattaki beşinci kademe üç simyacıdan biriydi. Sun Zhenwei’nin konumu da epey iyi biliniyordu. Orta aşama Kadim Ruh’da olan ve son yüz yılda geç aşamaya atılım yapabilip tarikatın atalarından birisi haline gelebilecek tek kişi olan dış tarikatın bir üstadının oğluydu.

 

Bütün bunlara ek oalrak, dış tarikatın da Sun Zhenwei’den yüksek beklentileri vardı. Kadim Ruh’a ulaşınca, sıradaki dış tarikat lideri adaylarından birisi olması için bir dizi hareket yapılacaktı. Eğer babası başarıyla bir tarikat atası olursa, o vakit kesinlikle dış tarikat lideri olurdu.

 

Öbür türlü, yetişim çifti töreninde Li Muwan’la eşleştirilmesi imkansız olurdu. Bir yandan, bu iç tarikatın Li Muwan’ı bağlama yoluydu, lakin ayrıca dış tarikat için de Sun Zhenwei’nin dış tarikat tarikat lideri olması için bir yol açmaktı.

 

Bütün ziyaretçiler bu meseleyi biliyordu. Bu törenin iç ve dış tarikatın daha yakın bir ilişki kurmak için yapıldığı söylenebilirdi.

 

Ne de olsa, Bulutlu Gök Tarikatı iki parçaya bölünmüştü. İç tarikat simyaya çalışırken dış tarikat yetişimle ilgileniyordu. Ancak bu iki tarafın birlikte çalışması Bulutlu Gök Tarikatı’nı bugünlere getirmişti.

 

Sun Zhenwei uzun kırmızı bir cübbe giyiyordu. Uzun ve dik duruşu nazik, ancak soğuk bir hava yayıyordu. Şu anda iç ve dış tarikat üstatlarının arkasında duruyor, misafirleri karşılıyordu. 

 

Gülümsüyor olsa da, gözleri hala seğiriyordu. Aslında, tören günü yaklaştıkça, o kadar endişeleniyordu, adeta bir felaket yoldaydı.

 

Bu hisse sahip olmasının gülünç olduğunu hissetti. Bugün, neredeyse bütün geç aşama Kadim Ruh aşamaları törene katılmak için kapalı kapı eğitiminden çıkmıştı. Eğer birisi sorun çıkarmaya cesaret ederse, önündeki tek yol ölüme çıkardı.

 

Tabii bu, kişinin yetişim seviyesi Ruh Oluşturma’da olmadığı sürece geçerliydi.

 

Lakin Sun Zhenwei bir Ruh Oluşturma yetişimcisinin Bulutlu Gök Tarikatı’yla uğraşacak kadar kendini küçük düşüreceğine inanmıyordu. Ve hatta bir Ruh Oluşturma yetişimcisi bile Bulutlu Gök Tarikatı’nın arkasındaki Dev İblis Tarikatı’na karşı dikkatli olmak zorundaydı.

 

Sonuç olarak, Sun Zhenwei bu kadar endişeli olmasıyla alakalı bir açıklama bulamıyordu. Gizlice gülümsedi ve fazla abarttığını düşündü.

 

Fakat içinden böyle söylese de, Li Muwan’la konuşan kişinin soğuk bakışlarını düşünmeye devam ediyordu.

 

O anda, gri bir cübbe içindeki yaşlı bir adam Sun Zhenwei’nin birkaç adım önünde, ona bakıyordu. Sun Zhenwei’nin tam önüne gelene kadar birkaç adım attı ve fısıldadı, ‘’Zhenwei, bu kadar abartma. Üstat Li’nin tanıdığı o kişi ortaya çıkarsa, bedelini ödetirim. Ne kadar güçlü olursa olsun, işe yaramaz. Bu konuyu çoktan tarikat lideriyle konuştum, rahatlayabilirsin.’’

 

Yaşlı adamın ses tonu düzdü, lakin soylu bir hava taşıyordu. Bu kişi Sun Zhenweei’nin babası ve dış tarikatın bir üstadıydı.

 

Sun Zhenwei saygıyla yanıt verdi. Wang Lin’in konusu hakkında herkese yalan söyleyebilmiş olsa da, babasına söyleyemezdi. Uzun zaman önce Wang Lin’le olan karşılaşmasını babasına anlatmıştı.

 

Tarikat liderinin de karıştığını duyunca, epey emin hissetti. Tarikat liderine bakmak için kafasını kaldırdığında, beyaz saçlı yaşlı adamın dönüp hafifçe gülümsediğini gördü.

 

Bu kişi tış tarikatın tarikat lideri, Liu Fei idi. Bu kişinin yetişimi son derece gizemliydi. Yetişimini gizleyen bir hap aldığı ve çoktan geç aşama Kadim Ruh’da olduğu söyleniyordu. Ondan daha yüksek bir yetişime sahip birisi karışmadığı sürece, yetişimini görmek çok zordu.

 

Yaşlı adamın yanında beyaz saçlı başka bir üstat duruyordu. O kişi iç tarikatın lideri, Song Qing idi. Arkasında çeşitli yetişim seviyelerinde bir grup vardı, lakin bu kişiler başka bir tarikatta olsaydılar, bir günde o tarikatın baş simyacısı olurlardı.

 

‘’Hao Ran Tarikatı’nın tarikat lideri, Sima Yunnan ve üstat Xu Li kutlamaya geldi.’’ Mesafeden bir ses bağırarak, Bulutlu Gök Tarikatı’nın dağ sırası boyunca yankılandı.

 

Aynı zamanda, bir arada iki gökkuşağı ulaştı. İki gökkuşağı tarikatın içine indi ve iki figür açığa çıktı. Figürlerden birisi mor bir cübbe giyiyordu ve antik bir havayla kaplıydı.

 

Bu kişi Hao Ran Tarikatı’nın lideri, Sima Yunnan idi. Vardıktan sonra, bir kahkaha patlattı ve seslendi, ‘’Kardeş Song ve Kardeş Liu, tebrikler!’’

 

Ona eşlik eden Xu Li açık yeşil bir cübbe giyiyordu. Xu Li konumuyla, konuşamazdı, dolayısıyla sadece ellerini yumruk şeklinde birleştirdi ve gülümsedi.

 

Dış tarikat lideri, Liu Fei, güldü ve birkaç adım öne çıktı. Ellerini birleştirdi ve karşılık verdi, ‘’Yetişimci dostum Sima, birbirimizi on yıldan uzun süredir görmüyoruz. Tarikatım bir davet göndermese, seni bir daha göreceğimi düşünmezdim.’’

 

İç tarikat lideri, Song Qing, çenesini okşadı ve söylendi, ‘’Yaşlı Sima, bana bin yıllık bir Zhu meyvesi sözü vermiştin. Bugün getirdin mi?’’

 

Sima Yunnan güldü. ‘’İkinizin beni bu kadar utandırmasına gerek yok. Unut gitsin, hafızanız bu kadar iyi olduğuna göre, evet getirdim. Ancak, çekirdeğini oluşturmak üzere olan bir torunum var, yani en iyisi bana biraz 180 Tan Hapı verin, yoksa Zhu meyvesini vermem.’’

 

Üçlü birbirleriyle konuşurken kahkaha attı. Li Fei elini salladı ve Sun Zhenwei çabucak Sima Yunnan’ı ana salona yönlendirdi.

 

Sima Yunnan dikkatle Sun Zhenwei’yi inceledi ve mırıldandı, ‘’Gerçekten de bir dahi. Çok gençsin, ama çoktan Kadim Ruh aşamasının kapısına dayanmışsın. Çok güzel. Yüz yıl içinde, Bulutlu Gök Tarikatı bir Kadim Ruh yetişimcisi daha kazanacak.’’

 

Sun Zhenwei nazikçe gülümsedi ve karşılık verdi, ‘’Kıdemli çok nazik. Küçüğünüz bu övgüyü hak etmiyor.’’

 

Sima Yunnan onayladı ve Xu Li’yle birlikte ana salona ilerledi.

 

Ana salon iyi şarap ve meyveyle dolu masalar yerleştirilmişti. Ana salonda zaten bir sürü vardı, birbiriyle konuşuyorlardı.

 

Sima Yunnan geldikten sonra, Xu Li’yle birlikte bir sürü kişiyle konuşmaya gitmeden edememişti. Sun Zhenwei sessizce birkaç adım geri çekildi ve salondan ayrıldı.

 

O ayrıldıktan sonra, Sima Yunnan ve Xu Li yakındaki bir masaya oturdu. Birbirlerine baktılar ve Sima Yunnan bir ses aktarımıyla sordu, ‘’O kişinin Bulutlu Gök Tarikatı’nda saklandığını mı söylemiştin?’’

 

Xu Li’nin ifadesi normal kaldı ve o da bir ses aktarımıyla karşılık verdi, ‘’Tarikat lideri, bu sadece benim tahminim, kesinlikle doğru olacak diye bir şey değil. O kişi şeytani bir aurayla kaplı ve Bulutlu Gök Tarikatı civarlarında kayboldu. Ayrıca, üç ay önce, gizemli birisi Bulutlu Gök Tarikatı’nda belirdi ve üç Kadim Ruh yetişimcisinin takibi altında kaçabildi. Ajanların verdiği açıklamalara göre, bu kişinin karşılaştığım kişi olduğunu düşünüyorum. Burada saklanıp saklanmadığına gelirsek, emin değilim.’’

 

Sima Yunnan biraz düşündü, ‘’Eğer bu kişi Xu Li’nin dediği kişiyse, o zaman Şeytanlar Denizi’nden büyük bir şeytan olmalı. Hehe, Bulutlu Gök Tarikatı Şeytanlar Denizi’nden büyük bir şeytanın dikkatini çekti. Böyle bir şey nasıl Hao Ran Tarikatım için kötü olabilir ki?’’

 

‘’Lou Yue Tarikatı’ndan Tianyi Zhenren ve üstat Shi Tianlai geldi.’’ Bir yüksek ses daha yankılanarak, Sima Yunnan’ın dışarı bakmasına neden oldu.

 

O anda, bütün tarikatlar ve yetişim aileleri gelmişti. Sun Zhenwei’nin şahsen karşıladığı büyük tarikatlar dışında, diğer herkes ana salona gitmeye koyulmuştu.

 

Çok geçmeden, bütün ana salon herkes birbiriyle sohbet ederken ağzına kadar dolmuştu. Bazı daha az sosyal kişiler köşelerde kendi başlarına oturuyor veya gözleri kapalı yetişim yapıyorlardı.

 

Ana salonun duvarlarının çevrelerinde bir dizi dış tarikat öğrencileri duruyordu, hepsi ya Merkez Oluşturma’daydı ya da daha yüksek seviyelerdeydi. Karşılarına baktıkları esnada sırtları çam ağaçları kadar dikti.

 

Kısa süre sonra, Liu Fei ve Song Qing ana salona girdi. Arkalarında Sun Zhenwei’nin takip ettiği bir düzine üstat vardı. Aralarında kafasının üzerindeki mor peçeyle Li Muwan duruyordu.

 

Bu grup girdikten sonra, çeşitli tarikatlardan ve yetişim ailelerinden bütün misafirler konuşmayı kesti ve onlara döndü.

 

Ana salonda, Liu Fei Song Qing’e baktı. Gülümseyip birkaç adım attı. Song Qin onayladı. Bakışları ana salonu taradı ve konuşmaya koyuldu, ‘’Yetişimci dostlarım, bu gün Bulutlu Gök Tarikatı’mın kutlama günü...’’

 

Canavar vari bir baskı yeraltından belirirken yer aniden sallanmaya başlamadan önce sözlerini bitirememişti bile. Bu canavar vari varlığın baskısı altında, bütün Kadim Ruh yetişimciler dehşet içinde ayaklandı. Hepsi ilahi hislerini ne olduğunu görmek için yeraltına yaydı.

 

Li Muwan’ın gözlerinde hassas bir bakış belirdi. Wang Lin’in geldiğini biliyordu!


(E.N: Aman Aman neler oluyor öyle :D)

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18095 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37345 Bölüm Sayısı


creator
manga tr