Bölüm 223: Hap Mührünü Açmak

avatar
1153 1

Xian Ni - Bölüm 223: Hap Mührünü Açmak


 

 

Çevirmen: Zawoske

Editör: Lord Viole Grace

 

Bulutlu Gök Tarikatı’nın yedi Gök Çalan Hap Kazanı’nın özü son derece gizemliydi. Söylentilere göre tarikatın kurucusu onlardan dokuz tane oluşturmuştu. Bulutlu Gök Tarikatı’nın dağının altında mühürlü şekilde, onları çağırabilecek öğrencileri bekliyorlardı.

 

Lakin kurucu ne kadar güçlü olursa olsun, yine de ülkenin derecesinden dolayı Ruh Oluşturma aşamasında bile değildi, yani hap kazanlarında biraz güç olsa dahi, kimse gerçekten çalmakla ilgilenmiyordu.

 

Lakin Gök Çalan Hap Kazanı’nın gücü muazzamdı, yani ‘’gök çalan’’ kelimelerini kullanmak tam olarak yanlış değildi.

 

Bulutlu Gök Tarikatı’nın antik kayıtlarında, bu Gök Çalan Hap Kazanı’nın hepsi sahteydi. Bulutlu Gök Tarikatı’nın kurucusu bir keresinde asıl kazanı görmüş ve tasarımını ezberlemiş, ardından anılarından hap kazanını dövmüştü.

 

Dokuz hap kazanı olmasının nedeni kurucunun yetişim seviyesinin ezberlediği bütün her şeyi barındıran bir hap kazanı yapmaya yetecek kadar yüksek olmamasıydı, dolayısıyla hepsini barındırmak için dokuz hap kazanı yapmak zorunda kalmıştı.

 

Sonuç olarak, dokuz Gök Çalan Hap Kazanı oluşmuştu.

 

Gök Çalan Hap kazanlarının başka bir gizemli açısı daha vardı: Bulutlu Gök Tarikatı’nın dağ sınırından ayrılamıyorlardı. Dağ sınırından ayrıldıkları anda, hurda bir metale dönüyorlardı. Bu olağanüstü olay bazı yüksek derece yetişim ülkelerinin araştırmak için gelmesine neden olmuştu, lakin bir şey bulamamışlardı. Ancak, bu yüzden, hap kazanlarını çalma fikrinden vazgeçip bunun yerine Bulutlu Gök Tarikatı’nı desteklemeye başladılar.

 

Bu yüzden,  Bulutlu Gök Tarikatı hızlıca gelişebilmiş ve Chu ülkesinin bir numaralı tarikatı olmuştu.

 

Li Muwan hap kazanındaki yedi ejderhanın ağzından çıkan gaza bakarken yüzünde ciddi bir ifade vardı. Fısıldadı, ‘’Hap mührünü açmak için, ruhsal enerjiye ve günün doğru zamanına ihtiyacımız var. Kullanırlarken mutlaka yedi Gök Çalan Hap Kazanları’nın ruhsal enerjisini ödünç almalıyız.’’

 

Wang Lin’in ifadesi sakindi. Li Muwan’ın yanında durdu ve hap kazanını izledi. Fısıldadı, ‘’Bulutlu Gök Tarikatı her zaman ayda bir hap yapmıyor muydu?’’

 

Li Muwan nazikçe onayladı.  Nazik bir sesle, konuştu, ‘’Evet. Gök Çalan Hap Kazanları maksimum etkiyi almak için ayda bir sadece günün belli bir saatinde kullanılabilir. Ancak Bulutlu Gök Tarikatı’nın üstatları onları kullanma ayrıcalığına sahip. Bazı nadir haplar yapmak için Gök Çalan Hap Kazanları’nı gerektiriyor.”

 

Wang Lin hafifçe onayladı. Önündeki yedi ejderha kafası olan hap kazanını işaret ederek sordu, ‘’Bu da bir Gök Çalan Hap Kazanı mı?’’

 

Li Muwan gururlu bir gülümseme takındı ve çekici bir şekilde yanıtladı, ‘’Bu kazan Gök Çalan Hap Kazanı değil, lakin etkisi aynı sayılır. Bu hap kazanı onca yıl Gök Çalan Hap Kazanlarıyla çalıştıktan sonra Wan Er tarafından gizlice yapıldı. Bu aslında bana karşı hareket etmeye karar verirlerse diye Bulutlu Gök Tarikatı için kozumdu. Bana karşı hareket ederseler, o zaman Wan Er bu hap kazanını diğer hap kazanlarını bir hap arıtımı esnasında etkilemek ve onları toza dönüştürmek için kullanacak. Bu ayrıca hap kazanlarındaki bütün ruhsal enerjiyi salarak, bütün Kadim Ruh yetişimcilerinin beni takip etmek yerine hap kazanlarını düzeltmeye çalışmakla aşırı meşgül olmasına neden olacak. Ne de olsa, bu hap kazanları onlar için her şey.’’

 

Wang Lin sırıttı. Onayladı ve hap kazanına bakarken daha fazla konuşmadı. Uzun bir süre sonra, aniden sordu, ‘’Az önce buranın üzerinde yedi Gök Çalan Hap Kazanı olduğunu söyledin. İçlerinde binlerce yıllık ruhsal enerji mi barındırıyorlar?’’

 

Li Muwan şaşırdı. Söylendi, ‘’Doğru. O hap kazanlarının içinde binlerce yıllık ruhsal enerji var. Sadece az çok bundan farklı olabilir çünkü bu hap kazanları binlerce yıldır hap arıtmak için kullanılıyor. Her hap yapıldıktan sonra, biraz ruhsal enerji hap kazanında kalır.’’

 

Wang Lin’in gözleri aniden ışıldadı. Yedi ejderha başlı hap kazanının etrafında daire çizdi. Ardından hafifçe dokundu. Kazandan keskin bir ses yayıldı.

 

Kafasını çevirmeden sordu, ‘’Bu hap kazanıyla üzerimizdeki Gök Çalan Hap Kazanları’ndan ruhsal enerji çalabilir misin?’’ 

 

Li Muwan Wang Lin’in ne demek istediğini fark ederken gözleri genişçe açıldı. Sordu, ‘’Bu hap kazanının içinde yetişim mi yapmak istiyorsun?’’

 

Wang Lin arkasını döndü. Li Muwan’a gülümseyip devam etti, ‘’Evet. Eğer bu hap kazanının içinde yetişim yaparsam, epey etkili olur. Ancak, bu klon bedenimle değil, asıl bedenimle olur.’’

 

Li Muwan’ın ifadesi garipleşti. Tam konuşmak üzereyken, ejderha başlarından çıkan mor gaz miktarı aniden arttı. Büyük miktarda gaz süzülerek, hap kazanının üzerinde kara bir bulut oluşturdu.

 

Kara bulutun içinde üzerindeki mühürle birlikte hap kazanı duruyordu. Kazan kırmızı renkte parladı ve hap mührü aşağı yukarı savrulmaya başladı.

 

O anda, bu salonun üzerindeki yerde, Bulutlu Gök Tarikatı üstatları gökyüzüne bakıyor, saati ölçüyorlardı.

 

Bu üstatların hepsi Bulutlu Gök Tarikatı’nın usta simyacılarındandı ve birisi kademe beş simyacıdan birisi, Ouyang Zi idi.

 

Ouyang Zi aslında iç tarikatın tarikat liderinin öğrencisiydi, lakin simyaya bütün dikkatini odaklamak için tarikat lideri olma şansından isteyerek vazgeçmişti.

 

Bu kişinin simya düşkünlüğü hayal edilemez bir dereceye ulaşmıştı. Yetişimi veya gücü umursamıyordu. Simya dışında başka bir şeyi umursamadığı söylenebilirdi.

 

Ouyang Zi’nin hayatındaki amacı efsanevi dokuzuncu kademe ilahi hapı arıtmaktı.

 

Lakin amacı ulaşmak için aşırı uzaktı. Altıncı derece ülkeler bile sadece altıncı kademe haplar yapabiliyordu. Bazen dünyaya gelen birkaç dahi bile sadece yedinci kademe haplar yapabiliyordu.

 

Tam da simyanın zorluğundan dolayı, Bulutlu Gök  Tarikatı dördüncü derece bir ülkedeki Dev İblis Tarikatı tarafından korunuyordu. 4.derece bir ülkenin yapabileceği hapların sırının beşinci kademe haplar olduğunu söylemek lazımdı.

 

Bütün bunlar Bulutlu Gök Tarikatı’nın Dev İblis Tarikatı için ne kadar önemli olduğunu gösteriyordu.

 

Ouyang Zi beşinci kademe bir simyacıydı ve erken aşama Kadim Ruh’a ulaşmıştı. Eğer bu kadar simyaya odaklanmamış olsaydı, çoktan geç aşamaya ulaşmış ve tarikatın atalarından biri olmuş olurdu.

 

Sadece erken aşama Kadim Ruh’da olsa da, statüsü yabancı olan Li Muwan’dan çok daha yüksekti.

 

Bugün, beşinci kademe bir hap arıtacaktı. Birkaç yıldır bunun için hazırlanıyordu. Onun dışında, feda arıtımına yardım etmesi için altı kişi çağırmıştı.

 

Feda arıtımı Ouyang Zi’nin kendi başına oluşturduğu bir hap arıtma tekniğiydi.

 

Ona göre, hap arıtımı göklere karşı çıkan bir hareketti, bu yüzden fedakârlıklar yapılmalıydı. Bu, Antik Tanrıların Gökyüzü Kurban Töreni’ne benziyordu, tek fark hap yapmak için fedakârlık yapıyordu.

 

Ouyang Zi’nin saçları tamamen beyazdı ve oldukça yaşlı gözüküyordu, lakin gözleri şeytani bir ışıkla parlıyordu. Diğer altı simyacının direkt olarak ona bakmaya cüret edememesine neden olan çok gizemli bir aura yaydı.

 

Bu şeytani ışığın kişinin ruhunu etkileme kabiliyetine sahip olduğu söylenmeliydi, lakin simyada kullanılırsa, hap kazanının içinin görülmesini sağlardı.

 

Bu kabiliyeti bir Hayalet Görüşü Hapı aldığında elde etmişti. Bu Hayalet Görüşü Hapı çok gizemliydi. Bu hapı alan on kişiden sadece biri bu görüşü elde etmeyi başarırdı. Başarısız olan herkes ise kör olurdu.

 

Böyle vahşi bir hapın besbelli çok iyi etkileri vardı. Eğer birisi başarıyla Hayalet Görüş Hapı’nı özümserse, hayalet görüşünü kazanırdı.

 

Hayalet görüşü simya yolunda bu kadar ilerleyebilmesinin nedenlerinden biriydi.

 

Şu anda, Ouyang Zi gökyüzüne bakarken büyük gri bir cübbe giyiyordu. Bir süre sonra, kaşlarını çattı ve söylendi, ‘’Hap arıtacağımda, diğer insanların izlemesinden nefret ederim. Küçük kardeş,Tarikat lideri, bunu bilmiyor musun?’’

 

Ana salondan üç kişi çıktı. Aralarından birisi iç tarikatın tarikat lideriydi. Acı acı gülümsedi ve söze girdi, ‘’Zaten dememiş miydim? Büyük dövüşçü kardeş bir hap arıtacağında, kimsenin izlemesine izin vermez.’’

 

Bununla birlikte, ellerini Ouyang Zi’ye doğru birleştirdi ve devam etti, ‘’Büyük dövüşçü kardeş, bu ikisi yetişim ülkesi Tianwu’dan misafirlerimiz. Büyük kardeşin hap arıtmasını görmek istiyorlar, ne dersin...’’

 

Arkasındaki iki kişi de ince ve uzundu, lakin ikisi de çok güçlü bir aura yayıyordu. Açıkça, yetişim seviyeleri oldukça yüksekti.

 

Ouyang Zi kaşlarını çattı. Soğukça söylendi, ‘’Defolun!’’

 

Tarikat liderinin ifadesi normal kaldı, ancak iki misafirin ifadesi değişmişti. Küçümseyen ifadeler takındılar, lakin bir şey yapmadılar ve ayrıldılar.

 

Bulutlu Gök Tarikatı’nın lideri, Yuan Tin, zaten bunu onlara önceden söylemişti, fakat gelmeye ısrar etmişlerdi. Bir iç çektikten sonra, tarikat lideri ikiliye eşlik etti ve onlarla sohbet etmeye başladı.

 

Onun bakış açısından, bu ikili burada hap almak için bulunuyordu ve teklifleri epey çekiciydi, yani hala onlara biraz eşlik etmeliydi.

 

Üçü ayrıldıktan sonra, Ouyang Zi zamanı hesaplamaya devam etti. Yaklaşık on nefes süresi sonra, gözleri ışıldadı. Havaya zıplarken eliyle mühürler oluşturdu ve yedi hap kazanına yedi ışık huzmesi gönderdi.

 

Şu anda, büyük cübbesi rüzgârda dalgalanarak, son derece haşmetli görünmesini sağlıyordu. Altı simyacı hayranlıkla figürünü izliyordu.

 

Yedi Gök Çalan Hap Kazanı, ışık üzerlerine indikten sonra hareket etmeye başladı. Sanki onları yukarıdan hareket ettiren devasa bir el varmışçasına bir çember içinde hareket ettiler.

 

Ortadaki yedinciyle birlikte altı hap kazanı bir çember oluşturdu.

 

Aynı zamanda, yeraltındaki gizli bölmede, Li Muwan’ın ejderha hap kazanı da tepki verdi.

 

Li Muwan derin bir nefes aldı. Parmağını ısırdı ve hemen eliyle birkaç mühür oluşturdu. Mühürleri hap kazanının üzerindeki yedi ejderha başına gönderdi. Yedi ejderha adeta canlıymış gibi hareket etti ve salonun etrafında süzüldüler. Hepsi kıvrıldı.

 

Çok geçmeden, yedi ejderha illüzyon vari hap kazanlarına dönüştü. Altısı bir çember oluştururken yedinci Li Muwan’ın ejderha kazanıyla birleşti.

 

Wang Lin’in gözleri ışıldadı. Tek kelime etmeden, elini salladı ve zemine bir illüzyon vari çember gönderdi. Ardından, bağırırken eli bir mühür oluşturdu, ‘’Ana beden, belir!’’

 

Beyaz saçıyla ve alnındaki mor yıldızla Wang Lin’in ana bedeni ses çıkarmadan illüzyon vari çemberden belirdi.

 

Belirdiği anda, bulundukları yer soğuklaştı. Hatta havadaki illüzyon vari hap kazanları biraz bulanıklaştı.

 

Li Muwan Wang Lin’in ana bedenine özlemle baktı. Çok geçmeden, gözleri ışıldadı. Bu, iki yüz yılı aşkın zamandır beklediği kişiydi.  Ana bedene kıyasla klonu aşırı düşük kalıyordu.

 

Ana beden belirdikten sonra, salonun merkezine doğru yürüdü. Ejderha hapı kazanının önüne ulaştığında, Li Muwan’a bakmak için döndü. Li Muwan’ın kalbi, soğuk bakışlarını gördükten sonra soğuğu hissetti. Bu bakışı çok iyi biliyordu. İki yüz yıl önce Wang Lin’le karşılaştıklarındaki bakışla tam olarak aynıydı, bu soğuk bakış. İki yüz yıl geçtikten sonra, gözlerindeki soğukluk öncesinden daha da yoğundu.

 

Li Muwan derin bir nefes aldı ve hızlıca bir mühür oluşturdu. Kontrolü altında, hap kazanının kapağı yavaşça yana kaydı.

 

Wang Lin’in ana bedeni hap kazanının içine atladı ve tereddüt etmeden yetişim yapmaya başladı. Çok geçmeden, hap kazanının kapağı kapandı.

 

Bu noktada, gizli salonun üzerinde, Ouyang Zi iki kolunu da kaldırmış ve genişçe açmıştı. Ardından kendi kendine bir şeyler mırıldandı. Kısa bir süre sonra, merkezdeki hap kazanına baktı. Aniden, büyümeye başlayan devasa bir el oluşturana kadar hap kazanından yeşil gaz çıktı.

 

Ouyang Zi derin bir nefes aldı ve bir boyutsal çanta çıkardı. Sayısız eşsiz hazineyi devasa ele fırlattı.

 

Sonrasında da, devasa el kapandı ve hap kazanına geri dönerken geri yeşil gaza dönüştü.

 

Ouyang Zi bağırdığı esnada gözleri ışıldadı, ‘’Hap fedakarlığı! İlk fedakarlık, dördüncü kademe İblis Kanı Hapı!’’ 

 

Konuşmayı bitirdiği anda, altı kişiden birisi birkaç adım öne çıktı ve boyutsal çantasına hafifçe vurdu. Boyutsal çantasından beyaz bir yeşim şişe çıktı. Hap kazanlarından birisine ilerledi ve şişenin üzerindeki mührü kırdı. Dikkatle kan kırmızısı bir hapı çıkardı. Hap belirdiği anda, bölge kan kokusuyla doldu.

 

Şu anda, bu kişnini yüzü biraz solgundu. Hapı tutarken sağ eli titriyordu, lakin dişlerini sıktı ve hapı altı hap kazanından birisine koydu.

 

Hap, hap kazanına girdiğinde, kazandan yüksek bir kükreme sesi geldi. Hemen ardından, havaya kan kırmızısı bir ışık atılarak, göğe ulaşan bir ışık sütunu oluşturdu.

 

Aynı manzara gizli salonda yaşanırken ejderhalardan birinin oluşturduğu illüzyon vari hap kazanlarından birisinden kırmızı bir ışık sütunu fırladı. Boyutu dışında, kırmızı ışık sütunu dışarıdakiyle aynıydı.

 

Wang Lin’in gözleri ışıldadı. Önündeki sahneye bakarak, sordu, ‘’Bu ne tür bir hap arıtım tekniği?’’

 

Li Muwan fısıldadığı sırada gözleri saygıyla doldu, ‘’Bu Ouyang Zi’nin feda arıtımı dediği kendi arıtım yöntemi. Temel olarak, çeşitli dördüncü kademe hapları beşinci kademe bir hap yapmak için kullanıyor. Başarı oranı yüksek olmasa bile, yine de normal yöntemlerden çok daha yüksek.’’

 

Şu anda, yukarıda, Ouyang Zi’nin gözleri ışıldadı ve bağırdı, ‘’İkinci fedakarlık, dördüncü kademe Luo Lin Hapı!’’

 

Başak birisi bir hap kazanının yanına ulaştı. Mavi bir hap çıkardı ve dikkatle kazanın içine yerleştirdi. 

 

Birdenbire, o hap kazanından mavi bir ışık sütunu belirdi.

 

Ardından, Ouyang Zi geri kalan hepsini çıkardı ve dör tane daha dördüncü kademe hap yerleştirdi. Şimdi, göğe altı ışık sütunu fırlıyordu. Bu ışık sütunları Bulutlu Gök Tarikatı’nın dağ sınırının dışından bile görülebilirdi.

 

Ouyang Zi son derece endişeliydi. Ortadaki hap kazanına baktı ve mırıldandı, ‘’Başarılı olmalı! Bu sefer başarılı olmalı! Bu sefer başarılı olursam, üç tane beşinci kademe hapım olacak. Tarikatın sahip olduğu diğer üç taneyle birlikte, altı tane olacak. Altısıyla, beşinci kademe hapları feda edebilir ve altıncı kademe bir hap arıtmanın tadına bakabilirim.’’

 

Hap kazanlarına bakarken gözleri hiç görülmemiş bir ışıkla parladı. Derin bir nefes aldıktan sonra, bağırdı, ‘’Siz altınız, arıtma başladı!’’

 

Altı simyacı heyecanlı bakışlar takındı. Nu sefer başarılı olurlarsa, o zaman beşinci kademe bir hapın oluşturulmasına yardım etmiş olurlardı. Bu, her simyacının hayalini kurduğu bir şeydi.

 

Altılı havaya atıldı ve altı hap kazanının üzerinde süzülmeye koyuldu. Işık sütunlarının içinde bağdaş kurarak oturdular ve bedenlerindeki ruhsal enerjiyi hareket ettirmeye zorladılar.

 

Ouyang Zi tereddüt etmedi. Bedeni yavaşça son hap kazanının üzerine indi ve gözlerini kapattı.

 

O anda, yeraltındaki gizli salonda, altı illüzyon vari hap kazanı da kendi ışık sütunlarını yayıyordu.

 

Bu ışık sütunlarının merkezinin içinde üzerinde hap mührü olan hap kazanı vardı. Hap mühürlü kazanın altında, içinde Wang Lin’in ana bedeniyle birlikte Li Muwan’ın yaptığı hap kazanı vardı.

 

Wang Lin’in ana bedeni hap kazanının içinde olsa da, şu anda her şey hap mührünü açmak için hazırlandığından ruhsal enerji özümsemiyordu. Ruhsal enerji özümseme işine gelirsek, Wang Lin hap mührü açıldıktan sonraya kadar bekleyebilirdi.

 

Li Muwan’ın ifadesi ciddiydi. Eli durmaksızın mühürler oluştururken, mühürleri, ilgili oldukları hap kazanlarına gönderiyordu. Kısa süre sonra, altı ışık sütunundan sayısız ışık hüzmesi ortaya çıktı ve ortadaki hap kazanına doğru gittiler.

 

Ruhsal enerji hüzmelerini Li Muwan feda edilen dördüncü seviye haplardan çalmıştı. Böylece hap mührünü açmak için gereken muazzam ruhsal enerji miktarı sorunu çözülmüştü.

 

Aslında, Li Muwan’ın hap mührünü açması için iki şey gerekiyordu. Birisi konumdu. Oldukça çok ruhsal enerji olan bir yere ihtiyacı vardı, lakin yeraltında bir ruh damarı yoktu. Bu sorun Ouyang Zi tarafından çözülmüştü.

 

Şimdi tek yapmaları gereken hap mührünü açmak için doğru zamanı beklemekti.

 

Konum dışında, ikinci gereksinim zamandı. Ancak mühürlendiği saatte açılarak zaman gereksinimi karşılanırdı.

 

Zaman farkı ne kadar küçükse, hap o kadar az hasar alırdı. Eğer zaman farkı aşırı olursa, o vakit hap epey zarar görürdü.

 

Wang Lin zaten bütün bunları Li Muwan açıkladıktan sonra öğrenmişti. Şimdi soru şuydu: Mührü açmak için doğru zaman ne zamandı?

 

Li Muwan birçok kitap kontrol etmiş ve bir zaman bulmuştu. Bu zaman gece yarısından kırk beş dakika sonraydı.

 

Sonuç olarak, hap ve hap mührü arıtmak için en iyi zaman gece yarısından kırk beş dakika sonraydı. Hap arıtmaya veya mühürlemeye geldiğinde, en iyi zamanın Yin ve Yang’ın ayrıldığı zaman olduğu söylenmeliydi.

 

Tabii ki, bu sadece çok değerli bir hap arıtılacağında kullanılırdı. Normal haplar içinse, insanlar bununla uğraşmazdı.

 

Lakin bu varsayımı çok kesin değildi. Aslında, diğer insanların haplarını çalacağından korkan bazı simyacılar vardı. Bilerek hap mühürleyecekleri zamanı değiştirirlerdi. Sonuç olarak da, birisi hapı çalsa bile, doğru zamanı bilmeden düzgünce açamazlardı.

 

Li Muwan’ın çözümü, hapı aşırı yüklemek için muazzam miktarda ruhsal enerji kullanan bir yöntemi denemekti. Bu, hap mührünü açmak için hapın etkisinin birazını feda edecekti.

 

Her şekilde, zaman farkı aşırı farklı olmadığı sürece, hap mührü kaldırılacaktı ve hap da normal yöntemlere kıyasla epey az hasar alacaktı. Lakin eğer zaman farkı çok olursa, hap işe yaramaz hale gelirdi.

 

Li Muwan Wang Lin’e fısıldarken ifadesi ciddiydi, ‘’Bu hap kazanının varlığı yüzünden, Ouyang Zi’nin başarılı olma şansı yüksek değil. Kişiliğini biliyorsam, kan feda tekniğini kullanacaktır. O anda, bir ruhsal enerji patlaması olacak. İşte o zaman hap mührünü açma zamanı.’’

 

Zaman yavaşça geçti. Şu anda, yukarıda, Ouyang Zi gözlerini açmıştı. Bölgedeki ruhsal enerjinin hızla azaldığını fark etti. Beşinci kademe bir hap yapmak için yeterli ruhsal enerji yoktu.

 

İlk defa böyle bir şeyle karşılaşıyordu. Şu anda arıtım sürecinin en kritik anındaydı, yani düşünecek zamanı yoktu. Bağırırken gözlerinde soğuk bir ışık belirdi, ‘’Kan Feda Tekniği!’’

 

Çevredeki altı simyacının ifadesi aniden değişti, lakin çok geçmeden kararlı ifadeler sergilediler. Tereddüt etmeden, hepsi kendi çekirdeklerini patlattı. Bölge kanlı bir sisle kaplandığı esnada bir dizi patlama meydana geldi. Sonuç oalrak, bölgedeki ruhsal enerji aniden arttı.

 

Bölgedeki ruhsal enerji zirve haline ulaştı. Ouyang Zi eliyle bir mühür oluşturup önündeki hap kazanına gönderirken gözleri ışıldadı. Hap kazanı çevredeki ruhsal enerjiyi delicesine özümsemeye koyuldu. Çok geçmeden, altı ışık sütunu bile ortadaki hap kazanına doğru yönelmeye başladı.

 

Ouyang Zi’nin ifadesi daha da ciddileşti. Bu oluşma veya kırılma noktasıydı, yani hata yapamazdı. Daha önce zaten birçok kez başarısız olmuştu, bu yüzden bu sefer başarılı olur mu emin değildi.

 

O anda, yeraltındaki salonda, Li Muwan alnını işaret etti ve bir damla kan özü ortaya çıktı. Bu kan damlası altı hap kazanının ortasında süzüldü. Birden, ışık sütunları çöktüğü esnada bütün hap kazanları sallandı ve merkezdeki hap kazanına doğru hareket ettiler.

 

Hap kazanı rengarenk bir ışık yaydı. Bütün bu ruhsal enejri baskısı altında, hap mührü tamamen kıvrılıp hap kazanından düşene kadar yukarı doğru yavaşça kıvrılmaya başladı.

 

Aynı zamanda, hap kazanının içindeki ruhsal enerjinin belirmesinden akılalmaz miktarda bir baskı ortaya çıakrak, hap kazanının patlamasına neden oldu. Yuvarlak, camgöbeği rengi bir hap belirdi.

 

Lakin o anda, hapın üzerinde çatlaklar ortaya çıkarken keskin bir çatlama sesi odayı doldurdu.

 

‘’Yedinci kademe bir ruh hapı!’’ Li Muwan’ın gözleri genişçe açıldı. Hazırlanmış olsa bile, yine de şaşkınlıkla bağırmasına engel olamamıştı.








Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18095 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37345 Bölüm Sayısı


creator
manga tr