Bölüm 193: Kan Denizi Mührü

avatar
1244 0

Xian Ni - Bölüm 193: Kan Denizi Mührü


 

Düzenleme: LordVioleGrace

 

Wang Lin’in ifadesi çoğunlukla normaldi, lakin çok geçmeden soğuk bir gülümseme takınıp homurdandı.

 

Dou Mu’nun gözleri soğuklaştı. Konuşmak üzereyken, yaşlı adam tarafından durduruldu. Yaşlı adam Wang Lin’e bakarak yavaşça konuştu, ‘’Bu Huan Yuan Yaratık Kapanı efsanevi bir hazine. Eğer hala tatmin olmadıysan, daha iyi bir şeye sahip değilim.’’

 

Wang Lin2in ifadesi sakindi. Genç adam etrafındaki enstrümanlara baktı ve tek kelime etmedi.

 

Yaşlı adam biraz düşünüp karşılık verdi, ‘’O benim hayat kurtarma hazinem. Sana veremem. Sana on zirve kalite ruh taşı verebilirim. Elimizden ancak bu kadar geliyor.’’

 

Wang Lin aşırı zorlamaya gerek duyuyormuş gibi hissetmiyordu. Bu insanların gelişiminin akılalmaz bir seviyede olduğu gerçeği göz önüne alınırsa, gizli kartı olarak miras anılarına sahip olmasaydı, bu kadar sakin olmazdı.

 

Wang Lin sakince söylendi, ‘’100 parça.’’

 

Yaşlı adamın yanıtlamasını beklemeden, Dou Mu bağırdı, ‘’Mümkün değil!’’ Diğerlerinin bakışları da soğuklaştı.

 

Wang Lin korkup bir köşeye sinmedi. Öylece yaşlı adamın yanıtını bekliyordu genç adam.

 

Yaşlı adam tereddüt ederek kasvetli bir şekilde söyledi, ‘’20 parça. Sınırım bu. Zirve kalite ruh taşlarından çok fazla yok. Eğer hala kabul etmezsen, o zaman farklı yöntemler kullanmak zorunda kalacağız.’’

 

Wang Lin’in ifadesi değişmedi. Tek kelime etmeden, sağ elini uzattı.

 

Yaşlı adam göğsünü işaret etti. Göğsünden siyah bir yılan sürünerek çıktı [burada İngilizce çevirmen sanırım yılan kıyafetlerin içindeymiş diyor] ve elinde sıradan görünen bakır bir halka belirdi. Bakır halkayı fırlattı ve Wang Lin de halkayı yakaladı.

 

Genç adam halkaya baktı. Bir bileklik boyutlarındaydı ve üzerinde bir sürü dehşet verici yaratık kazınmıştı. Bu dehşet verici yaratıklar canlıymış gibi hissettiriyordu, adeta gerçektiler.

 

Wang Lin ilahi hissini gönderdi. Tam ilahi hissi halkaya giriyordu ki, yaratık homurtuları dalglaarı duydu. İlahi hissi sarsılmadan edemedi, dolayısıyla genç adam hızlıca ilahi hissini geri çekti.

 

Wang Lin ifadesinde bir değişiklik olmadan halkayı kaldırdı. Ardından yaşlı adama baktı.

 

Yaşlı adamın elinde gri bir boyutsal çanta belirmişti. Çantayı Wang Lin’e attı. Wang Lin çantanın içine bakıp düzgünce yerleştirilmiş yirmi zirve kalite ruh taşını gördü. Çantadan ruhsal enerji dalgaları geliyordu.

 

Zirve kalite ruh taşlarını kendi boyutsal çantasına yerleştirdikten sonra, gri boyutsal çantayı yere attı ve ciddi bir şekilde konuştu, ‘’Bir sorum daha var; Kan Denizi’nin efendisini mühürledikten sonra, nasıl bu yerden ayrılacağım?’’

 

Yaşlı adam Wang Lin2in sorusunu duyduktan sonra, içten içe biraz rahatladı. Sürekli Wang Lin’in bu soruyu sormasını bekliyordu. Eğer Wang Lin bunu sormasaydı, şüphelenirdi.

 

‘’Oldukça kolay olacak. Ta Sen tekrardan mühürlendikten sonra, ben de bu yerden ayrılacağım. Burada anahtar nokta Ölü Ruh Denizi’nde olmak. Bizimle olacağına göre, tabii sen de ayrılabileceksin.’’

 

Wang Lin içten içe alayla sırıttı. Eğer az önce söyledikleri doğruysa, artık hedeflerinin Ölü Ruh Denizi’ndeki bilgi mirası olduğuna emindi.

 

Wang Lin soğuk bir bakış takındı. Genç adam, yavaşça konuştu, ‘’Size inanmadığımdan değil ama bu konu çok önemli. Bu yerden ayrılabileceğime %100 emin olamazsam, o zaman bütün bunlar sadece boş konuşmak olur.’’

 

Yaşlı adam kaşlarını çatıverdi ve karşılık verdi, ‘’Bu yaşlı adam söz verdiğine göre, asla sözümden geri dönmem.’’

 

Wang Lin hareket etmedi. Kafasını iki yana sallayarak mırıldandı, ‘’Kıdemli bir usta, ve küçüğünüz size inanmalı, lakin bu konu bir ölüm kalım meselesi. Eğer bu küçüğünüz emin olamazsa, anlaşsak bile, kendimi tamamen buna adamam zor olacaktır.’’

 

Dou Mu homurdanarak, öldürme arzusunu sergiledi, ve konuşmaya katıldı, ‘’Velet, böyle dolaylı bir yoldan konuşman gerçekten sinir bozucu. Ve ayrıca zaten söz verdik. Eğer inanmıyorsan, bu kadar şansını zorlama. Kafamı rahatlatmak için seni cehenneme gönderivereyim!’’ Aniden sağ elini salladı ve Wang Lin’e doğru atılan siyah bir el oluşturdu.

 

Wang Lin’in bakışı soğuklaştı. Devasa ele bir bakış bile atmadı ve yaşlı adama bakmaya devam etti.

 

Devasa el Wang Lin’in kafasından yüz santim uzakta durmuştu. Yaşlı adam elini salladı ve Dou Mu devasa eli geri çekti.

 

Yaşlı adam Dou Mu’ya bir bakış atarken kaşlarını çattı ve yavaşça karşılık verdi, ‘’Ne istiyorsun?’’

 

Wang Lin çevredeki enstrümanlara baktı ve söylendi, ‘’Bu enstrümanlar hayat kurtarıcı hazineleriniz olduğuna göre, onları tutması için bu küçüğe vermeye ne dersiniz? Bu yerden ayrılınca, küçüğünüz doğal olarak geri verecek. Kıdemlilerin, benim gibi, sadece Merkez Oluşturma aşamasında olan bir küçüğün, hazineleri kendisi için alacağı konusunda endişe etmeyeceğini düşünüyorum.’’

 

Yaşlı adam Wang Lin’e baktı. Uzunca bir süre düşündükten sonra, soğuk bir gülümsemeyi gözler önüne serdi ve onaylama manasında kafasını salladı. Elini salladığında, on enstrüman eline doğru uçtu. Üzerlerine biraz mühür yerleştirdikten sonra, enstrümanları Wang Lin’e fırlattı.

 

Tek kelime etmeden, Wang Lin başka bir boyutsal çanta çıkardı ve on enstrümanı içine yerleştirdi, ardından dikkatle çantayı kaldırdı.

 

On enstrümanın gücü olmayınca uzay dağılmaya başlamıştı. Yaşlı adam Wang Lin’e bir bakış atıp elini sallarken bir yarık açtı. Yoldan çekilmek için geriye adım attı.

 

Wang Lin yarığa girerken sakin bir ifadeye sahipti.

 

Wang Lin girdikten sonra, Dou Mu isteksiz bir ifade takınmıştı. Söylendi, ‘’Büyük kardeş…’’

 

‘’Kapa çeneni!’’ Yaşlı adamın ifadesi değişti, artık Wang Lin’le konuşurken olduğu gibi sakin değildi, aksine öfkeyle kaplıydı. Dou Mu’ya baktı ve yarığa girdi.

 

Dou Mu dışında diğerleri birer birer yarığa girdi. Son giren kişi her zaman karanlık bir ifadeye sahip olan adamdı. Yarığa girmek üzereyken, söylendi, ‘’Dou Mu, hala anlamadın mı? O küçük velet planımızın her detayını biliyor. Ona canlı ihtiyacımız olduğunu biliyor. Biraz önce yaptığın şey öylece kendini küçük düşürmendi! İsteğimin gerçek olması için bu velede dayanıyorum. Büyük kardeş de bunun için çok uzun zamandır bekliyor. Eğer herkes Ta Sen’e o kadar bağlı olmamış olsaydı, yapacağımız şeyler bu kadar zor olmazdı.’’

 

Konuşmasını bitirdikten sonra, yarığa adım attı. Dou Mu biraz düşündü ve peşinden ilerledi.

 

Yarığa girdikten sonra, Wang Lin’in önünde kan renginde bir dünya belirmişti. Birçok göz alıcı taş sütun vardı, özellikle de göklere ulaşıyormuş gibi görünen bir tanesi. Bunu görmek Wang Lin’in göz bebeklerinin küçülmesine neden oldu. Bu yer gerçekten Kan Denizi’ydi.

 

Wang Lin’in bakışı göklere yükselen sütunun üzerindeki adama kaydı. Bu adam kan kızılı saça sahipti. Etrafına kibirli bir hava yayılıyordu. Bir bakıştan sonra, Wang Lin nefes bile alamıyormuş gibi hissetti.

 

O anda, diğer bütün şeytani gelişimciler, Dou Mu’nun grubu da dahil, döndü. Kan Denizi’ne girdikten sonra, hepsi farklı taş sütunlara oturdu.

 

Şeytani gelişimcilerin hepsi sütunlarını buldular, oturdular ve Wang Lin’e döndüler.

 

Hepsi bağdaş kurarak oturuyordu. Havada süzülen tek kişi, Wang Lin idi.

 

Genç adamın bakışları bölgeyi süpürdü. Birçok gelişimci vardı, en azından bin tane. Bu insanlar arasında, Kambur Meng’i, Duanmu Ji’yi, Wang Qingyue’yi, Gökyüzü Şeytanı Büyücüsü’nü görmüştü…

 

O anda, kızıl saçlı adamın yanındaki bölgede, bir yarık açıldı. Uzun bir adam dışarı çıktı. Belirdiği anda, Wang Lin’e baktı ve mest olmuş bir bakış sergiledi. Kızıl saçlı adama doğru konuştu,’’ Usta, ruh yutucu olan kişi o.’’ Ardından yakındaki bir taş sütuna oturdu.

 

Wang Lin bir bakışta o kişinin devasa avare ruh olduğunu fark etti.

 

Çevre tamamen sessizdi, ta ki kızıl saçlı adamdan kalın bir ses aniden yükselene kadar.

 

‘’Ruh Yutucu…’’ Aniden elini salladı ve bütün Kan Denizi sarsıldı. Çevredeki sütunlardan sayılamayacak miktarda kan sıçradı. Bunun ardından bütün dünya kanla kaplandı.

 

Gözleri adeta sonsuz bir güç taşıyordu. Wang Lin’e bakarken bakışı, şeytani bir hissiyat getiriyordu.

 

Wang Lin kızıl saçlı adam ona baktığı anda aniden, yakınında görünmez bir kısıtlamanın aktifleştiğini hissetti. Ansızın bedenini hareket edemez hale gelmişti genç adam…

 

‘’Bu ruh parçasını özümse ve bu mührü benim için çöz, yoksa seni öldürürüm!’’ Kızıl saçlı adam konuşmayı bitirdikten sonra, kaşlarına doğru elini uzattı. Yüzüne acı dolu bir ifade yerleşiverdi. Bedeninden kırmızı bir ışık çekerken, vücudu titredi. Kan kırmızısı ışık Wang Lin’in önüne süzüldü.

 

Kırmızı ışığı çıkardıktan sonra, kızıl saçlı adam birkaç kez ağır ağır soludu. Nefes alışverişlerinin normale dönmesi oldukça uzun bir zaman aldı.

 

Çevredeki şeytani gelişimcilerin hepsi kırmızı ışığa bakıyor, korku ve kıskançlıkla karışık bir bakış atıyorlardı.

 

Kızıl saçlı adamın bedeni titredi. Karman çorman olmuş saçlarının arasından Wang Lin’e baktı.

 

Wang Lin şaşırmıştı, lakin genç adamın ifadesi sakindi. Sakinliğini bozmadan, konuştu, ‘’Yardım edebilirim, ama mührü kırınca, ayrılmam için yardım etmelisin!’’

 

Kızıl saçlı adamın ağzı hafifçe oynadı ve kafasını sallayarak onayladı.

 

Wang Lin dikkatle kızıl saçlı adama baktı. Ansızın, Ji Alemi Ruhu ortaya çıktı, devasa bir ağız oluşturdu, ve kırmızı ışığı yuttu.

 

Yoğun bir acı hissi birdenbire genç adamın ruhunda yükseldi ve bedeni sarsıldı. Uzunca bir zaman zarfının ardından, acı kaybolmuştu. Ruhunu kontrol ettiğinde, asıl boyutunun iki katı olduğunu fark etti.

 

Cüretkar bir şekilde yüzünü göstermeye cesaret etmesinin nedeni güç mirası ve bilgi mirasının birbirinden çok farklı olmasıydı, yani aynı mirası iki kişi elde etmediği sürece fark edilme ihtimali yoktu.

 

Bu yüzden, Wang Lin’in kendisi dışında, kimse mirasın bir kısmını aldığını bilmiyordu. 

 

Kırmızı ışığa gelirsek, Wang Lin Dou mu’nun grubundan bu şeyin Antik Tanrı’nın ruhunun parçası olduğunu duymuştu. Eğer başkası olsaydı, kontrol etme yeteneğinin yetersiz olacağından dolayı korkardı, lakin bir ruh yutucu olarak, kendisi için yutabilirdi.

 

Ruh parçasının yutulduğunu gördükten sonra, kızıl saçlı adam soğuk bir bakışla Wang Lin’e baktı. Uzunca bir süre sonra, söylendi, ‘’Bir ruh yutucu olsan da, daha ruh cevherini oluşturmamışsın. Ancak, bir ruh parçasını zorla yutabilmen oldukça tatmin edici. Avare ruh, ruh cevherini oluşturması için yardım et.’’

 

Avare ruhun bedeni tarafından oluşturulan adam titredi. Tereddüt ediyordu, lakin hızlıca kararlı bir tavır takındı ve fısıldadı, ‘’Nasıl isterseniz.’’ Eliyle alnını işaret etti. Bedeni istemsizce titredi. Açıkça epey zayıflamıştı. Aynı zamanda, alnından, ardı görünen, ışıldayan bir kırmızı küre çıktı.

 

Kırmızı küre belirdiği anda, insan formunu daha fazla tutamazken bedeni çökerek avare ruh formuna döndü. Uzunca bir süre sonra, tekrardan yavaşça insan formunu oluşturdu.

 

Tek kelime etmeden, genç adamın Ji Alemi Ruhu hızlıca atıldı ve ışık küresini çevreledi. Küre devasa avare ruhun ruh enerjisini barındırıyordu. Wang Lin bir sorun olmadan özümseyebilirdi. Yarım saat sonra, tamamen özümsemeyi bitirebildi.

 

Wang Lin ruhunun aniden birkaç kat büyüdüğünü açıkça hissedebiliyordu.

 

Kızıl saçlı adam biraz düşündü ve yavaşça konuştu, ‘’Avare ruh, devam et.’’

 

Avare ruh çarpık bir kahkaha attı. Wang Lin’in, bir ruh yutucu olarak, bir ruh cevheri olmayacağını düşünmemişti. Eğer biliyor olsaydı, ustasına söylemezdi. Böylece kendisinin şu anki rezalet durumuna girmesine engel olurdu. Ayrıca, bu ruh yutucu gerçekten bir şeydi. Bir ruh küresi bile, ruh cevherini oluşturması için yetersizdi.

 

Bir ruh cevheri ruh yutucuların belli bir aşamaya ulaşırken ve belli bir sayıda ruh tüketerek yavaş yavaş oluşturdukları bir şeydi. Çekirdekleri için doğa olarak oluşuyordu. Genel olarak konuşursak, çoğu ruh yutucu olabildiğince çabuk ruh cevherlerine sahip olmak için evrim geçirdikleri anda devasa miktarlarda ruh yutardı. Neredeyse hiçbir ruh yutucu ruh cevherini oluşturmak için bu kadar beklemezdi.

 

Bir ruh cevheri olan ruh yutucuyla olmayan ruh yutucu arasındaki fark; ruh cevherine sahip olan ruh yutucunun avare ruh yaratabilmesiydi.

 

Avare ruh acı acı güldü. Eliyle alnını işaret etti ve başka bir ruh küresi daha belirdi. Bedeni tekrardan çöktü. Bu sefer, artık tekrardan insan formunu oluşturabilecek durumda değildi.  Uzun bir süre sonra, avare ruh formundan kırmızı bir küre çıktı.

 

Bu sefer, solunumu kaba bir hal aldı. Normal avare ruhlara göre hala daha güçlü olsa da, önceki haliyle arasındaki fark aşırı büyüktü.



Wang Lin’in gözleri ışıldadı. Ruhunu küreyi çevrelemek için gönderdi ve özümsemeye başladı. Bu sefer, açıkça bir farklılık hissedebiliyordu. Ruhu artık büyümüyordu, bunun yerine, içinde, bir pirinç tanesi boyutunda bir parça yoğunlaşmaya başlıyordu.

 

Kızıl saçlı adam kaşlarını çattı. Bir ruh yutucu bir ruh cevherine sahip olmazsa, aşırı fazla ruh parçasıyla baş edemezdi. Lakin bu kişi iki ruh küresi özümsedikten sonra, ancak ruh cevheri oluşturmanın ilk adımına ulaşmıştı.

 

Bu iki ruh küresi o avare ruhun sahip olduğu ruh enerjisinin çoğunluğundan oluşuyordu.

 

Kızıl saçlı adam biraz düşündü. Zihninden bir düşünce geçiverdi. Sağ eliyle uzandığı gibi avare ruhu kaldırdı. Avare ruh acınası bir çığlık attı o anda, bedeni hızlıca küçüldü ve bir ruh küresi şeklinde yoğunlaştı. Kızıl saçlı adam ruh küresini kavradı ve Wang Lin’e fırlattı. 

 

Bu ruh küresi avare ruhun hayatından oluşmuştu.

 

Ruh küresini tükettikten sonra, Wang Lin pirinç tanesi boyutundaki parçacığın hızlıca büyüdüğünü hissetti. Çok geçmeden bir başparmak boyutuna ulaştı.

 

Aniden, Wang Lin’in zihnine garip bir hissiyat girdi. Ji Alemi Ruhu aniden küçüldü ve tırnak boyutundaki küreyle birleşti. Küreye gelirsek, kafasının içinde kayboldu.

 

Wang Lin gözlerini kırptı. O andan itibaren, avare ruh oluşturma kabiliyetiyle gerçek bir ruh yutucuydu.

 

Ruh cevheri oluştuğunda, adeta bir mirasmışçasına, bütün bilgiler belirdi.

 

Kızıl saçlı adam bakışını geri çekti. Sağ elini salladı ve havada bir yarık açıldı. Ardından, hızlıca eliyle uzandı.  Bütün Kan Denizi sallandı ve yarıkta devasa illüzyon vari bir figür belirdi.

 

Figür belirdiği anda, Wang Lin birdenbire bir ruh yutucunun aurasını hissetti. Bu figür açıkça üçüncü alemdeki ruh yutucuydu.

 

Çok geçmeden, bir bulut gibi bütün illüzyon vari figür belirdi ve yarıktan geçerek, tüm bedenini gözler önüne serdi. Kızl saçlı adamın gözleri ışıldadı. Bedeninden kan kırmızısı ışık parçaları yayılmaya başlarken bedeni titredi. Bedeninden kan sisi dalgaları saçıldı. Neredeyse anında, bütün bedeni kan sis tarafından kaplanmıştı. Akılalmaz bir acıya dayanıyormuş gibi görünüyordu. Uzun bir süre sonra, kafasını kaldırarak, kanlı yüzünü gösterdi. Güçlü bir sesle, söylendi, ‘’Dışarı çıkın, Tu Si’nin ruh parçaları!’’

 

Konuştuğu anda, sayısız kırmızı ışık zorla bedeninden atıldı. Sayısız kırmızı ışık vardı, ve belirirler iken, kırmızı bir kasırga gibi daire çizmeye başlıyorlardı. Kırmızı ışıklar şeytani bir aura barındırıyordu.

 

Çevredeki bütün şeytani gelişimciler korku içinde kafalarını aşağı eğdi. Tabii kırmızı ışığa karanlık ifadelerle bakan Dou Mu’nun grubu hariç.

 

Ruh yutucunun oluşturduğu gölge bir ağız oluşturdu. Ağız, uzanırken gittikçe büyüdü. Bu ağız, kızıl saçlı adamın önüne yaklaştı. Düzinelerce kırmızı ışığı bu ağız tüketiverdi.

 

Lakin aynı zamanda, kırmızı ışıklardan geri kalanlar aniden parlakça ışıldadı ve adeta delirmiş gibi kızıl saçlı adamın etrafında dönmeye koyuldular. Kızıl saçlı adamın etrafında dönerlerken, semboller belirip kızıl saçlı adamın üzerine yerleşiyordu. Ne zaman bir tane sembol bedenine yerleşse, kızıl saçlı adam titriyordu.

 

Bu sırada, titremeleri takiben, ruh yutucunun yuttuğu kırmızı ışıkların yerine geçmek için Kan Denizi’nden düzinelerce kırmızı ışık belirdi ve kızıl saçlı adamın etrafında dönmeye koyuldu.

 

Ruh yutucuya gelirsek, onu aşkın ruh parçası yuttuktan sonra, bulut vari bedeni kırmızı bir şekilde parlamaya başladı. Açıkça hazmetmek için zaman ihtiyacı vardı ve daha fazla yutamazdı.

 

Kızıl saçlı adam Wang Lin’e doğru bakarken acı dolu bir ifade sergiledi.

 

Wang Lin şimdi bunun neden iki ruh yutucu gerektirdiğini anlamıştı. Eğer sadece bir ruh yutucu olursa, hazmetmeyi bitiremeden önce Kan Denizi’nden daha çok ruh parçacığı belirirdi. Böylece, sadece mührü kaldıramamakla kalmaz, ayrıca ruh parçacığı miktarını da arttırırlardı.

 

Dinlenme zamanına ihtiyaç vardı. Ancak, iki ruh yutucu ruh parçalarını sırayla yutarsa, böyle bir şey mümkün olabilir miydi? Öyleyken bile, mümkün olma ihtimali düşüktü.








Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18179 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37504 Bölüm Sayısı


creator
manga tr