Bölüm 175: Hazineyi Çalma

avatar
1582 1

Xian Ni - Bölüm 175: Hazineyi Çalma


 

Çevirmen: Zawoske

Editör: Mehmet Uyar

 

İkinci şeytanın gözleri kırmızıya döndü. Hiçbir uyarı olmadan, küçük yaratığa doğru atıldı. Küçük yaratık da öfkeliydi; ilahi hissi yükseldi ve o da atıldı.

 

İkili anında birbiriyle çarpıştı, ve Wang Lin ikinci şeytanın üzerinde bıraktığı ilahi his işareti sayesinde, hemen değişikliği fark etti. Bu karşılaşma sadece birinin varlığını sürdürebileceği birçok tehlikeyle doluydu. Ya ikinci şeytan yutulacak ya da bu değişik küçük yaratık ikinci şeytanla birleşecekti.

 

Çok geçmeden, Wang Lin bir ruh çıkardı. Bir Ruh Yutucu olarak oluşturduğu şeytanlar zaten bir avare ruhun karakterini barındırıyordu; bu değişik küçük yaratıkla nasıl olur da kıyaslanabilirlerdi?

 

İki ruh birleşmeye başladı ve ikinci şeytan yüzeye çıktı. Değişik yaratığın ilahi hissi yavaş yavaş zayıflamaya başladı, nihayetindeyse ikinci şeytan tarafından tamamen yutuldu.

 

Bir grup küçük yaratık hızlıca ikinci şeytanı çevrelediler ve tekrardan siyah kasırgayı oluşturdular. Wang Lin’in gözleri ışıldadı. Bu küçük yaratıkların ilahi hislerinin birleşebilme neden onları güçlü bir lider yönettiğinden dolayıydı. Bu küçük yaratıkların ilahi hislerinin birleşebildiği ve hatta birbirlerini yutabildikleri gerçeği doğalarıyla alakalıydı.

 

Wang küçük yaratıkların içinde, ikinci şeytanın Wang Lin’e karşı olan gözlerindeki derin korkuyla, acılı bir ifade takındığını açıkça görebiliyordu.

 

Wang Lin bir mesaj gönderdi. İkinci şeytan çabucak haykırdı ve çevresindeki küçük yaratıklar Wang Lin’i çevreledi. Wang Lin sakinliğini koruyordu; gözleri su kadar sakindi. Etrafında kanatlarını çırpan küçük yaratıklara tepki vermedi.

 

Bu küçük yaratıklar yaklaştıktan sonra, saldırmadılar. Aksine, genç adamı havalandırdılar ve siyah bir kasırga haline geri döndüler.

 

Şeytan Xu Liguo içeriden takip etmek istiyordu, lakin siyah kasırga tarafından geri püskürdü. Haksızlığa uğramış hissettiğinden bir dizi kükreme savurdu. Sonunda, Wang Lin uzandı ve şeytanı içeri çekti.

 

Siyah kasırganın içindeyken, genç adamın uçmasına bile gerek yoktu; birkaç küçük yaratığın üzerinde duruyordu. Ayrıca, bütün bu küçük yaratıkların birleşik ilahi hisleriyle çevrelenmişti, yani diğer kasırgalardan birisi zar zor genç adamı fark edebilirdi.

 

Wang Lin’in gözleri parladı. İkinci şeytana bir emir verdi ve kasırga hemen Kambur Meng’in olduğu yere yöneldi. Bunu yaptığında, kasırgaların geri kalanı da peşine takıldı. Çok geçmeden, on kasırga diğer bütün kasırgaların toplandığı yere vardı.

 

Yaklaştıklarında, güçlü bir ilahi his gelip geçti. Wang Lin alarma geçti, lakin ilahi his durmadı ve sadece süpürüp geçti. 

 

İlahi his açıkça yakından gözlemlemiyordu, sadece bir bakış atmış ve yanlış bir şey bulmamıştı.

 

Belki de kasırganın içinde anormal olan bir şey görememişti. Wang Lin kral kasırgaya baktı ve içinden alayla sırıttı. Belirtmeye gerek yoktu, o ilahi his kesinlikle kral kasırganın içindeki değişik küçük yaratığa aitti. 

 

Genç adam çoktan küçük yaratıklar hakkında birkaç anlayış kazanmıştı. Her bir kasırgada, güçlü bir değişik vardı. Küçük yaratıkların ilahi hislerini birleştirmelerine izin veren ve emirleri verenler onlardı.

 

Bu generallerle askerler arasındaki farka benziyordu. Normal yaratıklar askerlerdi, daha güçlü olan değişiklerse generallerdi, ve kasırgalardan birisindeki göklerin kralı olmuş gibi gözüküyordu.

 

Yaklaştıktan sonra, Wang Lin bu devasa kasırga yığını arasında, gökyüzüne uzanan siyah bir kule olduğunu görebildi. Kambur Meng içinde olmalıydı.

 

Wang Lin acele etmiyordu. İkinci şeytandan buraya kendisi getirmesini istemesinin nedeni fark edilmeden yaklaşabilir miydi öğrenmekti. Ayağına gelen fırsatlara dayanarak hareket etmişti. Kambur Meng’i öldürebileceğini düşünmüyordu, lakin bu şansı birkaç hazinesini çalmak için kullanmak istiyordu.

 

İkinci şeytanın içinde bıraktığı ilahi his işareti şeytan Xu Liguo’nun içindekinden farklıydı. Şeytan Xu Liguo uzun süre gelişim yapmıştı, bu yüzden Wang Lin’in ilahi his işareti derince içine yerleşmişti. Gerçekte, Wang Lin Ji Alemi’ne bile ihtiyaş duymuyordu, tek gereken Xu Liguo’yu yok etmeyi düşünmekten başka bir şey değildi. Ancak, normal koşullarda, bıraktığı işareti saldırmak için kullanmıyordu. Son çare olarak tutuyordu.

 

Normalde Ji Alemi’ni tehdit etmek için ve işareti gizlice idare etmek için kullanıyordu. Sonuçta, Xu Liguo, avare ruhlardan oldukça farklı olmasına neden olarak, bazı anılarını geri kazanmıştı. 

 

Lakin ikinci şeytan farklıydı. İkinci şeytanın üzerindeki Wang Lin’in işareti derin olmasa da, ikinci şeytanın karşı koymaya cesaret edememesini sağlamak için başlangıçta ilk adımı atmıştı.

 

Wang Lin’in ikinci şeytanın daha fazla diğer kasırgalardaki değişik yaratıklarla birleşmesine engel olmasının nedeni, birleşmelerinin ilahi his işaretini zayıflatacağından korkmasıydı. Bu yaşanırsa soruna neden olurdu. Wang Lin’in kurnazlığıyla, böyle bir şeyin yaşanması mümkün değildi.

 

Xu Liguo kadar inatçı birisi bile Wang Lin tarafından tamamen ehlileştirildiğine göre, basit bir yaratıktan oluşturulmuş bir şeytanın kıyaslanması dahi mümkün değildi.

 

Kambur Meng, dışarıdaki kasırgalara acı acı bakarken, yüzü çamurlu su kadar kasvetliydi. Bakışlarındaki nefretle en büyük kasırgaya özel ilgi gösteriyordu. En büyük kasırganın içindeki ilahi his diğer bütün kasırgaların birleşimi kadar güçlüydü. Sadece ilahi hissini kullanarak Cennet Yok Eden Zehri’ni uzağa ittirebilmişti.

 

Bu zaman zarfında, Kambur boyutsal çantasındaki bütün ruh yaratıklarını kullanmıştı. Bir ruh yaratığı kullanarak birçoğunu öldürebilmek için yerine geçtikten sonra kullandığı teknikler olsa da, daha fazla yaratık hızlıca geliyordu.

 

Hepsini öldürmek imkansızdı!

 

Ve bir hata yaparsa, o zaman bütün bu küçük yaratıkların birleşik ilahi hisleri tarafından vurulurdu. Bir Ruh Oluşturma gelişimcisi olduğu düşünülse bile, yine de yaralanırdı.

 

Bu hafif bir yara olmazdı, aksine gelişiminin büyük ölçüde düşmesine neden olabilecek büyük bir yara olurdu.

 

Hazinelere gelirsek, epeyce hazine de kullanmıştı. Biraz etkileri olsa dahi, sonuç aynıydı.

 

O anda, çaresiz kalmıştı. Dışarıya atılmayı göze alamadığından dolayı değildi; zaten bunu yapmayı denemişti. O zaman, yer değiştirmek için onu aşkın ruh yaratığı kullanmıştı, lakin tam kuşatmayı kırıp geçecekken, en büyük tornada saldırmıştı. Sadece ayrılmasına engel olmamıştı, ayrıca yaralanmasına da neden olmuştu.

 

Kambur Meng hüzünle düşündü, ‘’Gökler ölmemi istiyor olabilir mi? Gelişim yaparak zaten göklere karşı çıktım ve sonunda orta aşama Ruh Oluşturma’ya ulaştım. Başlangıçta bir Ruh Değişimi hapı alıp bunu gelişim için kullanabilir ve bir kerede Ruh Değişimi aşamasına ulaşabilirim diye düşünmüştüm, lakin…’’ Önceki grubun geldiği 100 yıl önceyi düşünmeden edemedi. Dördü hariç herkes ölmüştü.

 

Aralarında sahip olduklarından daha yüksek gelişim seviyesine sahip olanlar vardı, ancak hepsi ölmüştü. Sadece dördü basbayağı şans sayesine hayatta kalmıştı.

 

1000 yıllık hazırlıktan sonra, gelişim seviyesini geç aşama Kadim Ruh’tan orta aşama Ruh Oluşturma’ya yükseltebilmişti. Gelişimini bu kadar hızlı yükseltebilmesinin neden Devasa Şeytan Klanı’nın büyük hazinelerinden biri olan, Ata Şeytan Kalbi’ni tükettiğinden dolayıydı!

 

Bu ayrıca aranmasının ve Devasa Şeytan Klanı tarafından avlanmaya çalışılmasının nedeniydi. 

 

Kambur Meng isteksiz bir ifade takındı. Bakışları kara kurbağasına düşerken dişlerini sıktı. Bu kara kurbağası, Li Tian, yüzlerce yıldır yanındaydı ve asla onu yalnız bırakmamıştı. Düşük kalite bir ruh yaratığından yüksek kalite bir ruh yaratığına büyümesini izlemişti. Çoktan bir yarı metruk yaratık olarak düşünülüyordu. Yardımcı olmak için birkaç hap olsaydı, bir 1000 yıl daha geçtiğinde gerçek bir metruk yaratık olabilirdi. 

 

Lakin şimdi Kambur Meng’in başka seçeneği yoktu. Kara kurbağasını okşadı ve fısıldadı, ‘’Bu sikik yerde ışınlanabilseydim, o zaman bu durumda olmazdım. Li Tian, bu sefer sana güveniyorum!’’ 

 

Konuşurken, sağ eli aniden kara kurbağasının ağzına ulaştı. Kurbağanın bedeni titredi ve acı dolu bir ifade sergiledi. Ancak, karşı koymadı, sadece sakince sahibine baktı.

 

Kambur Meng gözlerini kapadı fakat hızlıca geri açtı. Gözleri şimdi acımasızdı, sert bir tonda, konuşmaya başladı, ‘’Li Tian, üzgünüm!’’ Bununla birlikte, sağ elini şiddetle geri çekti. Elinde güçlü ruhsal enerji dalgalanmaları yayan yeşil bir çekirdek vardı.

 

Kara kurbağası, Li Tian, yana düşene kadar zayıfladı. Sırtındaki bütün şişlikler parçalanmaya başlayıp pis bir koku yayarak bedenini kaplayan siyah sıvı sızmaya başladığı sırada, zayıfça vrakladı. Vıraklamasının arkasında bile gerçek bir güç kalmamıştı.



(Ç.N: Bundan sonra yaratıkları orta kalite, yüksek kalite yerine daha uygun olan sınıfla tanımlayacağım. Yani orta sınıf ruh yaratığı tarzı.)

 

Tereddüt etmeden, Kambur Meng kara kurbağasının öz çekirdeğini ağzına attı. Bedeni hemen titremeye başladı ve yüzünde siyah duman belirdi. Yüzündeki bütün şişkinlikler patlarken kükreyip durdu. Siyah sıvı her yere saçıldı ve duvarlara yapışırlarken üzerlerinden siyah duman yükseldi.

 

Bir ruh yaratığındaki çekirdeklerin bir sürü seviyesi vardı, lakin sadece bir yaratık ruh yaratığı seviyesine ulaştığında gerçek bir çekirdek oluştururdu. Bazı değişikler de çekirdeklere sahip olsa da, onlar yalnızca sahteydi. Ruhsal enerjileri tarafından oluşturuluyorlardı ve bir depo olarak kullanılıyorlardı.

 

Gerçek bir çekirdek bütün yaratık tekniklerine temel sağlarken oldukça farklıydı. Bir yaratık düşük sınıf ruh yaratığı derecesine ulaştığında, Merkez Oluşturma gelişimcilerinin çekirdeğine benzer bir yeryüzü çekirdeği oluşuyordu. Ancak, yine de, bir Merkez Oluşturma gelişimcisinin çekirdeğinden çok farklıydı.

 

Orta sınıf ruh yaratığı olduklarında, yeryüzü çekirdekleri gökyüzü çekirdeğine dönüşüyordu, ve yüksek sınıf ruh yaratığı olduklarında, gökyüzü çekirdekleri, bir metruk hayvanın öz ruhundan tek bir adım uzakta olan, öz çekirdeğine dönüşüyordu

 

Kambur Meng’in üzerindeki siyah gaz daha da yoğunlaştığı esnada, kambur yere yattı ve kara kurbağasını kavradı. Kurbağayı kavradıktan sonra, alnına doğru bastırdı.

 

Daha da fazla siyah sıvı kara kurbağasından çıktı. Bu sıvı kambur Meng’in yüzündeki şişlikleri kapladı ve içlerine girdi. Nihayetinde, bütün kurbağa, kambur Meng tarafından özümsenen, siyah sıvıya dönüştü.

 

Kambur Meng’in sırtındaki kambur aniden şişti ve üzerinde sayısız şişlik belirdi. Bu şişlikler bütün sırtını kaplıyordu. Şimdi bakılınca, kara kurbağasına oldukça benzer görünüyordu.

 

Kambur Meng gözlerini kapattığında, siyah gaz alnında toplandı ve bir girdap oluşturdu. Ardından, aniden gözlerini açtı. Şimdi gözbebekleri üçgen şeklini almıştı. Bakışları, acımasızdı!

 

Kambur Meng yumruklarını sıkarken, siyah yıldırım belirmiş ve eline çarpmıştı. Derin bir nefes aldı ve kendi kendine, boğuk bir sesle mırıldandı, ‘’Bu antik şeytani teknik gerçekten harika.  Yüksek sınıf ruh yaratığı kara kurbağasının öz çekirdeğini kullanarak, gelişimimi geç aşama Ruh Oluşturma’nın zirvesine yükseltebildi. Bu sefer, dışarı atılabilirim! Ancak, bunun bedeli aşırı büyük olacak. Bu çaresiz duruma zorlanmamış olsaydım…ah!’’

 

Bununla birlikte, yavaşça siyah kuleden çıktı. Dışarı çıktığında, birleşmiş ilahi hislerin oluşturduğu yıldırım aniden alçaldı. Kambur Meng, öfkeli gözleriyle, yeşil gaz tükürdü. İlahi his yıldırımı yeşil gaza girdiği anda, biraz yavaşlamıştı. Bu fırsatı kullanarak, Kambur Meng kasırgalardan birinin içine atıldı.

 

Kasırga aniden dönmeyi kesti ve içindeki küçük yaratıklar dağıldı. Ancak, patlamadan önce çok uzağa ilerleyemediler. Kanları gökyüzünden bir yağmur misali yağmıştı.

 

Kambur Meng başka bir fırtınaya atladığı sırada, gözleri acımasızlığını gözler önüne seriyordu.

 

Lakin çok geçmeden, milyonlarca ilahi his gökyüzünü delecekmiş gibi atılan bir mızrak oluşturmak için birleşti.

 

Bu mızrak gökyüzünde ilerlerken arkasında ardıl görüntüler bırakıyordu. Bir saniye havadaydı ve ikinci saniyede, arkasında sonik patlamalar bırakarak, Kambur Meng’e yaklaşmıştı toprak denemesinin kısıtlamaları bile etkilenmiş; gök gürültüsü vari kükremeler yükselmişti.

 

Wang Lin’in içinde olduğu kasırga gerilerdeydi, bu yüzden çok etkilenmemişti. Kambur Meng’in insandışı figürüne dik dik bakıyordu. Kambur Meng’in belindeki boyutsal çantaya fazladan dikkat ediyordu.

 

İlahi his mızrağına gelirsek, Kambur Meng elleriyle bir mühür oluşturup karışık bir tezahür yapmadan önce tek bir bakış attı. Aniden, küçük, dört bacaklı, siyah gazla çevrili küçük bir kazan ağzından çıktı.

 

Kazan belirdiği anda, kalın, yeşil bir gaz yayılmaya başladı. Mızrak küçük kazana çarptı. Çarpışma gök gürültüsü vari bir gürültü oluşturdu ve 3 metre kalınlığında bir şok dalgası hızlıca yayıldı. Kasırgalar bile kaçmaya zorlanmıştı. Yeterince hızlı olamayanlar şok dalgası tarafından vurulmuştu. Vurulan kasırgaların içindeki bütün küçük yaratıklar da toza dönüşmüştü.

 

Diğer kasırgalarla birlikte gerilediği esnada Wang Lin’in gözleri ışıldadı, lakin bakışları hala Kambur Meng’e odaklıydı. Bir kere bile gözlerini kırpmamıştı.

 

Havadaki küçük kazan ikiye ayrıldı ve gökyüzünden düştü. Lakin çarpan mızrak ucundan başlayarak yeşile dönmeye başladı. Çok geçmeden, bütün mızrak yeşil renge büründü. Tek tek ilahi hislere dağılmadan önce titredi.

 

O anda garip bir şeyler yaşandı. Mızrağın parçası olan neredeyse her ilahi hissin üzerinde yeşil bir şerit vardı. Yeşillik hızlıca yayılmaya başladı ve sadece birkaç saniye de mızrağın parçası olan bütün ilahi hisler tamamen yeşile büründü.

 

Yeşil kazan ikiye bölündüğünde, Kambur Meng’in bedeni birdenbire zayıflamıştı. Birkaç ağız dolusu kan özü kustu. O yeşil kazan hayat hazinesiydi. Geç aşama Ruh Oluşturma gelişimini kullanarak, 1 milyonu aşkın birleşmiş ilahi hissin saldırısına dayanmak için kullanabilmişti, lakin sonunda ikiye ayrılmıştı. 

 

Kambur Meng kaybının acısını çekecek zamana sahip değildi. Gökyüzünü kaplayan ilahi hislere bakarken gözleri kan çanağına dönmüştü.

 

Yeşil renkli olan bütün ilahi hisler patladı ve ruhsal enerjiye dönüştüler. İlahi hisleri parçalanınca, bedenleri de ölmüştü.

 

İlahi hisler patlarken, büyük miktarda kasırga dönmeyi kesi ve içlerindeki küçük yaratıklar gökyüzünden düştü. 

 

Kambur Meng uzandı ve ikiye bölünmüş yeşil kazanı boyutsal çantasına geri koydu. Bu şansı kaçmak için kullandı, ve hemen ardından Wang Lin’in kasırgasının olduğu yere doğru atıldı.

 

O anda, kral kasırga gök gürültüsü vari bir kükreme savurdu. Kasırga aniden dönmeyi keserek, 10 metre uzunluğundaki uçan yaratığı gözler önüne serdi.

 

Boyutu türünün geri kalanına göre kat kat büyüktü, lakin Wang Lin’e göre, tüneldeki metruk ejderhayla kıyaslanamazdı bile.

 

Yaratık kükrerken, dışarı atıldı. Uçtuğu esnada sivri gagasından ses dalgaları yayılıyordu. Ses dalgası nereye giderse gitsin, toprak denemesinin boşluğu yırtılma izleri gösteriyordu. Bu da tam olarak ne kadar güçlü olduğunu gözler önüne seriyordu.

 

Aynı zamanda, kalan bütün kasırgalar Kambur Meng’e doğru fırladı, özellikle de birisi Kambur Meng’in gideceği yere atılmıştı. Hepsi hayatlarını hiçe sayarak, Kambur Meng’i durdurmak uğruna atılmıştı. İlahi his, ses dalgaları, ve çeşitli saldırılar Kambur Meng’in üzerine yağıyordu. Ancak, hiçbiri Kambur Meng’i durduramıyordu. Her kasırga Kambur Meng içlerine hücum ettiğinde yok oluyordu.

 

Ne var ki, biriyle çarpıştığı her seferinde, alnındaki siyah girdap biraz zayıflıyordu. İçinden yakındı. Gelişim seviyesinin yükselişinin sona ermek üzere olduğunu biliyordu. Bir an bile durursa, kral kasırganın ses dalgasına yakalanırdı. Bunu düşünürken, daha da hızlandı.

 

Wang Lin o anda kral yaratığın ses dalgası yolladığını görünce, yaratığın alnından gelen ışıltıyı fark etti.  Alnında dışa çıkık bir altın parmak vardı.

 

Kambur Meng yaklaştığından dolayı, öyle düşünecek bol zamanı yoktu. Wang Lin alayla sırıtıp boyutsal çantasına hafifçe vururken gözleri parladı. Ejderha tendonu aniden dışarı çıktı. Hızlıca yoğunlaştı ve aynı noktanın etrafında da yoğunlaşarak, kalın bir çubuk oluşturan dallar yarattı.

 

Kambur Meng yaklaştığında, genç adamın içinde olduğu kasırga geriledi. Diğer tüm kasırgaların arasında, Wang Lin’in kasırgası neredeyse fark edilemez durumdaydı.

 

Kambur Meng atıldığında, Wang Lin ejderha tendonunu fırlattı. Tam Kambur Meng bir kasırgaya fırlamıştı ki, aniden anormal bir ruhsal enerji dalgalanması fark etti. Lakin o anda, bölge ölü yaratıklardan gelen ruhsal enerjiyle doluydu, bu yüzden çok dikkatli bir şekilde kontrol etmediği sürece, tam olarak ne olduğunu tespit etmesi zordu. 

 

Kambur Meng kaçmaya odaklanmıştı, bu yüzden fark ettiği halde, çok düşünmedi. Kambur Meng kendisi dışında burada başka bir insanın olduğunu düşünmüyordu.

 

Ancak, aniden sağ bacağının muazzam bir güç tarafından çekildiğini hissettiğinde, ifadesi büyük ölçüde değişti. Kafasını bile çevirmeden, deneyimi sayesinde, bunun bir yaratığın tendonundan yapılmış bir büyülü hazine olduğunu söyleyebilirdi. Bu küçük yaratıkların büyülü hazineleri kullanması mümkün değildi, bu yüzden tek cevap burada bir insan gelişimci vardı!

 

Kambur Meng normalde bu tür hazineleri çok umursamazdı. Tek yapması gereken parçalamak için biraz ruhsal enerji kullanmak ve kullanıcıyı zehirlemek için de biraz zehir kullanmaktı. 

 

Lakin, şu anda sayısız ilahi his dalgası ve ses dalgası saldırısı gönderen siyah kasırgalarla çevriliydi. Çoktan bu son ruhsal enerji nefesiyle atılmaya çabalıyordu. Özellikle de hayat hazinesi parçalandığından, kötü bir durumdaydı. Eğer antik şeytani tekniği ve kara kurbağasını birleştirmeseydi, çoktan ölmüş olurdu.



O kritik anda, bu normalde önemsemeyeceği ejderha tendonu bedenine kazınmış bir ölüm yazısı gibiydi. Ejderha tendonu gücü altında parçalanmış olsa da, bu bir anlığına durmasına sebebiyet vermişti.

 

Sadece bir anlık duraksamaydı, lakin ses dalgasının arkasına varmasına ve yakındaki kasırgaların saldırılarının yaklaşmasına yetecek kadar uzun sürmüştü. 

 

Kamış çubuk deveyi öldüremezdi, lakin devenin ölmesine neden olan kırılma noktası olabilirdi.

 

Ejderha tendonunun etkisi de tıpkı o kamış çubuk gibiydi. 

 

Kambur Meng arkasından ses dalgasına yakalanırken, kan kustu ve uçuruldu. Tam o anda, devasa bir kasırga yaşlı adamı geçti. Bir el uzandı ve belindeki boyutsal çantayı kavradı.

 

O esnada, Kambur Meng belli belirsiz kasırganın içini gördü. Wang Lin’in alaycı gülüşü görüşüne girmişti. Öfkesi dinmeyen bir deniz gibi yükseldi ve bir kez daha ağız dolusu kan kustu. Kan insanın midesinin bulanmasına neden olacak bir gaza dönüştü ve kasırganın peşine takıldı.

 

Wang Lin boyutsal çantayı kavradıktan sonra, tereddüt etmeden ikinci şeytana olabildiğince hızlı bir şekilde girdaba doğru uçmasını emretti. Orası ikinci denemenin girişiydi.

 

Kana gelirsek, küçük yaratıkların oluşturduğu kasırga tarafından engellenmişti. Ancak, kanın içindeki toksinler şaka değildi, ve Wang Lin her zaman dikkatli olduğundan, kan çarptığı anda başka bir kasırgaya atladı. İki şeytan da yakından takip ediyordu.

 

Wang Lin yere indiği anda, Yeryüzü Kaçış tekniğiyle yere girdi ve hızlıca ilerlemeye başladı. Kasırgaya gelirsek, kan tamamen bulaşmış ve içindeki bütün küçük yaratıkları öldürmüştü.

 

Birçok şey olmuş olsa da, aşırı hızlı yaşanmışlardı. Sadece göz açık kapayıncaya kadar, Kambur Meng’in belindeki boyutsal çanta kaybolmuştu.

 

Kambur Meng ses dalgası tarafından vurulduğunda, kemikleri ve eti parçalanmaya başladı. Sırtındaki şişliklerin çoğu patlayarak, siyah, iğrenç kokan bir sıvı yayıyordu. Siyah sıvıya temas eden küçük yaratıklar anında ölüyordu. 

 

O anda, kan saldırısının engellendiğini ve Wang Lin’in kaçtığını fark etti. Boyutsal çantasının çalınması hakkında üzgün bile hissetmiyordu. Aksine, Wang Lin’e karşı derin bir öldürme isteğiyle kaplıydı. Wang Lin olmasaydı, çoktan bu kuşatmayı aşmış ve ikinci denemeye ulaşmış olurdu.

 

Ne var ki, bütün bu değişikler Wang Lin’in belirmesiyle alakalıydı. Kambur Meng’in zekasıyla, bütün zaman boyunca Wang Lin’e yol açtığını hemen anlamıştı. Bütün kasırgaların dikkatini bile çekmişti. Öbür türlü, bu veledin Merkez Oluşturma gelişimiyle, ilk denemeyi güvenle geçmesi nasıl mümkün olurdu?

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18164 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37438 Bölüm Sayısı


creator
manga tr