Bölüm 161 - Sekiz Pençe Atılmış İlahi Duygu

avatar
1297 0

Xian Ni - Bölüm 161 - Sekiz Pençe Atılmış İlahi Duygu


 

Çevirmen: Zawoske

Editör: Mehmet Uyar

 

//Arkadaşlar geçen bölüm kullandığım ‘’avatar’’ kelimesinin anlamı tahmin ettiğim gibi yapay vücut/klon vücutmuş. Ben klon vücudu kullanacağım haberiniz olsun :)

 

Bir ana beden ve üç klon vücut. İlahi hisleri bir araya toplanmış ve Xuan Wu’yu tamamen kilitlemişti.

 

Hiçbir gelişimci bu ilahi his çizgisini geçerek Xuan Wu’ya giremez ya da çıkamazdı. Bu sayede, Sekizinci Olağanüstü Şeytan Lordu tam kontrole sahipti.

 

Bu yaşlı adam bunu yapmaya zorlanmıştı. Wang Lin’i Şeytanlar Denizi’nden, Hou Fen’e kadar tüm yol boyunca takip etmişti ve yolunu Xuan Wu’ya çevirmek zorunda kalmıştı, lakin ardından Wang Lin’in varlığı tamamen kaybolmuştu.

 

Gücüne rağmen, yine de Wang Lin’i bulamıyordu. Wang Lin’in yeraltının derinliklerinde saklandığını düşünmüştü, lakin yeraltını bile araştırdıktan sonra, hala bir şey bulamamıştı.

 

Ancak pes etmiyordu. Wang Lin’in Ölümün Fısıltısı’nı kullanabildiğini Nan Dou’da duyduktan sonra, dikkati çekilmişti. Büyük planında, Ölümün Fısıltısı’nı kullanabilen birisi olursa bir kısmı aşırı kolay olurdu.

 

Bu Wang Lin’i yakalamak için harcadığı bu kadar uğraşın tek nedeniydi. Normalde, yetenekleriyle, kaçan Wang Lin’i yakalaması kolay olmalıydı, lakin Wang Lin tıpkı bir solucan gibi anlaşılması zordu ve arkasında iz bırakmadan kayboluyordu. İlk seferinde 97 gün beklemişti, lakin Wang Lin sonunda dışarı çıktığında ve tam ona yöneldiğinde, küçük serseri Yeryüzü Kaçış Tekniği kullanarak yeraltına inmişti.

 

Neyse ki, yeryüzü botunu ödünç almıştı. Bu hazine güçlü bir Yeryüzü Kaçış Tekniği barındırıyordu, yani kullanmak bir şeylerin daha kolay olmasını sağlıyordu. Tekniklerinin birçoğunu yeraltında kullanamasa da, yaklaştığı sürece sorun olmaz diye düşünüyordu. Ancak, küçük serserinin yönünü Hou Fen Birliği’nin dağı olduğunu düşünmemişti.

 

Tarikatın koruyucu formasyonunu bir avuç içiyle yok edebilse de, bir kere daha küçük serserinin izini kaybetmişti. Bu da Xuan Wu ve Hou Fen’in arkasındaki 4.derece ölümsüz ülkesini kızdırma riskine girerek ülkeyi ilahi hissiyle kilitlemesinin nedeniydi.

 

Gerçekte, iki ülkeden de tek bir kişiyi bile öldürmemişti. Bu büyük ölçüde arkalarındaki 4.derece ölümsüz ülkesiyle alakalıydı. Birinin gelişim seviyesi daha yüksek oldukça, Suzaku’daki iç işler hakkında daha fazla şey biliyordu. Xuan Wu ve Hou Fen de aynı 4.derece ölümsüz ülkesi tarafından destekleniyordu, bu yüzden arlarında ne kadar kavga ederlerse etsinler, sorun olmazdı. Ancak, dışarıdan gelen birisi olursa, o zaman harekete geçerlerdi.

 

Daha önce olsaydı, sadece gerektiği kadar öldürmesi sorun olmazdı, lakin o yer yakında açılacağına göre, burada aşırı fazla soruna neden olmak istemiyordu.

 

Bu kilit iki yıl sürdü.

 

Bu iki yıl sırasında, Xuan Wu ve Hou Fen Birliği de yaşlı adamın ilahi hissinin taramasının varlığına alışmıştı.  Bu gün boyunca birkaç kez oluyordu.

 

Neredeyse herkes bunu kaynağını biliyordu. Üstatların hepsi ilahi hissin geldiği dört yöne gidilmenin yasaklı olduğuna dair herkesi uyarmıştı.

 

Sekizinci Olağanüstü Şeytan Lordu o yer sadece bir yıl içinde açılacağı için endişelenmeye başlıyordu, ve eğer geç kalırsa, sonuçlar hayal edilemezdi. O anda olayın sıcaklığıyla, yarım sene daha beklemeye karar verdi. Serseriyi yarım sene içinde hala bulamamış olursa, o zaman 4.derece ölümsüz ülkesini kızdırma riskine girecek ve küçük serseriyi bulmak için bütün ülkeyi rafine edecekti.

 

Zaman yavaşça geçti. Bir ay, iki ay…beş aya kadar zaman geçti. Zaman geçerken, Sekizinci Olağanüstü Şeytan Lordu’nun yüzü daha da karanlıklaşmıştı, ve yüzündeki kin yavaş yavaş artmıştı.

 

Wang Lin Cennet’e Başkaldıran Boncuk’un içinde lotus pozisyonunda oturuyordu. Yüzü Sekizinci Olağanüstü Şeytan Lordu’ndan daha da çirkindi. Bedenindeki her şeyi kontrol etmiş ve Shang Guanmo’nun ruh kanı özündeki değişik bir şey bulmuştu. Görünüşe göre yaşlı adamın onu bu kadar uzun süre takip edebilmesi Shang Guanmo’nun ruh kanı özüyle alakalıydı.

 

Bu gün, Cennet’e Başkaldıran Boncuk’un boşluğunun sınırlarına yaklaşmıştı. Yakında ayrılmazsa, bir daha asla ayrılamayacağını hissedebiliyordu.

 

Ayrılmak zorunda ve tekrardan girebilmeden önce üç gün dışarıda kalmalıydı. Ancak, onu takip eden figür hala dışarıdaysa, o zaman üç gün güvende kalmak zor olurdu.

 

Wang Lin biraz düşündü. Cennet’e Başkaldıran Boncuk’un içindeki ışık gitgide sönükleşti. Tamamen söndüklerinde, genç adam Cennet’e Başkaldıran Boncuk’tan dışarı çıktı.

 

Belirdiği anda, Sekizinci Olağanüstü Şeytan Lordu aniden gözlerini açtı ve olduğu yerden kayboldu.

 

Wang Lin’in bedeni yavaşça yoğunlaştı. Birdenbire kendisini aşırı sersem hissetti, lakin Shang Guanmo’nun kan ruhu özünü kaşlarının arasından çıkartmak için kendini zorladı. Tek kelime etmeden, hızlıca fırlatıp uzaklaştı.

 

Aynı esnada, aniden yoğun bir tehlike hissetti. Wang Lin zır yöne doğru çabucak uçarken alayla gülümsedi.

 

Yaşlı adam ruh kanı özünün bağlantısını takip etti ve konumunun üzerinde havada belirdi. Yere vurarak, yerin titremesini sağladığı sırada sırıttı. Bedeni yeryüzü botunu kullanarak zemine girdi. Ancak, çok geçmeden Shang Guanmo’nun ruh kanı özünü tutarak dışarı çıktı. Sinir krizi geçirerek, ruh kanı özünü parçaladı.

 

‘’Kaçamazsın!’’ Yaşlı adam ilahi hissini yayarken bağırdı. İlahi hissi bütün Xuan Wu’yu kapladı, ardından hızlıca Wang Lin’in peşine takılmadan önce homurdandı.

 

Wang Lin yeraltında ilerlerken, aniden çevredeki toprağın ruhsal enerji dalgalanmalarıyla kaplandığını hissetti. Yaşlı adamın çoktan peşine takıldığını ve üç gün kaçamayacağını biliyordu. Bunu düşündükten sonra, hızlıca havaya fırladı ve zeminden dışarı çıktı.

 

Dışarı adım attığı anda, dört özdeş figür etrafında belirdi.

 

Yaşlı adam dört klonu yavaşça birleşirken soğukça Wang Lin’e baktı. Yüksek sesle bağırdı, ‘’Başlangıçtaki 97 günü de sayarsak, seni neredeyse 3 yıldır bekliyorum.’’

 

Wang Lin yaşlı adama soğukça bakarken ifadesi kasvetliydi. Bir şey demedi.

 

Yaşlı adam homurdandı ve sordu, ‘’İsmin ne?’’

 

Wang Lin söylendi, ‘’Mai Liang!’’ Yaşlı adamın gelişimi Wang Lin’e göre tıpkı sakin bir deniz gibiydi, tamamını görmek için aşırı derindi.

 

Yaşlı adam kelime kelime konuşurken gözleri Wang Lin’e kilitlendi, ‘’Mai Liang, sana bir şey soracağım: Ölümün Fısıltısı’nı biliyor musun?’’ Gözlerinde öldürme arzusu gizleniyordu. Wang Lin’in cevabı hayır olursa, yaşlı adam öfkeyle hemen bu serseriyi öldürecekti. Ardından Nan Dou’ya ona yalan söyledikleri için herkesi öldürmeye gidecekti ve ruhlarını hazine rafine etmekte kullanacaktı.

 

Wang Lin biraz düşündü ve ardından onayladı. Yaşlı adamdan öldürme arzusunu hissedebiliyordu. Yanlış bir adım atarsa, mezarı olmadan ölürdü.

 

Yaşlı adamın gözleri kısıldı. Tek kelime etmeden, boyutsal çantasını tokatladı ve bir metre uzunluğunda yeşil bir piton elinde belirdi.

 

Yeşil piton siyah gözleriyle Wang Lin’e bakarken tısladı.

 

Yaşlı adam yeşil pitonu yere fırlattı ve soğukça söylendi, ‘’Ölümün Fısıltısı’nı kullan. Hedef bu piton!’’

 

Piton yere indiği anda, açık ağzıyla Wang Lin’e atlamadan önce kıvrıldı. Wang Lin aşağıdaki yılana baktı. Mırıldanırken kırmızı yıldırım gözlerinde belirip kayboldu, ‘’ÖL!’’

 

Wang Lin’in hedefi piton değildi, bunun yerine yaşlı adamdı. Bu sefer, Ji Alemi’ni sınırına kadar kullanmıştı.

 

‘’Öl’’ dediği anda, Wang Lin hemen geriledi. Yaşlı adam kızıl bir yıldırım huzmesi bilinç denizine gömülürken zihninin sallandığını hissetti. Bilinci karnında yatan bir ahtapot dışında tamamen boştu. Kızıl yıldırım girdiği anda, ahtapot ağzını açarak, güçlü bir çekim gücü oluşturdu. Kızıl yıldırım hemencecik ağzına çekildi.

 

Lakin Ji Alemi hayal gücünün ötesinde bir güce sahipti. Yaşlı adamın gelişim seviyesi aşırı yüksek olsa da, kırmızı yıldırımı yuttuktan sonra ahtapot yine de titremişti.

 

Bu titreme bilincinin bile titremesine neden olan zincirleme bir reaksiyona sebebiyet vererek, bedenini bir anlığına durmaya zorladı.

 

Wang Lin geri çekilirken, ağzını açtı ve kristal kılıcı tükürdü. Kılıç yılanı ikiye böldü ve yıldırım vari bir şekilde yaşlı adamın kaşlarına atıldı.

 

Ne var ki, beyaz ışık halkaları dışarı çıkarak, uçan kılıcın daha fazla yaklaşmasını engelledi. Wang Lin hızlıca yeraltına kaçmadan önce sağ elini uçan kılıcı geri çağırmak için salladı.

 

Çok geçmeden, yaşlı adam zemindeki pitona bakarken şoktan kurtuldu ve kaşlarına dokundu. Eli mühür oluştururken öfkeyle kaplanmıştı. Bağırdı, ‘’Git!’’

 

Gökkuşağı rengi bir ışık yayan bir bıçak önünde belirdi. Bıçak tamamen net bir kristalden yapılmıştı ve ışık içinde ilerliyordu. Yaşlı adamın emrini takiben, bıçak gökkuşağı renkli ışık halkalarıyla atıldı. Zemini delip geçti ve hızlıca Wang Lin’in peşine takıldı.

 

Yol boyunca, kılıç etrafındaki çamurla ilerlerken, sadece kayboldu ve çok geçmeden Wang Lin’in 30 metre yakınında belirdi. Wang Lin kafasının uyuştuğunu hissetti. Tereddüt etmeden, Yang Sen’in verdiği efsunu çıkardı.

 

Bu efsun bir Kadim Ruh gelişimcisinin saldırısını engelleyebilirdi. Efsunu fırlattığı anda, kılıç ona ulaşmıştı.

 

Efsun hemen genişledi ve Wang Lin’i arkasından korudu. Bıçakla çarpıştı ve, birkaç çatlama sesi dizisinden sonra, parçalandı. Bıçak da biraz geri ittirilmişti. Çarpıştıkları yerden, bir şok dalgası yayılarak, yüzeydeki çamurun havaya kalkmasına neden oldu.

 

Birisi yukarıdan zemine baksaydı, toprak havaya kalkarken küçük bir halkanın genişlediğini görürdü. Sanki bir toprak ejderhası yeraltında ilerliyordu.

 

Wang Lin şok dalgası tarafından vuruldu ve bir ağız dolusu kan kustu. Hızlıca yeraltından çıktı ve zar zor ana şok dalgasından kaçındı.

 

Yeraltından çıktıktan sonra, hiç durmadı ve hızlıca kaçmaya devam etti.

 

Yeraltındaki şok dalgasına hissedince, kendi kendine mırıldanırken yaşlı adamın öfkesi azaldı, ‘’O saldırı az önce beni bir anlığına olsa bile durdurabildi. Söylentilere göre Ölümün Fısıltısı kişinin ilahi hissine çalışmasına ve bunu saldırmak için kullanmasına odaklanır. O mantığı takip edersek, bu küçük serseri gerçekten Ölümün Fısıltısı’nı kontrol ediyor.’’

 

Bunu düşünürken, bedeni durduğu yerden kayboldu. Wang Lin yaralarını iyileştirmek için Li Muwan’ın verdiği haplardan birini hızlıca çıkartırken göğsü acıyordu. Aniden, önünde ruhsal enerji dalgalanmaları hissetti. Kadim Ruh gelişimcileriyle birçok kez uğraşmıştı, yani bunun ışınlanmaya işaret ettiğini biliyordu. Tereddüt etmeden, arkasını döndü ve diğer yola uçmaya başladı.

 

O anda, ruhsal enerji dalgalanmalarının olduğu yerde yaşlı adam dışarı çıktı.

 

‘’Küçük dostum, bu yaşlı adam sana zarar vermek istemiyor. İlk beni dinlemeye ne dersin?’’

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18328 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37556 Bölüm Sayısı


creator
manga tr