Bölüm 158: Sis Denize Dönüşür

avatar
1282 0

Xian Ni - Bölüm 158: Sis Denize Dönüşür


 

Çevirmen: Zawoske

Editör: Mehmet Uyar

 

Han aniden sessizleşti. Herkesin gözleri gri cübbeli yaşlı adamdaydı. Yaşlı adam genç adamı eliyle tuttu ve soğukça herkese baktı.

 

‘’Yıldırım vari gözler’’ Bu üç sözcük çevredeki gelişimcilerin zihinlerine ulaştı. Sanki bütün varlıkları görülüyormuş ve aynı zamanda kafalarından aşağı bir kova soğuk su dökülmüş gibi hissediyorlardı.

 

Erken aşama Bir Merkez Oluşturma gelişimcisi hızlıca kafasını eğerken bardağı anında yer düştü, gözleri dehşetle kaplıydı. Gizlice sızlandı, ‘’Bu his, bir Kadim Ruh olmalı…’’

 

Yaşlı adam bakışlarını çekti ve kafasını eğdi. Genç adamın boynu siyah bir morartıyla kaplanmıştı.

 

//Yara mı desem bilemedim ama burada kullanılan kelime daha çok morarmış anlamında kullanılıyor o yüzden böyle dedim.

 

Yaşlı adam kendisi için bir fincana içecek doldurdu, bir yudum aldı, ve yavaşça söylendi, ‘’Konuş, bütün bunlar nasıl oldu?’’

 

Genç adam yüksek sesle nefes almaya bile cesaret edemiyordu. Geç aşama Temel Oluşturma gelişimiyle, bu yaşlı adamın seviyesini göremiyordu. Ancak, yılların tecrübesiyle, bu yaşlı adamın en azından orta aşama Merkez Oluşturma, hatta geç aşama Merkez Oluşturma seviyesinde bile olabileceğini biliyordu.

 

’’O kişi aniden yarım ay önce belirdi, Savaşan Şeytan Tarikatı’nın on üstadını öldürdü, ve birkaç nedenlerden dolayı öldürme emriyle işaretlendi…’’Genç adam bildiği her şeyi detaylarına kadar açıkladı.

 

Yaşlı adam gözlerini kapattı ve kayıtsızca elini salladı. Genç adamın gözleri genişçe açılmıştı ki, bütün bedeni kan sisine dönüştü ve ardından garip bir rüzgar gelerek kan sisini uzağa taşıdı.

 

Hanın içindeki bütün gelişimciler dehşete düştü. Ayrılmak istiyorlardı, lakin hiçbiri ilk hareket eden olmaya cesaret edemiyordu.

 

Yaşlı adam biraz düşündü. Gözlerini açtığı gibi erken aşama Merkez Oluşturma gelişimcisine kilitlendi, ve söylendi, ‘’Sen, buraya gel.’’

 

Hızlıca ayaklanıp yaşlı adamdan bir adım uzağa gelirken Merkez Oluşturma gelişimcisinin bedeni titredi. Titreyen bir sesle, saygıyla konuşmaya başladı, ‘’Küçüğünüz Xu Mu kıdemliyi selamlıyor. Kıdemli ne ister istesin, lütfen söyleyin. Küçüğünüz kendi altın çekirdeği üzerine size söyleyeceği her şeyin doğu olacağına dair yemin eder, sadece lütfen merhamet gösterin.’’

 

Yaşlı adam bir fincan şarap koydu. İçtikten sonra, söylendi, ‘’Hana girdiğimden beri, o kişiden her bahsedildiğinde, bedenindeki ruhsal enerji kontrolden çıkıyor. O kişiyi gördüğünü tahmin ediyorum.’’

 

Xu Mu derin bir nefes aldı. Fısıldarken gözlerindeki korku genişlediği, ‘’Küçüğünüz gerçekten o canavar ruhlu genç adamı gördü."

 

‘’Gelişim seviyesi ne?’’ Sorusunu sorarken yaşlı adamın gözlerinde gizemli bir ışık belirdi. En çok bunu öğrenmek istiyordu. Bu ayrıca genç adamı neden öldürdüğünü de açıklıyordu. Genç adam o kişinin gelişim seviyesinden hiç bahsetmeyip birçok işe yaramaz şey söylemişti

 

‘’Erken aşama Merkez Oluşturma!’’ Xu Mu biraz tedirgin hissediyordu, bu yüzden hızlıca ekledi, ‘’Kıdemli, o tıpı erken aşama Merkez Oluşturma seviyesinde gibi görünüyordu, lakin iki hazineye sahipti…’’

 

‘’İki hazine’’ sözlerini duysa da yaşlı adamın ifadesi aynı kaldı, Xu Mu alarm durumuna geçti.

 

‘’Birisi ışınlanabilen bir uçan kılıç…’’

 

Yaşlı adam şarap doldurup içerken biraz hayal kırıklığı hissetti.

 

Xu Mu çekinerek konuşurken yaşlı adamı dikkatle gözlemliyordu, ‘’Bir de başka bir tane vardı. Bu…küçüğünüz gerçekten o şeyin ne olduğunu anlamadı. Sadece kırmızı bir ışık gördüm ve kırmızı ışığın içinde bir şey vardı. Ancak, kim kırmızı ışığa dokunursa ölüyor ve bedeni iskelete dönüşüyordu."

 

Yaşlı adam biraz düşündü, ardından ayaklanarak, bir parça düşük kalite ruh taşı bıraktı ve Xu Mu’yu kavradı. İkisi de anında 1000 kilometreyi aşkın mesafe seyahat etti.

 

Ayrıldıkları anda, hanın içindeki bütün gelişimciler dehşetle kaplanmıştı. Herkesin aklında üç sözcük vardı: ‘’Kadim Ruh gelişimcisi!’’

 

Xu Mu’nun yönlendirmesi altında, yaşlı adam sadece yarım saatte Savaşan Şeytan Tarikatı’na ışınlanmıştı. Güçlü ilahi hissini yaydı ve Shang Guanmo’yu buldu.

 

Shang Guanmo şoke olana kadar, yaşlı adam bir damla daha ruh kanı özünü alarak ikisi arasındaki bağlantıyı Wang Lin’i takip etmek için kullandı. Ardından Xu Mu’yu aşağıya fırlattı ve hızlıca ayrıldı.

 

Wang Lin’e gelirsek, Li Muwan’ı taşırken son derece hızlı hareket ediyordu. Uçan kılıcı Şeytanlar Denizi’nin kalın sisinde bir yol açıyordu.

 

Şeytanlar Denizi bütün sene sisle çevrelenirdi, lakin sadece her yılın bir ayında, sis suya dönüşürdü. Wang Lin’in Şeytanlar Denizi’nde olduğu yıllarda, hep kapalı kapı eğitimi yaptığından, bu fenomenle karşılaşmamıştı.

 

14.vadiye girdikten bir ay sonra, sis denize dönmüştü. Bu geçirdiği üç yılda her yıl yaşanmıştı, ve şimdi tekrardan yaşanmak üzereydi.

 

Li Muwan içinse farklıydı. Şahsen bunu her yıl tecrübe etmişti. Formasyonunun korumasıyla, deniz suyu mağaraya giremiyordu, lakin dışarıda derin mavi bir okyanusun yanı sıra yüzen nadir birkaç ruh yaratığı olduğunu açıkça görebiliyordu.

 

Neredeyse dört yıl burada olduğu sisin dört kez dönüşe dönüştüğü anlamına geliyordu. Her seferinde, Li Muwan şahsen formasyonu kontrol etmiş ve sadece bittikten sonra rahatlamıştı.

 

Sis şimdi Şeytanlar Denizi’ne ilk geldiklerinden daha yoğundu. Sisin bazı kısımları çoktan suya dönmüştü.

 

İkili daha yükseğe uçtukça, sanki suda yüzüyorlarmış gibi hissedene kadar sis daha da yoğunlaşmıştı.

 

Li Muwan fısıldadı, ‘’Denize dönüşmek üzere…’’

 

Wang Lin cevap vermedi. Arkasına bakmak için aniden durdu ve çevresindeki sis gözlemeye başladı. Yavaşça hareket eden sisin öncesinden daha hızlı hareket ettiğini görebiliyordu. Sanki arkadan ittiren bir şey varmış gibiydi. Çevrelerindeki birkaç yaratık bile ilerisi hariç bütün yönlere doğru ilerliyorlardı.

 

Li Muwan Wang Lin’in ifadesini görüp fısıldadı, ‘’Ne oldu, kıdemli kardeş?’’

 

‘’Hiçbir şey.’’ Wang Lin konuşmayı bitirdikten sonra, öne doğru daha da hızlı uçmaya başladı. Aşırı huzursuz hissediyordu. Sisin hareketinden, birinin bu yöne doğru aşırı hızlı geldiği açıktı. Peşinden gelen figür aşırı güçlü bir gelişimci olmalıydı; öbür türlü sis üzerinde böyle bir etki bırakması imkansız olurdu.

 

Ayrıca, çevredeki yaratıklar ilerisi haricinde bütün yönlere dağılmıştı. Bu Wang Lin’in arkasından birisinin yaklaştığına daha da emin olmasını sağladı.

 

Aslında, bunu açıklamak aşırı kolaydı. Burada bir küçük balık sürüsü suda yüzüyor olsaydı, ve ardından çok hızlı bir uçan kılıç onlara doğru uçsaydı, ilerisi hariç bütün yönlere doğru hemen dağılırlardı.

 

Wang li küçük bir çocukken diğer çocuklarla köyün yakınındaki nehirlerde çok oynamıştı. Bunun yaşandığını gördükten sonra, bağlantıyı kurabilmiş ve anormalliği tespit etmişti.

 

Wang Lin ruh sıvısını çıkarıp büyük bir yudum alırken gözleri soğuklaştı. Bedenindeki altın çekirdeği sıvıdaki ruhsal enerjiyi özümserken hızlıca dönmeye başlayarak, daha da fazla ruhsal enerji kullanabilmesine izin verdi. Böylece hızı arttı.

 

Li Muwan Wang Lin’in endişesini hissedebiliyordu. Hızlıca birkaç materyal çıkardı ve arkalarına fırlatmak için birkaç basit formasyonlar yaptı.

 

Wang Lin arkasına baktı ve takdir eden bir bakış takındı. Li Muwan içinde yoğun bir hoşluk hissetti, lakin daha önce çok fazla enerji harcamıştı, bu yüzden şimdi geriye hiç kuvveti kalmamış gibi hissediyordu. Wang Lin’in hızının ruh sıvısını içtikten sonra arttığını görünce, Wang Lin’in verdiği ruh sıvısı şişesini çıkarmadan önce biraz tereddüt etti. Birkaç damla içti ve anında şoke oldu. Dikkatle şişeyi boyutsal çantasına kaldırdı ve küçük formasyonlar oluşturmaya devam etti.

 

İkili daha yükseğe uçarken, görünmez bir güç sonunda belirdi.  Bu Şeytanlar Denizi’nin benzersiz deniz baskısıydı. Kim ayrılmayı denerse bu baskıyla yüzleşirdi.

 

Wang Lin’in 70.000 kilometre arkasında, yaşlı adam boyutsal çantasını tokatladı ve yeşil bir su kabağı çıkardı. Su kabağı hemen asıl boyutunun 100 katına büyüdü. Yaşlı adam öne doğru uçarken kayıtsızca su kabağının üzerine oturdu. Su kabağı sayesinde, hızı en azından ikiye katlanmıştı.

 

Wang Lin ilerlerken, sisin baskılayan gücünün güçlendiğini hissedebiliyordu. Birazı hızından dolayı olsa da, arkasındaki figürün birkaç bilinmeyen yöntemlerle hızını arttırdığı besbelli açıktı.

 

Şeytanlar Denizi’ndeki sis su belirmeye başlarken oldukça incelmişti. Eğer birisi Şeytanlar Denizi’nin üzerinden bakıyor olsaydı, o zaman sisin aşağısının görülecek kadar inceldiğini fark ederdi.

 

Ay ışığının altında, Şeytanlar Denizi göz kamaştırıyordu. Sanki bir su katmanı çoktan oluşmuş gibiydi. Zaman geçerken su hızlıca yayılmaya başladı ve dalgalar karaya çarparken gürledi.

 

Yaşlı adam su kabağının üzerinde oturduğu yerden kaşlarını çattı. Önünde iyi yerleştirilmiş, aktif formasyonlar vardı. Formasyonlar zayıf olsa ve onları umursamasa da, eğer birer birer çarpmaya devam ederse, formasyonlar yine de ona engel olurdu.

 

Yaşlı adam elini sallayıp su kabağına vururken homurdandı. Su kabağının üzerindeki mühür açıltı ve muazzam bir güç dışarı salındı.

 

Su kabağının ağzından bir dalga yayılmaya başladı. Dalgaların değdiği bütün formasyonlar anında yok oluyordu. Hatta sis ve deniz suyu bile kenara itilerek, önlerinde bir tünel oluşturuyordu.

 

Su kabağının üzerindeki yaşlı adam otururken hızlıca tünele ilerledi.

 

Wang Lin’in bedeni çoktan su yüzünden sırılsıklam olmuştu. Ruh sıvısından bir yudum daha aldı ve hızlıca aşağıdaki denize doğru atıldı.

 

Li Muwan’a sarıldı ve kendi bedenini ileri itti. Bedeni suda bir balık gibi ilerledi. Çok geçmeden, zemini görebildi. İleriyi işaret ettiği esnada gözleri soğuklaştı ve uçan kılıcı aniden kayboldu.

 

Ardından Wang Lin gökleri yarıp geçen bir kılıçmış gibi Li Muwan’ı sudan dışarı çekti. İkili sudan çıktığı anda, bir ışık huzmesine dönüşerek kayboldular.

 

Kristal kılıç dalgalarla düzenli bir şekilde ilerleyerek, saldırmak için doğru anı beklemeye başladı.

 

Yarım saat sonra, denizde büyük bir dalga belirdi. Dalga yaklaşık yüz metre genişliğindeydi ve tek yöne doğru ilerliyordu.

 

Dalganın merkezinde Şeytanlar Denizi’nin dibine bağlantılı siyah bir tünel vardı. Yeşil bir su kabağı yavaşça tünelin içinden yükseliyordu.

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18095 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37345 Bölüm Sayısı


creator
manga tr