Bölüm 144: Merkez Oluşturma (1)

avatar
1464 0

Xian Ni - Bölüm 144: Merkez Oluşturma (1)


 

Çevirmen: Zawoske

Editör: Mehmet Uyar

 

Kafasında, göğsünde ve dantianında soğuk çekirdekler vardı. Üçü arasındaki dengeyi bozmalıydı ki, kafasındaki soğuk çekirdek aşağı insin ve göğsündekiyle kaynaşsın. Başarırsa, o zaman ilk birleştirme tamamlanırdı.

 

İkinci adım birleşmiş soğuk çekirdeği indirmek ve dantianındakiyle kaynaştırmaktı. Üç soğuk çekirdek birleştiğinde, gerçek bir çekirdek oluşturmak için bir şansı olacaktı.

 

Wang Lin sessizce bu Yin enerjisiyle dolu küçük, taş odada oturuyordu. Gözleri soğuktu, İlahi Hissi bedeninin içindeydi, ve kafasının üzerindeki soğuk çekirdeğe odaklanmıştı.

 

İlk adım bu soğuk çekirdeği alçaltmaktı.

 

Wang Lin daha önceden üç çekirdeği kaynaştırmanın zor olacağını biliyordu, lakin deneyimledikten sonra, zor kelimesi hafif kalıyormuş gibi hissetmişti. Üç soğuk çekirdeği kaynaştırmanın zorluğu daha çok hayal edilemez gibiydi.

 

Wang Lin zaten ilk soğuk çekirdeği alçaltmayı bir ayı aşkın süredir deniyordu, ve bu zaman boyunca denemeyi hiç kesmemişti. Görünüşe göre gizemli birkaç güç onu engelliyordu. Ne kadar çok denerse denesin, aşamıyordu.

 

Yeraltı Yükseliş Metodu’nu çalışmanın gereksinimleri Ata Noktasını, Qi Denizi’ni, ve Dantian’ı her seferinde daha da zorlaşırken üç kere kırmaktı. İlk seferine zor denebilirdi, ikincisine çok zor ve üçüncüsüne aşırı zor denebilirdi. NE var ki, Wang Lin’in şu anda kalkıştığı şey gerçekten Ata Noktası’nı dördüncü sefer kırmaya çalışmaktı, bu yüzden kişi zorluğunu sadece hayal edebilirdi.

 

 

Birçok kez denedikten sonra, Wang Lin taktiğini değiştirdi ve bariyeri yavaşça ufalamaya kadar verdi. Zaman geçerken, genç adamı engelleyen güç büyük ölçüde zayıfladı.

 

Ne var ki, ufalarken neden olduğu acı normal birisinin hayal edebileceği bir şey değildi. Bariyeri her ufaladığında, bedeni titriyor ve alnı terle kaplanıyordu. Kıyafetleri bu sürece başladığından beri ıpıslaktı.

 

Üç çekirdeği bire dönüştürmek kişinin sağlam bir azime sahip olmadan başarabileceği bir şey değildi. Ancak, azim Wang Lin’in eksikliğini çektiği bir şey de değildi. Heng Yue Tarikatı’ndayken bile, azmi dağa tırmanırken arkasında iki kan şeridi bırakmıştı.

 

Eğer yeteneği kötü olmasaydı, kesinlikle Heng Yue Tarikatı genç adamı geliştirmeye ve özen göstermeye odaklanırdı.  Ne var ki, Heng Yue Tarikatı’nın yıkımıyla şimdi bütün bunlar anlamsızdı.

 

Wang Lin’in azmi hayal edilemezdi. Üç ay bu acıya katlandıktan sonra, Ata Noktası sonunda bir kere daha kırılmıştı.

 

Yumruk boyutundaki soğuk çekirdek yavaşça Qi Denizi’ne doğru alçaldı. Alçalırken, soğuk çekirdekden yayılan enerji şeritleri bedenine giriyordu.

 

Soğuk çekirdek alçaldığı her saniye de, daha da fazla enerji şeridi beliriyordu, ta ki çekirdek sonunda tam Qi Denizi’nin üzerine ulaşana kadar.

 

Wang Lin derin bir nefes aldı ve tereddüt etmeden Qi Denizi’nin önündeki bariyeri ufalamaya başladı.

 

Bariyer sonunda kırılıp açılmadan önce başka bir üç ay daha geçti. Aynı esnada, iki soğuk çekirdek birbiriyle çarpıştı. Wang Lin dehşet verici bir enerji bedeninde aniden yükselirken bir patlama duydu.

 

Wang Lin’in yüzü anında solgunlaştı. Boğazı biraz hareket ettikten sonra, bir ağız dolusu kan kustu. Kan kustuğu anda dondu ve duvara çarparak, duvarın kan renkli buz kristalleriyle kaplanmasına sebebiyet verdi.

 

Kan kusmasının ardından, genç adam hızlıca sekiz orta kalite ruh hapı çıkararak, hepsini ezdi ve toza dönüştürdü. Toz hızlıca etrafında döndü ve garip bir sembol oluşturdu. Sembol kaybolmadan önce hafifçe ışıladadı. Ardından siyah bir uçan kılıç belirdi ve önünde durmadan önce Wang Lin’in etrafında bir tur döndü. Şeytanın figürü yavaşça kılıçta belirdi.

 

Şeytan ilk Wang Lin’e baktı ve ne yapacağına dair mücadele etmeye başladı. Tam o anda, şeytanın içine yerleştirilmiş ilahi his aktifleşti ve Wang Lin’e karşı olan bütün öldürme dürtüsü kayboldu, ardından uysalca genç adamı korumaya başladı.

 

Bütün bunları yaptıktan sonra, Wang Lin’in bedeni zemine düştü. Bilincini kaybetmeden önce sadece bir formasyon yerleştirmeye yetecek kadar zamanı olmuştu.

 

Formasyondan bahsetmişken, Wang Lin açıl durumlar sırasında kullanmak için birkaç basit formasyon hazırlamıştı.

 

Şeytan mağarayı koruyorken, Wang Lin’e gizlice birkaç bakış attı. Tekrar mücadele etmeye başladığı esnada içinden düşünüyordu, ‘’Saldırmalı mıyım? Pekala...numara yapıyormuş gibi görünmüyor…söylemesi zor. Bu velet aşırı sinsi… Ah, onunla safaşmalı mıyım? Ama yenemezsem…’’ Şeytan titredi ve bu fikri aklından çıkardı.

 

Bir gün sonra, aklından çıkardığı fikir geri geldi ve mücadele etmeye başladı, ‘’Saldırmalı mıyım? Bu mükemmel zaman. Eğer şimdi bu şansı kaybedersem, o zaman sonsuza kadar başka bir tane olmayabilir… Hayır, bu Wang Lin aşırı kurnaz. Nasıl olur da bana karşı birkaç savunma ayarlamamış olabilir? Bilincini kaybetti, ancak yine de dışarı çıkmama izin verdi. Bu hiç de mantıklı değil.’’ Şeytan kafasını salladı ve vahşice Wang Lin’e baktı. ‘’Buna kanmayacağım. Numara yapmaya devam edebilirsin.’’

 

Fikri bir kere daha aklından kenara fırlattı.

 

Bir gün daha geçti. Şeytan Wang Lin’e baktı ve tekrardan cezbedilmiş bir tavır takındı. ‘’Unut gitsin, hadi savaşalım! Bu veledin numara yaptığını düşünmüyorum. Savaşmak istiyorum, savaş, savaş, savaş!’’

 

Gözleri kırmızıya döndü ve Wang Lin’in üzerine atladı. Defansif formasyonun etkisi yoktu, bu yüzden genç adama dokunmayı başardı.

 

Ancak çok geçmeden, bedeninden yeşil gaz yükselirken ve kaybolmak üzereymiş gibi görünürken acınası bir çığlık attı. Acınası bir şekilde sızlanırken hızlıca geri çekildi, ‘’Bu veledin kurnaz olduğunu biliyordum! Nasıl olurdu da bir güvencesi olmadan dışarı çıkmama izin verirdi ki? Sikeyim, ne zaman içime bu ilahi hissi bıraktı bir bilsem! Nasıl…bundan sonra nasıl yaşayacağım?’’ Şeytan yere düştü ve inlemeye başladı.

 

Bunu tecrübe ettikten sonra, şeytan uysalce bir köşede durmaya başlamıştı. Öfkeyle kaplı gözleriyle duvara bakıyordu.

 

Üçüncü gün, Wang Lin uyandı ve acı acı gülümsedi. Kaynaştırmanın zorluğunu küçümsemişti. Kaynaşırken oluşan yıkıcı güç sürecin anahtar parçasıydı.

 

Bu enerjinin kaçmasına izin veremezdi yoksa kaynaştırma başarısız olurdu, lakin bedeninde tutarsa da, bedeni dayanamazdı. Wang Lin’in ifadesi son derece karanlık ve hoşnutsuzdu.

 

Gerçekte, bedeni büyük ölçüde karmaşık olan bu seviye Yin enerjisiyle baş edemezdi. Yeraltı Yükseliş Metodu’nu çalışan üstadlar nasıl üç soğuk çekirdeği kaynaştırmıştı? Diğerlerini unut gitsin, Si Tu Nan nasıl Yeraltı Yükseliş Metodu’nu çalışarak başarılı olmuştu?

 

Wang Lin düşünmek için kendini zorladı, lakin cevabı bulamadı. Bu Si Tu Nan’ın hiç değinmediği bir noktaydı.

 

‘’Nasıl olur da bedenimin Yin enerjisine dayanabilecek hale gelmesini sağlayabilirim?’’ Wang Lin iç çekmeden önce kendi kendine uzun süre mırıldandı, ardından bakışları köşedeki şeytana kaydı.

 

Wang Lin uyandıktan sonra, şeytan sürekli gizlice bakıyordu. Şimdi Wang Lin ona bakınca, bedeni titredi ve hızlıca konuşmaya başaldı, ‘’Bunca zaman boyunca seni koruyordum ve her zaman tedbirliydim.’’

 

Wang Lin şeytanı kavradı ve taş odadan ayrılmadan önce uçan kılıcın içine fırlattı.

 

Wang Lin Li Muwan’ın odasına baktı ve bir masanın üzerine çökerek, seslice uyuduğunu fark etti. İpeksi saçları atkuyruğu şeklinde bağlanmıştı. Atkuyruğunun bir parçası yüzünün yanında ve kalan kısmı da kulağının arkasındaydı. Yüzü hafifçe kırmızıydı ve kara düşen güneş ışığı gibi parlıyordu.

 

Üzerindeki kendi yaptığı mor elbiseyle bir yağlı boya resmine benziyordu ve herhangi birinin kalbini hızlandıracak kadar güzeldi. O anda, yanında hap fırının beyaz duman şeritleri sızarak, güzel kızın bir tablodaki bir peri gibi görünmesini sağlıyordu.

 

Li Muwan’ın odaya eklediği dekorasyonlar, bir yerden aldığı yeşil salkım gibi, bu sahneyi daha da bir yağlı boya resmine benzetiyordu.

 

Odasındaki bitkilerden hafif bir aroma yükseliyordu. Wang Lin içine bir nefes çektiğinde, zihni hemen daha da açıldı.

 

Bakışlarını çekmeden önce uzun süre izledi ve ardından diğer taş odaya baktı. Kendi odası. Odanın yarısı bitkilerle dolmuştu ve diğer yarısı da materyallerle dolmuştu. Ejderhanın kafatası da bu materyallerin arasındaydı.

 

Ejderhanın cesedi aşırı büyüktü, özellikle de kemikleri.

 

Hepsini formasyonda kullanmak aşırı israf olurdu, bu yüzden Wang Lin bir keresinde Li Muwan’a birazını kullanmamasını söylemek için dışarı çıkmıştı.

 

Bu emri verdikten sonra, genç adam üç soğuk çekirdeği kaynaştırmaya başlamıştı. Wang Lin düşünmeye başladı. Bu kemiğin üzerinde kemikten çok metal gibi gözükmesini sağlayan biraz morluk vardı. Bunun ejderhanın eşsiz beden yapısından dolayı oluştuğunu düşünüyordu.

 

Tam Wang Lin incelerken, kalbi aniden hızlandı ve arkasını döndü. Li Muwan esneyerek ayaklandı ve kapıyı açtı. Genç adamı gördüğünde şaşırdı. Bütün uyku sersemliği anında kayboldu.

 

Geçen birkaç günde, Li Muwan’ın düşünce yapısı yavaşça değişmişti. Başlangıçta, Wang Lin’in aniden saldırabileceğinden korktuğundan dolayı genç adama karşı her zaman tetikteydi. Sonuçta, Ölümün Fısıltısı’na çalışan insanlar insanlar sık sık Yin enerjisi tüketirdi.

 

Lakin ardından Wang Lin’in neredeyse her zaman kapalı kapı eğitimi yaptığını fark etmişti. Öncesinde, kardeşinin meditasyon yapmakla kafayı bozacak kadar çalışkan olduğunu düşünüyordu, ancak Wang Lin’i gördükten sonra, genç adamın asıl çalışkan olanın o olduğunu hissetmişti.

 

Onun görüşünde, Wang Lin zaten Temel Oluşturma aşamasını zirvesindeydi ve Merkez Oluşturma aşamasından bir adım uzaktaydı. Ne var ki, Merkez Oluşturma aşamasına ulaşmak nasıl olurdu da bu kadar kolay olabilirdi?  Li Muwan’ın anılarında, Temel Oluşturma’ya ulaşan en genç kişi 17 yaşındaydı, ancak o kişinin Merkez Aşaması’na ulaşması otuz yılını almıştı. Bu kişi Hou Fen’in atası, Kadim Ruh’a ulaşan ilk figürdü, ve Hou Fen’i 2.dereceden 3.derece ölümsüz ülkesine yükselten kişiydi.

 

Lakin Wang Lin’in dış görünüşüne bakılırsa, sadece 20’lerinde olduğunu düşünüyordu. Bu kadar kısa bir zaman zarfında çekirdeğini oluşturması imkansız olmalıydı. Wang Lin Merkez Oluşturma aşamasına ulaştığında onu geri götüreceğini söylediğinde, gizlice iç çekmişti. Merkez Oluşturma aşamasına ulaşmasının onlarca yıl alacağını düşünüyordu. Wang Lin’e karşı bir horgörme hissi duyuyordu. Eğer genç kızı yanında tutmak istiyorsa, böyle bir numara yerine sadece söyleyebilirdi.  

 

Li Muwan biraz düşündü, ardından sordu, ‘’Senin…senin gelişimin bir darboğaza mı ulaştı?’’ Ruh kanı özü genç adamın ellerindeydi, bu yüzden birkaç çılgınca isteği olursa, nasıl karşı koyacağını bilmiyordu. Bu soru uzun süredir aklındaydı. Bugün, genç adamın kaşlarını çattığını gördüğünde, Ölümün Fısıltısı’nı kullanmak için kullanıcının kadınların gelişiminden Yin enerji özümsemesi gerektiğini hatırlamadan edememişti. Hesaplamalarına göre, birisini öldürmeyeli veya bir kadına dokunmayalı aylar olmuştu.

 

Wang Lin Li Muwan’ın ne düşündüğünü bilmiyordu. Bir bakış attı ve onayladı.

 

Li Muwan’ın kalbi tekledi. Birkaç adım geri çekildi ve yüzü solgunlaştı. Dudaklarını ısırırken bir süre micadele etti ve söylendi, ‘’Ben…ben sadece hap rafine etmende yardım edeceğime söz verdim. Ben…ben…ölsem bile, kabul etmeyeceğim.’’

 

Wang Lin Li Muwan tarafından hazırlıksız yakalanmıştı. Bakışlarını ejderha kemiğine çevirdi ve söylendi, ‘’Neden ejderhanın kemiği bu renkte?’’

 

Li Muwan alt dudağını ısırdı ve yumuşakça yanıtladı, ‘’Ejderhanın bedeni zehirle doluydu, bu yüzden kemiğin bu renkte olması şaşırtıcı değil.’’

 

‘’Zehirle dolu?’’ Wang Lin kemiği dikkatle izlerken şoke oldu.

 

‘’Bir ejderha ölmeden önce, bedeni ölümcül zehirle kaplanır. Ölünce, zehir bedeninin bir tür hazine olacak şekilde değiştirebilir. Ejderhanın en zehirli kısmı iliğidir, ve en değerli kısmı da iliğidir.’’ Li Muwan’ın ifadesi gitgide soğuklaştı ve sesi sakinleşti.

 

Wang Lin sessizce ejderhanın kemiklerine baktı ve düşünmeye başladı, ifadesi hoşnutsuzdu. Mırıldandı, ’’Zehirle dolu bir beden…neden canlıyken ejderha etkilenmiyor ki…’’ Kafasında bir şimşek çaktı. Fikir hızla geldi, ancak geldiği kadar da hızlı kayboldu. Wang Lin kafası tekrardan karışmadan önce sadece bir ipucu kapabildi.

 

Li Muwan soğukça Wang Lin’i izliyordu. Kaşlarını daha çattığını görünce, konuşmadan edemedi, ‘’Ejderhanın bedeni etinden, kemiğinden, iç organlarından, ve hatta salyasından bile zehir üretiyor, yani doğal olarak etkilenmiyor…’’

 

Aniden Wang Lin’in kafasında bir şimşek çaktı. Düşüncesi gittikçe netleşti ve kaşları yavaş yavaş çatıklığını kaybederken sonunda bir kahkaha attı ve ejderhanın kafatasını boyutsal çatnasına yerleştirdi.

 

‘’Bedenim Yin enerjisine dayanamadığına göre, o zaman bedenimin Yin enerjisiyle tamamen bir olmasını sağlamalıyım. Sonuç olarak, dayanabileceğim.’’ Wang Lin derin bir nefes alarak, Li Muwan’a baktı, ve ona doğru yürümeye başladı.

 

Li Muwan’ın yüzü daha da soluklaştı. Duvara dorğu gerilerken, bedeni titriyordu, ve tam yüzündeki acı gülümsemeyle kendini öldürecekken, Wang Lin konuşmaya başladı, ‘’Merkez Oluşturma aşamasına ulaştığımda, seni Lou He Tarikatı’na geri göndereceğim.’’

 

Bununla birlikte, arkasını dönerek, mağaranın dışına fırladı, ve göz açıp kapayıncaya kadar kayboldu.

 

Li Muwan tamamen sersemledi. Zihninde çeşitli düşünceler uçuşurken kafası kaos haline bürünmüştü. Sonunda, sırtını duvara dayayarak yere oturdu.

 

Wang Lin Yeryüzü Kaçış Tekniği’ni Ceset Vadi’sine doğru atılırken en yüksek hızda aktifleştirdi. Li Muwan’ın kelimelerinden içgörü kazandıktan sonra, şimdi üç soğuk çekirdeği kaynaştıracağına %100 emindi.

 

Son derece hızlıydı. Ceset Vadisi’ne üç gün içinde vardı. Direkt içine atıldı ve ilk vadiden on üçüncü vadiye kadar uçtu. On dördüncü vadinin dışında, derin bir nefes aldı ve içeri adım attı.

 

On dördüncü vadide, zemin bir buz katmanıyla kaplıydı. Wang Lin üzerinde yürürken, Yin enerji iplikleri ayaklarına giriyordu. Wang Lin Yeryüzü Kaçış Tekniği’yle yavaşça yeraltına girmeden önce biraz tereddüt etti.

 

Yeraltına inerken, Yin enerjisi daha da güçlendi. 100 metre civarı aşağı indiğinde, güçlü Yeryüzü Yin enerjisi bedenini dondururken, durdu. Bu sınırıydı. Eğer daha derine inerse, o zaman ruhu bile donardı.

 

On dördüncü vadinin ne kadar derin olduğu ve içinde ne sırlar sakladığına gelirsek, Wang Lin umursamıyordu. Dikkatle kalp atışlarını kontrol etti ve lotus pozisyonu aldı.

 

‘’Üç çekirdeği birleştirmeden bu vadiden ayrılmıyorum!’’ Wang Lin içinden mırıldandı ve gözlerini kapattı.

 

Zaman akıp geçti ve göz açıp kapayıncaya kadar, üç yıl geçmişti bile.

 

Hou Fen’deki kargaşa nihayet çözülmüştü. 4.derece ölümsüz ülkesi üç Ruh Oluşturma gelişimcisi göndermişti. Bu uzmanlar bütün ateş yaratıklarını evcilleştirmek için 19 gün harcamıştı. Hepsini bir orta kalite ruh yaratığına birleştirerek rafine etmişler, ardından kendi ülkelerine dönmüşlerdi.

 

Ruh yaratıklarının kalitesi arasında son derece geniş boşluklar vardı. Anormal, ruh, metruk, ve ilahi yaratıklar olarak sıralanıyordu. Her aşama yüksek, orta, ve düşük kaliteye ayrılıyordu.

 

Cennet’e Başkaldıran Boncuk tarafından özümsenen ateş yaratığı bir metruk hayvan olmaya yarım adım atmıştı. Bu ölçeğe göre, yüksek kalite ruh yaratığı aşamasının zirvesindeydi. Bütün nesliyse düşük kalite ruh yaratığıydı. Bu açıkça yüksek, orta, ve düşük kalite arasındaki farkı gösteriyordu. Eğer o ateş yaratığının zayıflamış bir durumda olduğu gerçeği olmasaydı, bu kadar kolayce tüketilmezdi.

 

Yüksek kalite bir ruh yaratığının geç aşamanın zirvesindeki bir Ruh oluşturma gelişimcisiyle eşdeğer olduğu söylenmeliydi. Orta kalite bir ruh yaratığı da aynı şekilde geç aşamanın zirvesindeki bir Kadim Ruh gelişimcisiyle, ve bir düşük aşama ruh yaratığının da geç aşamanın zirvesindeki bir Merkez Oluşturma gelişimcisiyle eşdeğer olduğunu belirtelim.

 

Ölen ejderha bir orta kalite ruh yaratığıydı.

 

Ateş yaratıkları gitmiş olsa da, ülkedeki ateş ruhsal enerjisi gelişim yapılmasını imkansız kılıyordu. Tek yapabilecekleri ateş ruhsal enerjisinin zamanla birlikte yavaşça kaybolmasını beklemekti.

 

Xuan Wu’yla savaş devam ediyordu, lakin şimdi yüzlerce kişi arasındaki savaşlar oldukça nadirdi. Çoğu savaş birkaç düzine insan arasında gerçekleşiyordu. Xuan Wu’nun yaklaşık 1/3’ünü aldıktan sonra, Hou Fen Birliği cidden daha fazla almak için güç kullanmamıştı, bu yüzden her şey dengeliydi.

 

İki ülke arasındaki savaşa gelirsek, birbirini öldürmekten çok iki ülkenin öğrencileri arasındaki bir antrenmana dönüşmüştü. Bu savaşın başlangıcında ölen bütün öğrenciler için büyük bir hakaretti.

 

Wang Lin’e gelirsek, on dördüncü vadide yeraltında yüz metre aşağı indikten sonra, yaşlı bir keşiş gibi burada oturmuştu. Sonsuz miktarda Yin enerjisi bedenine girerken ve etiyle kemiklerine yayılırken kalp atışları daha da yavaşlamıştı.

 

Yavaş yavaş, daha da fazla olağanüstü Yin enerjisi bedeninde toplandı, bu yüzden eti şu anda maviydi. Sanki buza dönüşmek üzere gibiydi. Geçen altı ayda, kalbi 9.837.543 kez atmış ve 180 metre derine inmişti.

 

Bir altı ay daha geçti. Yin enerjisi şimdi bütün iç organlarını istila etmişti. Eti ve kanı donmaya başlamış ve elleriyle ayakları buz kristalleri halini almıştı. Sanki ufak bir güç bile onları parçalayabilecek gibi hissettiriyordu. Bu geçen altı ayda, kalbi sadece 487.659 kez atmış ve 730 metre aşağı inmişti.

 

Bir altı ay daha geçti. Buz kristalleri kollarına ve bacaklarına yayılmıştı. Eğer birisi yakından baksaydı, buzun içindeki kemikleri görebilirdi. Gövdesi de buza dönmeye başlamıştı. Kalbi bu sefer toplamda 3.865 kez atmış ve bedeni 1460 metre aşağı inmişti

 

Altı ay daha geçti. Bütün bedeni, kafası hariç, bir buz krsistali halini almıştı ve kalbi atmayı durdurmuştu. Bedeni 3.672 metre aşağı gömülmüştü.

 

İki yıl daha geçti. Üçüncü yılın yarısında, kafası da bir buz kristaline dönmüştü. Wang Lin’den yaşadığına dair herhangi bir iz yoktu. Sonunda Yeraltı Yükseliş Metodu’nda gereken Yeraltı aşamasına ulaşmıştı.

 

Bedeni 7.979 metre gömüşmüş ve koyu mavi bir boşlukta belirmişti. Çevresi yaratık kemikleriyle kaplıydı. Bazı nedenler yüzünden, bu yaratıkların bütün etleri kaybolarak, geriye bu ceset denizini bırakmıştı.

 

Bütün kemikler mavi buz kristallerine dönmüştü.

 

Wang Lin kemikler denizinde oturmuş ve kalp atışını düzenlemek için bir ay harcamıştı, ilahi hissini geri kazanmak için iki ay, ve üç soğuk çekirdeği hissetmek için de üç ay harcamıştı.

 

Kolayca iki soğuk çekirdeği bir araya kaynaştırdı ve onları bir taneye sıkıştırdı.

 

Çok geçmeden, kaynaşmış soğuk çekirdek alçaldı ve danitanına ulaştı. Dantianındaki bariyer çökmeden önce sadece yarım saat dayanabildi.

 

Kaynaşmış soğuk çekirdek ve dantianındaki soğuk çekirdek çarpıştı. Aniden, öncekinden on kat daha güçlü Yin enerji dalgası yükseldi. Bu Yin enerjisi son derece yoğundu, lakin hala Wang Lin’in bedenindeki Yin enerjisinden biraz zayıftı. Yavaşça, üç soğuk çekirdek bir taneye kaynaştı.

 

Ne var ki, altın renginde değildi, son derece koyu bir gri rengindeydi.

 

Wang Lin Yeraltı Yükseliş Gelişim Metodu’nun Cennet’e Başkaldıran Boncuk ve Ji Alemi sayesinde birkaç değişiklik geçirdiğini bilmiyordu. Yüzleştiği bu zorluğun daha önce hiç yaşanmadığı söylenebilirdi.

 

Yeraltı Yükseliş Metodu’nun Merkez Oluşturma aşamasına ulaşmanın en hızlı holu olduğunu söylenmesinin nedeni ilk soğuk çekirdeğin bir modeli oluşturulduğundan dolayıydı. Ardından ruhsal enerjiyle bir altın çekirdeğe dönüştürülüyordu.

 

Genç adam şimdi yarısından fazlasını halletmişti, bu yüzden son itelemeyi yapmak için sadece ruhsal enerjiye ihtiyacı vardı. Ancak, Merkez Oluşturma şaamsı kolayca ulaşılan bir şey değildi. Belli bir başarısız olma şansı vardı.

 

Eğer başarısız olursa, merkezin modeli parçalanır ve her şeye tekrardan başlamak zorunda kalırdı.

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18094 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37342 Bölüm Sayısı


creator
manga tr