Bölüm 141: Kötü Tarikatla Mücadele

avatar
1668 0

Xian Ni - Bölüm 141: Kötü Tarikatla Mücadele


 

 

 

 

Şeytanlar Denizi’ndeki sis aşırı kalındı ve Yin enerjsiyle doluydu. Wang Lin sadece kısa bir zamandır sisin içindeydi, lakin kıyafetleri çoktan sırılsıklam olmuştu. Kıyafetlerinin üzerine yapışmasıyla birlikte gelen his son derece rahatsız hissettiriyordu.

 

Li Muwan’a gelirsek, yüzün artık solgun değildi bunun yerine hafifçe kırmızıydı, ve ipeksi pürüzlüğündeki teni belli oluyordu. Kıyafetleri de sis yüzünden ıslanarak, zarif çekici vücudunu öne çıkarmıştı.

 

Wang Lin bir bakış attı ve bakışlarını çekti. Kalbi hiç de hızlanmamıştı. Li Muwan’ın Gökyüzü İlerleyiş Hapı ve diğer çeşitli hapları yapabildiği gerçeği olmasaydı, peşinden gelmesine izin vermezdi.

 

Şeytanlar Denizi devasa bir havzaydı. Uzun süre aşağı inseler de, hala zemin görüşlerine girmemişti. Ancak, genç adam, daha da derine ilerledikçe, Yin enerjisinin daha da güçlendiği fark etmişti.

 

Çok geçmeden, siste garip yaratıklar belirmeye başladı, bazıları ruhsal enerji dalgalarına bile sahipti. Bu Wang Lin’in oldukça şaşırtmıştı, ancak neyse ki, onları çok önceden tespit edebiliyordu, bu yüzden sadece birkaç kere ürkmüşlerdi ve gerçek bir tehlikeyle karşılaşmamışlardı.

 

Li Muwan Şeytanlar Denizi hakkında oldukça çok söylenti duyduğu için aşırı gergindi. Burada tek önemli olan şey güçtü. Ayrıca burada çok az kadın geliştirici vardı, yani güçlü bir arka planı olmadığı sürece, muhtemelen son derece acınası bir kaderi olurdu.

 

Hou Fen’deki karışıklıktan önce, Şeytanlar Denizi’nin sınırında görevlendirilen birçok gelişimci vardı. Bu kişiler çoğunlukla Kadim Ruh gelişimcileri oluyordu. Tek amaçları şeytani gelişimcilerin ülkelerini istila etmesini engellemekti.

 

Neyse ki, Şeytanlar Denizi’nin bütün muazzam güçleri merkezdeydi. Sınırlardaki veya kenarlardaki grupların hepsi küçüktü, yani dikkatli oldukları sürece, aşırı büyük bir şey yaşanmazdı.

 

Wang Lin aniden durduğu sırada ne kadar zamandır uçtuğu hakkında bir fikri yoktu. Li Muwan yeterince hızlı tepki verememişti, bu yüzden genç adamın sırtına çarptı. Wang Lin mesafede sise soğukça baktı ve söylendi, ‘’Dışarı çık, şimdi!’’

 

Üç ince ve uzun figür siste belirdi, lakin sis Wang Lin’in tam figürleri göremeyeceği kadar kalındı, tek anladığı üçü de erkek geliştiricilerdi. Birisi sert bir ses tonuyla bağırdı.

 

‘’Küstah! Bu yer Savaşan Şeytan Tarikatı’ma ait. Eğer birazcık bile aklın varsa, kadını arkanda bırakıp ayrılırsın, yoksa…’’

 

Konuşmasını bitiremeden, Wang Lin soğukça homurdandı. ’’Yaygaracı! Geber!’’ Harita Şeytanlar Denizi’nde mantıklı olmak için bir sebep olmadığını belirtiyordu; sadece güçlü saygı görürdü. Genç adam sağ elini salladı ve Ji Alemi İlahi Hissi yayıldı. Üçlü sadece orta aşama Temel Oluşturma gelişimcileriydi, yani Wang Lin onları istediği gibi öldürebilirdi.

 

Kırmızı yıldırım aniden üçüne de parladı. Üçlünün ruhları parçalanmadan önce gözleri donuklaştıkça donuklaştı ve öldüler.

 

Wang Lin öne yürüdü ve boyutsal çantalarını aldı. Ardından bedenlerini kalın sisin içine tekmeledi ve bir kere daha bakmadan ayrıldı.

 

Li Muwan önünde yaşanana bakarken dehşete düşmüştü. İlk defa Wang Lin’in harekete geçtiğini görüyordu. Diğer içli tıpkı onun gibi orta aşama Temel Oluşturma seviyesindeydi, lakin üçü de direnç gösteremeden gizemli bir şekilde ölmüştü.

 

Wang Lin’in sırtına bakarken şoke oldu, sonra aniden aklına yarım ay önce, kardeşi Li Qiqing’in binlerce gelişimcinin katıldığı ruh damarının üzerindeki büyük savaş hakkında söyledikleri geldi.

 

O savaşın erken aşamalarında, Xuan Wu gelişimcilerine garip bir şey olmuştu. Xuan Wu’daki bütün Temel Oluşturma gelişimcileri gizemli bir şekilde ölüp gökyüzünden düşmüştü.

 

Sadece bir ya da iki tane olsaydı, bu kadar dikkat çekmezdi, lakin Xuan Wu sadece 200 civarında Temel Oluşturma gelişimcisine sahipti, ve neredeyse yarısı tıpkı bunun gibi gizemli bir şekilde ölmüştü. Bunu duyduğu ilk seferinde, inanmamıştı; bunun sadece bir söylenti olduğunu düşünmüştü, lakin şimdi bu üç Temel Oluşturma gelişimcisinin nasıl öldüğünü gördüğünde, hikayeyi hatırlamadan edememişti.

 

Wang Lin’i takip ederken, titreyen sesiyle sordu, ‘’Kıdemli…kıdemli öğrenci kardeşim, Hou Fen Birliği’ndeyken, hangi ordudaydın?’’

 

Wang Lin kafasını çevirmeyerek soğukça söylendi, ‘’Onuncu ordu.’’

 

‘’Onuncu Ordu’’ kelimeleri Li Muwan’ın kulaklarına girdiği anda, sanki güzel kızın kafasına bir yıldırım düşmüştü. Kardeşinin 10.ordunun o savaşa dahil olanlardan olduğunu açıkça hatırlıyordu. Şimdi, bu soğuk görünüşlü gencin Xuan Wu’daki Temel Oluşturma gelişimcilerinin devasa miktarlardaki ölümlerinin sorumlularından birisi olduğuna neredeyse emindi.

 

Bunu düşünürken, son direnme isteği de tamamen kaybolmuştu. Bu kaybolan isteğini geri çağırmak için bile gücü kalmamıştı.  Ancak hemen ardından, ansızın, Lou He Tarikatı’ndayken okuduğu garip bir tekniğin açıklaması aklına geldi ve düşünmeden konuşmaya başladı, ‘’Az önce kullandığın teknik, Ölümün Fısıltısı mıydı?’’

 

Wang Lin içten içe hafifçe şaşırdı, fakat şaşkınlığını yüzüne yansıtmadı. Kafasını çevirmeden, sakince yanıtladı, ‘’Ölümün Fısıltısı’nı da mı biliyorsun?’’ 

 

Li Muwan Wang Lin’in sözlerini duyduğu anda, efsanevi Ölümün Fısıltısı tekniğini bildiğine daha da emin olmuştu. Ölümün Fısıltısı ustalaşması inanılmaz zor olan kadim ölümsüz dünyasından bilinen bir teknikti. Ancak, ustalaşınca, tek yapmanız gereken birine bakıp, ‘’öl’’ demekti, ve o kişi anında ölürdü.

 

Bu tür bir teknik şeytani geliştiriciler arasında en şeytani tekniklerden birisi olarak görülüyordu. Kişinin üç tür enerjiyi birleştirmesi gerekiyordu. İlki kadın geliştiricilerin Kadim Ruh’undan gelen, Yin Özümseme Tekniği kullanılarak toplanan, Yin enerjisiydi. İkinci enerji ölü kemiklerden özümsenerek elde edilen, ölüm enerjisiydi. Bu Yin enerjisiyle benzer olsa da, özelliği aşırı farklıydı. Üçüncü enerjiyse öldürme enerjisiydi. Birisi yeterince öldürdüğünde, bedeni kendi öldürme arzusunu üretecekti. Bu öldürme arzusu kendi bilincini kazandığında, gereken öldürme enerjisine dönüşecekti.

 

Üç enerjiyi kaynaştırmak kişinin bu tekniğe çalışmaya devam etmesi için bir hayatta kalma denemesine itiyordu. Ne var ki, her gece, kişi hayal edilemez acılar çekiyordu, ve bu denemeden her üç yılda bir tekrardan hayatta kalması gerekiyordu.

 

Sadece bu sayısız döngüyü atlattıktan sonra bir erken aşama Ölümün Fısıltısı tamamlanmış düşünülebilirdi. Eğer birisi çalışmaya devam etmek isterse, ölme şansı daha da yükselirdi. Bazı hesaplamalara göre, Ölümün Fısıltısı’nda tamamen ustalaşma şansı temel olarak sıfırdı. Bu teknik son derece güçlü olsa da, açıkça aşırı tehlikeliydi. Sadece birkaç şeytani gelişimci öğrenmeye çalışmakta istekliydi.

 

Li Muwan’ın titreyen sesiyle yaptığı Ölümün Fısıltısı açıklamasını dinledikten sonra, Wang Lin’in ifadesi hafifçe değişti ve sessizliğini korudu. Bu sessizlik Li Muwan’ın daha da korkmasına ve kalbinin şiddetle atmasına neden oldu.

 

Şeytanlar Denizi’nde bir süre ilerledikten sonra, Wang Lin nihayetinde denizin bir bölgesine girdi. Sis şimdi daha da kalındı ve Yin enerjisi daha çok güçlüydü.

 

Altındaki zemine bakarak, Wang Lin birkaç adım geri çekilmeden önce mırıldandı. Bir dağ zirvesi bulana kadar etrafta dolaştı. Dağdaki çıkıntılı bir kayanın üzerinde dururken boyutsal çantasından bir uçan kılıç çıkardı ve ardından dağı işaret etti. Uçan kılıç dağa doğru süzüldü ve kazmaya başladı.

 

Metalden çıkan kayaya sürtünme sesleri Wang Lin’in kulaklarına ulaştı. Genç adam dağ aşırı kalın olduğu ve uçan kılıç oldukça zayıf olduğu için kaşlarını çatmadan edemedi.

 

Homurdandı ve ardından boyutsal çantasına tekrardan hafifçe vurdu. Bu sefer, 30’u aşkın uçan kılıç dışarı çıktı. Ji Alemi İlahi Hissi her kılıca girdi ve kılıçlar dağa doğru sağanakmışçasına atıldı.

 

Bu yol, süreci anında hızlandırdı, ve dağın yanında bir mağara belirdi. Li Muwan yolculukları sırasında Wang Lin’e alışmıştı. Bu genç Ölümün Fısıltısı’nı tamamlayabildiğine göre, o zaman 30 uçan kılıcı kontrol etmek gerçekten hiç de şaşırtıcı değildi.

 

Kişinin kontrol edebileceği kılıç sayısının ilahi hissine dayandığını biliyordu.

 

Zaman yavaşça geçti ve dört odayla birlikte bir mağara yavaşça ortaya çıktı. Böylece, basit bir meditasyon mağarası oluştu. Wang Lin ruh taşları çıkardı ve mağaranın etrafına çeşitli formasyonlar kurdu.

 

Li Muwan formasyonları gördükten sonra, yüzünde şaşırmış bir ifade yer edindi, ancak formasyonu gördükten sonra, şaşkınlık kayboldu ve bir parça küçümseme yerine geçti. Ne var ki, bu küçümseme hissini gizlerken hızlıca kayboldu. 

 

Ancak, bu küçümseme yine de Wang Lin’in gözünden kaçmadı. Formasyon yerleştirmeye odaklanmış olsa da, ilahi hissi hiçbir zaman Li Muwan’dan ayrılmamıştı. Buraya gelirken bile, hala aynıydı. Li Muwan beklenmedik bir hareket yaparsa, Wang Lin bir kadın olmasını umursamazdı; acımasızca öldürürdü!

 

Wang Lin ruh taşlarını yerleştirmeyi bitirdikten sonra, kafasını bile çevirmeden soğukça söylendi, ‘’Bu mağarada uzun süre kalmayı düşünüyorum. Eğer formasyon kırılırsa, kolayca kaçabilirim, fakat sen kendine güvenmek zorundasın.’’ Bununla birlikte, arkasını döndü ve Li Muwan’a baktı.

 

Li Muwan dişlerini sıktı ve tek kelime etmeden harekete geçti. Boyutsal çantasından siyah bayraklar çıkardı ve mağaranın etrafına yerleştirdi. Ne var ki, hala güvende hissetmiyordu, bu yüzden mağaranın etrafına daha da fazla formasyonlar yerleştirdi ve hatta Wang Lin’in formasyonlarıyla hepsinin bağlantılarını ayarladı.

 

Bütün bunları yaptıktan sonra, çenesini sıktı ve mavi, kristalimsi bir yaratık kemiği çıkardı. Uçan kılıcını kemiği parçalara ayırmak için kullandı, ve bir süre hesaplama yaptıktan sonra, bir parçasını yerleştirdi.

 

Güzel kız yerleştirmeye devam etti. Yaratık kemiğinin 18 parçasını da yerleştirdiğinde, üç saat geçmişti bile. Li Muwan’ın alnı terle kaplanmıştı. Son derece yorgun durduğu sırada söylendi, ‘’Senin yerleştirdiğin formasyonları da sayarsak, toplamda 214 formasyon var. Ancak, bunlar sadece Temel Oluşturma gelişimcilerinin girişini durdurabilecek olan başlangıç formasyonları. Bir kristal yaratığı kemiğini dokuz iskelet formasyonu yerleştirmek için kullandım. Bu formasyon kemik yetersizliği yüzünden sadece %30 gücünde olsa bile, yine de bir Merkez Oluşturma gelişimcisini bir saat engelleyebilir.’’ 

 

‘’Birçok kristal yaratığı kemiğinden ben sadece buna sahibim. Eğer formasyonun daha da stabil olmasını istiyorsan, o zaman daha çok ruh yaratığı kemiğine ihtiyacımız var.’’

 

Bununla birlikte, sağ elini salladı ve bir yeşim parçası fırlattı. Wang Lin yeşimi yakaladı ve ilahi hissiyle inceledi. İçinde formasyonun içine nasıl gireceği hakkında bilgi vardı. Okumayı bitirdikten sonra, yeşimi ezdi, ardından Li Muwan’a baktı ve önü işaret etti.

 

Li Muwan genç adama güvenemeyeceğini biliyordu, lakin yapabileceği bir şey yoktu, bu yüzden formasyonun içine girdi. Wang Lin üzerine ilahi hissinden bir şerit bıraktı ve peşinden ilerlerdi.

 

Formasyon katmanlarını güvenle geçtikten ve mağaraya girdikten sonra, Li Muwan başka bir küçük bayrak çıkardı. Güzel kadın nazikçe bayrağı salladı ve formasyonlar aktif olarak, kalın bir sis yaydılar. Mesafeden, kişi hiçbir şey göremezdi, ve yakından bir bakış atılsa bile, sadece dağ görülürdü.

 

Mağaranın içinde, Li Muwan’ın yüzünün daha da solmasına neden olarak Wang Lin Li Muwan’ı inceledi. Genç kadın birkaç adım geri çekildi ve fısıldadı, ‘’Kıdemli öğrenci kardeşim, Gökyüzü İlerleyiş Hapı’nı senin için şimdi mi rafine edeyim?’’

 

Wang Lin kafasını iki yana salladı ve söylendi, ‘’Senin rafine ettiğin hapları kullanmaya cesaret edemem.’’

 

Li Muwan’ın gözleri anında kızarırken sessizce kafasını eğdi. Uzunca bir zaman sonra, kafasını kaldırarak, ağlayan yüzünü gözler önüne serdi, ve fısıldadı, ‘’Kıdemli öğrenci kardeşim hayatımı kurtardın. Sadece, bana inanmamı sağlaman için ne gerektiğini söyle.’’ Şu an aşırı güzel ve büyüleyici duruyordu.

 

Wang Lin Li Muwan’ın güzelliğinden hiç de etkilenmedi. İfadesi hala sakindi, söylendi, ‘’İnsanları zorlamayı sevmiyorum, bu yüzden senden çok şey istemeyeceğim. Tek istediğim Merkez Oluşturma aşamasına ulaşmama yetecek kadar hap rafine etmen. Merkez Oluşturma aşamasına ulaşınca, Şeytanlar Denizi’nden çıkarken seni koruyacağım. Lakin bu zaman süreci sırasında, bu hap rafine etme sürecinde hiçbir şeyin yanlış gitmediğine emin olmak için ruh kanı özünü vermene ihtiyacım var.’’

 

Li Muwan biraz düşündü, ardından onayladı. Parmağıyla kaşını işaret etti ve ruh kanı özünü dışarı çıkmaya zorladı. Sonra da damlayı Wang Lin’e gönderdi.

 

Wang Lin ruh kanı özünü kabul ettikten sonra, birkaç tane boyutsal çantası fırlattı ve konuşmaya koyuldu, “Bütün materyaller burada. Bak bakalım ne tür haplar rafine edebilirsin.”

 

Li Muwan ilahi hissiyle çantaları kontrol etti ve hemen açıklamaya başladı, “Bu…bu metruk tahta kökü, ve sarı merkez çimi. Bu..burada yanan altın kök ve gökyüzü ruh çimi var…’’ Çantaları inceledikçe, daha da şaşırıyordu. Büyük çoğunluğu hap rafine etme materyalleriydi, ve birkaç tanesinin nesli uzum zaman önce Hou Fen’de tükenmişti. Sadece her 100 yılda bir dış savaş alanından geri dönen öğrenciler biraz getiriyordu.

 

Wang Lin çenesini okşadı ve on tane daha boyutsal çanta fırlattı. Bunlar en son el koyduklarıydı. Bütün hazineleri ve ruh taşlarını eledikten sonra, geriye bilmediği materyaller kalmıştı, bu yüzden tanımlaması için Li Muwan mükemmeldi.  

 

Bütün boyutsal çantaları kontrol ettikten sonra, Li Muwan’ın önceki tüm hüznü kaybolmuştu ve şimdi yüzü parlıyordu. Kafasını kaldırırken yüzü heyecanla kaplıydı, ‘’Kıdemli öğrenci kardeşim, bütün bu materyalleri özgürce kullanabilir miyim?’’ diye sordu.

 

Wang Lin onayladı. ‘’Sadece hapları istiyorum. Sürece gelirsek, ne istersen yapabilirsin.’’

 

Li Muwan ilk kez Wang Lin’e gülümsedi. Gülümsemesi çok tatlıydı, o esnada güvenle konuşmaya koyuldu, ‘’Kıdemli öğrenci kardeşim kalanı bana bırakabilirsin. Gelişimi arttırabilen 300 Sarı Ruh hapı, 50 Zehir Önleme Hapı, ve çeşitli etkileriyle çeşitli başka haplar yapabileceğimi hesapladım. Bitirince, onları kıdemli öğrenci kardeşime teslim edeceğim. Kıdemli öğrenci kardeşim, sahip olduğum materyaller arasında, sana en çok uyan bu şeytan kanı asması.’’ Bununla birlikte, son derece sıradan görünen kırmızı bir tahta şeridi çıkardı.

 

‘’Bu kırmızı tahta şeridi Gökyüzü İlerleyiş Hapı yapımında gereken bir şey ve en önemli malzemelerden. Bu şeytan kanı asmasını sadece antik kayıtlarda görmüştüm. Bununla, bir tane Gökyüzü İlerleyiş Hapı rafine edebileceğime eminim; ancak diğer materyaller yerine koymam gereken malzemelere ihtiyaç duyduğum için etkisi biraz daha zayıf olacaktır.’’

 

Wang Lin sakince karşılık verirken ifadesi hala donuktu, ‘’Hap rafine etmekle ilgili materyaller hakkında bir şey sormayacağım.’’ Biraz düşünüp sözlerine devam etti, ‘’Dışarıda biraz gezinmeyi düşünüyorum. En az üç gün içinde, en çok da yarım ay sürer. Kendine dikkat et.’’

 

Bununla birlikte, genç adam ayrılmaya hazırdı. Li Muwan biraz tereddüt etti, ardından hızlıca konuştu, ‘’Kıdemli öğrenci kardeşim, dışarı çıktığında, benim için bir hap fırını bulabilir misin? Materyaller konusunda sıkıntım yok, ve taşıdığım hap fırını normal haplar için iyi. Ancak, eğer şu anki hap fırınımı kullanırsam, Gökyüzü İlerleyiş Hapı yapma başarı oranım sadece %50 olur. Normalde, Gökyüzü İlerleyiş Hapı’nı tamamlamak için tarikatın Gökyüzü Kaynaştırma Fırını’nı kullanırdık.’’

 

Wang Lin hafifçe kaşlarını çattı. Li Muwan’a baktı, ardından tek kelime etmeden ayrıldı.

 

Li Muwan gizlice iç çekti. Başlangıçta yalan söylemek istemiyordu, ancak eğer doğruyu erkenden söylerse, genç adam onu bırakırdı. Ne var ki, şu anda bu aşamaya ulaşmıştı ve ruh kanı özünü bile vermişti, Gökyüzü İlerleyiş Hapı’nın başarı oranından bahsetmeye karar vermişti. Eğer gelecekte herhangi bir şey yaşanırsa, genç adam öfkelendiği anda onu öldürebilirdi.

 

Mağaradan ayrıldıktan sonra, Wang Lin yönünü kontrol etti ve Zhao’nun olduğu yere baktı. Mırıldanırken gözleri soğuklaştı. ‘’Teng Huayuan, Merkez Oluşturma aşamasına ulaşmak üzereyim. Kadim Ruh aşamasına ulaşınca, Zhao'ya kadar önüme çıkan herkesi katledecek ve klanını yok edeceğim. Teng Huayuan, ölmesen iyi edersin. Yaşa ve dönüşümü bekle…’’

 

Gözlerindeki soğukluk yavaşça kayboldu. Bir adım atarak, Yeryüzü Kaçış Tekniği’ni aktif etti ve hızlıca mesafeye atıldı. Dışarı çıkma nedeni daha fazla ruh yaratığı kemiği bulmaktı. Li Muwan’a göre, sadece daha fazla ruh yaratığı kemiği ekleyerek dokuz iskelet formasyonu tam gücüne çıkardı. Wang Lin Merkez Oluşturma aşamasına ulaşmakta acele ettiğini biliyordu, ve Şeytanlar Denizi gibi tehlikeli bir yerde, hiçbir şeyin yanlış gitmemesini sağlamak için güvenli bir yere ihtiyacı vardı.

 

Bir diğer sebebi de Savaş Tanrısı Tapınağı’nın rafine etme tekniği için Reaksiyon Fırını oluşturmaya ruh yaratığı kafatasına ihtiyaç duyuyordu. Formasyonla ve Reaksiyon Fırını’yla, şu anda yaratık kemikleri Wang Lin’e gerekliydi. Yeşimdeki haritanın verdiği açıklamalara göre, sisin içinde ruh yaratıkları ve denizin derinliklerinde ruh yaratıkları kemikleri vardı.

 

Ancak, birçok ruh yaratığı kemiği başkaları tarafından çoktan alınmıştı, bu yüzden uzunca bir süre ilerledikten sonra bile, Wang Lin hiçbir şey bulamamıştı. Ayrıca, denizin derinliklerinde sis aşırı kalındı, bu yüzden gözleri işe yaramıyordu ve sadece ilahi hissiyle görebiliyordu.

 

İlerlerken, ifadesi aniden değişti ve bir adım geri çekildi. Ardından bir uçan kılıç, dalgalı bir şekilde uçarak, Wang Lin’in az önce olduğu yerde ışıldadı.

 

Wang Lin geç aşama Temel Oluşturmanın zirvesinde, yarı Merkez Oluşturma aşamasındaydı, bu yüzden sadece erken aşama Temel Oluşturma seviyesinde olan kırklı yaşlardaki figürü tamamen görebiliyordu. Bu figürün yüzü koyu mor rengindeydi ve solunumu aşırı ağırdı. Açıkça, ruhsal enerjisinin tamamen kontrol edememesine neden olan, güçlü bir zehirden zarar görmüştü. 

 

Uçan kılıç geçtiği anda, yakından takip eden başka bir ışık huzmesi ortaya çıkmıştı.

 

Wang Lin’in yüzü, erken aşama Temel Oluşturma seviyesindeki orta yaşlı adamı takip eden Qi Yoğunlaştırması’nın 15.katmanının zirvesindeki genç adamı fark ederken garipleşti. Bu figürün yüzü kar beyazlığındaydı, çekik gözlere sahipti ve yüzünde  şeytani bir ifade vardı.

 

Şeytani-görünüşlü genç adam siyah bir yaratık kemiği tutuyordu. Sakin sakin orta yaşlı adamı takip ederken, kemiğin üzerine üfleyip duruyordu. Her üfleyişinde, siyah duman yükseliyordu.

 

Siyah duman belirdiğinde, hızlıca orta yaşlı adamı yakalıyor ve bedenine giriyordu.

 

‘’Kıdemli öğrenci kardeşim, daha hızlı ilerle. Küçük öğrenci kardeşin bedeninin içindeki 16 ölümcül zehirle ne kadar dayanabileceğini görmek istiyor.’’ Genç adam siyah kemiğe tekrardan üfledi ve tüyler ürperten sesiyle konuşmaya devam etti, ‘’Kıdemli öğrenci kardeşim, küçük öğrenci kardeşin buradaki 16 farklı ölümcül zehri senin için hazırlarken oldukça zaman harcadı. Öyle olmasa nasıl olurdu da Temel Oluşturma gelişiminle sana karşı nasıl olurdu da hareket ederdim? Kıdemli öğrenci kardeşim, kaçamayacaksın.’’ 

 

Orta yaşlı adam dişlerini sıktı ve uçan kılıcını yamuk yumuk bir şekilde dağa doğru yönlendirirken sessizliğini korudu.

 

‘’Kıdemli öğrenci kardeşim, zaten çok yaşlısın. Ölümü kabul edip de seni temel çalma tekniğiyle tüketmeme izin vermeye ne dersin?’’ Şeytani görünüşlü genç orta yaşlı adam yaklaşırken son derece yavaşça söylendi.’’

 

Genç adamın elindeki yaratık kemiği Wang Lin’in ilgisini çekti. Öne ilerledi ve sessizce ikiliyi takip etmeye başladı.

 

Orta yaşlı adam genç adamın sözlerini duyduktan sonra, kafasını bile çevirmeden rahatsız edici bir ses tonuyla küfretti, ‘’Sang Muya, seni küçük piç! Eğer o zamanlar ben rica etmemiş olsaydım, nasıl olurdu da usta seni bir öğrenci olarak kabul ederdi? Dost öğrencilerine böyle vahşice şeyler yapmaya cesaret mi ediyordu? Ustanın fark edeceğinden korkmuyor musun?’’

 

Şeytan görünümlü genç isterik bir kahkaha attı ve söylendi, ‘’Usta? Eğer bunu usta kabul etmemiş olsaydı, nasıl sana böyle açıkça tuzak kurabilirdim?’’

 

Orta yaşlı adamın bedeni, bir ağız dolusu siyah kan kusarken titredi. Bedeni zayıfladı ve uçan kılıcından düştü. Şeytan görünümlü genç soğukça homurdandı ve bedenden birkaç metre uzaktayken, uçan kılıcının üzerinde durdu. Cesedi uçan kılıcıyla birkaç kez bıçaklayarak kavrayıp ayrılmadan önce ölü olduğundan emin oldu.

 

Ancak, sisteki karanlık bir figür görüşüne girerken aniden durdu. Soğuk ter alnını kapladı. Kıdemli öğrenci kardeşini takip ederken, ilahi hissini yaymıştı ve hiçbir şey fark etmemişti. Lakin, bu figür şimdi önünde sessizce belirerek, gelişiminin ondan çok üstün olduğunu belli etmişti.

 

Cesedi zemine fırlattı, ardından hemen ellerini birleştirip kafasını eğdi. Şeytani ifadesi yüzünden kayboldu ve yerine basit, dürüst bir ifade yerleşti. Konuşmaya başladı, ‘’Bu küçüğünüz Savaşan Şeytan Tarikatı’nın öğrencisi, Sang Muya’dır. Kıdemli bu küçüğü neden durdurdu sorabilir miyim? Eğer küçüğünüzün yapabileceği bir şey varsa, kıdemliye yardım etmek için elinden geleni yapacaktır.’’

 

Wang Lin yavaşça sisten çıktı ve soğukça genci inceledi.

 

Genç sanki basit ve dürüst ifadesinin altında yatanları Wang Lin görüyormuş gibi hissetti, bu yüzden aniden dehşete düştü.

 

Sadece ustasıyla yüzleştiği zamanlarda böyle hissediyordu, lakin ustası geç aşama Temel Oluşturma’nın zirvesindeydi ve Merkez Oluşturma’ya adım atmak üzereydi. Bu ondan bile genç duran adam, çoktan Yarı Merkez Oluşturma aşamasına ulaşmış olabilir miydi…

 

Gencin içi titredi ve ifadesi daha da saygılı bir hal aldı.

 

‘’Yaratık kemiğini ver.’’ Wang Lin’in sesi soğuktu ve ufak bir duygu kırıntısı dahi barındırmıyordu.

 

Wang Lin böyle hareket ettikçe, Sang Muya içten içe daha da panikliyordu. Şeytanlar Denizi’nde büyümüştü ve bütün şeytani teknik türlerini duymuştu. Gelişim seviyesi yüksek olmasa da, başarıyla bir çift Şeytani Bilge gözü yetiştirmişti. Güçlü şeytani  gelişimcilerin soğuk, acımasız olduğunu biliyordu, ve bu gözlerle birçok şeytani gelişimci de görmüştü, çoğu sadece numara yapıyordu. Lakin bu önündeki kıdemlinin soğukluğu ve acımasızlığı ruhundan geliyormuş gibi görünüyordu, özellikle de gözleri kalbinin bile soğuğu hissetmesine neden olmuştu.

 

Hızlıca elindeki yaratık kemiğini fırlatırken karşı koyma gibi şeyleri düşünmeye cesaret edemedi.








Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18424 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37654 Bölüm Sayısı


creator
manga tr