Bölüm 121: Dikkatsiz Davranmak

avatar
1641 0

Xian Ni - Bölüm 121: Dikkatsiz Davranmak


 

Çevirmen: Zawoske

Editör: Mehmet Uyar

 

Ölümsüz Birliği aşırı büyük bir organizasyondu. Birkaç kişi dışında, kimse tam olarak kaç ülke birliğin parçası bilmiyordu.

 

Bir ülke için Ölümsüz Birliği’nin gerçek bir üyesi olması için gereken en alt gereksinim 6.dereceye ulaşmak ve kendi gezegenine sahip olmaktı.

 

Genel olarak konuşursak, bir ülke ölümsüz ülkesi olduğu sürece, Ölümsüz Birliği’nden sayılırdı. Ancak sayısız ölümsüz ülkesi vardı, bu yüzden Birlik hepsini kişisel olarak kontrol edecek zamana sahip değildi.

 

Yine genel olarak konuşursak, 5.derece ve altındaki bütün ölümsüz ülkeleri gezegendeki 6.derece ölümsüz ülkesi tarafından kontrol edilirdi.

 

Suzaku ülkesi delice bir hızla yükselmişti. 1.dereceden 6.dereceye sadece 100,000 yılda ulaşarak nadir 6.derece ölümsüz ülkelerinden biri olmuştu.

 

6.derece bir ölümsüz ülkesi olduktan sonra, kendi gezegenlerine sahip olma hakkını kazanmışlardı. O gezegene de Ölümsüz Birliği tarafından Suzaku ismi verilmişti.

 

Suzaku gezegeninde, Suzaku ülkesinin emirleri tanrının emirleriydi.

 

Suzaku gezegeni 18 tane 5.derece ölümsüz ülkesine sahipti. Bir ülke 5.derece bir ölümsüz ülkesi olma şanslarını yerine getirirse, Suzaku ülkesi tarafından on dış savaş alanıyla ödüllendirilirdi.

 

Yani, Suzaku gezegeninde sadece 180 dış savaş alanı vardı. Eğer birisi çökerse, o zaman kalıcı olarak bir tane dış savaş alanı azalırdı. Tabii, 6.derece ölümsüz ülkesinden aşırı yüksek bir fiyata almaya istekli değillerse durum böyle olurdu.

 

Bu dış savaş alanlarının nasıl oluştuğu ve uzaysal çatlakların nereye götürdüğü konusunu ise, 5.derece ölümsüz ülkelerinden hiçbiri bilmiyordu.

 

Her 5.derece ölümsüz ülkesi birçok 4.derece ülkeyi kontrol ederdi ve her 4.derece ölümsüz ülkesi de birçok 3.derece ülkeyi kontrol ederdi.

 

Derece 1 ve 2 ülkelere gelirsek, ölümsüz birliği büyümesine kimsenin karışmaması konusunda kurallar koymuştu.

 

Zhao ülkesi, 4.derece Yeşil Ejderha ülkesi tarafından yönetilen bir 2.derece ölümsüz ülkesiydi. Hepsini de 5.derece ölümsüz ülkesi olan Devasa Şeytan Klanı kontrol ediyordu.

 

Dış savaş alanında büyük bir savaş olduğu her seferinde, Zhao’daki bütün Kadim Ruh gelişimcileri savaş için çağırılırdı. Erteleme veya karşı çıkma şansları yoktu. Geçmişe dönersek, Heng Yue Tarikatı’nın beş Kadim Ruh atası gitmeleri için çağrılmıştı. Gittikleri takdirde, Heng Yue Tarikatı güvende olacaktı, ancak yaşayıp yaşamayacakları belirsizdi. Eğer karşı çıksaydılar, sadece Heng Yue Tarikatı yok edilmeyecekti, ayrıca onlar da öldürülecekti.

 

Aslında, aynı şey neredeyse her 3.derece ölümsüz ülkesinde yaşanıyordu.

 

Bu doğal seçimdir. Dünya, rekabet doluydu. Güçlü birisinden gelen emir, zayıf birisinin uyduğu ve reddedemediği bir şeydi. Belki de bu acımasız dünya da yaşamak zorunda oldukları için ölümsüzlük yoluna adım atmış kişiler, ölümlülerden daha hızlı uyum sağlıyordu.

 

Ya da belki de, yükseklerdeki ölümsüz birliğinin gözünde, bu dünya, bu evren, devasa bir rafine etme kabıydı. İster ölümlüler olsun ister ölümsüzler, ikisi de acımasızca rafine edilirdi. Kadim zamanlarda, gelişim gökleri kavramaya ve kendi Dao’larını takip etmeye odaklanmıştı. Ölümsüzler insanlara zerafet ve cennet vari bir his verirdi.

 

Lakin kadim ölümsüz dünyası ansızın bir felakette çökmüştü. Ardından, Ölümsüz Birliği yükselmiş ve yerini almıştı. O zaman, Dao sözü parçalanmıştı.

 

Herhangi bir arzuya sahip olmadan yapılan gelişimin yıkıma yol açtığı kanıtlanmıştı. Sadece orman kanunları takip edilirse, kişi gerçek ölümsüzlük yoluna adım atacaktı.

 

Nihai sonucu bilmiyor olsalar da, en azından şu anda, Ölümsüz Birliği komutasında, şu anki ölümsüzlük yoluna çalışan kişiler kadim zamanlardaki ölümsüzlerden çok daha güçlüydü. Bu da fazlasıyla yeterliydi.

 

O anda, garip bir olay Devasa Şeytan Klanı’na ait dış savaş alanlarından birisinde patlak vermişti. İlahi histen bir parça almayı başaran her gelişimci panik içindeydi.

 

İlahi hissin her parçası tek bir noktaya doğru atılırken, muazzam bir meteor yağmuru dış savaş alanını kapladığı gözüküyordu.

 

Kısa süre sonra, çoktan çökmenin eşiğinde olan dış savaş alanı bu ilahi hissin gücüne dayanamamış ve cidden çökmeye başlamıştı. Devasa bir delik dış savaş alanında ortaya çıkmış; dış savaş alanının büyük bir parçasını anında yutmuştu.

 

Aynı anda, devasa bir ilahi his dikkatle çatlaktan dışarı çıktı. Peşinden de bir dizi gizemli yaratık geliyordu; bunlar Wang Lin’in tükettikleriyle aynı türdendi.

 

Aynı manzara dış savaş alanının diğer bölgelerinde de belirmişti. Devasa çatlaktan dışarı çıkan üç muazzam ilahi his, dış savaş alanının çökmesine sebep oluyordu.

 

Sayısız gizemli canavar ortaya çıktı ve gördüğü her şeye saldırmaya başladı. Onları çekirge olarak tanımlamak daha uygun olurdu.

 

//Bu kısımdan emin değilim ama çekirgeyi muhtemelen bu canavarlar birini öldürüp başkasına direkt atıldığı anlamında kullanmışlar.

 

Her gelişimci çıldırmışçasına bütün gücünü aktarım dizelerine kaçmak için kullanıyordu. Bir adım daha yavaş olup da, tüketilmekten korkuyorlardı.

 

Birçok kılıcın umutsuzca uçtuğu görülebilirdi.

 

Devasa üç ruh belirdiğinde, Wang Lin anında fark etmişti. Bu üçlü komşusu olduğu için ilahi hisleri son derece tanıdıktı.

 

O anda, üç yıl önce gönderdiği ilahi hissi yavaş yavaş geri dönüyordu. Bir parçası her döndüğünde, ilahi hissi genişliyordu ve bu büyüme başlangıç boyutuna ulaşana kadar da durmayacaktı.

 

Wang Lin acele etmiyordu. Bağdaş kurarak oturdu ve bu yabancı bedene alışmaya çalıştı. O sırada, birkaç gizemli yaratık ortaya çıktı ve anında Wang Lin’i fark ettiler. Bir süre tereddüt ettiler, ancak Wang Lin’in cezbeden yapısına dayanamadılar ve genç adama doğru atıldılar.

 

Wang Lin’den birkaç metre uzaktaydılar ki, genç adam gözlerini açtı ve bağırdı, ‘’Yerinizi bilin!’’

 

Devasa ilahi ruh aniden yayıldı. Çığlıklar atıp anında dağılırlarken doğal düşmanlarıyla karşılaşmış gibi duruyorlardı.

 

Ancak kaçabilme şansı yakalayamadan önce, Wang Lin tarafından yakalandılar ve saniyesinde tüketildiler. Genç adam daha fazlasını tüketmek üzereyken, devasa bir ilahi his ortaya çıkarak durdurmaya çalıştı.

 

Wang Lin soğukça homurdandı. Sadece geri çekilmemekle kalmayıp, ona saldırmak isteyen bütün garip yaratıkları tüketti. Diğer devasa ilahi his bir iç geçirdi ve hiçbir şey söylemedi.

 

Wang Lin’in ilahi hissinin büyük kısmı bedenine geri dönmüştü, ancak, dış savaş alanında olmayan hala birkaç parça ilahi hissi vardı, tabii bu yüzden geri dönemiyorlardı. Ne var ki, ilahi hissinin gücü açısından, önceki haliyle arasında neredeyse hiç fark yoktu.

 

‘’Millet, geçeceğim!’’ Genç adam ilahi hissini yaydı ve harekete geçti.

 

Bu ilahi his anında bütün dış savaş alanını kapladı ve mutluca yemekleriyle ilgilenen üç ilahi his ansızın durdu.

 

Kısa süre sonra, her biri Wang Lin’e bir mesaj gönderdi.

 

‘’Oldukça güçlüsün. O yerden ayrılmayı başardığına inanamıyorum."

 

‘’Bu yer çökmek üzere. Bizim işimiz ruh yutanlar olarak buranın çökmesini engellemek için ruhları yutarız. Sen de bir ruh yutansın. Neden görevine ters düşüyorsun?’’

 

‘’Yeni doğan ruh yutan, avare ruhlarım sizi rahatsız etti, bu yüzden onları cezalandırma hakkına sahipsiniz, ancak çökmüş bir boşluğu yutmak biz ruh yutanların doğma sebebidir. Hatta o boşluğu yutmazsak, diğer ruh yutanlar bu yeri yutmak için gelecektir.’’

 

Üç ilahi hissin hepsi kısa mesajlar yollamıştı. Daha fazla yutmakla uğraşmıyorlar ve Wang Lin’in yanıtını bekliyorlardı. Onların görüşünde, Wang Lin üçüyle aynı seviyedeydi.

 

Bu, Wang Lin’in ruh yutanları ilk duyuşuydu. Mai Liang’ın anılarını tararken biraz düşündü, aktarım dizisinin açılmak üzere olduğunu biliyordu. Eğer bütün dış savaş alanı çökerse, aktarım dizisinin hala açık kalabileceğinden emin değildi.

 

‘’Sizi durdurmak istemiyorum dostlarım, lakin umarım yavaşlarsınız da dış savaş alanının çökmesi daha uzun sürer.’’

 

‘’Tamam.’’

 

‘’Nasıl istersen.’’

 

‘’Bana da uyar, ancak avare ruhların avlanmasını durduramazsın.’’

 

Bir anlaşma yaptıktan sonra, Wang Lin Mai Liang’ın anılarına dayanarak aktarım dizisinin bulunduğu yere doğru harekete geçti. Yoldayken, avare ruhlar ne zaman onu fark etse, hepsi dehşete düşüyor; hızlıca geri çekilip genç adamı engellemeye cesaret edemiyorlardı.

 

Yol boyunca, Wang Lin yeni bedeninde oldukça yapmacık hissediyordu. Her ne kadar Mai Liang’ın yeteneği ve ruh kökü gerçekten iyi olsa da, daha önce sahip olduğundan birkaç kat daha iyi olsa da, sonuçta, ele geçirilmiş bir bedendi. Tamamen devralmadan önce bir süre rafine edilmesi gerekiyordu.

 

Bu noktada, bedeninde hiç ruhsal enerjisi yoktu ve hareket etmek için ilahi hissine dayanıyordu. İlk yapması gereken şey kapalı kapı eğitimi yapabileceği bir yer bulmalıydı, gücünü toparlayacak ve güçlü ilahi hissiyle Zhao’ya geri dönüşündeki katliam haritasını çizecekti.

 

Uçarken, Wang Lin aniden durdu ve kuzeybatıya döndü. Biraz düşünmenin ardından, oraya doğru uçmaya başladı. Çok geçmeden, ona doğru gelen üç ışık huzmesi görmüştü. Işık huzmelerinin peşinde de yakından takip eden on avare ruh vardı.

 

Zhou Zhiong Hou Fen ülkesindeki Savaş Tanrısı Tapınağı’nın bir öğrencisiydi. Normalde, oldukça tatlıydı, ancak şu an dudakları büzülmüş, saçı dağılmış, terle kaplanmıştı, ve bedenindeki ruhsal enerji tamamen tükenmişti. İki kıdemli kardeşine bakarken yüzü acıyla kaplandı. Kardeşlerinin yüzleri de umutsuzca kaçarken kederle doluydu.

 

‘’Korkarım ki Savaş Tanrısı Tapınağı’ndan hala hayatta olan sadece biz varız…’’ Zhou Zihong acınası bir kahkaha attı. Üç gün önce, Savaş Tanrısı Tapınağı’ndan hayatta kalan on kişi vardı, ancak kim dış savaş alanın aniden çökeceğini ve bütün o garip yaratıkların ortaya çıkacağını düşünürdü? Bu avare ruhlar tarafından yakalanan kişiler ölüyordu ve bir mumya haline gelene kadar bedenlerindeki öz tüketiliyordu.

 

Ve bu garip yaratıklar mumyaların içinde saklanmayı seviyormuş gibi görünüyordu. Sırf bu yüzden, ne zaman bir ceset ortaya çıksa, herkes dehşete düşüyordu.

 

//Bölüm gecikti dostlar, kusura bakmayın biraz lafa dalmışım, mazur görürsünüz artık :)

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18179 Üye Sayısı
  • 792 Seri Sayısı
  • 37503 Bölüm Sayısı


creator
manga tr