Bölüm 120: Wang Lin'in Geri Dönüşü

avatar
1708 1

Xian Ni - Bölüm 120: Wang Lin'in Geri Dönüşü


 

Çevirmen: Zawoske

Editör: Mehmet Uyar

 

Xu Hao , 3.derece ölümsüz ülkesi Julu’daki Ruh Sanatı Tarikatı’nın 6.neslinden bir öğrenciydi. Devasa bir kayanın tepesinde oturuyordu. Yıllardır topladığı kazançlarını saydığı sırada ses aktarım yeşimi aniden titremeye başlamıştı.

 

Xu Hao’nun kaşları kalkarken yeşim taşını alnına yerleştirdi. O anda, aşırı aceleci bir ses zihninde yankılandı.

 

‘’Çabuk, 48 derece kuzeybatıya gel. Sahibi olmayan bir parça ilahi his belirdi.’’

 

Mesajı gönderen kişi, dış savaş alanında tanıştığı Ge Yang isimli iyi bir arkadaşıydı. İkisi de geç aşama Temel Oluşturma seviyesindeydi. Sıklıkla takım olup diğer insanları hazineleri için öldürürlerdi, bu yüzden aralarında ilişki çok iyiydi.

 

Xu Hao bunu duyduğunda, ifadesi anında değişti. Aşırı heyecanlanmıştı. İlahi his dış savaş alanındaki en önemli şeydi, büyülü hazineleri çalıştırmaktan bile daha önemliydi.

 

Sadece güçlü gelişimcilerin Kadim Ruhları bedenlerinden kaçabilirdi, ancak o zaman öldüklerinde arkalarında bir parça ilahi his bırakma şansları olurdu.

 

Xu Hao ilahi hissin belirli kullanımlarını anlamamıştı, ancak dış savaş alanına girdiğinde öğrenmişti; elçi daha yüksek derecedeki ölümsüz ülkelerinin istediği şeyleri sıralamıştı ve ilahi his ilk onun zirvesindeydi.

 

Listedeki şeyler getirilmeliydi ve onlar için belirli ödüller verilirdi. Bunun hakkında düşünürken, Xu Hao hızlıca kuzeybatıya doğru uçtu.

 

Vardıktan sonra, büyük miktarda insanın buraya toplandığını fark etmişti. Mesafede, mavi bir noktayı çevreleyen büyük bir bariyer vardı. Bu mavi nokta hareketsizce dururken sadece süzülüyordu.

 

Xu Hao’nun gözleri, boyutsal çantasını tokatlayıp siyah bir yaba çıkarırken ve ileri atılırken açgözlülüğünü gözler önüne sermişti.

 

Wang Lin’e gelince, sessizce uzaysal çatlakların belirmesini bekliyordu. Aniden, sekiz uzaysal çatlak ilahi hissinde belirdi.

 

Wang Lin’in ilahi hissinin parçaları hızlıca çatlaklara girdi ve kesildi. İlahi hissini sekize bölüp göndermişti.

 

Bu süreç devam ederken Wang Lin’in ilahi hissi sayısız parçaya bölünürken küçüldükçe daha da küçülüyordu.

 

Geçen üç yılda, dış savaş alanı çılgın bir hal almıştı. O zamandan beri, Xu Hao ve Ge Yang ilahi hissin parçasını aldığı zamandan; dış savaş alanındaki herkesin delirmesine sebep olarak, ilahi his günlük olarak belirmeye başlamıştı.

 

Dış savaş alanında bu kadar çok ilahi hissin belirmesi inanılmaz bir olaydı. Eğer yüksek derece ölümsüz ülkeleri bu garip olayı keşfederse, anında dikkatlerini çekerdi. Ancak geçen üç yılda, dış savaş alanını kontrol etmek için birini yollamamışlardı.

 

Dış savaş alanı dengesiz bir duruma adım atmıştı. Bilinmeyen birkaç sebep yüzünden, içeridekiler ayrılamıyor ve dışarıdakiler de içeri giremiyordu.

 

Sorunun nedeni uzaysal çatlaklardı. Geçilen bu on yıl da, aşırı fazla uzaysal çatlak belirmişti. Hatta birkaç giriş sayısız uzaysal çatlaklarla dolmuştu.

 

4. ve 5.derece ölümsüz ülkeleri uzmanları dış savaş alanının çökmek üzere olduğuna karar vermişti. Eğer şu anda içine bir Kadim Ruh dahi girerse, çökmesine sebebiyet verirdi.

 

6. derece bir ölüm ülkesinden tamir etmesini isteme konusuna gelirsek, bedeli açıkça çok pahalıya patlardı. Dış savaş alanında görülen büyük miktardaki ilahi histen haberdar olsalar dahi, yine de yapmazlardı ve bedelin 5.derece ölümsüz ülkelerine bölüştürüleceği göze alınırdı.

 

Ve en önemlisi, birden fazla dış savaş alanı vardı, yani bir tanesini tamir etmeye gerçekten ihtiyaç yoktu. Genel kurala göre, bir dış savaş alanı daha fazla kullanılamayacaksa, sadece terk edilirdi.

 

Lakin bütün uzmanların kafasını karıştıran şey bu dış savaş alanının çökmeye başlamadan önce binlerce yıl daha dayanması gerektiğiydi. Son on yılda çöküşünü hızlandıracak ne olmuş olabilirdi ki?

 

Tabii, bütün bunların Wang Lin yüzünden yaşandığını bilmiyordu. Eğer gördüğü bütün uzaysal çatlaklara pat diye vurmuş olmasaydı, bunlar yaşanmazdı.

 

Boşluktaki zaman akışı, dış savaş alanındaki zaman akışından farklıydı. Boşlukta geçirilen 100 yıl dış savaş alanında geçirilen sadece bir yıla eşdeğerdi.

 

Daha doğrusu, Wang Lin dış savaş alanında yedi yıldır uzaysal çatlaklara vurmakla uğraşıyordu, ancak boşlukta 700 yıldır her gördüğü uzaysal çatlağa vuruyordu.

 

700 yıl boyunca durmadan devam eden bu durum, dış savaş alanının daha hızlı çökmesine sebep olmuştu. Şu anda, 4. veya 5.derece ölümsüz ülkelerindeki hiçbir gelişimci dış savaş alanına girmeye cesaret edemiyordu.

 

Sadece içeridekilere mesaj gönderebiliyorlardı. Onlara, temizlemeyi iptal etmelerini, bütün ilahi hissi birlikte çalışarak toplamalarını ve bir aktarma dizisine bırakmalarını söylemişlerdi.

 

Wang Lin ruhu daha da küçülürken zaman hissiyatını kaybetmişti. Şu anda, ilahi hissini daha fazla dağıtmıyordu. Büyük bir çatlağın belirmesini bekliyordu.

 

Bu gün, Wang Lin’in ilahi hissinde, normalden birkaç kat büyük bir uzaysal çatlak belirdi. Tereddüt etmeden, genç adam çatlağa girdi.

 

 

Mai Liang bir büyülü hazineye odaklanmıştı. Bu büyülü hazine daha önce gördüğü siyah ışığa çok benziyordu. İkisi de kendi başına uçabiliyordu. Bu hazineyi üç gündür takip ediyordu ve tamamen yıpranmıştı.

 

Önündeki mor kılıca bakarken çarpıkça gülümsedi; içinden aracı çalınmamış olsaydı hazineyi kolayca yakalayacağını ve şimdi olduğu kadar yorulmayacağını düşünüyordu.

 

Aracı hakkında düşünürken, o zaman gördüğü düşünemeden edemedi. Geçen 10+ yılda, o hazine hakkında fanteziler kurmadan duramamıştı. Devasa Şeytan Klanı’nın bir üyesi tarafından takip edildiğine göre, mutlaka gökyüzüne başkaldıran hazinelerden olmalıydı.

 

Her aklına geldiğinde, iç çekmeden edemiyordu.

 

Mai Lian kendi kendine mırıldandı, ‘’Buradan çıkmamı sağlayacak aktarma dizisi genç veya erken açılmayacak, tam olarak 50 yıllık zaman limitim bittiğinde açılacak. Lakin ne yaşanırsa yaşansın, nihayetinde eve gidebileceğim. Geçen birkaç yılda, etraf aşırı tehlikeli bir hal aldı. Bütün bunların sebebi de belirip duran ilahi hisler. Bu uçan kılıcı aldıktan sonra, toplanma noktasına geri döneceğim. Hehe, küçük çırak kız kardeşim, bekle beni. Kıdemli çırak kardeşine arkanı dönemezsin. Ben vahşi bir hayvanım ve sadece seni gerçekten seviyorum.’’

 

‘’Ancak elli yıl geçti, acaba küçük çırak kız kardeşim şu an nasıl görünüyor? Şey… Savaş Tanrısı yöntemine çalışıyordu ve duyduğuma göre özelliği kişinin genç kalmasını sağlıyordu, yani en fazla otuzlarında görünmeli. Eğer yaşlı bir kadın olduysa, o zaman pes etsem iyi olur. Hmph hmph, Savaş Tanrısı Tapınağı’ndan düzinelerce insan buraya geldi, ancak sadece on veya biraz daha fazlası hayatta kaldı. Geri dönünce, benim için üstatlar gelişimime yardım edecek kaynaklara odaklanacaktır. Ve öncesinde aldığım haplar çok güçlüydü. Sadece bir hap beni genç tutacaktır. Ayrıldıktan sonra, sadece 20 yaşında bir genç adam gibi gözükeceğim. Bu sayede, istediğim her kadına sahip olabilirim. ‘’ Mai Liang motivasyon kazanırken muzip bir gülümseme sergiledi.

 

Tam Mai Liang gururu hissederken, iki ışık huzmesi aniden yaklaştı. Bir göz kırpmalık sürede, Mai Liang’ın yanına ulaşmışlardı. Huzmelerden birisi genç adamı geçerek mor kılıca atıldığı sırada, 30 yaşlarında bir figür ortaya çıktı. Figürün ifadesi uçan kılıcı yakalayıp tek kelime etmeden boyutsal çantasına atarken kararmıştı. Ardından, dönerek Mai Liang’a soğukça bakmaya başladı.

 

Diğer ışık huzmesinden de siyahlara bürünmüş orta yaşlı bir adam çıktı. Orta yaşlı adam Mai Liang’ın arkasında durdu ve dudakları kıvrılarak hafifçe gülümsedi.

 

Mai Liang’ın ifadesi değişirken söylendi, ‘’Xu Hao, Ge Yang!’’ İçinden sızlanıyordu. Bu figürleri daha önce mesafeden görmüştü. İkili bir sürü insanı hazinelerini çalmak için öldürdüğünden dolayı kötü şöhrete sahipti.

 

Mai Liang sert bir ifadeyle boyutsal çantasını çıkardı ve Xu Hao’ya fırlattı. ‘’Ölümsüz kardeşlerim, burada geçirdiğim zaman boyunca elde ettiğim her şey burada. Hepsini alabilirsiniz. Sadece hayatta kalmak istiyorum. ‘’ Genç adam yalvardı.

 

Xu Hao şaşırmıştı. Boyutsal çantayı yakaladı ve ilahi hissiyle inceledi. Gülümseyerek söylendi, ‘’Karşılaştığım en korkak insansın, ancak ayrıca en pratik olan da sensin. Pekala, bu seferlik gitmene izin vereceğim. Defol!’’

 

Mai Liang rahatladı. İfadesi aniden değişirken geri çekilmek üzereydi. Bir uçan kılıç göğsünü deldiği gibi bir ağız dolusu kan kustu. Bedeni titrerken hayatının ellerinden kaydığını fark etti. Bedenini arkasına dönmek için zorladı ve Ge Yang’a bakarak konuşmaya başladı, ‘’Sen…’’ Lakin devamı gelmedi.

 

Ge Yang elini salladı. Uçan kılıcı geri gelirken, söylendi, ‘’Gitmene izin vereceğimi söylemedim.’’ Bununla birlikte, Mai Liang’a fazladan bir bakış bile atmadan ayrıldı.

 

Xu Hao bir ses çıkarttı ve kafasını iki yana salladı. Ge Yang’ın Mai Liang’ı öldürmesinin altında yatan nefreti biliyordu; bu nefret Mai Liang’ın boyutsal çantasını ona vermesi gerçeğinden dolayı olduğunu da biliyordu. O ve Ge Yang bir anlaşma yapmıştı: boyutsal çantayı ilk kim alırsa, kimin çantası olduğu önemli değildi, daha fazla kavga edilmezdi.

 

Eğer Mai Liang boyutsal çantasını Ge Yang’a vermiş olsaydı, Xu Hao aynı hareketi yapardı.

 

Mai Liang’ın bilinci önünde küçük çırak kız kardeşinin resmi gözükürken çoktan bulanıklaşmıştı. Gözlerini yavaş yavaş kapadı. Tam o anda, büyük bir uzaysal çatlak Mai Liang’ın yanında belirdi ve devasa bir ruh dışarı atıldı.

 

Ruh belirdiği anda, durdu ve Mai Liang’ın bedenine daldı. Mai Liang’ın gözleri aniden açıldı. Altın ışık sütunları gözlerinden saçılmaya başlamıştı.

 

Göğsündeki yara görülebilir oranda iyileşmişti. Çok geçmeden, tamamen yenilendi. Dudaklarını araladığı gibi, soğuk bir sesle konuşmaya başladı.

 

‘’Teng Huayuan, bendeniz Wang Lin, geri döndü! İlahi His! Geri Dön!’’

 

Aniden, dış savaş alanındaki Wang Lin’e ait olan bütün ilahi his, bir boyutsal çantanın içinde olsun, biri tarafından rafine edilmiş olsun, birinin bedeninde olsun veya birileri almak için kavga ededursun, hepsi titremeye başladı.

 

Dış savaş alanındaki ilahi his parçaları birer birer Wang Lin’e doğru toplanıyordu.

 

Daha önce hiç meydana gelmemiş bir panik, ilahi histen bir parçaya sahip olan her gelişimcinin içinde belirmeye başladı…

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18324 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37546 Bölüm Sayısı


creator
manga tr