Bölüm 109

avatar
1416 0

Xian Ni - Bölüm 109


 

Çevirmen: Zawoske

Editör: Mehmet Uyar

 

Soruyu soran kişi şaşıp kaldı. Wang Lin’in doğruyu söylemeye istekli olmayacağını düşündü, bu yüzden acı acı gülümsedi. Boyutsal çantasına hafifçe bir fiske vurduğu gibi, nişanı fırlatıp arkasını dönerek yüksek sesle söylendi, ‘’Piao Miao Tarikatı dış savaş alanına girme şansından vaz geçiyor. Vadi açılınca, ayrılıyoruz.’’ Bununla birlikte, grubuna güneybatıya doğru liderlik etti ve yavaşça kayboldu.

 

Birinin önderliğiyle, çoktan nişanlarını kaybetmiş tarikatlar durumlarını açıklamış, hatta her öğrencinin boyutsal çantası gösterilmişti. Ardından da üç tarikat daha ayrılmıştı.

 

Nişanı olan son tarikat He Huan Tarikatı’ydı. Gruba liderlik eden kadın öğrenci nişanı teslim etmedi, bunun yerine kalan diğer tarikata baktı, Wu Feng Vadisi.

 

//Bu Wu Feng Vadisi iki şekilde kullanılıyor, birisi tarikat birisi ise bulundukları bu vadi.//

 

Wu Feng Vadisi’nin lideri ölmeyi unutmuş yaşlı bir adamdı. Çoktan yarı Merkez Oluşturma aşamasındaydı ve çekirdeğini oluşturmak için sadece birkaç yıllığına kapalı kapı eğitimi yapmaya gitmesi gerekiyordu.

 

Wang Lin’e dik dik baktı ve alayla gülümsedi, ‘’Küçük bebek, bu yaşlı adam bütün nişanları benim için topladığından teşekkür ediyor. Nişanları arkanda bırak, ardından defolabilirsin.’’

 

He Huan Tarikatı’nın liderinin kaşları gevşedi. Tarikatından birkaç kişiyi aldıktan sonra, hepsi yavaşça geriledi.

 

Wang Lin’in bakışları kibirli yaşlı adamın üzerine yerleşmeden önce hepsini süpürdü. Ardından, tek kelime etmeden, boyutsal çantasını fiskeledi ve camgöbeği rengi bir pirinç tanesi havada belirdi.

 

Yaşlı adamın yüzündeki ifadeden Wang Lin’e tepeden baktığı rahatça anlaşılıyordu. O insanları Wang Lin gibi temizce öldürebileceğini hissediyordu. Onun bakış açısına göre, Wang Lin gücünü gizliyordu, ancak en fazla, genç adamın gerçek gücü geç aşama Temel Oluşturma seviyesinde olabilirdi.  Gelişim seviyesinin Wang Lin’inle aynı olduğuna inanıyordu. Aynı seviyede olsalar bile, Wu Feng Vadisi’nin ana hazinelerinden, Göksel Yıldırım Rüzgârı Ateş Yelpazesi’ni kullanırken, zaferinin garanti olduğuna şüphe yoktu.

 

Şimdiyse Wang Lin etkileyici olmayan küçük bir ışık noktası çıkardığını görünce, dudakları kıvrılarak küçümseme dolu bir gülümseme yüzünde yer edinmişti. Kardeş öğrencilerine bağırmaya başladı, ‘’Hepiniz, geri çekilin ve bu kibirli veledi nasıl yok edeceğimi izleyin!’’

 

Bununla birlikte, elini salladı ve küçük, 7 santimetre boyutunda bir yelpaze elinde belirdi. Yelpazenin üzerindeki sayısız altın ateş sembolleri, son derece güzel görünmesini sağlıyordu.

 

Wu Feng Vadisi’nin diğer öğrencilerinin ifadesi yaşlı adamın sözlerini duyduklarında ve yelpazeyi gördüklerinde değişti. Bilinçsizce gerilediler. Hatta bazıları biraz rahatlamayabilmeden önce 100 adımı aşkın mesafe gerilemişti.

 

Wang Lin harekete geçti ve şaşkınlıktan dili tutulmuş Li Shan’ı yakalayarak hızlıca geri çekildi. Geri çekilirken, çekim gücü tekniğini pirinç tanesini kontrol etmek ve yaşlı adama doğru fırlatmak için kullandı.

 

Yaşlı adamın yüzü kibirle doluydu. Yelpazeye vurdu ve yelpaze açıldı. Yelpaze açılırken, altın bir ışık huzmesi fırladı.

 

Aniden, garip bir rüzgar ortaya çıktı ve yelpazenin etrafında süzülmeye başladı. Hemen ardından, yelpazenin üzerindeki altın alev canlı gözükürken, bölgenin sıcaklığı anında yükseldi.

 

Tam o anda, camgözü rengi tane garip rüzgarın dış katmanına çarptı. Sonraki andaysa, altın alev taneyi çevreledi.

 

Genç adamın ifadesi sıradandı. Kafasından düşünürken ayakları durmaksızın hareket ediyordu, ‘’Patla!’’

 

Garip rüzgarın ve altın alevlerin ortasından, camgözü rengi bir ışık patlak verdi. Işık tepeye ulaştığında, bir gürültüyle patladı ve camgözü rengi ışık halkası oluşturarak bir gelgit dalgası gibi yayılmaya başladı.

 

Bu sahne dörtnala koşturan 10,000 at varmış gibi duruyordu. Bir anda, 300 metreyi aşkın alan içindeki her şeyi kapladı.

 

Rüzgar normalde maddi olmayan bir şeydi, ancak Ji Alemi’nin gücü altında, rüzgar bile mavi buz parçalarına dönüşüp yere düşmüştü. Sıradaki altın alevlerdi. Alevler donmadan önce ortaya çıkmaya dahi fırsat bulamamıştı. Eğer birisi yakından bakacak olursa, buzun içinde alevin hala yanıyormuş gibi göründüğünü görebilirdi.

 

Wu Feng Vadisi’nin hazine gelinince, Göksel Yıldırım Rüzgarı Ateş Yelpazesi buzla kaplandığından açık formunu koruyordu.

 

Yarı Merkez Oluşturma aşamasındaki yaşlı adam tepki vermeye zaman bile bulamamıştı. Buza dönüştüğünde, yüzü hala alay ve kibirle doluydu.

 

Arkasında 17 Wu Feng Vadisi öğrencisi vardı. 100 metreyi aşkın mesafe gerileyen bir tanesi bile kaçamamıştı. Hepsi buzdan heykellere dönmüştü.

 

300 metrelik yarıçap içinde, hayatta kalan hiçbir şey yoktu. Nefes alan her şey ölmüştü. Bu bölge yaşamanın yasaklandığı bir yer haline gelmişti.

 

Li Shan’ın zihni, önündeki sahneye şaşkınca bakarken bomboştu. Kalbi limitlerine kadar sarsılmıştı. Ağzını açtı, ancak konuşamadı. Wang Lin’e karşı olan bakışları gittikçe daha da saygılı bir hal aldı.

 

He Huan Tariaktı öğrencileri 500 metre uzaklaştıkları için kaçabilmişlerdi, ancak Wang Lin’in soğuk bakışları üzerlerine kilitlendiğinden dolayı hareket etmeye cesaret edemiyorlardı.

 

Wu Feng Vadisi öğrencileri buzdan heykellere dönüşerek önlerinde He Huan Tarikatı öğrencileri şok içinde bırakmıştı. Ondan fazla buzdan heykele bakınca, liderlik yapan kadın öğrencinin yüzü soluklaştığı gibi tereddüt etmeden nişanını çıkardı. Zemine nişanı dikkatle koyduktan sonra, Wang Lin bağırdı, ‘’Toplamda kaç nişanın var?’’

 

Kadın öğrencinin bedeni titredi. Korkusunu bastırarak, titreyen sesiyle konuştu, ‘’Toplamda 7 tane var.’’

 

Wang Lin’in ifadesi gizlice hesaplarken aynı kaldı. Wu Feng Vadisi’nin nişanı yoktu ve elinde Piao Miaoo Tarikatından bir tane, Xuan Dao Tarikatı’ndan iki tane ve bir tane de He Huan Tarikatı’ndan nişan vardı. Toplamda 4 tane yapıyordu. Sadece 3 tane daha elde ederse hepsine sahip olmuş olacaktı. Ancak Ceset Tarikatı’nı sembolize eden nişan formasyonda geç aşama Temel Oluşturma öğrencileriyle birlikte kaybolmuştu. Ceset Tarikatı’ndaki bir taneyi göz ardı ederse, toplamda iki tane daha vardı.

 

Jue Ming Vadisi’ne girmeden önce, Yi Zizai’den vadideki yarışmanın diğerlerinin nişanlarını çalmak olduğunu duymuştu. Buna göre ve Si Tu Nan’ın dış savaş alanına nasıl gireceğiyle alakalı açıklamalarıyla, her şey hakkında mutlak bir anlayış kazanmıştı. Kadın öğrenciye döndü ve aniden konuşmaya başladı:

 

‘’Dış savaş alanına girmek için kaç yer var?’’

 

Kadın öğrenci şaşırdı. Tereddüt ediyordu, ancak Wang Lin’in bedenini titreten soğuk bakışlarını fark edince hızlıca yanıtladı, ‘’Üç. Sadece üç yer var.’’ Bununla birlikte, açıklamasının yeterli olmayacağından ve Wang Lin’in sinirleneceğinden korktuğu için, hızlıca ekledi, ‘’Toplamda 7 nişan var, ancak üçten fazla nişan yok edilmezse, Zhao ülkesi dış savaş alanına girme hakkını kaybedecek.’’

 

Wang Lin ona baktığında, kadın öğrenci korkuyla kaplanmıştı. Endişeyle söylendi, ‘’Ölümsüz… ölümsüz kardeşim, kalan üç nişandan, birinin nerede olduğunu biliyorum. Eğer gitmemize izin verirsen, söyleyebilirim…’’

(1/Belki 2 gelebilir)

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18136 Üye Sayısı
  • 790 Seri Sayısı
  • 37403 Bölüm Sayısı


creator
manga tr