Bölüm 88: Garip Mavi Tenli Kişi

avatar
1937 2

Xian Ni - Bölüm 88: Garip Mavi Tenli Kişi


Çevirmen: Zawoske

Editör: Mehmet Uyar

 

Karnına dokunarak, Wang Lin mırıldandı, ‘’Nihayet neden Yeraltı Yükseliş Tekniği diye adlandırıldığını anladım.’’

 

Yeraltı Yükseliş Tekniği birini meditasyon yaparken ölümüne yakın bir duruma sokuyordu. Kişi, Yin enerjisini daha kolay özümsemek için ölüme yani yeraltı dünyasına yakınlaşma durumunu kullanıyordu. Ancak, eğer bir hata yapılırsa, o birisi gerçekten yeraltına girerdi.

 

Gerçekte, 6.seviye bir ülkede bile, pek fazla insan Yeraltı Yükseliş Tekniği’ni kullanmaya cesaret edemezdi. Si Tu Nan bu tekniği başarıyla geliştiren birkaç kişiden biriydi. 6.seviye ülkelerdeki bütün iblis geliştiricileri bile, bunu halen garip bir yöntem olarak görüyordu.

 

//Şimdi bu Yeraltı Yükseliş Tekniği’ne bir bölümde teknik dedi sonra Yöntem demeye başladı. Bu yüzden ben bazı yerlerde yöntem kullanabilirim, olay İngilizcesinde ikisi de aynı şey.//

 

Garip bir teknik olarak düşünmesinin nedeni, aşırı büyük değişimindendi. Bazıları için, değişim gelişimci için iyiydi, diğerleri için ise, değişim ölüm anlamına geliyordu.

 

Wang Lin kalıntılarda kalmaya başlamıştı. Her gece, meditasyon yapıyor ve Yin enerjisi özümsüyordu. Bir ay böylece geçip gitti.

 

Geçen ay boyunca, Yeraltı Yükseliş Tekniği’ne pratik yapmak dışında, ayrıca Cennet’e Başkaldıran Boncuk’un burada ruh sıvısı oluşturabildiğini fark etmişti. Ancak, ruh sıvısının depoladığı enerji ruhsal enerji değildi, bunun yerine Yin enerjisiydi.

 

Sonuç olarak, Wang Lin boncuk hakkında biraz daha bilgi kazanmıştı.

 

Wang Lin Yin ruh sıvısını toplamaya başlamıştı. En çok Yin ruh sıvısının ortaya çıktığı an gece yarısıydı.

 

Yin ruh sıvısını aldıktan sonra, oldukça fazla Yin enerjisi depolasa da, ruh sıvısındaki normal ruhsal enerjiyle karşılaştırınca, aynı seviyede olmadığı görülüyordu.

 

Eğer Yin ruh sıvısının etkisi normal ruh sıvısı ile karşılaştırılırsa,  o zaman sadece kar suyu seviyesindeydi. Saf ruh sıvısının kalitesinden uzaktı.

 

Açıkça Konuşulursa, Yeraltı Yükseliş Tekniği tamamen birisinin ne kadar Yin enerjisi özümseyebildiğiyle alakalıydı. Birisi daha fazla özümserse, o kadar güçlenirdi. Sonuç olarak, Wang Lin Cennet’e Başkaldıran Boncuk’un boşluğuna, gün boyunca Yin sıvısıyla gelişim yapmak için girmişti.

 

Zaman geçtikçe, Wang Lin daha da fazla Yin enerjisi özümsemeye başladı. Ne zaman meditasyon yapsa, bedenini çevreleyen Yin enerjisine yavaş olsa da gittikçe daha fazla uyum sağlıyordu. Her seferinde, sanki kalbi durmuş gibi görünürken, kalp atışları aşırı zayıflayana kadar yavaşlıyordu.

 

Kalbinin neredeyse durduğu zamanlarda olmuştu, ancak hayata tutunmayı başarmıştı.

 

Bir sabah, Wang Lin girdiği trans durumundan uyandı. Derin bir nefes alarak, ‘’Oldukça çok Yin enerjisi özümsedim. Şimdi ilk atılımımı yapabilmeliyim.’’

 

Aniden, çevresindeki sis formasyonuna kafası karışmış bir ifadeye baktı. Kollarını salladı ve sisin içinde bir yol açıldı.

 

Formasyonun dışına çıktığında, kalıntılara doğru giden birkaç derin izi fark etti. Işık sütununu beklerken dayanamayan birkaç yaralı vahşi yaratık aklına geldi.

 

Ama şimdi, vahşi yaratıkların cesetleri gitmişti. Kalıntıların derinlerine sürüklenmiş gibi gözüküyorlardı.

 

‘’Halen kalıntılarda insanlar olabilir mi?’’ Soğuk bir düşünce, Wang Lin’in zihninde belirdi. Cesetleri götürmek için bu kişi geldiğinde, nasıl olmuştu da fark etmemişti.

 

Wang Lin’in bakışları daha da ciddileşti. Çabucak odasının etrafını kontrol etti ve formasyonlara saldırıldığına dair bir iz bulamadı.

 

Çenesini okşadı. Ardından, bir yıldırım vari bir hızla ormana atıldı ve geri iki yaratık iskeletiyle döndü. İskeletleri yana fırlattıktan sonra, formasyona geri döndü ve beyaz bir ışık fırladı. Formasyonun sisi daha da kalınlaştı, dışarıdaki sesler sisin içindeyken duyulabiliyordu.

 

Bütün bunları yaptıktan sonra, Wang Lin hala rahatsız hissediyordu, sanki üzerine dev bir gölge çökmüştü. Uzun süre sonra, sakinleşti ve ilahi hissini etrafına yaydı. Biraz Yin sıvısından içip çevresini dikkatle izlerken gelişim yapmaya başladı.

 

Ay, gökyüzündeki yerini aldı. Gece boyunca, Wang Lin hiç Yin enerjisi özümsemedi, bunun yerine dikkatini çevresine odakladı. İlahi hissini azami sınırlarına kadar yaydı. Yüzlerce metre uzaktaki bir çimin hareketlerini bile hissedebiliyordu.

 

İki iskelete fazladan dikkat ediyordu. Kalıntılarda yaşayan ve geceleri ortaya çıkan yaratığın ne tür olduğunu görmek istiyordu.

 

Zaman yavaşça geçti. Gece yarısı gelmiş ve Yin enerjisi aşırı yoğunlaşmıştı. Wang Lin gelişim yapmıyordu, bunun yerine dikkatle çevresini izliyordu.

 

İlahi hissini yaydığı bölge, tamamen sessizdi. İki iskelet içlerine giren Yin enerjisi sayesinde, donmaya başladı. Kalıntıların dışındaki orman bile korkunç derecede sessizdi.

 

Geceleyin ilahi hissini yaydığı ilk sefer değildi. Daha öncesinde, gece geç saatlerde bile, birkaç yaratığın yakarışları duyulurdu; bu sessizliğin hüküm sürdüğü ilk seferdi.

 

Aniden, kalıntılardaki Yin enerjisinin hareketlenmeye başladığını fark ederken ifadesi değişti.

 

Alayla gülümserken ve soğuk gözleriyle çevresini izlerken bakışları Yin enerjisine odaklanmıştı.

 

Kalıntılardaki Yin enerjisinin karmaşaya sürüklenmesini takiben, bir figürün hızlıca belirdiğini fark etti. Figürün hızı aşırı yüksekti. İlahi hissiyle iki iskelet kaybolmadan önce sadece bir gölgeyi fark edebilmişti.

 

Wang Lin şaşkınlıktan donmuştu. Figür ilk ortaya çıktığında, nasıl göründüğünü görmüştü; mavi teniyle insansı bir yaratık karşısındaydı.

 

Figürün teni garip sembollerle kaplıydı. Buna ek olarak, dokuz tane yarı inç boyutundaki sarı kağıtlar vücudunun çeşitli bölgelerine yapıştırılmıştı. Bu garip figür Wang Lin’i oldukça şaşırtmıştı.

 

Garip figür bir kez daha belirdi. Wang Lin’in formasyonunun dışında düşünceli bir ifadeyle dikiliyordu.

 

Garip figür birkaç adım geri çekildi. Şüpheli ifadesiyle sisi inceledi. Biraz tereddüt ettikten sonra, sisin etrafında bir kere daire çizdi.

 

Wang Lin dikkatini garip figürü incelemeye odakladı ve saldırmadı. Bu garip figürün neler yapabildiğini görmek istiyordu.

 

Garip figür sis formasyonunun etrafında bir kere daire çizdikten sonra, yüzünde meraklı bir ifade yer edindi. Ardından, formasyona doğru atıldı.

 

Formasyona girdiği anda, Wang Lin’in gözleri öldürme arzusuyla doldu. Sağ eli bir mühür oluşturdu ve beyaz ışık formasyona atıldı. Sis sanki kaynıyormuş gibi çabucak hareket etti.

 

Çok geçmeden, kayaların kırılma sesleri duyulabiliyorken, formasyonlar birer birer dağılıyordu. Sisin yoğunluğu da azalmıştı.

 

Wang Lin ağzını açtı ve yeşil bir ışık tükürdü. Yeşil ışık belirdiği anda, yıldırım gibi fırladı. Bir patlamayla, yeşil ışık garip figüre çarparak, öfkeli bir kükreme savurmasına sebebiyet vermişti. Tüm taşları havaya uçuran ve toza dönüşmelerini sağlayan muazzam bir güç yayıldı.

 

Sis ise hızlıca dağılmış ve garip figür Wang Lin’i fark etmişti. Wang Lin’e doğru yürürken gözleri kanlandı.

 

Genç adamın ifadesi değişmedi. Sağ elini salladı ve garip figürün arkasında yeşil kılıç belirdi. Kılıç, garip figürün kalbini delip geçti ve mavi kan göğsünden dışarı bir volkan misali saçıldı.

 

Kan belirdiği anda, buz kristallerine dönüştü ve zemine düştü.

 

Garip figür, dehşete kapılmış ifadesiyle, hızlıca birkaç adım geri çekilirken acı dolu bir inilti koyuverdi.

 

Wang Lin’in kalbi tekledi. Garip figür uçan kılıcından bir darbe almıştı ve hala hareket edebiliyordu. Boyutsal çantasına vururken soğuk bir ışık gözlerinde yer edindi, bir kadim kılıç kabzası elinde belirdi.

 

Yeşil kılıç hızlıca kılıç kınının yaklaşık 1/5’ine girdi. Rengi çabucak yeşilden maviye dönmüş, ardından maviden siyaha dönmüştü. Kılıç kınından çıktı ve hızla garip figürü doğramak için atıldı.

 

Garip figür siyah kılıcı gördüğünde, dehşete kapılmış ifadesi daha da büyüdü. Tam geri çekilmek üzereydi ki, siyah kılıç fırladı ve göğsüne saplandı. Garip figürün bedeninin içinde bir dizi patlama meydana gelmiş ve çubukları kırılmış uçurtma gibi geriye savrulmasını sağlamıştı.

 

Uçan kılıç garip figürün kanıyla boyandıktan sonra, bedeninin içinde sıkışıverdi. Wang Lin hareket etmesi için ne kadar zorlarsa zorlasın, kıpırdamıyordu. Hatta ışınlanma özelliğini bile kaybetmişti.

 

Şok olurken, Wang Lin’in öldürme arzusu daha da güçlendi. Biraz önce, uçan kılıç tam garip figürün bedenini deldiğinde, bedenindeki garip sembollerin ışıldadığını görmüştü. Darbeyi engellemek için açıkça birkaç tip teknik kullanmıştı.

 

Tek kelime etmeden, boyutsal çantasına vurdu ve Zhang Hu’dan aldığı sarı tılsımı çıkardı. Birdenbire, Wang Lin’in gözbebekleri kısıldı. Garip figürün havada inanılmaz bir açıyla bedenini çevirdi ve yere indiğini görmüştü. Göğsünde, büyük miktarda mavi kan sızan bir yara vardı.

 

Vücudundaki semboller karma karışık bir şekilde titredi. Sembol parıldadığı gibi, yarası hızla iyileşti.

 

Wang Lin gözünü bile kırpmadı. Bir ağız dolusu ruhsal enerjiyi yeşil tılsıma yolladı.  Yeşil tılsım, sıcak, siyah alevler yayarak patladı ve garip figürün yaralı bölgesine çarptı.

 

Garip figürün vücudu tekrar delinirken acı dolu bir çığlık attı.

 

‘’Hass*ktir, hala ölmedi!’’ Wang Lin’in kalbi tekledi. Bu kadar çok hasar aldıktan sonra bile, hala hayattaydı. Wang Lin’i rahatlatan tek şey, tılsımın saldırısı çarptıktan sonra, kılıcı serbest kalıp yanına dönmesiydi.

 

Garip figürün ifadesi mücadele eden bir hal almıştı. Aniden, dokuz sarı kağıttan birini yırttı. Sarı kağıt yırtıldığı anda, vücudunun her yerinden yeşil gaz yayılmaya başladı ve onu tamamen kuşattı.

 

Wang Lin’in ifadesi kasvetli bir hal aldı. Tereddüt etmeden, kılıcı kınına yerleştirdi ve 3/5’ine kadar içine soktu. Uçan kılıç hızlıca siyahtan kırmızıya dönmüştü.

 

Kının içine kılıcı yerleştirebileceği sınır 3/5’iydi. Erken aşama Teme Oluşturma gelişimiyle ve kılıç kının 3/5’ine girerek güçlenmesiyle, orta aşama Temel Oluşturma gelişimcilerine karşı savaşabilirdi.

 

Tam o anda, garip figürü çevreleyen gaz bedeni tarafından emildi. Wang Lin’in önünde bir kez daha belirdiğinde, tek bir yara izi olmayan bedeni mükemmel durumdaydı.

 

Bakışlarındaki nefretle Wang Lin’e dik dik baktı. Ancak, apaçık Wang Lin’e karşı, büyük oranda uçan kılıcı yüzünden, korku besliyordu.

 

‘’Kimsin sen?’’ Wang Lin hemen saldırmadı. Diğer figür dokuz tılsıma sahipti. Bunlardan birisinin kullanılması kişinin ölümün sınırlarından kurtulup tamamen iyileşmesini sağlıyordu. Bu savaşı kazanmak, çok fazla zamanını alırdı.

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18328 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37556 Bölüm Sayısı


creator
manga tr