Bölüm 85: Vakıf Çalma(5)

avatar
1806 1

Xian Ni - Bölüm 85: Vakıf Çalma(5)


 

Çevirmen: Zawoske

Editör: Mehmet Uyar

 

Teng Li aniden gözlerini açtı. Gözleri artık parlamıyordu ve kanlanmıştı. Dudakları titredi ve dişlerini kenetledi.

 

Wang Lin sağ eliyle havaya karmaşık bir sembol çizdi, ardından, parmağını sıktı ve Teng Li’nin kafasına bir kandamlası damlattı.

 

Teng Li vücudu şiddetle titremeye başlarken bir inleme koyuverdi. Bir şeyler cildinin altında hareket etmeye başladı ve göğsüne doğru ilerlediler.

 

Çok geçmeden, Teng Li’nin bedeni gözle görülür biçimde çöktü, çünkü vücudundaki tüm kaslar ve damarlar, göğsünde büyük bir et küresi oluşturuyordu.

 

Wang Lin’in gözleri parladı. Sağ elini sallayıp başka bir teknik yolladı. Bir patlamayla, et küresi Teng Li’nin bedeninden ayrıldı, artık vücudu bir kemik torbasıydı.

 

Wang Lin derin bir nefes aldı ve bir kez daha ağız dolusu ruhsal enerji tükürdü. Enerji et küresine girdi ve bir süre sonra, kan küresi ile aynı boyutlara küçüldü.

 

Wang Lin iyice bitkin düştüğünü ortaya seren bir ifade takındı. Meditasyon yapmaya başlamadan önce su kabağını çıkardı ve büyük bir yudum aldı. Kısa bir süre sonra, gözlerini açtı ve Teng Li’nin bedenini işaret etti.

 

Birdenbire, gürültüyle çatlama sesleri etrafta yankılandı. Teng Li’nin bedenindeki bütün kemikler ufalanarak kemik tozu haline geldi ve bir kemik tozu küresi oluşturdu.

 

Kan, et ve kemik küreleri şeytani bir aura yayarlarken sıralandılar.

 

Wang Lin iç çekti ve kendi kendine mırıldandı, ‘’Birinin temelini çalmak için, kanına, kemiklerine, etine, ruhuna ve ruh köküne ihtiyacın oluyor. Ayrıca, kanını, kemiğini ve etini çıkardığında bu kişi ölemiyor. Bu teknik tam anlamıyla aşırı acımasızca.’’

 

Si Tu Nan yavaşça söylendi, ‘’Bu hiçbir şey. Geldiğim ülkede, çekirdek çalan şeytani tarikatlar var. Bu asıl acımasız olan şey.  Sadece çekirdeği çalınan kişi acı çekmiyor, çalan kişi de acı çekiyor ve bütün bunlar %1’den bile az olan başarı oranı için.’’

 

//Bu çekirdek çitlediğimizden değil ha :D//

 

Wang Lin biraz düşünmenin ardından odağını geri kazandı. Eliyle Teng Li’yi işaret etti ve ilahiye başladı. Wang Lin ilahiyi daha da hızlandırdıkça, beyaz gaz, Teng Li’den geriye kalan et yığınından çıkıyor ve havada toplanıyordu.

 

Ne kadar olduğu bilinmeyen bir süre sonra, beyaz gaz oldukça yoğunlaşmış ve bir insan siluetine bürünmüştü. Eğer birisi yakından bir bakış atsaydı, bu siluetin Teng Li’ye oldukça benzediğini fark ederdi.

 

Küçük siluetin gözleri şaşkınlıkla kaplandı ve bedeni titredi. Yavaşça, şaşkın bakışları yerini Wang Lin’e yöneltilmiş vahşi bakışlara bıraktı ve sessiz çığlıklar attı.

 

Wang Lin gözlerini bile kırpmamıştı. Elini salladı ve kırmızı bir ışık ortaya çıktı. Küçük siluet kırmızı ışıktan korkuyor gibiydi. Hemen kaçmayı denedi, ancak Teng Li’nin bedeninin etrafındaki üç metrelik alan tıpkı bir hapishane gibiydi. Kaçmak için ne kadar çok uğraşırsa uğraşsın, dışına çıkamıyordu.

 

Nihayetinde, küçük siluet kaçamayacağını anladı. Vahşi bir bakış savurdu ve kırmızı ışığa doğru atıldı.

 

Wang Lin elini sallarken tepkisizdi. Kırmızı ışık küçük siluetin etrafında birkaç kez döndü ve Wang Lin’e doğru zorla yönlendirdi.

 

Wang Lin, ruh çıkartma adımının aşırı önemli olduğunu biliyordu. Dikkatle ruhu, mahvetmeden, üç metrelik sınırdan çıkarması gerekiyordu. Ruhu mahvetse bile temel çalmasına etkilemezdi, hala ruh kökünü kullanabilirdi, ancak mahvolmuş ruhu kendi ruhunu geliştirmek için kullanamazdı.

 

Küçük siluetin yüzü, kırmızı ışık tarafından yavaşça çekilirken acı dolu bir ifadeyle kaplandı. Bir göz kırpma süresinde, bedeninin yarısı üç metre sınırını geçmişti.

 

O anda, küçük siluetin bedeninde yeşil bir ışık ışıldadı ve kırmızı ışığı yok etti. Küçük siluet çabucak üç metrelik alana döndü ve sarı ışıkla kaplanmışken, daha da katı bir hal aldı.

 

Küçük siluete bakarken Wang Lin’in yüzü çirkinleşti. Elini tekrardan tekniği kullanmak için hareket ettirdiği gibi, küçük siluet korkuyla dolmuş yüzüyle konuşmaya başladı:

 

‘’Eğer beni öldürürsen, büyükbabam gitmene izin vermeyecektir! Büyükbabam Kadim Ruh aşamasında bir gelişimci, yani eğer beni öldürürsen, kesinlikle sende ölürsün!’’

 

Soğuk bir ışık Wang Lin’in gözlerinde belirdi. Daha fazla ruhsal enerji yolladı, ardından, ince bir şerit haline gelene kadar birbiri ardına ruhsal enerjisiyle teknikler yolladı.

 

Konuşurken küçük siluetin korkusu daha da büyümüştü, ‘’Büyükbabam çoktan tehlikede olduğumu biliyor ve her an burada olabilir. Sen…’’

 

Konuşmasını bitiremeden, Wang Lin elini salladı. Şerit küçük silueti çevreledi ve dışarı çekti.

 

Küçük siluet mücadele ediyor ve çığlık atıyordu, ‘’Büyükbaba, kurtar beni!’’ Wang Lin’e direndikçe sarı ışık daha da güçlü parlıyordu.

 

Tek kelime etmeden, Wang Lin boyutsal çantasına fiske attı ve ruh suyuyla dolu bir su kabağı çıkardı. Ruh suyunu şeride döktü ve şerit birdenbire başparmağı kadar kalınlaştı ve tekrardan silueti üç metrelik sınırın dışına çekti.

 

Bu sefer, sarı ışık ne kadar parlarsa parlasın, Wang Lin’e karşı daha fazla direnemedi. Küçük siluet üç metre sınırının dışına çekildi ve üç metre sınırından çıktığı anda, sarı ışık değişerek sarı bir gaz bulutuna dönüştü ve içinde hayal meyal görünen bir figür şeklini aldı. Figür net görünmüyordu, ancak sesi çevrede yankılandı, ‘’Ölümsüz kardeşim, lütfen dur! Bu konuyu konuşarak halledebiliriz.’’

 

Wang Lin irkilmişti, ancak Si Tu Nan çabucak söylendi, ‘’Endişelenme, bu Kadim Ruh aşamasındaki bir gelişimcinin illüzyonu. Fiziksel figüründen farklı çünkü illüzyonlar saldıramaz, göremez veya yerini bile bilemez. Sadece söyleyeceklerini duymana izin verir. Ayrıca, dikkatlice bak, aşırı bulanık gözüküyor değil mi? Bunun sebebi bu kişi çok uzakta. Neden burada olduğuna gelirsek, görünüşe göre gerçekten Teng Li’yi seviyor, bu yüzden her zaman ilahi hissinden bir parçasını torununun yanında bırakmış.’’

 

Hiçbir şey demeden, Wang Lin küçük silueti işaret etti. Küçük siluet anında durdu, mücadele etti ancak mücadelesi sonuçsuz kaldı ve mor ışık yayan bir küre haline gelene kadar küçüldü.

 

İllüzyon figür, Teng Li’nin ruhunun rafine edildiğini fark etmiş gözüküyordu. ‘’Teng Ailesinin bir üyesini öldürdün, bu yüzden bedelini ödemelisin! Seni bir gün bulacağım ve öldüreceğim!’’ diye bağırdı.

 

On binlerce kilometre uzakta bir dağın zirvesinde, karanlık bir ifadeyle, siyah cübbeli yaşlı bir adam dikiliyordu. Gözlerinde bir ışık belirdiğinde, yumruğunu sıktı ve kendi kendine mırıldandı, ‘’Li Er, büyükbaban kanını yerde bırakmayacağına söz veriyor!’’ Bununla birlikte, sağ eliyle göğsüne vurdu ve siyah kan kustu. Sağ eli seri bir şekilde siyah kanı kullanarak havada süzülen sayısız garip sembol oluşturdu.

 

Ardından, mor renkli küçük bir insan ortaya çıktı ve havaya oturdu.

 

Küçük figür bağırdı, ‘’Lanet, git!’’ Küçük figür ilahi hissini bölerken eliyle bir mühür oluşturdu ve tüm sembollerle kaynaştı.

 

‘’Lanet, tamamlandı!’’ Yaşlı adamın ruhu görünür biçimde küçüldü. Görünüşe göre enerjisini harcamaktan pek de korkmuyordu. İlahi hissiyle kaynaşmamış olan semboller gökyüzünde süzülürken şeytani bir ışık yaydılar. Gökyüzünün yarısını örterek, göğün gürlemesini sağlayan, bir formasyon oluşturdular.

 

‘’Lanet, dön!’’ Formasyon yavaşça dönmeye başladı. Kan renginde bir yıldırım ortaya çıktı ve garip bir elmas şekli oluşturdu.

 

‘’Lanet, kapan!’’ Küçük figür yeryüzü titrerken bağırdı. Yaşlı adam formasyonun dönüş hızı gittikçe artarken daha fazla ruh enerjisi tükürdü ve garip kan rengindeki yıldırım daha da katılaştı. Çok geçmeden, formasyon bütün kan rengindeki yıldırım elmas şekline kazınana kadar küçüldü.

 

Gökyüzündeki desen yavaşça süzüldü ve küçük figürün alnına kondu.

 

Küçük figür karanlık bir gülümseme savurdu ve söylendi, ‘’Eğer Teng Ailesinden birisini öldürürsen, benim tarafımdan lanetlenirsin!’’

 

Ağacın içindeki delikte, Wang Lin önünde 4 küre uçuyordu. Genç adam parmağıyla Teng Li’den kalanları işaret etti ve sayısız altın ışık noktası havaya fırladı.

 

Bu ışık noktaları sayılamayacak kadar çoktu ve 1/3’ü çevreye dağılmıştı.

 

Wang Lin derin bir nefes aldı. Bu ışık noktalarının ruh kökü olduğunu biliyordu. Ruh köklerini toplamak için bir ağız dolusu ruhsal enerji tükürdü. Topladığı ruh kökü anında Wang Lin’i reddetmiş ve diğer 1/3’de kaybolmuştu. Wang Lin ruh kökünün sadece 1/3’ünü alabilmişti.

 

Tam o anda, Wang Lin’in alnı parlamaya başladı ve mor bir elmas alnında belirdi.

 

Wang Lin anında olanı fark etti. Alnına dokunmak için elini kaldırdı ve ifadesi aniden değişti.

 

Si Tu Nan hızlıca açıkladı, ‘’Bu kişi gerçekten agresifmiş. Wang Lin, Kadim Ruh aşamasındaki bir gelişimci tarafından lanetlendin. Bu lanetle, bir kere yakınlarında oluşan belirli bir bölgeye girdiğinde, anında yanına ışınlanabilecek. Senin üzerindeki bu lanet formasyonunu kurmak için kendi hayat enerjisini kullanmasını beklemiyordu."

 

Wang Lin aniden ayaklandı. İfadesi çirkinleşirken söylendi, ‘’Formasyonu kırmanın bir yolu var mı?’’

 

Si Tu Nan biraz düşündü ve kibirle kahkaha attı, ‘’Asında, çok endişelenmene gerek yok. Bu türden bir lanet saldırma özelliğine sahip değil. Sadece senin bulunduğun konuma ışınlanmanı sağlıyor. Bu figürün laneti iyi olsa da, bu tarz, laneti uygulamak için yeryüzündeki ruhsal enerji dalgalanmaları kullanılan,  lanetlere çalışmak için oldukça çok zaman harcadım. Vücudumu kaybettiğim için hiçbirini uygulayamam, ancak hala kurtulman için sana yardım edebilirim.’’

 

‘’Benim yardımımla, auranı saklayacaksın. Ona, çok yakın olmadığın sürece, seni bulamayacaktır, yani rahatla. Hehe, Wang Lin, bu da başka bir kaynak. Lanet oluşturmak için kullanan kişiyi etkileyen bu kadim tekniği biliyorum. Merkez Oluşturma aşamasında olmayı gerektiriyor, o zaman, birkaç hapın yardımıyla, gelişiminin yarısını çalabilirsin. Ah, şansın gerçekten iyi velet!’’

 

 

 






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18326 Üye Sayısı
  • 791 Seri Sayısı
  • 37554 Bölüm Sayısı


creator
manga tr