Bölüm 40: Misafir

avatar
1872 0

Xian Ni - Bölüm 40: Misafir


 

Çevirmen: Zawoske

Editör: Mehmet Uyar

 

Başka bir üstat kırkayağa bakarken mırıldanmıştı. ‘’Hmph, Yuan Dao Tarikatı her zaman böyle, sırf tarikatımızda ruh yaratığı yok diye bize kabadayılık taslamayı deniyor. Eğer bir şansımız olursa, bu ruh yaratığını öldürmeliyiz, bakalım o zaman bu dingiller kibirli tavırlarını sürdürebilecekler mi?’’

 

Tarikat lideri soğukça homurdandı. Aniden, önünde mor bir kılıç belirmişti. Mor kılıç gökyüzüne uçmuş ve bir anda garip bir şekil almaya başlamıştı; devasa mor bir ejderha! Heng Yue Tarikatı’ nın çevresini saplayan bu devasa ejderha, kırkayağa doğru kükreyivermişti!

 

Bin ayaklı kırkayak aniden durmuş ve devam etmeye cesaret edememişti. Beklenmedik bir anda, kırkayağın üzerinden, birisi bomba gibi bir kahkaha atmıştı.

 

‘’Haung Long, bu mor kılıcın içinde bir ejderhanın ruhu olduğuyla alakalı söylentiler duymuştum; görünüşe göre söylentiler yalan değilmiş. Dostum, bak işte karşındayım! Buraya bir kez daha kazanmak için geldik dostum, biz kazanırsak sözünüzü tutacaksınız değil mi? Tarikatımızdan çalınan 137 hazinemizi bize geri verecektiniz, aynı zamanda, tazminat olarak da 200 uçan kılıç verecektiniz!’’

 

Tarikat liderinin ifadesi değişmemişti. Yüzünde öfkenin kırıntıları bile görünmüyordu. Kayıtsızca, ‘’Dostum Ou Yang, eğer Xuan Dao Tarikatın bu sefer kazanırsa, doğal olarak Heng Yue Tarikatım sözünü tutacaktır, ancak kaybederseniz, işte o zaman ruh yaratıklarını kontrol etmenizi sağlayan tekniğinize elveda demenizi önenirim.’’ Demişti.

 

Tarikat lideri konuşurken, mor ejderha yavaşça dağılmış ve eski mor kılıç formuna dönmüş, ardından da tarikat lideri Haung Long’ un eline uçmuştu.

 

Bin ayaklı kırkayak tekrardan ilerlemeye başlamıştı. Yavaşça inişe geçmeden önce, Heng Yue tarikatının üzerinde birkaç tur atıvermişti. Tüm iç tarikat öğrencileri, boş alan açmak için geriye çekilmişti.

 

Tüm üstatlar, öğrencilerin ürkmüş ifadeleri görünce somurtmaya başlamıştı.

 

Kırkayak yere indikten sonra, hareket etmeyi kesmiş; düzinelerce insanda sırtından atlamıştı. Üç üstat dışında, kırkayağın sırtından aşağıya atlayanlar oldukça gençti.

 

Xuan Dao Tarikatı hem erkek hem kadın öğrencilerden oluşuyordu. Görünüşe göre Heng Yue Tarikatıyla dalga geçmeyi hedefliyorlardı, çünkü Heng Yue Tarikatının çok fazla mor giyimli öğrencisi yoktu, bu yüzden gelen herkes mor giyiyordu. Heng Yue Tarikatı öğrencilerini şaşırtan başka bir şey de, Xuan Dao Tarikatındaki her öğrencinin iyi görünmesiydi; erkekler oldukça yakışıklıyken tüm kadınlarda çok güzeldi.

 

Özellikle de en önde duran bir erkekle yanındaki kadınlar. Önde duran genç olağanüstü yakışıklıydı ve tüm vücudundan adeta erkeklik akıyordu. Kıyafetinin uzun kolları ve saçları rüzgarın altında dalgalanıyordu, arkasındaki uçan kılıçla, bakıldığında daha da havalı duruyordu. Görünüşü, birkaç kızı tamamen büyülemişti bile.

 

Bu yakışıklı gencin yanında duran kadın öğrenci, morumsu tıpkı bir şelale gibi duran uzun saçları, parlak kırmızı dudakları ve güzel gözleriyle kesinlikle birine kalp krizi geçirtecek bir güzellikti. Hatta Wang Lin bile kızı gördüğü zaman; kalbinin deli gibi hızlanmasına engel olamamıştı. Genç adam, kıza dikkatli bir bakış attığında oldukça şaşırmış ve çabucak daha ihtiyatlı bir tavır almıştı.

 

Tüm öğrencilerin; karşılarındaki topluluktakilerin yüzlerini ezberlemek isteyen bakışlar atmaya başladığını görünce, nihayet üstatlardan birisi daha fazla dayanamadan bağırmaya başlamıştı. ‘’Ne zaman Xuan Dao Tarikatındakiler cazibe sanatları çalışmaya başladı? Açıkça söylemek gerekirse bu hareketiniz son derece alçakça!’’

 

Bu bağırış, birçok iç tarikat öğrencisinin bir anda kendine gelmesini sağlamıştı. Tüm öğrencilerin yüzünde şaşkın bir ifade de yer edinmişti

 

Xuan Dao Tarikatının üç üstatlarından birisi kahkaha attıktan sonra söylenmeye başlamıştı. ‘’Bu ses… Üstat Dao Xu değil mi? Benim adım Qin Gu Lei. Daha yakından bakmanızı tavsiye ederim. Benim iki öğrencim hiçbir cazibe sanatı çalışmamıştır, fakat su ruhu kökleriyle doğmaları cazibe sanatı kullanmadan bile üstün olmalarını sağlıyor, değil mi? Heng Yue Tarikatı öğrencileri arasında, hiçbirinin bu kadar saf bir ruha sahip olmadığını görebiliyorum; hepsi de 5 elementin karışımına sahip. Eminim ki aralarındaki farkı söyleyemezsiniz.’’

 

Tüm Heng Yue Tarikatı üstatlarının ifadeleri huzursuzlaşmıştı. Uzun bir süre sonra, tarikat lideri Haung Long’ un ifadesi, konuyu değiştirirken de ifadesizliğini korumuştu. ‘’Xuan Dao Tarikatından dostlarım, tarikatımızda dinlenin. Yarışma 3 gün içinde başlayacaktır.’’

 

Üstat Ou Yang kafasını sallayarak onaylamış ve bir gülümseme sergilemişti. ‘’Çok iyi, Xuan Dao tarikatımız yıllardır Heng Yue Tarikatıyla bu yarışmaları düzenledi, ne kadar birkaç sorun yaşasak da, ilişkimizi zedelemeye hiç gerek yok.’’

 

Heng Yue Tarikatının bir sürü üstadı arasından, oldukça yaşlı bir adam ortaya çıktı. Tüm yüzü kırışıklarla kaplanmıştı ve hiç enerjisi yokmuş gibi görünüyordu. Hafifçe güldükten sonra konuşmaya katılmıştı. ‘’İyi dostum Ou Yang, görüşmeyeli yirmi yıl oluyor, hala bu bunağı hatırlıyor musun?’’

 

Üstat Ou Yang bomba gibi bir kahkaha patlatıvermişti. ‘’Çoktan seni gördüm, eski dostum Song Dao. Bu sefer, daha fazla el yapımı şaraplarından almama izin vermelisin. Geçen sefer yeterince alamadım çünkü çok cimriydin! Sadece bir bira bardağı kadar vermiştin be!’’

 

Üstat Song gülümsedi. ‘’Cimriliğimden değil eski dostum, ne zaman şarap içmeye başlasan, aşırı korkutucu bir hal alıyorsun. Ne kadar getirdiğimin hiç önemi yok, hiçbir şekilde yeterli olmuyor.’’

 

İkili konuşmaya başlayınca, Xuan Dao Tarikatının diğer iki üstadının ifadesi samimi bir hal almış ve sanki daha önce dostça olmayan sözler hiç söylenmemiş gibi muhabbet etmeye başlamışlardı.

 

Zhao ülkesinin gelişimci dünyası hakkında konuşulurken, her iki tarikattaki öğrencilerinin de gözleri kocaman açılmıştı.

 

Konuşulan konular şu tarz bilgilerden oluşuyordu: Wu Feng Tarikatı’nın bir öğrencisi Puslu Tarikatı’nın ana kadın öğrencisinin aklını çelmiş ve hamile bırakmıştı. Puslu Tarikatı’nın lideri de Wu Feng Tarikatı’na adalet için gitmişti, ancak geriye bir bebekle dönmüştü.

 

Veya bazı öğrencilerinin ayrılıp He Huan Tarikatı’na katıldığı Gökyüzü Tarikatı’ndan bahsediliyordu. Birkaç kişi He Huan Tarikatı’ na katılmanın faydalarını yaymaya başladıktan sonra, daha da fazla öğrenci Gökyüzü Tarikatı’ndan ayrılmıştı. Tabii bu olanlar Gökyüzü Tarikatı’nın liderini o kadar delirtmişti ki, tarikatı terk eden her öğrenci için öldürme emri çıkarmıştı.

 

Ya da yeni doğan dahi bir bebek hakkında konuşuluyordu. Ayrıca Puslu Tarikatı’ndaki JieDan uzmanının doğum günü birkaç ay içindeydi, bu yüzden tüm dost tarikatlar gelmeleri için davetiye gönderilmişti. Konuşmalar hep bu tarzdaydı.

 

Wang Lin uzun süre konuşmaları dinlemiş ve Zhao ülkesindeki ölümsüz dünyası hakkında belli belirsiz bir düşünceye sahip olmaya başlamıştı. Düşüncelere boğulmuşken, birdenbire birinin bakışlarını üzerinde hissetmişti. Kafasını çevirdiğinde, Xuan Dao Tarikatı’ndan kadın bir öğrencinin, yüzündeki hafif gülümsemeyle kendisine baktığını görmüştü.

 

Wang Lin kafasını sallayıp gizlice dikkat kesilmişti. Bu kadar öğrenci arasından cazibe tekniğinin birinin dikkatini çekeceğine inanmıyordu.

 

Liu Mei, Xuan Dao Tarikatı’ndaki iç tarikat öğrencilerinin lideriydi ve doğuştan gelen cazibe yeteneğine son derece güveniyordu. Xuan Dao Tarikatı’nda, genç kızla aynı yaşta olan hiç kimse cazibesine dayanamazdı. Fakat sıradan görünen genç, kızı şaşırtarak cazibesinden ilk kurtulan olmuştu. Liu Mei, bu gence birkaç kez daha bakmadan edememişti, ancak Wang Lin’ e nasıl bakarsa baksın, sadece 3.katmanda olduğunu ve olağandışı bir özelliği olmadığını görebiliyordu.

 

Üstatlar konuşurken, iki tarikatın öğrencileri de yakında olacak yarışmaya hazırlık için birbiriyle konuşmaya başlamıştı. Xuan Dao Tarikatı’nın tüm öğrencilerinin üzerinde, gelişim seviyelerine saklayan gizemli bir sise sahipmiş gibi duruyordu.

 

Wang Lin, Xuan Dao Tarikatı’yla ilgilenmeye başlamış, ayrıca şaşırmıştı da; görünüşe göre bu teknik gizlenme haplarına benziyordu, ancak daha yüksek kalitedeydi.

 

Heng Yue Tarikatı’nın öğrencileri tüm dikkatlerini su ruhu kökleriyle doğdukları söylenen iki öğrenciye dilmişti. Hepsi farklı farklı şeyler düşünüyordu, ancak bu sırada Wang Lin garip bir fenomeni fark etmişti; Xuan Dao Tarikatı’ndaki öğrencilerin hepsi, gözlerindeki bakışlardan, arkada duran orta yaşlı adama saygı gösterdikleri anlaşılabiliyordu.

 

Wang Lin, orta yaşlı figüre düşünceli bir bakış attıktan sonra bakışlarını başka yere kaydırırken kafasını aşağı eğmiş ve sessizliğini korumuştu.

 

 

                        






Giriş Yap

Site İstatistikleri

  • 18095 Üye Sayısı
  • 789 Seri Sayısı
  • 37345 Bölüm Sayısı


creator
manga tr