Korku dağları bekler. #Atasözü

Wu Dong Qian Kun - Bölüm 9: Lin Hong


 

Çeviren: Mavimsigrii

Düzenleyen: Puakk

 

 

Lin Shan arkasına bakarken, Qing Tan ve Lin Changqiang’ın surat ifadeleri değişti, yüzlerine bir endişe oturdu.

Lin Shan’ın arkasında duranlara bakarken Lin Dong’un yüzü gerildi. Bembeyaz giyinmiş bir genç elini Lin Shan’ın omzuna dayamıştı, onu sabit tutup yere düşmesini engelliyordu.

Bu genç 15-16 yaşlarındaydı, oldukça yakışıklı bir yüze sahipti. Yüzünde belli belirsiz bir gülümse vardı, Lin Dong bu gülüşün buz gibi soğuk olduğunu düşündü.

Bu Lin Hong’tu. Lin Shan’ın ağabeyi, Lin ailesinde saygı gören biriydi. Yalnızca 15 yaşındaydı ama Eğitimli Bedenin 5. Seviyesine ulaşmıştı bile. Yuan Gücünün Tohumlarının oluşması için atması gereken sadece tek bir adım kalmıştı. Bunu başardığında Lin ailesindeki genç kuşak içinde kesinlikle ilk 3’e girerdi.

“Ge!” Lin Shan herkese karşı zorbalık etse de, gayet sakin görünen ağabeyi Lin Hong’un yanında kuzu gibi uysal oluvermişti.

“Sadece bu seviyede bir güce sahipken, doğru düzgün çalışmak yerine ne diye dışarı çıkıp kendini utandırıyorsun?” dedi Lin Hong, kavrayışını gevşetirken kıkırdıyordu.

“Biraz dikkatsizce davrandım işte… Yeniden çarpışırsak korkacak tek bir şeyim bile yok!” Lin Shan’ın yüzü kıpkırmızı kesildi, Lin Hong’un sözlerine alınmıştı. Lin Shan’ın ani çıkışı çok zorlamaydı, Lin Dong’un yumruğunun oldukça güçlü olduğu gün gibi ortadaydı.

“4 yankılı Delip Geçen Yumruğu engelleyecek güçte değilsin sen.” Lin Hong bakışlarını Lin Dong’a çevirdi, onu dikkatlice inceledikten sonra devam etti: “Lin Dong-biao-di, görünüşe göre bunu bir sır olarak tutuyordun…”

Delip Geçen Yumruğu sergilemenin ne kadar zor olduğunu Lin Dong da biliyordu. Durum ne olursa olsun 4 yankıyı oluşturabilmek aylarca eğitim ve çaba gerektiriyordu. Buna rağmen daha önce Lin Dong’un dövüş sanatları çalıştığını hiçbir yerde duymamıştı.  

“Bu tam bir hilekarlık, Lin Hong-biao-ge’nin dikkatini çekmeye anca yeter.”

Lin Dong cevap verirken dudaklarının kenarları alay içinde yukarı kıvrıldı. Babaları arasındaki düşmanlık yüzünden olmalı, Lin Hong ve kardeşinin, Lin Dong ile aralarında bir gerginlik vardı. Lin Dong da aynı şekilde onlara karşı dostça duygular beslemiyordu.

Lin Hong dıştan bakınca kibar ve arkadaş canlısı gibi gözüküyordu, ama Lin Dong, onun tehditkar kardeşi Lin Shan’dan bile daha şeytani olduğunu biliyordu. Lin Shan’ın, Lin ailesindeki gençlere karşı zalim olması yalnızca babasından kaynaklanmıyordu, Lin Hong’un da büyük bir etkisi bulunmaktaydı.

En önemlisi de, Lin Xiao’dan duyduğu kadarıyla Lin Hong, Qing Tan’la nişanlanmak istediğini söylemişti. Neyse ki Lin Xiao bu istediği sertçe geri çevirmişti.

Bu olay iki gurup arasındaki düşmanlığı arttırmıştı.

“Lin Dong-ge hadi biz gidelim”

Qing Tan gizlice fısıldarken Lin Dong’un kolunu çekiştiriyordu. Lin Dong’un, Lin Shan’ı yenmesine çok şaşırmıştı, ama Lin Hong dövüş sanatları ve zeka bakımından Lin Shan’dan kat kat üstündü. Kesinlikle kavga çıkarılacak biri değildi.

“Heh heh Qing Tan, son karşılaşmamızın üzerinden uzun zaman geçti” Lin Hong kıkırdadı ve bakışlarını Qing Tan’a çevirdi, gözlerinde garip bir ışıltı vardı. Qing Tan çok genç olmasına rağmen adeta güzellik saçıyordu. Qingyang Şehrindeki birçok genç ona gizli bir hayranlık duyuyordu, Lin Hong da onlardan biriydi.

“Lin Shan hep böyle düşünmeden hareket eden bir velet oldu. Eğer iksire ihtiyacın varsa, bana söylemelisin. Kızıl Güneş Otu gibi birinci sınıf bir iksir, çok da kaliteli sayılmaz.”

Lin Hong’un eşit şartlar altında gibi davrandığını görünce, Qing Tan hilal kaşlarını sertçe çattı. Diğer grup çok güçlüydü, bundan hiç hoşnut olmasa da sessiz kalmayı seçti.

“Lanet olsun bu çocuk mide bulandırıcı, onu dövmekten öldüreceğim.” diye fısıldadı Lin Changqiang, Lin Hong’un sözlerinden eşit derece rahatsızlık duymuştu.

“Lin Hong-biao-ge’nin iyi niyetine sağlık, biz kendimize yetiyoruz. Para kazanmak ailemiz için kolay değil bu yüzden en ufak miktarı bile biriktirmek için her şeyi yapıyoruz.” Lin Dong gülümsedi, Lin Changqiang’ın saçmalıklarını göz ardı ediyordu. Lin Hong ile önceden karşılaşsa, ancak bir şey olmadan kaçmayı umut edebilirdi. Ama şimdi farklıydı, Gizli Taş Tılsımı ondaydı, Lin Hong’a üstün gelmek büyük mesele olmazdı.

“Oh? Lin Dong-biao-di’nin yılmak bilmez karakteri aynı babasınınki gibi. Mirasına kesinlikle layık!” Lin Hong gülümsüyordu ama sözlerini duyan herkes dalga geçtiğini anlardı.

Bu alaycı sözleri duyunca Lin Hong’un gözlerine nefret çöktü.

“Heh heh, Kızıl Güneş otunun Qing Tan bulduğu için, onu geri vermeliyiz. Kendini hırpalama Qing Tan, bu kaba arkadaşa bir ders vermene kesinlikle yardım edeceğim.” Lin Hong kızıl Güneş Otunu Lin Shan’ın elinden çekip aldı ve sırıtarak Qing Tan’a el salladı.

Hareketlerini gören Qing Tan dudaklarını sıkıca birbirine bastırdı, Kızıl Güneş Otunu geri almak için öne çıkmaya cesaret edemiyordu. Lin Hong’un bu olayı Lin Dong'a bela yaratmak için kullanabileceğinden endişe duyuyordu. Sonuç böyle olacaksa Kızıl Güneş Otundan vazgeçmeye razıydı.

Lin Hong karşılık olarak dudaklarını hafifçe kıvırdı.

“Görünüşe göre Lin Hong-biao-ge gerçekten de asil ruhlu.”

Tam sırıtacaktı ki Lin Dong bir kahkaha patlattı. Kalabalık dikkatle onu izliyordu, Lin Dong ileri adım attı ve Lin Hong’a yaklaştı, Kızıl Güneş Otunu almak için umursamazca elini uzattı.

Lin Dong’un beklenmedik hareketlerinden sonra Lin Hong’un yüzü kaskatı kesildi. Küçük, donuk bir bakışla karşısındakini süzüyordu. Lin Dong’un kalabalık önünde bu şekilde davranması, Lin Hong’un gururunu incitmişti.

Lin Dong, Lin Hong’un bakışını göz ardı etti, kızıl Güneş otunu çekip almak için daha fazla güç uyguladı. Lin Hong’un elleri metalden birer kıskaç gibi Kızıl Güneş Otunu sımsıkı tutuyordu. Lin Dong sırıttı ve sordu: “O zaman…? Lin Hong-biao-ge birden bire Kızıl Güneş Otundan hoşlanmaya mı başladı?”

Sözlerini duyunca Lin Hong’un gözleri seğirdi, kavrayışını gevşetti.  

Lin Dong’a nefret dolu bakıyordu, kahkaha attı ve şöyle dedi: “Lin Dong-biao-di Delip Geçen Yumruğunla da ilgileniyorum, benimle küçük bir düelloya ne dersin?”

Lin Dong’un cevabını beklemeden bir adım ileri attı ve aniden Lin Dong’un göğsüne bir yumruk savurdu. Ortaya çıkan rüzgar Lin Shan’ın saldırısında oluşandan çok daha güçlüydü.

Lin Hong’un sözlerini bitirir bitirmez saldırıya geçtiğini gören Lin Dong’un ifadesi sertleşti, kollarını hızlıca göğsünde kavuşturdu, hayati organlarını koruyordu.

“Güm!”

Yumrukları çarpışırken Lin Dong koluna keskin ve şiddetli bir acı saplandı, on adım gerilemesine sebep oldu. Duruşu sağlam olduğu için yere yapışmaktan kurtuldu.

“Yuan gücü mü? Eğitimli Bedenin 6. Seviyesi mi?!”

Lin Dong vücudunu dikleştirirken Lin Hong’a baktı ve kendi kendine mırıldandı. Rakibinin yumruğundan yükselen zayıf bir ışık görmüştü. Bu kesinlikle Yuan Gücüydü!

Bu Lin Hong’un Eğitimli Bedenin 6. seviyesine adım atmış olduğunu gösteriyordu, Bedeninde Yuan Gücünün Tohumları oluşmaya başlamıştı!

Lin Hong kaşlarını çattı ve Lin Dong’a bir bakış attı. Rakibini tek bir hamleyle yere serememeyi kendine yedirememişti. Yine de, Lin Dong’u beş hamlede yenebileceğine emindi. Eğitimli Bedenin 6. Seviyesine ulaşmış biri olarak kendine güveni tamdı.

“Lin Dong-biao-di yetenekliymiş ha, tekrar saldır!”

Lin Hong’un gözlerindeki tehlikeli kıvılcım Lin Dong’u kolay kolay bırakmayacağını kanıtlıyordu. Sırıttı ve kendini rakibinin üstüne savurdu. Bedeninin oldukça zayıf bir ışıkla sarılı olduğunu gören kalabalığın nefesi kesilmişti.

Lin Dong heybetli Lin Hong’a bakarken göz bebekleri büyüdü. Dişlerini sıktı ve Delip Geçen Yumruğu tüm gücüyle sergilemeye hazırlandı. Yeniden çarpışacaklarken hiddetli bir haykırış duyuldu.

“İkinizde hemen durun!”

Lin Hong sesi işitir işitmez durdu. Bakmak için arkasını dönünce kalabalığın içinde yürüyen genç bir kadın gördü, güzel yüzü öfkeyle doluydu.

Bu güzel kadın kıpkırmızı giyinmişti, 17-18 yaşında kadar vardı. Geri kalanlardan yaşça büyük ve iriydi, yüz hatları güzel sayılırdı. Toprak rengi at kuyruğu beline kadar uzanıyordu, hafif düz kaşları ona kimseye yenilmeyecek bir süper kahraman edası katıyordu.

“Bu Lin Xia-jie!”

Bahsi geçen kadını gören kalabalıkta her ağızdan bir ses çıkıyordu.

“Oh, bu Lin Xia-jie’ye benziyor.” Lin Hong kırmızılar içindeki kadına gülümsedi.

“Lin Hong hepimiz Lin ailesindeniz, bir düelloda Yuan Gücünü kullanman gerçekten gerekli mi?” dedi Lin Xia, kalabalığın arasından geçerken hoşnutsuz görünüyordu.

“Sadece eğleniyorduk. Lin Xiao-je geldiğine göre, aramızda sorun kalmadı.” diye mırıldandı Lin Hong.

Lin Dong da yumruklarını geri çekip Lin Xia-jie’yi kibarca selamladı. Bu kadın birinci amcalarının kızıydı, kadın olmasına rağmen Lin ailesinin gençleri arasında en seçkin insandı. Dedikodulara göre Eğitimli Bedenin 6. Seviyesinde ustalaşalı yarım sene olmuştu, o zamandan beri ne kadar ilerlediğini kimse bilmiyordu.

Lin Xia, Qingyang şehrinde bile oldukça iyi bir üne sahipti. Bu yüzden Lin ailesinde derin bir saygı duyulan biriydi, Lin Hong bile ona karşı çıkmayı göze alamazdı.

“Aynı ailedeki kardeşlerin çarpışmasının ne yararı var? Gerçekten yetenekliyseniz Qingyang Şehrinde Av başlayınca başka ailelerden gençlerle yarışırsınız. Yetenekli sayılmanın tek yolu kazanmaktır!” dedi Lin Xia. Sözleri tıpkı bir kadın çete lideri gibi etkiliydi.

“Lin Xia-jie doğru söylüyor”

Dedi Lin Hong uyuşukça. Lin Dong’a yaklaştı ve elindeki Kızıl Güneş Otu iksirini ona doğru fırlattı. Sadece ikisinin duyabileceği bir ses tonuyla mırıldandı: “6 ay sonra yapılacak olan Aile Yarışında ilk üçe gireceğim. Sonra da büyükbabama Qing Tan ile nişanlanmak istediğimi söyleyeceğim. O zamana kadar gelecekteki gelinime göz kulak ol.”

Sözlerini bitirince sanki kayınbiraderi gibi omzunu sıvazladı, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle arkasını döndü ve Lin Shan ile birlikte ayrıldı.

Lin Dong, Lin Hong’un arkasından bakarken ellerini yumruk yaptı ve gözlerinde donuk bir ifade oluştu. Bu piç kurusunun Qing Tan ile evlenmesine kesinlikle engel olacaktı!

“İlk 3’e girmek istiyormuş, kolaydı sanki!”

Lin Hong’un yetenekleri ondan fazla olsa da, Lin Dong sıkı çalışma ve Taş Tılsımın yardımıyla, Aile Yarışına kadar Lin Hong’a yetişebileceğine emindi!

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1387

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1169

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 963

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 890

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 783

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 742

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 700

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 629

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 596

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 555

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 528

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 215

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 201

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 156

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 130

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 130

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 124

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 122

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 122

Site İstatistikleri

  • 20453 Üye Sayısı
  • 581 Seri Sayısı
  • 28714 Bölüm Sayısı


creator
manga tr