"Beyin bir paraşüt gibidir, sadece açık olduğunda iyi çalışır." #James Dewar

Wu Dong Qian Kun - Bölüm 151: Savaş mı Barış mı


Çeviri: Deuce

 

“Sakııın!”

 

Bir kılıcın ansızın Gui Yan’a doğru fırladığını gördüğünde Yue Shan’ın kalbi ürperirken, sinirden lav gibi köpürmüştü. Eğer olaya müdahale etmesine rağmen yine de Gui Yan’ın ölümüne mani olmazsa gelecekte kim onunla daha işbirliği yapardı ki?

 

Ancak Yue Shan oldukça tecrübe sahibi biriydi. Bağırdığı esnada, avucunu hızla ileriye uzatmasıyla ortaya Saf Yuangang Enerjisi çıktı ve bu enerji doğruca ilerleyen kılıca şiddetli bir şekilde çarptı.

 

Ortaya çıkan Saf Yuangang Enerjisi, kılıcın saldırı yönünü saptırmıştı. Lin Dong’un hareketleri her ne kadar beklenmedik olsa da Yue Shan sonuçta çok güçlüydü.

 

Rotasından sapan kılıcına bakan Lin Dong’un gözlerinde bir ışık parıldadı ve kılıç birden yön değiştirdi. Keskin kılıç, göz alıcı bir parlaklığa ulaşarak doğruca Gui Yan’ın koluna doğru hamle yaptı.

 

“Slliipp!”

 

Ete sessizce giren kılıcın kulak delen sesi, meydanın içerisinde yankı bulurken ardında kandan bir iz ve kesik bir kol bırakmıştı.

 

“Arrggg!”

 

O esnada bir feryat koptu. Kopan yeri eliyle sarmalayan Gui Yan’a bakanların tüyleri diken diken olmuştu.

 

Yue Shan’ın bizzat sahaya inmesine rağmen Gui Yan’ın bir kol kaybetmesini kimse beklemiyordu. Hayatta kalsa bile bu tür bir yaralanma kesinlikle Gui Yan’ın gücünü önemli derecede düşürecekti. Hayalet Kılıç Tarikatının gücü Gui Yan’ın mevcut gücüne dayalı olduğundan, Gui Yan’ın bu halde yaralı olması Hayalet Kılıç Tarikatının da beraberinde düşüşe geçeceğinin resmiydi.

 

“Piç kurusu, seni bugün lime lime edeceğim!”

 

Bu sahneye tanıklık eden Yue Shan’ın gözleri kan çanağına dönmüştü. Tek ayağını zemine sertçe vurmasıyla bir ok gibi Lin Dong’a doğru fırlamaya başladı. Son derece güçlü Yuan Dan dalgası da aynı zamanda bedeninden fışkırmaya başlamıştı.

 

“Hıh aptal Yue Shan, daha ne kadar ben burda yokmuşum gibi davranmaya devam edeceksin?”

 

Yue Shan’ın tüm gücüyle Lin Dong’a doğru hamle yaptığını gören Xia Wanjin’in ifadesi buz gibi soğumuş ve birden ileriye atılarak Lin Dong’un önünde belirmişti. Kusursuz Yuan Dan Seviyesindeki biri, havada uçamasa bile en azından rüzgar kadar hızlı olabiliyordu.

 

“Xia Wanjin, defol önümden!”

 

Yue Shan’ın Lin Dong’un hareketlerinden dolayı kudurmuş olduğu her halinden belli oluyordu. Xia Wanjin, Lin Dong ile arasına girse bile en ufak bir geri çekilme göstermemiş tam tersine ciddi bir ifadeyle bağırmıştı.

 

Karşısındakinin bağırmasına karşılık Xia Wanjin ise sadece burnundan hızlı hızlı solumuştu. Yumruğunu acımasızca ileriye savurmadan önce gayet parlak Yuan Gücünü yumruğunun üzerinde yoğunlaştırmıştı.

 

“Mmm!”

 

Yumruk ileriye savrulduğu sırada, kulakları sağır eden bir ses dalgası patlak vermişti. İnanılmaz Yuan Gücü dalgası etrafa yayılırken, birçok insanın ifadesinin karmakarışık olmasına neden olmuştu.

 

“Güümm!”

 

Xia Wanjin’in yumruk saldırısına karşılık Yue Shan da aynı şekilde yumruğunu göndermişti. Her iki yumruk da havada birbirleriyle çarpıştığı sırada, ortaya korkunç derece Yuan Dan dalgalanması çıkarken aynı anda muazzam bir gürültü de patlak vermişti. En sonunda meydandaki kalabalık, her iki figürün de ortaya çıkan şiddetli kuvvetten dolayı onlarca metre geriye uçup yere indiklerini görmüşlerdi.

 

Kusursuz Yuan Dan Seviyesindeki uzmanlar olması hasebi ve daha önceleri birçok kez karşı karşıya gelmelerinden dolayı az önceki darbe alışverişin kazananın kimin olduğunu çıkaramamışlardı.

 

“Klan lideri Yue Shan, bu kadar kızgın olmanıza gerek yok. Daha önceden kimsenin araya girip müdahalede bulunmayacağın dair anlaşmamış mıydık? Ne bu şiddet bu celal…” Yue Shan’ın kararmış ifadesini seyrederken Xuan Su, eliyle ağzını kapamış ve gülerek konuşmuştu.

 

Havada süzülen Lin Dong’a bakarken Yue Shan’ın ağzının kenarı bir süre seğirmişti. Ardından acı bir şekilde konuşarak: “Ufaklık, sence de çok merhametsiz değil misin?”

 

Yue Shan’ın sözlerini işitmesi üzerine Lin Dong yavaşça yere indi ve konuşmadan önce kıkırdamadan edememişti: “Klan lideri Yue Shan, haklı insanların adını temize çıkarmak gibi bir dertleri yoktur. Bugün burada eğer Gui Yan’ı yenemeseydim muhtemelen onun kolunu kaybetmesinden çok daha ağır sonuçlarla karşılaşacağımı sen de çok iyi biliyordun, haksız mıyım?”

 

Bu mücadele zaten özünde arkadaşça veya barışçıl yöntemler içermeyen bir mücadeleydi ve kimsenin merhametli veya anlayışlı olmak gibi bir zorunluluğu yoktu. Ancak burada düşmanına merhamet etmek ilerde, başka belaları da beraberinde getirmekten başka bir işe yaramazdı. Bu sebeple şehre yeni gelen bir grup olarak eğer Lin Ailesi bugün burada yeterince acımasız ve merhametsiz olduğunu göstermez, rakiplerine göz dağı vermezse; gölgelerde onları bekleyen birçok belaları da üstlerine çekmeye neden olurlardı. Dolayısıyla, kem gözlere kızgın şişin sokulması gerekiyordu.

 

Yue Shan’ın ifadesi kömür gibi kararmıştı. Doğal olarak o da bu ana kaideyi oldukça iyi biliyordu. Ancak Lin Dong’un gizlice Gui Yan’ın kolunu kesip atması hiç şüphesiz Yue Shan’ın da itibarına leke sürmüş ve haliyle de gözlerinin kararmasına neden olmuştu.

 

“Eğer bugünkü mesele hakkında bana bir açıklamada bulunmazsan, Bin Altın Derneğinin desteğini alın veya almayın ben, Yue Shan, yemin olsun ki Lin Ailenin kökünü kazırım!”

 

Yue Shan’ın ses tonu ağır bir haset ve kötücül niyet taşıyordu. Eğer itibarını zedeleyen bugünkü meseleyi halledemezse, ilerde muhtemelen bu olay herkeslerin ağzında sakız olacak ve arkasından birçokların gülmesine yol açacaktı. Böyle bir şeyin olmasına asla müsaade edemezdi.

 

Dahası, Lin Ailesi Bin Altın Derneğinin yardımını alsa bile eğer gerçekten tüm gücüyle dövüşürse Kanlı Kurt Klanının desteğini arkasına alarak Lin Ailesinin kökünü şimşek gibi bir hızla kurutacağına adı gibi emindi.

 

Lin Dong gözlerine pek de oralı olmayan bir ifade bürüdü ve cevap vermedi. Elini kaldırmasıyla önünde dört adet kılıç belirdi. Hareketlerindeki mana belliydi: Konuşacak bir şey kalmamıştı, eğer Yue Shan savaş istiyorsa Lin Dong buna çoktan hazırdı.

 

“Güzel!”

 

Lin Dong’un hareketlerini izleyen Yue Shan’ın suratındaki beyazlık giderek yükselmişti. Sonunda limitine dayandığını oradaki herkes söyleyebilirdi.

 

“Swissh!”

 

Hemen arkadaki Kanlı Kurt Klanı birlikleri de Yue Shan’ın öldürücü havasını sezmiş ve ellerinde parlayan soğuk silahlarını saldırı pozisyonu geçerek kaldırmışlardı.

 

O esnada, Bin Altın Derneği ve Lin Ailesinden olan birlikler de saldırı pozisyonuna geçmiş ve silahlarını eline almışlardı. Meydandaki hava inanılmaz bir hızda gerginleşmişti.

 

“Dıgıdık, dıgıdık, dıgıdık!”*

*Deuce: At efekti :D

 

Kaçınılmaz savaş tam başlamak üzereydi ki, birden meydanın dışından kişneyen atların nal sesleri duyulmaya başlanmıştı. Meydanın içindeki kalabalık, hızlıca dışardan içeri doluşan siyah kalabalığın seyrine dalmıştı. Güneş ışınları, meydana doluşan kalabalığın siyah miğfer ve zırhlarından hafif soğuk bir aurayla birlikte yansıyordu.

 

“Şehir Vali’sinin siyah zırhlı muhafızları mı bunlar?!”

 

“Neden buradalar? Vali böyle yerlere hiç gelmezdi ki!”

 

Çevredeki kalabalık son derece kaliteli zırhlara bakarken sadece görünüşlerinden yola çıkarak bu askerlerin son derece iyi eğitimli olduklarını söyleyebiliyorlardı. Kalabalık panik halindeyken etrafta birçok fısıltı sesleri de semaya yükselmeye başlamıştı bile.

 

Siyah zırhlı muhafızların birden meydanda belirmesi ayrıca Lin Dong’un, Xia Wanjin’in ve diğerlerinin de şok olmasına neden olmuştu. Sonuç olarak meydandaki düşmanca hava bir anda yok olmuştu.

 

“Yue Shan, sen ki Yan Şehrinde ileri gelenlerinden birisi sayılırsın. Ne diye bu gence bu kadar kin ve nefret taşırsın?” Kalabalığın ağzı bir karış açık halde, yaşlı bir figür siyah atından atlamış ve siyah zırhlı muhafızların önüne doğru yürürken yüzündeki gülümsemesiyle birlikte konuşmuştu.

 

“Büyük Usta Yan?!” Tanıdık simayı görünce Lin Dong’un ağzı kulaklarına varmıştı.

 

“Büyük Usta Yan Xuan, bu mesele Kanlı Kurt Klanım ile Lin Ailesi arasındadır. Umarım araya girmezsiniz.” Yue Shan düşük bir ses tonuyla cevap verdi.

 

“Lin Dong; Yan Şehri Sembol Usta Loncasına yardımda bulundu ve böylece Sembol Usta Kulesini elimizde tuttuk. Bu, ödenmesi çok zor bir iyilik ve bu yaşlı adam da nankör biri olmadığından eğer Lin Ailesinin başı dertteyse, Yan Şehri Sembol Usta Loncam da bu durumu asla ve asla göz ardı etmeyecektir haberin olsun!” Büyük Usta Yan ise aldırış etmeyen bir tavırla karşılık verdi.

 

Büyük Usta Yan’ın sözleri ağzından çıkar çıkmaz hiç kuşku yok ki meydanda bir kargaşanın oluşmasına zemin hazırlamıştı. Bazı bilgi sahibi insanlar, Sembol Usta Loncasının ne kadar güçlü olduğunu ve şehirdeki ilk üç grupla nasıl başa baş mücadele edebilecek kudrete sahip olduklarını çok iyi biliyordu. Ancak onların bildiği diğer şeyse; bu grup Yan Şehrindeki olaylara karşı tamamen tarafsız ve kendilerini çok nadir gösterirdi.

 

Haliyle doğal olarak Yue Shan, Büyük Usta Yan’ın sözlerini işitmesi üzerine ifadesi çirkinleşmişti. Her zaman tarafsız olan Sembol Usta Loncasının ayan beyan, herkeslere duyururcasına Lin Dong ve ailesine yardımda bulunacağını kırk yıl düşünse aklına gelmezdi.

 

Hal böyleyken Lin Ailesi gibi ufak bir grubun arkasında iki devasa grup varken, şu an Lin Ailesinin Kanlı Kurt Klanından en ufak bir aşağı kalır yanı olabilir miydi?

 

Bin Altın Derneği ile Sembol Usta Loncasının kombine gücünü düşününce Yue Shan’ın kalbi istemsizce titremeye başladı. Eğer şimdi bu gruplara karşı bir savaş başlatacak olursa, sonuçlar hiç de Kanlı Kurt Klanının lehine sonuçlanmazdı.

 

“Bence bugünkü meseleyi unutalım. Hayalet Kılıç Tarikatı, Lin Ailesinden çaldığı Yang Yuan Taşlarını geri versin. Aradaki ufak barış, herkesin yararına olur. Sence de öyle değil mi, klan lideri Yue Shan?” Büyük Usta Yan konuşurken gülümsüyordu.

 

Yue Shan kasvetli ve iç karartıcı bir ifade takınırken yüzü seğiriyordu, ama cevap vermedi. Gidişatın bu şekilde sonuç bulması, besbelli ki, onu dumura uğratmıştı.

 

“Klan lideri Yue Shan, bu meselenin kimin başının altından çıktığını herkes biliyor. İzin ver de Hayalet Kılıç Tarikatı çaldığı Yang Yuan Taşları geri ödeyerek bu işi bir sonuca bağlayalım. Aksi takdirde devam edersen, sonuçlar Kanlı Kurt Klanı adına pek de iyi olmaz.”

 

Yue Shan sessizliğini korurken, Büyük Usta Yan yanından birden net bir ses yükselmişti. Siyah zırhlara bürünmüş bir figür atını tırısa kaldırarak öne doğru ilerledi. Bu figür oldukça ince ve siyah zırh giyse dahi son derece zarif bir görünümü vardı. Tek bir bakışla, siyah zırhın altında kesinlikle narin ve ruhu kabzeden bir güzelliğin olduğunu söyleyebilirdi.

 

“Umarım klan lideri Yue Shan, Şehir Valisinin adına gelecekte Lin Ailesiyle olan husumetine ve kavgasına son verir.”

 

“Şehir Valisi mi?”

 

Bu kelimeleri duyması üzerine Yue Shan’ın yüz ifadesi nihayet değişmişti. Çevredeki tüm bakışlar siyahlar içerisindeki zarif figüre sersemlemiş bir şekilde bakmaya başlamışlardı.

 

Yan Şehrinde bilinen üç büyük grup bulunduğundan herkes biliyordu ki; şehrin asıl kontrolü valinin elindeydi. O, şehrin hem hakimi hem de valisiydi. Şehirdeki tek hakim olduğundan kimse şehir valisinin gücünü sorgulamıyordu. Sembol Usta Loncası gibi, onlarda şehirdeki grupların mücadelelerine nadiren karışırdı. İşte bugünkü olay ise, o nadir anlardan biriydi.

 

Bu iki kelime meydanın biraz daha sessizliğe batmasına neden olmuş ve şok, oradaki insanların hem yüzlerine hem de kalplerine tesir etmişti. Şu an meydanda Lin Ailesinin arkasında tam üç büyük grup bulunmaktaydı: Şehir Valisi, Bin Altın Derneği ve Sembol Usta Loncası! Allah aşkına burada neler oluyor, tüm bunların anlamı da neydi?

 

Eğer bu üç grup el ele verirse Kanlı Kurt Klanını tamamen yok etmek sadece birkaç günü alırdı.

 

Bazı insanlar, Lin Dong’a korku dolu gözlerle bakıyordu. Lin Ailesinin içinde ondan başka kim bu kuvvetleri bir araya getirebilirdi?

 

Ancak onların şu an bilmedikleri şeyse; onlar Lin Dong’a ürkmüş bir şekilde bakarken, Lin Dong da ortaya çıkan siyah zırhlı zarif kişi karşısında hafif şaşkındı. Sembol Usta Loncasının Lin Ailesine olan yardımlarını anlayabiliyordu fakat, bu zamana dek Şehir Valisiyle herhangi bir etkileşimi veya teması olmamıştı…

 

Lin Dong’un kafası hafif allak bullak olduğu esnada, siyah zırhın içindeki narin figür zambak beyazı eliyle miğferinin önündeki korumalığı nazikçe kaldırmasıyla birlikte ortaya ayın on dördü gibi oldukça güzel ama bir o kadar buz soğuğu bir yüz çıktı.*

*Deuce: Hadi bilin bakalım bu zatı muhterem kim? Jasmine veya Fishy diyenler çok yaklaştı :D

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1387

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1169

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 963

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 890

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 783

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 742

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 700

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 629

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 596

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 555

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 528

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 215

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 201

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 156

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 130

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 130

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 124

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 122

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 122

Site İstatistikleri

  • 20455 Üye Sayısı
  • 581 Seri Sayısı
  • 28715 Bölüm Sayısı


creator
manga tr