Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler. #Atasözü

WARLORD ONLİNE - Bölüm 26: "Ölümün Kucaklayışı"


 

...

 

“Uyan velet daha seninle işim bitmedi”

 

Marvin tekrar kendinden geçmişti ki Rahip Tot tarafından yeniden uyandırıldı

 

 

[ 1 Yetenek puanı kullanıldı ]

 

[ Performans becerisi aktif. ]

 

[ Uyarı! Mevcut pozisyonun yüzünden performansın dezavantajlı başladı ]



Marvin anlık olarak daldığı sürede hayal meyal duymuş olduğu gizemli sese güvenerek kan toplamış gözlerinden akmaya zorladığı gözyaşlarıyla birlikte konuşmaya başladı



“Pekala söyleyeceğim bilmek istediklerini söyleyeceğim o maskenin sırlarını, nasıl kullanıldığını, nereden aldığımı... ama sonrasında bana söz ver beni öldüreceğine dair bana söz ver tamam mı söz ver öhhü öhhü”



Cümlesini sonlandırırken adeta kan kusmaya başlamış olan Marvin’in sefil ifadesini gördükten sonra işkencelerinin sonunda meyve verdiğine ve önündeki gencin direncini kırmış olduğuna kanaat getiren Tot, bu durum karşısında tatmin olduğunu belli edercesine yüzünde oluşan hafif sırıtışla birlikte konuşmaya başladı:



“Aferin çocuk sonunda yola geldin demek anlat bakalım benim bile güçlerini idrak etmekten aciz kaldığım bu şey ne ve onu taktığında sana nasıl bir güç verdi?”



“Efendim ben sadece basit bir hırsızım herşeyi bilemem. Size sadece yaşadıklarımı anlatabilirim..”



“Hırsızsın ama Tanrılar konusunda bir rahip kadar bilgin var ha? Hem de içini bile açamadığım sihirli bir çantaya ve uzayıp duran lanet olası bir büyülü sakala sahipsin. Beni kandırmaya çalışma velet! Sen kesinlikle basit bir hırsızdan fazlasısın”



Tot konuşurken, Marvin’in kana bulanmış sakallarından tutup siyah bir pençeyi andıran -büyülü- eliyle bir miktarını kopardı ve sözlerini kanıtlar nitelikte sakalların hızla tekrar eski uzunluğuna gelişini izledi. Sakallar bu zorlu işkence sürecinde -Marvin’in yüz hatlarını tahrip etmek amacıyla- Tot tarafından birkaç defa kesilmesinden midir bilinmez eskisine oranla artık çok daha hızlı uzuyordu



“Efendim lütfen inanın bana sadece doğru zamanda doğru yerdeydim o kadar...”



Tot’un bu eylemlerine karşılık Marvin hızlı bir düşünce sürecinin ardından uydurduğu bir hikayeyi olabildiğince inandırıcı olmaya çalışarak anlatmaya başlamıştı:



“Efendim ben zamanında oldukça soylu bir aileye mensup çok güçlü bir sihirbazın yüzlerce hizmetkarından birisiydim ailem de nesillerdir bu soylu aileye hizmet eden basit kölelerdi ama ben onlardan biraz daha şanslıydım çünkü bu sihirbaz beni çıktığı bir macerada onlarca diğer hizmetkarı gibi yanına almıştı..”



[ Düşük inandırıcılık seviyen performans becerisini başarısız kıldı ]



“Sadete gel velet hikaye dinleyecek havada değilim. Maskeyi ve çantayı nereden buldun konuyu oraya getir. Yoksa zaman kazanmaya mı çalışıyorsun?. Eğer öyleyse hiç heveslenme sana kimse yardım edemez”



“Ahhhh!”



Tot elinden çıkardığı oldukça sıcak alevleri Marvin’in vücudunda kısa bir süre gezdirdi bu hamlesiyle birlikte sokağı bir anda -Marvin’den gelen- yanık et kokusu sarmıştı  



[ 12 hasar alındı ]

 

[ Uyarı! Sağlık puanları kritik noktaya ulaştı ]




“Lütfen efendim merhamet edin öhhü öhhü”



“İç şunu ve bu sefer ağzından çıkan sözlere dikkat et çünkü onlar son sözlerin olabilirler”



[ +6 sağlık yenilendi ]

[ Mishakal’ın kutsaması: yenilenen sağlık miktarı %15 artırıldı ]



[ 1 yetenek puanı kullanıldı]

 

[ Performans becerisi aktif ]



“Efendim artık size yalan söylemeye bile takatim yok..Lütfen bana inanın anlattıklarım gerçekten de doğru: Hizmetkarı olduğum o sihirbaz, korumaları ve onunla birlikte giden diğer tüm hizmetkarlar lanetli bir mezarı araştırırken öldüler. O ölüm çukurundan sadece korkaklığım sayesinde ben hayatta kaldım ama bende son nefesini vermek üzere olan efendimi kurtarmak yerine onu yağmalamayı seçtim; bu çanta da bu maske de efendime aitti lütfen inanın bana size yalan söylemiyorum. Çantayı henüz ben de açamadım içinde ne var gerçekten bilmiyorum ama efendim bu maskeyi her zaman üzerinde taşırdı ben de çanta şüphe çeker diye önce maskenin ne olduğunu öğrenmek istedim. Aklımca o çantayı açacak anahtarın bu maske olabileceğini düşünmüştüm ama yanılmışım”



“Hmm peki büyülü sakalların”



Tot, Marvin’in anlattığı hikayeyi zihninde tartıyordu ancak gözünde hala tutarsız birçok nokta vardı



“Onlar efendimin üzerime bıraktığı bir lanet, ona ihanet ettiğim için bu büyülü sakallar bedenimde uzamaya başladı ve bu lanet ortadan kalkmadığı sürece de sakallar uzamaya devam edecekler. Bu yüzden onları ne kadar kessem veya yaksam da tekrar tekrar uzuyorlar ve sakallar uzadıkça da benim ömrüm kısalıyor, bir gün sakallar boyumun uzunluğuna ulaştığında ise öleceğim ühühühü ölmek istemiyorum daha çok gencim gerçekten ölmek istemiyorum ühühühü ama bu kaçınılmaz bir son..”



Marvin yaşadığı pişmanlığı belli edercesine birkaç damla gözyaşı döktükten sonra hikayesine devam etti



“Efendimin ailesine ait tüm hizmetkarlarda sadakatlerini perçinlemek için bu lanet vardır bunu biliyordum çünkü daha önce bu duruma düşen insanları ibretlik olarak asıp bize izletmişlerdi ama açgözlülüğüm yüzünden efendime ihanet ederken bu lanetin varlığını bile unuttum.Yani açgözlülüğüm ölüm sebebim oldu”



Marvin, duyduğu ses eğer doğru söylediyse Tot’a olacakları düşünerek son sözlerinin ardından için için buruk bir tebessüm ederek önünde otoriter bir tavırla durmakta olan Tot’un gözlerine bakmıştı ancak Tot, şu an avucunun içinde olduğundan Marvin’i o kadar çok küçümsüyordu ki karşısındaki karıncanın anlık değişen bu ifadesini fark edememişti.



“Salak şey seni.. Peki hilekar Tempus’un ve Efendimiz Yüce Targus’un isimlerini nereden biliyorsun?”

 

 

“Efendim inanın bana tanrılar hakkında her ne biliyorsam efendime hizmet ederken duyduklarımdan öğrendim. Onlar sürekli Gara.. şey yani merhametli tanrımız Targus ve hilekar Tempus arasında yaşanan olaylardan bahsedip eğleniyorlardı birde “Kızıl Şovalye” diye birinden gelen emirlerle ilgili konuşuyorlardı yanlış anımsamıyorsam bu Maske de o konuşmaların ardından  ortaya çıkmıştı”

 

 

“Kızıl Şovalye mi? Gerçekten bu ismi duydun mu?”



Tot sonunda konuşulanlara kendini kaptırmaya başlamıştı



“Evet efendim şey.. hah,  strateji.. Strateji konuşması demişlerdi ya da öyle bir şey lütfen merhamet edin efendim tanrılarla ilgili bildiklerim sadece bu anlatılan hikayelerden ibaret. Kendimi son zamanlarda efendimin öldüğü yerden bile sağ kurtulduğum için çok büyük görüyordum ama sizin yüceliğiniz bana yerimi hatırlattı benim yerim sizin ayaklarınızın altı lütfen merhamet edin efendim lütfen.. zaten ölümle lanetlenmiş olan bu kulunuza acıyın ve birkaç gün daha yaşaması için merhamet edin lütfen efendim... ”





Marvin çeşitli şekillerde Tot’a yalvarmaya devam ederken Tot, hafifçe mırıldanarak bir süre düşündü



“Hmm.. Efendisi Strateji Leydi’nin bir takipçisi olabilir mi? O mezar neresi acaba bu sırları aydınlatabilirsem belki de…”

 

Tot elini refleks olarak cebine götürüp içinde tuttuğu bir parşömene parmak ucuyla hafifçe temas etti

 

“...bu kasabaya gelerek doğru seçimi yaptım”



“YETER! Ağlamayı kes! Maske, bana ondan bahset taktığında ne oldu? Çıkarmadan önce yüzünde olan maskenin şekli sıradan demir bir maskeye benziyordu ama sonradan şekli değişti neden öyle oldu anlat“



“Öhhü öhhü” Marvin konuştukça ağzında birikmiş olan kanları tükürdükten sonra Tot’un ölmemesi için uzattığı bir başka iksiri de içip halsiz bir ifadeyle cevap verdi:



“Merhametli efendimiz maskeyi taktığımda maske bana bir miktar güç verdi ancak vücudumdaki büyü gücü yetersiz olduğundan maske beni kabullenmedi onu takmaya layık değilmişim öyle söyledi efendim bu eşya benimle konuştu inanabiliyor musunuz? İlk defa cansız bir şeyin konuştuğuna şahit oldum o kesinlikle bir şeytanın icadı olmalı..”



Tot Marvin’in sözleriyle elinde tuttuğu maskeye iştahla baktı



“Ya da Tanrıların.. Demek ego sahibi bir eşya, bu düşündüğümden çok daha güçlü bir şey olduğunu gösteriyor”



Fark etmeden Marvin’in anlattıklarına kendini iyice kaptırmış olan Tot, maske hakkında daha fazlasını duymak istiyordu



“Büyü gücü dedin değil mi?”



“Evet efendim sadece yeterli büyü gücü olan birisinin onu kullanabileceğini söyledi ve siz benim eski efendimden bile güçlüsünüz onu kullanabilecek birisi varsa kesinlikle o sizsinizdir. Eminim size vereceği güç basit bir fiziksel güçten de fazlası olacaktır ancak yinede dikkatli olun efendim güç için şeytanla anlaşma yapmak size yarardan çok zarar getirecektir



Marvin son sözlerini yüzünde oluşan belirgin bir tebessümle tamamlarken içten içe ‘seni hayata döndükten sonra kendi ellerimle öldürmek istiyorum bu yüzden uyarılarıma kulak ver’ der gibi bir yandan başarıya ulaşmak üzere olan oyununu adeta sabote ederken, diğer yandan olacakları merak ederek duyduğu sese istediği fırsatı vermek için performansını korumaya çalışıyordu. Marvin’in tam olarak kendisinin bile fark etmeden yaşadığı bu ikilem; vücudu gibi, zihnini de yıpratmış olan uzun işkencelerin sonunda bilinçsiz olarak performansına yansımaktaydı.

 

İşin garip tarafı daha önce ki 10 yıllık Warlord Online tecrübesinde Marvin, buna benzer hatta çok daha beter durumlara düşmüş birisi olmasına rağmen ilk defa gözünün önüne sanki bir perde inmişçesine bu halini fark edememişti ki, eğer bu süreç biraz daha uzarsa Marvin’in; düzenlediği oyununu kasıtlı olarak bozması içten bile değildi ancak Marvin’in şansına onun gibi bir karıncadan gelen bu uyarılar aksine Tot’un iştahının daha da fazla kabarmasına sebep olmuştu:



“Cahil herif! Neye gülüyorsun? Kıt aklınla bana ders mi veriyorsun ha.. beni dinle asıl sana hayatının dersini ben vereyim güç her şey demektir beni anlıyor musun HER ŞEY! Şu haline bak ölmekten beter haldesin saatlerdir elimde oyuncak oldun eğer güçlü olsaydın bu duruma düşer miydin sanıyorsun ha..eğer güçlü olsaydın..”

 


"Güldüm mü?"

 

Marvin, Tot'un sözlerini duyunca bir an kendini sorgulamışken, Tot’un bağıran sesi de -aklına gelen bir düşünceyle-  kısılıp mırıltılı bir hal almıştı,

 

“Peki ben.. Eğer ben daha da güçlü olsaydım.. Şu barbarın nazını çekmek zorunda kalmadan bu kasabayı avucumun içine çoktan almıştım bile.. ahh yine de o gün artık çok daha yakın eminim bu başarımdan yüce Targus da hoşnut kalacaktır. Hıh.. Bana inanmamışlardı.. ama  çok yakında onlara yanıldıklarını göstereceğim.  ama öncesinde... ”



Tot, Marvin’e olan ilgisini kaybetmiş olarak önündeki tatlı geleceğin hayaliyle kendi kendine konuşurken artık maskeyi ilk incelediği zaman onun sırlarını göremeyeceği kadar güçlü bir nesne olduğunu fark ettiğindekinden bile daha çok heyecanlanmaya başlamıştı çünkü Tot, avucunun içinde olan bu maskeyle birlikte artık hayallerini gerçekleştirmesi için gerekli olan o güce isterse şu an sahip olabilirdi ve Tot, bu gücü kesinlikle çok istiyordu.





Tot, aynı pozisyonda yapması gerekenleri düşünerek bir süre beklenti dolu gözlerle hayran hayran maskeye baktıktan sonra sonunda güç arzusuyla kabaran iştahını daha fazla baskılayamayıp bir hamlede Mask’ı yüzüne geçirdi ve Mask’ın yüzüne dışarıdan fark edilemeyecek bir hızda uyum sağlayıp kaybolmasının ardından tıpkı Marvin’in başta verdiği reaksiyona benzer bir reaksiyon vermeye başladı:



“Ne diyorsunuz hiçbir şey anlamıyorum susun.. Ahhh! zihnim dayanamıyorum ahhh!! Yeter! Susun artık SUSUN!!”



Ve Tot, bu bağırışlarıyla birlikte tüm konsantrasyonunu kaybederek yaptığı büyüler üzerindeki hakimiyetini kaybetti



[ Mask kendi isteğiyle başka birisiyle daha bağ kurdu ]

 

[ Seni tutan gölge bağları etkisini kaybetti ]

 

[ Vücudundaki yaraların baskılanması son buldu ]




“Ahh sonunda”



Marvin gölgeler onu bıraktığı anda vücudunda hiç bir güç kalmamış olarak -sanki bir et parçasıymışçasına- yere düştü ve açılan irili ufaklı onca yarasından akmaya başlayan kanların eşliğinde zaten kabullenmiş olduğu ölümü kucaklamak için gözlerini kapatarak mırıldandı



“Umarım söylediğin gibi olur..Ruh diyarı bekle beni...”



Marvin, yerde son nefeslerini verirken Tot’u göremese de ondan gelen seslerden anlıyordu ki Tot’ta da tıpkı onun yaşadığına benzer değişimler olmaya başlamıştı,



Tot’un kısa süre içinde önce kafasındaki fısıltılara yönelik olan bağırışları kesilmiş ardından yüzünde bir tür maske belirmişti ancak beliren bu maske Marvin’inkiyle kesinlikle alakasızdı:



Maske daha çok kirli bir çuvalı andırıyordu ancak bu çuval, yer yer yırtılmış ve sonra bu yırtılan bölgelerden dikiş atılmış biçimsiz bir çuvaldı,

 

Daha da açıklayıcı olmak gerekirse Çuval şeklindeki bu Maske, Marvin’in sadece yüzünü kapatan demir maskeden ziyade Tot’un omuzlarına kadar(omuzları da dahil) aralıksız bir şekilde dikiş izleriyle kaplanmış olan uzun ve yer yer kurumuş toprak parçalarını andıran kirlerle bezenmiş bir maskeydi ancak maske bu denli uzun olmasına rağmen göz çukurları dışında üstünde hiçbir boşluk bulunmuyordu sanki göz çukuru dışındaki tüm boşluklar birileri tarafından özenle dikilmiş gibiydi. Ayrıca bir insanın göz yuvasına denk gelen o boşluklar bile tamamen karanlıktı; bu boşlukların içinden dışarıya bakan bir çift göz varsa dahi kesinlikle onlar dışarıdan görülemiyorlardı.

 

Tüm bu görsele bakıldığında Tot’un yüzünde bir maskeden çok bir yaratığın yüzünün belirdiği söylenebilirdi..



Yine de yüzündeki bu “şeye” rağmen çok daha sakinleşmiş gibi görünen Tot, ilk tepki olarak elini tıpkı Marvin’in başlangıçta verdiği tepki gibi bir süre yüzündeki maskede gezdirdi ancak yüzündeki maskenin şekline ve eline bıraktığı tahriş edici hisse bir anlam veremeyerek Marvin’in daha önce yerde bıraktığı su kovasına doğru yürüdü ve -Marvin’den- sıçrayan kanlarla birlikte berraklığını büyük ölçüde kaybetmiş olan suyun içerisindeki kısmi yansımalardan kendine baktı; ve Tot, yüzündeki maskenin şeklini idrak ettiği gibi biraz önce maskeyi takmış olduğundaki o ilk tepkisinden çok daha büyük bir tepkiyle -avazı çıktığı kadar bağırarak- etrafta koşturmaya başladı,



“AHHHH BIRAK BENİ!! YARDIM EDİN PEŞİMDEN GELİYOR! KİMSE YOK MU!! YARDIM EDİNNN!!!”



Tot etrafta bir yandan çığlıklar içinde koştururken diğer yandan maskeyi yırtarcasına yüzünden çıkarmaya çalışıyordu ancak maske derisiyle bütünleşmiş gibiydi, bu yüzden Tot derisini yüzünden kopartmadıkça maske yerinden kesinlikle ayrılmıyordu yine de Tot, canının acımasına ya da bedenini parçalamasına aldırmadan sanki ölümden bile beter bir şeyden kaçıyorcasına attığı acı çığlıklarla birlikte omuzlarına kadar uzayan maskeyi can havliyle çıkarmaya çalışarak sokaktan hızla ayrılmıştı

 

 

Tot sokaktan ayrıldığı gibi kısa bir süre içinde girdiği caddede de benzer çığlıklar duyulmaya başladı: Tot’u gören insanlar önce yardım istekleriyle panik içerisinde bağrışıyorlar ardından etraflarına öfkeli veya korku dolu gözlerle bakarken gördükleri şey karşısında ya can havliyle kaçıyor ya da onu öldürmek istercesine yanlarında/önlerindeki kişiye kim olduğuna bakmaksızın saldırıyorlardı; bu kişi en yakın dostu da olsa eşi de olsa onlar için fark etmiyordu ve bir anda cereyan edip bir virüs gibi yayılan bu kanlı sahne Tot’un çığlıklarının kesilmesinin üzerinden çok geçmeden caddeyi dolduran diğer seslerin de yavaş yavaş azalması ya da uzaklaşarak kaybolmasıyla son bulmuştu..





Dışarıda olup bitenden bihaber düştüğü yerde son nefesini vermek üzere olan Marvin’in kararan ekranında onu kısa süreliğine hayata tutunduran bir bildirim belirmişti

 

[ Bedenin yeterince acıya katlandı Dayanıklılık miktarın arttı(13>>14) ]

 

[ >Sağlık puanların kalıcı olarak arttı,

 >Doğal Savunma miktarın arttı,

 >Doğal Hasar dirençlerin arttı,

 >Max. Stamina miktarın arttı,

 >Doğal sağlık rejenere hızın arttı,

 >Doğal stamina rejenere hızın arttı... vs vs ]

 

Marvin’in -ona birkaç gün gibi gelen- son birkaç saatte çektiği kan dondurucu onca işkencenin ardından elde ettiği tek kazanç buydu: İkinci defa Dayanıklılık statı ve dolayısıyla desteklediği diğer statların artmış olması, ancak Marvin bu kazanç için kesinlikle bir mazoşistin bile dayanamayacağı acılara katlanmak zorunda kalmıştı ki Marvin kesinlikle ana statı bile olmayan bir iki stat puanı için bunca acıya katlanmayı istememişti.

 

Marvin başlangıçta dayanıklılık statını kasmak için gerekli olan bu acı barını zamanla yaptığı diğer görevlerde ya da yaşadığı diğer maceralarda yavaş yavaş doldurmayı planlamıştı ancak Warlord Online, ona daha en başından gerçekten beklemediği bazı sürprizler yaşatmıştı ve görünen o ki yaşatmaya da devam edecekti...





[ Uyarı! Sağlık puanları kritik noktanın altına düştü. ]

 

Her ne kadar Marvin’in sağlığı dayanıklılığının artmasıyla biraz artmış olsa da bu ufak sağlık artışı yediği sürekli hasarın hızını karşılamaya yetmiyordu. Marvin, vücudunun bunca yaraya rağmen neden bu kadar yavaş kanıyor olduğunu bilmese de bu durum artık ona olumlu bir durumdan çok, az önceki işkencenin devamı gibi gelmeye başlamıştı: Azar azar (ancak hiçte küçümsenmeyecek bir hızda) vücudundan kanlarının çekildiğini hissettiği bir işkence..





Artık Marvin’in vücudu uyuşmuştu tek bir kılını bile kıpırdatamıyordu yinede bir süre önce sop soğuk olan uzuvlarına rahatlatıcı bir sıcaklık hissi gelmişti ancak -daha önce bu hissi tattığı için-  Marvin biliyordu ki bu sıcaklık, ölümün habercisi olan yalancı bir sıcaklıktı: “Ölümün kucaklayışı”, oyuncular arasında bir annenin evladını kucaklayışı gibi ölümün de mevtayı sımsıcak kollarıyla kucaklıyor oluşuna benzetildiğinden bu tatlı sıcaklığın hissedildiği ana böyle bir isim verilmişti. Ve bu an(bu yavaş ölüm) kesinlikle bir oyuncunun yaşamak istemeyeceği anlardan biriydi.  



“Yine de nereden baksan şu challange’ı 3-4 saat sürdürebildim ha öhhü öhhü”



[ Sağlık puanı 0’a düştü baygınlık haline girildi. Uyarı! Alınan sonraki hasarda ölüm tasarrufu yapılacaktır.. ]



Marvin ölmeden önce son bir kez daha gülümsemek istemişti ancak ona bile takati olmadığını fark ederek ağzından sızan kanlar eşliğinde nefes alışverişleriyle birlikte dışarıya dair hissettiği tüm duyuların da azalarak sonlanmasıyla baygınlık haline girmişti yine de Marvin, son nefesini vermeden önce ona bir halüsinasyon gibi gelen tanıdık bir sesi duyabilmişti:



“Hala ölmedin demek. Aferin sana... hahaha o zaman oyunumuza kaldığımız yerden devam edebiliriz seç bakalım öncesi mi? Sonrası mı?”

 

 

[ Öncesi(2) / Sonrası(?) ]



Beni seç.. beni.. beni.. beni seç.. beni..



Gelen kişi Tot’u çıldırtıp kendi yüzünü ve boynunu paramparça ederek ölmesini sağlayan Mask’dan başkası değildi



[ Zayıf düşmüş bedenin Mask tarafından ele geçirildi ]



“İzninle senin yerine seçimi yapıyorum sanırım öncesindekiler sana yardımcı olamaz.. Hmm o zaman sen gel.. oo güzell!! Bakalım bununla nasıl baş edeceksin.. Hahaha bu duyguyu özlemişimm,, Ahh!! gerçekten eğlenceli.. umarım senin sonunda o aptal gibi olmazzz.. Çünkü seninle biraz daha oynamak istiyorum,, çok daha fazla oynamak iSTiYoRuM,, İstİyOrUm,, İSTİYORUMM!! aaaAAAHAHAHahaha...”



Güpgüp.. Güpgüp..



Mask’ın kulak yırtan kahkahaları silinirken Marvin’in durmuş olan kalbinin zayıf atışları tekrardan duyulmaya başlamıştı

 

 

 

------------------------

Y.N.: Devam,




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1039

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 950

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 789

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 752

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 628

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 555

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 553

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 552

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 505

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 469

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 244

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 198

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 163

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 163

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 133

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 113

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 73

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 10752 Üye Sayısı
  • 268 Seri Sayısı
  • 14938 Bölüm Sayısı


creator
manga tr