Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

Uygun görülen - 2.Bölüm: İmparatorluğun anısı


“Hadi ama Piyon, saatlerdir yoldayız. Ne bir kelle avcısına ne de bir imparatorluk askerine rastladık. Artık durmanın ve dinlenmenin zamanı gelmedi mi?” dedi tutsak arabasının güvenliğinden sorumlu olan Puro, dişlerini yıllardır yağlanmamış bir çarkın çalıştırılması gibi gıcırdatarak.

“Kes sesini Puro, koskoca kafilede en basit iş sana verilmişken halen nasıl oluyor da sızlanmak için sebep bulabiliyorsun Tanrı aşkına!” Diyerek sitem etti Palto.

Puro’nun davranışları onu sinirlendirmişti. Palto’nun ‘koskoca kafile’ olarak tanımladığı beş kişilik guruplarında en kolay işin Puro’ya verildiğini düşünüyordu. Tutsaklar hareket edemeyecek durumdayken başlarına bir nöbetçi dikmek sadece Piyon gibi tedbirli bir adamın yapacağı bir işti. Puro’nun aksine onun işi daha zahmetliydi.

At arabasını sürmeli ve iki atın bütün bakımını, beslenmesini kendi halletmeliydi. Sürmekten yana pek sıkıntısı yoktu ama atların bakımı kolay bir iş değildi. Özellikle de Piyon’un, bu atları para harcamak yerine vahşi doğadan yakalaması sayesinde bu atlar evcil olmaktan fazlasıyla uzaktı. Bu sebeple en ufak bir yanlış hareketinizde yüzünüzün ortasına tekmeyi yerdiniz. Bunu düşünen Palto geçen hafta atlardan birini fırçalarken yüzüne yediği tekmeden dolayı morarmış olan gözünü ovaladı, böyle yaparak en azından ağrıyı biraz azaltmayı amaçlıyordu.

“tartışmayı kesecek misiniz, yoksa ben mi son vereyim?” gürültüden rahatsız olan Para gür bir sesle azarladı Puro ve Palto’yu. Para’nın sinirli sözlerini duyan ikili hemen kavgaya bir son verdiler. Para, gurubun patronu olan Piyondan sonra en çok sözü geçen ikinci kişiydi. Kılıç kullanma tarzı ikisini de bir çırpıda ezmek için yeterde artardı bile.

“ Ah! Siz erkekler yok musunuz, kavga eder ardından dünya üzerindeki en iyi anlaşan kardeşler olur çıkarsınız.” Parfüm her zamanki alaycılığı ile bir yandan hançerini havaya atıp tutarken bir yandan da erkeklerin anlaşılmaz tavırlarından yakınıyordu.

“Sessizlik!” Piyondan yükselen ani ses bütün gurubun sanki hiç var olmamışçasına sessizliğe gömülmesine ve tetikte beklemesine yetmişti. Piyon, Parfüme doğru döndü ve havaya kalkık olan sağ elini bir kere ileride bulunan çalılığa doğru salladı. Bu özel bir iletişim yöntemiydi, gurubun her üyesinin bilme zorunluluğu bulunan özel bir iletişim yöntemi.

Bir kere sallamak şüpheli hareket, iki kere sallamak imparatorluk askeri alarmı, Üç kere sallamak kelle avcısı alarmı, dört kere sallamak ise ordu alarmı anlamına geliyordu. Komutu alan Parfüm yavaş ve sessiz adımlarla çalılığa doğru yanaştı. İki imparatorluk askerinin devriye attığını ve kendi aralarında konuştuğunu gördü.

Çalılığın içinde Parfümün gözüne çamur şeklinde ıslak olduğu belli olan bir şey ilişti, biraz inceledikten sonra bu eşyanın tütün olduğuna karar vermişti. Az önce Piyon’un çalılıkta gördüğü şüpheli hareket askerlerden birinin tütününü çiğnemeyi bitirdikten sonra çalılığa atmasından kaynaklanmış olması muhtemeldi.

Sesleri duymak için askerlere daha yakın bulunan bir ağacın arkasına ustalıkla saklandı. Askerler, ağacı göremeyecekleri bir pozisyon aldığı anda yukarı doğru zıpladı ve ilk tuttuğu dala tutundu ve kendini yukarı çekti. Her ne kadar işini büyük bir ustalıkla yapmış olsa da ses çıkmaması olanaksızdı. Sesi duyan imparatorluk askeri arkasına doğru hızlı bir dönüş yaptı ve kılıcını kınından çıkardı.

“bir ses duydum, sen?” şüpheyle sordu imparatorluk askeri, geride kendisini bekleyen bir ailesi varken bu Tanrının unuttuğu yerde vahşi bir hayvan tarafından acımasızca katledilmeye hiç niyeti yoktu.

“merak etme, sadece bir sincaptır.” Asker arkadaşını teselli ederken fazlasıyla rahattı. Hatta o kadar rahattı ki görenlerde sanki vahşi bir ormanda değilmiş, onun yerine evinde arkadaşıyla beraber şömine karşısında sohbet ediyor sanırdı. Tecrübeliydi, bu kadar düşük miktarda bir sesi ancak sincap gibi küçük bir canlının çıkarabileceğini düşünmüştü. Aradıkları kanun kaçakları mı? Uzun zaman önce bu ihtimali gözden çıkarmıştı.

“ Fazla rahatsın, aradığımız kişiler sıradan kanun kaçakları değil. Biliyorsun tek başlarına koca bir imparatorluk ordusunu katlettikleri söyleniyor. İmparatorluk onları çoktan 6. seviye bir tehdit olarak görüyor.” İmparatorluk kendi varlığına tehlike oluşturan olayları, kişileri veya krallıkları sayısal bir derecelendirme ile sınıflandırırdı.

1. seviye tehditler genellikle köylerde meydana gelen küçük münakaşalar olurdu, şu ana kadar 1. seviye olarak nitelendirilen en büyük tehdit köye bir katilin musallat olmasıydı. Birkaç rütbesiz asker yollayıp katilin işine bakılmıştı. Her şeyden sonra katilin bir deli olduğu ortaya çıkmıştı.

2. seviye tehditler şehirlerde meydana gelen münakaşalar veya köylerin kanun kaçakları ve yağmacılar tarafından talan edilmesi yahut ele geçirilmesiydi. Şu ana kadar 2. seviye tehdit olarak değerlendirilen en büyük tehdit birkaç yıl öncesinin güçlü haydutlarından olan akbaba çetesiydi. İmparatorluğu uzun süre uğraştırdıktan sonra imparatorluk bu çetenin diğer köyleri de ele geçirmesinin istemediği için köyle beraber çeteyi de ateşe vermiş, sorunu kökten çözmüştü.

3. seviye tehditler bir derebeyini fazla güçlenmesi veya şehirlerin talan edilmesidir. 3. derecede görülen en büyük tehdit ise ileride 5. seviye tehdit sınıfına kadar çıksa da bir süre 3. seviyede kalmıştır. Bir derebeyinin elindeki askeri güçle imparatorluk şehirlerini yağmalayarak kendini güçlendirmesi ve imparatorluğa karşı isyan etmesiydi. Uzun süren savaşlar sonucunda derebeyi, birkaç küçük toprak ile kendi krallığını kurmuştu. Tabi diğer devletler tarafından kolayca yutuldu ve haritadan silindi.

4. seviye tehdit ve sonrası imparatorluk ordusunun en çok başını yakan olaylardır. 4. seviye tehditler Başkentte yaşanan büyük münakaşalar, devlet adamlarının suikasta kurban gitmesi, hatırı sayılır miktarda adama sahip bir kanun kaçağı gurubunun imparatorlukta sorun çıkarması olarak oldukça geniş bir yelpazeyi kapsıyordu.

5. seviye tehditler imparatora yapılan suikastlar, devlet adamlarının öldürülmesi, halk isyanı, derebeyi isyanı, krallık işgalleri gibi olayları kapsar. Şu ana kadar imparatorlukta meydana gelen en büyük tehdit 5. seviye tehdit olan Anka krallığının işgali idi.

Ancak son zamanlarda kendilerine ejder dişi diyen 5 kişilik bir kanun kaçağı gurubu ortaya çıkmış ve bütün tehdit seviyelerini aşarak 6. seviye tehdit olarak tarihe adlarını yazmışlardı. Bu kadar büyük bir tehdit olarak görülmelerinin sebebi ise yenilmez olarak tanımlanan imparatorluk ordusunun 4. taburunu geriye sadece bir kişi kalacak şekilde katletmeleri idi.

O bir kişi ise imparatorluğa kendilerini hafife almamaları gerektiği mesajını ulaştırması için elçi görevi gören bir askerdi.

“ Bunların hepsi saçmalık, imparatorluğun değil şanlı 4. taburunun, yeni kurulan 10. taburunun bile beş kişilik bir gurup tarafından katledilmesi mümkün değil.” Asker hızlıca bu olayların yaşanmış olma olasılığını reddederek elini aşağılarcasına salladı.

“ Dediğin doğru olabilir, ancak yinede dikkatli olmalıyız ne de olsa en az 3. seviye tehdit bile olsalar iki kişi halledebileceğimiz bir gurup değil.” Arkadaşının aşağılamasına kulak asmadan düşüncesini belirtti ve her zamanki tetikte duruşunu koruyarak ani bir saldırıya karşı açık vermemeye çalıştı.

Tüm olayları baştan sona gözlemleyen Parfüm sağ elini yumruk yapıp havaya kaldırdı ve önce işaret sonra orta parmağını kaldırarak iki kişi olduklarını belirtti, ardından başparmağını gökyüzüne doğrultup omzunun üstünden Piyona doğru baktı, onay bekliyordu.

Piyon, Parfüm’ün işaretlerinden sonra Para’ya doğru döndü ve çimenliğe doğru ilerlemesi için talimat verdi. Paltoya, olası bir aksilik için çimenlere yakın durmasını işaret etti. Puro’ya ise beklenmeyen bir düşman için hazır bulunması gerektiğini işaret etti. Para, sırtından çift elli kılcını eline aldı, kılıç koca bir metal yığını gibi duruyordu ancak Para gibi cüsseli biri için tüy savurmak gibiydi.

Palto kılcını yavaşça kınından çıkardı ve çimenliğin çaprazına eğildi. Parfüm sırt tarafında, belinde bulunan hançeri çıkardı ve iki eliyle ucu aşağı bakacak şekilde kavradı. Herkesin hazır olduğunu gören Piyon, Parfüme döndü ve başını aşağı yukarı sallayarak onay işareti verdi.

Onayı alan Parfüm daldan aşağı atladı ve alaycı askerin üzerine çullandı. Askerin ensesine hançeri sapladıktan sonra öldüğünden emin olmak için hançeri kellesini koparacak şekilde savurdu. Tetikte olan asker Parfümün bu davranışına hızlı tepki vermiş ve Parfümün üstüne doğru kılcını savurmuştu. Parfüm hızla cesedin üstünden çıktı ve geriye doğru iki takla atarak kılıç darbesinden kaçtı.

Askerin Parfüme odaklanmasını fırsat bilen Para koşarak askerin üzerine taarruz etti. Asker, Parfümün tek bir kişi olmayacağını tahmin ettiğinden dolayı tetikteliğini hiç bozmadı. Paranın darbesini kılıcı ile durdurmaya çalışmanın intihardan farksız olduğunu fark eden asker yerde takla atarak Para’nın bacak arasından geçerek darbesinden kaçtı. Bu kaçınmayı yaparken Para’nın bacak arasına vurmayı ihmal etmemişti. Kirli oynuyordu ancak başka çaresi yoktu. Ne var ki Para adamın bu hareketinden pek etkilenmiş gibi durmuyordu.

Adamın yerde yuvarlanışını fırsat bilen Palto en yüksek hızıyla askerin önüne çıktı ve pis bir sırıtışla askerin boğazına doğru savurdu kılıcını. Üçüncü bir kişinin varlığını çoktan hesaba katan asker bir dizi üzerine çökmüş bir şekilde Palto’nun kılıcına kılıcıyla karşılık verdi. Bu çarpışmayı ve adamın hızlı tepkisini tahmin etmeyen Palto geriye doğru savruldu.

Palto’nun dengesini kaybetmesinin büyük bir fırsat olduğunu bilen asker bir kez de yana doğru yuvarlanarak Palto’nun vuruş alanının dışına çıkmış ve arkadaşı ile geldiği yolun ters istikametinde kaçmaya başlamıştı. Asker üzerinden kılıcını ve miğferini atarak ek ağılıklardan kurtulmuş böylece daha hızlı koşmaya başlamıştı.

Aralarında en hızlı olanın parfüm olduğunu bilen ikili parfüme doğru bakış atmış ancak onunda onlara baktıklarını görmüşlerdi. Hayal kırıklığı içerisinde gözlerini tekrardan askere çevirdiler ve özgürce koşan adamın bir anda yere düştüğünü fark etmişlerdi.

Adam kaçıp ailesinin yanına dönme umuduyla koşabildiği kadar hızlı koşuyordu. Ancak birden önünde beliren gölge onun kellesini yerinden koparmıştı. Askerin kafası düştüğünde bile gözlerinden hala umut okunuyordu. Ölümü çok hızlı olmuş bir tepki bile verememişti. Son darbeyi vuran elbette ki Piyondu.

Herkesin yüzüne tek tek baktı ve eleştiride bulundu:

“ Parfüm, adamın peşinden gitseydin onu yakalayabilirdin ancak bunu yapmadın. Gücünden hala şüphe duyuyorsun ve bu seni dövüşte işlevsiz kılıyor. Para, saldırırken çok fazla ses çıkarıyorsun. Palto ise tam zamanında olaya dâhil oldu ancak rakibini çok küçük gördü bu nedenle adamın savunması karşısında kolayca dengesini kaybetti. Birbirinizden ayrı hareket etmek yerine birbirinizle iletişim kurarak bir düzen oluşturmanız kesinlikle bu dövüşü daha hızlı bitirmenizi sağlayabilirdi. Bunlar dışında iyi bir avdı. Hadi ganimetleri toplayıp yola devam edelim, imparatorluk zırhlarına iyi para veren bir dükkân biliyorum.”

Sözlerini tamamlayan Piyon kelleyi Paltoya doğru fırlattı, Palto ise kelleyi havadayken kılcı ile karpuz gibi ikize ayırdı. Piyonun eleştirisinden kimsenin rahatsız olmaması bir yana herkes eleştiriden dolayı memnun bir yüz ifadesine sahipti.

Bunları dikkate alarak hareket ederlerse ileride savaşlarda ölme ihtimalleri daha az olurdu. Askerlerdeki zırhları, altın keselerini ve kılıçları at arabasına attıktan sonra tutsaklarla beraber yola devam ettiler. Ufukta kaybolduklarında ise geriye sadece kafaları gövdelerinden ayrılmış iki ceset bıraktılar.

 

YN: karakter isimleri kısa bir uğraş sonucu ortaya çıkmamıştır :D ama işime gelmedi desem yalan olur.




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1387

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1169

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 961

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 889

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 783

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 741

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 700

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 629

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 595

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 555

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 527

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 215

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 201

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 156

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 148

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 130

Beyond Eternity
Beyond Eternity
Beğeni Sayısı: 130

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 124

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 122

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 122

Site İstatistikleri

  • 20420 Üye Sayısı
  • 580 Seri Sayısı
  • 28617 Bölüm Sayısı


creator
manga tr