Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz. #Erich Fromm

True Martial World - Bölüm 510: Karlı Düzlükleri Aşmak


 

Çeviri: bebebiskuvisi Düzenleme: Fullbringer

 



Karlı düzlüklerde, Yi Yun ile Lin Xintong kar boyunca ilerledi. Yi Yun, Lin Xintong’un elini tutuyor, Yuan Qi’leri birbirini tamamlayarak mükemmel bir denge oluşturuyordu.



Lin Xintong bu durumda bedenindeki Donmuş Qi’yi daha fazla bastıramayacağını ve canlılığının durmaksızın tükeneceğini hissetti.



Karlı düzlüklerde daha derinlerine girdiklerinde karşılaştıkları Donmuş Qi o kadar zengindi ki, nilüfer tohumlarından gelen Saf Yang enerjiyi bile tamamen bastırıyordu. Bundan dolayı, soğuktan korunmak için ikisi de kendi enerjilerini kullanmak zorundaydılar.



Ve bu hâle, hiç zorluk çekmeden dayanabiliyorlardı. Hatta Lin Xintong, Yi Yun’la güzel ve zararsız bir kar yağışının altında geziniyormuş gibi hissediyordu.



Yi Yun’un elini tutarken kendini çok rahat hissediyordu. Aniden, önceki göklere karşı gelerek kaderini değiştirme kararlılığının, küstahlığının ve yalnızlığının boş bir inatçılık olduğunu hissetti.



Güvenebileceği ve kendisine eşlik edecek birine sahip olmanın böyle büyük bir mutluluk olacağını hiç düşünmemişti.



Belki de… Bu aşırı soğuk karlı düzlükler tarafından ona verilen ders buydu.



Doğal Yin meridyenlerine sahip olması, bedeninde ortadan kaldıramayacağı, aşırı miktarda donmuş Yin enerjisi olması anlamına geliyordu. Beş yüzlü yaşlara ulaştığında bu donmuş toksinler harekete geçecek ve onun hayat alevini söndürecekti.



Ve doğal Yin meridyenlerini iyileştirme yöntemi, bu donmuş Yin enerjisini bedeninden çıkarması demekti.



Sadece Yin yaratımı, sadece Yang gelişimi sağlayamazdı. Bu, dünyanın gerçeğiydi ve onun donmuş Yin enerjisini iyileştirme yolu, muhtemelen Yin-Yang dengesini sağlamaktan geçiyordu.



Bir yıl önce, Büyük İmparatoriçe kalıntısını arıtan Shen Tu Aşireti tarafından onun meridyenlerini iyileştirebilecek ilacın Saf Yang olması gerektiğini iddia etmişti.



Bunu fark eden Lin Xintong, Yi Yun’a manidar bir bakış attı. Gözlerinde, kelimelerle anlatılamayacak bir duygu vardı. Yi Yun’un elinden onun bedenine akan sıcak Saf Yang enerji, onu çok rahat hissettiriyordu.



Engin karlı düzlüklerde pek de hızlı olmayan bir şekilde yürüdüler.



Dünyanın sonuna yürüyormuş gibi el ele tutuşuyorlardı.



Bilinmeyen bir süre boyunca yürüdükten sonra, karlı düzlüklerde bir nehir gördüler.



Burası aşırı soğuk olsa da nehir donmamıştı. Nehrin masmavi suları yeşim bir kuşak gibi akıyordu.



Ama en çarpıcı sahne, nehrin iki yanında da mavi ve beyaz çiçekler olmasıydı.



Bu çiçekler çok küçüktü. Taç yaprakları cam gibi berraktı. Soğuk rüzgarla beraber sallanıyor, yeni ölen bir ruhun anılarını çıkardığı düşünülen efsanevi kızıl örümcek zambakları gibi görünüyorlardı.



Bu çiçekler…” Bu sahneyi görünce, Lin Xintong heyecanlandı. “Onlar gerçek çiçekler değiller, yasaların yoğunlaşmasından oluşmuşlar…



Lin Xintong, doğal Yin meridyenleriyle Saf Yin Beden’e sahipti ve bu yüzden Saf Yin yasalarına karşı çok hassastı.



Bu çiçeklerin özünü, bir bakışta tanıyabiliyordu.



Büyüleyici. Bu nehirde dünyanın yasaları çok fazla ve bu da bu çiçeklerin oluşumuyla sonuçlanıyor. Gerçek büyü gibi.



Eh… Orada biri var.



Lin Xintong bir yönü işaret ederken şaşkındı. Yi Yun onun gösterdiği yöne baktı, beyaz ve mavi çiçek yatağı içindeki kadının soluk figürünü görebildi.



Kadın, mavi bir elbise giyiyordu. Uzun saçları savruluyordu ve ayakları çıplaktı. Ayak parmaklarını kullanarak havada yürüyordu. Attığı her adım, ayağının altında mavimsi-beyaz bir çiçek açmasına neden oluyordu. Çiçekler çabucak oluşuyordu, sanki nehrin karşısındaki tüm mavimsi-beyaz çiçekler mavi elbiseli kadının adımlarıyla oluşmuştu.



Kadın, Yi Yun ile Lin Xintong’u fark etmemiş gibiydi. Zaman nehrinde akıntıya karşı yürüyormuş gibi, yavaş bir hızda nehir akıntısının zıddına doğru hareket ediyordu.



Bu… O resimdi!



Lin Xintong’un kalp atışları hızlandı. Bu sahne, Tanrı’ya Dönüşüm Kulesi’nin üçüncü seviyesindeki resimde gördüğü sahneydi.



Bu insan figürü, antik Büyük İmparatoriçe’ydi.



Yi Yun, onu görüyor musun?



Lin Xintong, Yi Yun’un elini tuttu ve Büyük İmparatoriçe’nin peşinden gitmek istedi.



Yi Yun başını salladı. “Görüyorum, ama bulanık bir şekilde. Görünüşünü tarif edemem. Hatta figürü bile benim için kısmen görünür…



Yi Yun, antik Büyük İmparatoriçe figürünün sonsuz bir boşluk içine olduğunu ve bu boşluk aracılığıyla Yi Yun’un onu görmesini engellediğini hissetti.



Lin Xintong’un gördükleri ise çok netti. Antik Büyük İmparatoriçe’nin ifadesini bile görebiliyordu. Cennet’in ve Dünya’nın gizemleri üzerine derin düşüncelere dalmış gibiydi. Kaşlarında, keder ve endişe izi vardı. Bu, çok rahatsız ediciydi…



Lin Xintong, Büyük İmparatoriçe’nin figürünü görünce, ifadesi ona da bulaşmış gibi hayal kırıklığına uğradı.



Derin bir nefes aldıktan sonra Yi Yun’u da elinden çekerek onun peşi sıra seğirtti.



Lin Xintong’un mavi nehre adım atmak üzere olduğunu görünce, Yi Yun’un kalbi tekledi. Nehir garip görünüyordu, içine girerlerse neler olacağını kim bilirdi ki?



Ama Lin Xintong’a inanmayı seçti ve hemen arkasından onu takip etti.



Ayaklarını suya soktuklarında, serin bir duygu hissettiler. Suyun içinde öylece asılı kaldılar ve içine batmadılar. Bu şekilde akıntıya karşı hareket ederek Büyük İmparatoriçe’yi takip ettiler.



Büyük İmparatoriçe’nin figürü çok yavaş yürüyordu ama garip bir şekilde aralarındaki mesafe ne açılıyor ne kapanıyordu.



Bu durum, Lin Xintong ile Yi Yun mavi nehri aşıp karşı tarafın sahiline varıncaya kadar devam etti.



Yi Yun anca o zaman her şeyi açıkça görebildi. Nehrin bu yakasındaki mavimsi-beyaz çiçeklerin hepsi farklıydı. Taç yapraklarının hepsi farklı şekillerdeydi ve gökyüzünde değişen bulutlar gibi değişiyorlardı.



Belki de her çiçek farklı bir Dao içeriyordu. Hep bahsedilen ‘Yabani Çiçekler İçindeki Cennet’ gibiydi.



Antik Büyük İmparatoriçe’nin figürü boşluğun içinde kaybolmadan önce bu dünyayla birleşiyormuş gibi yavaş yavaş bulanıklaştı.



Yi Yun alarma geçti. Aniden bir şeyler hissetmiş gibi arkasına baktı. Nehrin diğer yanındaki aşırı soğuk karlı düzlüklerin ortadan kaybolduğunu görünce şaşırdı.



Onun yerini alan şey, canlı bir manzaraydı.



Nehrin suları köpürdü ve büyüleyici bir hava yaydı. Nehrin her iki yanı da çiçeklerle ve otlarla doluydu. Havada güzel bir çiçek kokusu vardı ve her yan enerjik hayatlarla doluydu.



Bitki örtüsünün üzerinde yürüyen Yi Yun, çiçekler arasında mekik dokuyan kelebekleri ve kuşları görebiliyordu. Ama onlar gerçek değildi, yasalardan oluşuyorlardı.



Yi Yun bu ani değişimi inanılmaz buldu. Sanki az önceye kadar içinde bulunduğu karlı düzlükler bir illüzyondu.



Bedeninde Donmuş Qi olmasaydı, Yi Yun karlı düzlükleri gerçekten aşmış olup olmadıklarından şüphelenirdi.



Sonunda karlı düzlükleri aştık. Yaşamın olmadığı karlı düzlükler, o nehir tarafından bu cennetten ayrılıyor!



Yi Yun, Büyük İmparatoriçe gizemli bölgesinin büyüleyiciliğine hayran kaldı.



Yi Yun’un yanındaki Lin Xintong da düşünceler içindeydi. “Sanırım bazı şeyleri anladım. Demin aştığımız karlı düzlüklerin soğuk Yin’i aşırıydı… Daha önce bahsettiğin, Kızıl Nilüfer’i aldığın lav gölünün Yang’ı da aşırıydı.



Saf Yang da, Saf Yin de hayatı besleyemiyor, oldukları yeri ölüler diyarına çeviriyor. Nehrin bu tarafı ise Yin-Yang enerjileriyle dolu. Burada birleşiyor ve bu hayat dolu sahneyi yaratıyorlar…



Muhtemelen karlı düzlüklerde verilmek istenen en büyük ders buydu…



Yin-Yang dengesi, aslında en basit akıl yürütmelerden biriydi. İnsanlar böyle basit bir mantığı bilse de bunu kabul edemiyor, göremiyordu.



Saf Yin ile Saf Yang karşılaştıklarında, bazen bir Yin-Yang uyumu oluşturmaz, çatışarak birbirlerini yok etmeye çalışırlardı.



Oh? Orada bir saray var!



Lin Xintong eliyle işaret etti. Yi Yun o yana bakınca, ağaçlar ve güzel çiçeklerle çevrili bir saray gördü.



Bu saray şaşaalı değildi, ama zarif bir his veriyordu. Çevresiyle mükemmel bir ahenk içindeydi, uyum ve doğallık hissettiriyordu.



Hadi gidelim!



Lin Xintong, Yi Yun’un elini tuttu ve saraya doğru yürüdü. Tanrı’ya Dönüşüm Kulesi’nin Ruhu, ona daha önce aşırı soğuk karlı düzlükleri aştıktan sonra kaderini tersine çevirmek için bir fırsat elde edeceğini söylemişti.



Ve bu sarayın ani ortaya çıkışı, Lin Xintong’un kalbinin derinliklerinde oraya çağrılıyormuş gibi hissetmesine neden oluyordu...




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1070

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 972

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 814

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 770

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 640

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 587

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 579

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 571

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 513

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 483

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 274

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 200

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 169

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 167

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 78

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11610 Üye Sayısı
  • 315 Seri Sayısı
  • 16409 Bölüm Sayısı


creator
manga tr