"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

True Martial World - Bölüm 365: Hesaplaşma


 

Çeviri: bebebiskuvisi Düzenleme: Fullbringer

 


Gökyüzünde, sonunda ‘Çoban’ ile On Bin Yüce Kral savaşmaya başlamıştı. Ulu Yer ve Gök Düzeni’nin mühürleme yasaları etkin değildi. Aynı zamanda, Shen Tu Aşireti kıdemlileri de savaşa katılmıştı.


On Bin Yüce Kral liderliğinde, Kıdemli Su, Kıdemli Mo ve diğer efsanevi uzmanlar bir savaş formasyonu oluşturdu.


On Bin Yüce Kral, Hayalet Daosu’nu kullandığında elli kilometrelik bir alana korkunç feryatlar yayıldı.


Bir kan denizi ortaya çıktı ve dolunay, kıpkızıl görünmeye başladı.


Her şeyini ortaya koyan On Bin Yüce Kral karşısında, ‘Çoban’ hayvan kemiğinden kılıcını savurdu. Kabza üzerindeki dokuz run birbiri ardına parlamaya başladı.


“Tam zamanı!”


Savaş alanından birkaç kilometre uzaktaki Shen Tu Nantian, On Bin Yüce Kral ile ‘Çoban’ arasındaki savaşın yoğunlaşmaya başladığını fark etti. Aniden Yang Dingkun ile Yang Yuefeng’i tuttu ve aynı anda, Ulu Yer ve Gök Düzeni Disk havaya uçup Shen Tu Nantian’ın kafasının üzerinde dönmeye başladı.


Düzen parlamaya başladı. Shen Tu Nantian, Yang Dingkun ile Yang Yuefeng’i düzenin içine fırlattı.


Yang Dingkun ile Yang Yuefeng’in kalpleri sıkıştı. “Genç Efendi Nantian, bekleyin! ‘Çoban’ henüz hamlesini yapmadı, şimdi değil!”


Yang Yuefeng sözlerini bitirmeden düzenin ışıklarına fırlatılmıştı bile. Yang Dingkun ile Yang Yuefeng, Shen Tu Nantian’a nasıl direnebilirlerdi ki?


“Ah!”


İki kardeş çığlık atmaya başladı ve uzay-zamanda bir bozulma hissettiler. Düzenin içine daldılar.


Arkalarındaki Shen Tu Nantian küçümseyerek sırıttı. “İkinize de bol şans. ‘Çoban’ı panikletebilir ve sizi öldürmesi için onu kışkırtabilirseniz, ölümünüzün bir anlamı olur.”


Ulu Yer ve Gök Düzeni’nin merkezinde gerçekten koruyucu bir bariyer olmasına ve ‘Çoban’ın gerçekten de On Bin Yüce Kral ile meşgul olacak olmasına rağmen, Yi Yun öldürüldüğünde, ‘Çoban’ öfkeden deliye dönerse neler yapabileceği muammaydı.


Üstelik Shen Tu Nantian’ın ‘Çoban’la düşmanlığı vardı, yani bu riski kesinlikle almazdı.


Ama bu işi Yang Kardeşler üstlenirse hiçbir sorun olmazdı. ‘Çoban’ı öfkelendirip onun dikkatini dağıtabilirlerse, On Bin Yüce Kral için bir fırsat doğabilirdi. Onları daha iyi kullanamazdı.


Yang Kardeşler, sadece uzayın büküldüğünü hissettiler ve bir saniye sonra gözlerini açtıkları zaman Chu Kraliyet Evinin yeraltı odalarında olduklarını gördüler.



“Oh?”


Gökyüzünde duran ‘Çoban’ bir şey fark etti. Ulu Yer ve Gök Düzeni’nin merkezini tekrar algısıyla taradı. Merkeze birilerinin girdiğini hemen anladı.


‘Çoban’ın algısı bariyeri geçti ve Yang Dingkun ile Yang Yuefeng’in bedenlerine kilitlendi.


İkisini görünce sessizleşti. Hiçbir hamle yapmadı ama o anda, önündeki On Bin Yüce Kral garip bir ses çıkardı. Avcuyla ona saldırdı. Avcu, gökyüzünde siyah, korkunç bir pençe oluşturdu ve ‘Çoban’a doğru uçtu.


‘Çoban’ geri çekildi ve kılıcını savurdu. Beyaz kemik kılıç, beyaz bir alevle yanmaya başladı.


Alev saf ve tertemizdi. Yer ve Gök Nizamı’nın alev alması gibiydi sanki, tek bir renk bile yoktu.


Boom!


Korkunç pençe, kılıç hüzmesine çarptığında gökyüzüne ilahi bir ışık yükseldi ve korkunç feryat sesleri duyuldu. Kaotik enerji ışığı, Chu Kraliyet Evi’nin üzerine döküldü.


Saraylar, türlü türlü sert ve değerli taştan yapılmıştı ama bu enerji ışığının muazzam gücünün altında kumdan kalelermiş gibi yok oldular.


İnsanlar, Chu Kraliyet Evi’nin Ana Salonu’nun beyaz ışık tarafından yok edilmesini çaresizlik içinde izlediler. Ne parçalanmıştı ne de çökmüştü, toz hâline gelmişti. Daha sonra toz havada kayboldu ve Ana Salon, hiçliğe karıştı.


“Korkunç!”


Kral Chu’nun yüzü bembeyaz kesildi. Birçok kaynak harcanarak inşa edilmiş düzen dolu sarayın yerinde, şimdi yeller esiyordu. Hayatları bile tehlikedeydi. Büyük İmparator seviyesinde iki uzman savaşıyorken neler olabileceğini kim bilebilirdi ki?


“Emir gönder. Chu Eyalet Şehri’ndeki tüm siviller tahliye edilsin. Kraliyet Evi de!”


On Bin Yüce Kral, kesinlikle yüce gönüllü biri değildi. ‘Çoban’ın da dediği gibi, kadim, şeytani bir yetiştirme tekniği öğrenmişti, yani onun iyi kalpli biri olması ummak mantıksızdı!


‘Çoban’ ise, hoş görünüyor olabilirdi ama sonuçta Metruk ırkın bir üyesiydi. İnsanları öldürürken merhamet göstermezdi, tıpkı insanların merhamet göstermeden metruk hayvanları öldürdüğü gibi!


“Boom!”


‘Çoban’ ile On Bin Yüce Kral bir kez daha saldırı değiş tokuşu yaptı. Chu Kraliyet Evi konutlarının zemini çöktü. Yerde devasa ve korkunç bir pençe izi ortaya çıktı. Toprak sarsıldıkça saraylar birbiri ardına çöktü…



“Ne oluyor?”


Ulu Yer ve Gök Düzeni’nin merkezinde, Yang Dingkun ile Yang Yuefeng, sarsıntıdan dolayı sertçe duvarlara çarptılar. Korkunç pençe, doğrudan düzenin merkezindeki bariyere çarpmıştı!


Bariyer sağlam kalsa da, korkunç sarsıntılar Yang Dingkun ile Yang Yuefeng’i uçurmuş, duvarlara çarpmalarına sebep olmuştu. Ve bu yüzden neredeyse kan kusacak duruma gelmişlerdi.


“Neler oluyor lan? ‘Çoban’ düzene mi saldırıyor?”


Düzene girdikten sonra dışarıdaki tüm sesler kesilmişti. Dışarıda olup bitenlerden tamamen habersizdiler.


O sırada kulaklarına, Shen Tu Nantian’dan gelen bir ses iletimi geldi. “Panik yapmayın! ‘Çoban’ sizi görmezden geldi. Hâlâ On Bin Yüce Kral ile savaşıyor. Hissettiğiniz sarsıntılar savaşlarının yan etkileri.”


Shen Tu Nantian düzenin içinde neler olup bittiğini bilmiyordu ama On Bin Yüce Kral’ın korkunç pençesinin etkisinden dolayı Yang Kardeşler’in acı çekip korktuğunu tahmin etmişti. Bu yüzden de onları bilgilendirmek için Yuan Qi ses iletimini kullanmıştı.


Ne? Sadece yan etkisi bile o kadar güçlü mü?


Yang Dingkun ile Yang Yuefeng birbirlerine baktılar ve paniğe kapıldılar. Ama ‘Çoban’ onları görmezden geliyorsa sorun olmaması gerekirdi.


“Önce Yi Yun’dan kurtulalım!”


“Evet, madem buraya geldik, Yi Yun’u öldürmemiz gerekir. Hem bu çok önem arz ediyor. O piçi ayaklarımın altına alıp kanlı bir et yığınına dönüşene kadar çiğnemek istiyorum!”


İkisi de gülümsedi. yetişimi sakatlanmış Yi Yun’la karşılaşmayı düşünmek bile onları heyecanlandırıyordu.


Bir nefes alarak Yi Yun’un hapsedilmiş olduğu odanın kapısına gittiler.


“Peng!”


Yang Dingkun, odanın kapısını tekmeleyerek açtı.


“Hahaha! Yi Yun, bugünün geleceğini hiç hayal etmiş miydin?”


Odanın içinde, Yi Yun’un bedeni zincirlenmiş hâlde duruyordu. Duvarın köşesine kıvrılmıştı. Yüzü ve saçları bir buz tabakasıyla kaplıydı. Elbiseleri yırtık pırtık ve kanla kaplıydı. Bu lekeler, Shen Tu Nantian’ın onu yaraladığı zamandan kalmaydı. Şimdiyse kan kurumuş, siyahlaşmıştı.


Yi Yun’un şu anki hâli bir dilenciden farksızdı.


“Yi Yun, seni görmediğimiz birkaç gün içinde ne hâle gelmişsin. Burada kilitli olduğunu bilmeseydim seni tanıyamazdım. Sen gerçekten de geçen yıl Tai Ah Kutsal Şehri’ne damga vuran göklerin gururlu oğlu musun? Keke, ne oldum dememeli!”


Yang Dingkun, Yi Yun’u böyle bir durumda görünce keyiflenmişti. Buraya gelmenin, hayatını tehlikeye atmaya değdiğini hissetmeye başlamıştı.


Tai Ah Kutsal Şehri Şehir Lordu’nun övgüsüne mazhar olan, Tai Ah Kutsal Şehri’ndeki sayısız yetişimci tarafından idolleştirilen bir dahiyi mahvetmek tarifsiz bir duyguydu!


“Yi Yun, bu kadar kendini beğenmiş bir insan olmamalıydın. Ne kadar yükseğe çıkarsan o kadar sert çakılırsın. Cennet’ten Cehennem’e düştün. Senin için gerçekten üzülüyorum. Ama endişelenme, acını sona erdirmek için buraya geldik. Sakat olmak, sana çok büyük bir acı veriyor, değil mi?”


Yang Yuefeng alay etti.


Yi Yun, yüzünü örtmüş saçlarının arasından Yang Yuefeng ile Yang Dingkun’a sert bir şekilde baktı.


“Siz ikiniz…”


Yi Yun’un gözlerinde soğuk bir parıltı ortaya çıktı.


Jiang Xiaorou’nun kimliği ortaya çıktığında, Yang Dingkun ile Yang Yuefeng Shen Tu Nantian’a simya laboratuvarını hazırlamayı teklif etmişlerdi. Yi Yun’a kendilerine biraz iksir verilirse çok iyi olacağına dair mesajlar göndermiştiler.


Yi Yun, bu ikisine karşı güçlü bir öldürme niyetine sahipti.


“Keke, bakışların korkunç görünüyor ama ne yapabilirsin ki? Biraz sonra seni vahşice öldüreceğim. Bakışların fena değil. Gözlerini çıkarıp onları korumak için bitkisel sıvıda saklayacağım. Sonsuza dek bana bakmaya devam edebilirsin böylece. Bu, çok ilginç olurdu.”


Yang Kardeşler, Yi Yun’a doğru yürürken kahkahalar atmaya başladılar.


Yang Yuefeng elini kaldırdı ve boyutlar arası yüzüğünden bir hançer çıkardı. Hançer soğuk bir şekilde parladı. Yi Yun’un gözleri önünde hançeri sallayıp Yi Yun’un gözlerini çıkarma eylemini taklit etti.


Öte yandan, Yang Dingkun da Yi Yun’un önünde durdu ve ayağını kaldırdı. Yi Yun’un yüzüne basmaya hazırlanıyordu.


“Göklerin gururlu bir oğluysan ne olmuş? Şu an senin yüzüne basmak, bir köpeğe basmaktan farklı değil!”


Yi Yun’un yüzüne basmak, ona büyük bir başarı hissi verecekti.


Ama Yang Dingkun tam ayağını indirmek üzereyken, Yi Yun leopar gibi sıçradı.


“Crash!”


Bedenindeki zincirler gerildi!


Phew-


Yi Yun’un bedeninden yanan bir Yuan Qi çıktı!


Olayların aniden tersine dönüşü, Yang Dingkun’u panikletti. Ama Yi Yun boynunu tutmadan önce tepki verecek zaman bulamadı. Yi Yun, Yang Dingkun’un bedenini yere çaldı!


“Sen!”


Yang Dingkun çığlık attı. Yi Yun, Yang Dingkun’un baldırını tutmak için bir elini kullanırken diğer eliyle boyutlar arası yüzüğünden bir tuğla çıkardı.


Siyah, metal tuğla soğuk bir ışıkla parladı. Bu, Yi Yun’un Kutsal Yaban’da kullandığı tuğlaydı. Tuğlayı Yang Dingkun’un bileğine hedefleyip tüm gücüyle vurduğunda gözlerinde bir vahşilik vardı.


Ölümün Sesi’ni kullanarak ayağı kesmektense, metal bir tuğla kullanarak onu hamur hâline gelene kadar parçalamak daha eğlenceli olabilirdi?


“Peng!”


Yang Dingkun, domuzların öldürülürken çıkardığı seslere benzer bir ses çıkardı. Yi Yun, tuğlasını Yang Dingkun’un ayağına çarpmıştı. Oda zemini, özel yapım bir metaldendi ve oldukça sağlamdı. Yi Yun’un metal tuğlayı tüm gücüyle kullanması ve oda zeminin sertliğiyle birlikte, Yang Dingkun’un tüm ayağı bir et yığını hâline geldi!


Ayağındaki kemikler toza dönüştü, etler parçalara ayrıldı.


Yang Dingkun, boğazı camla doluymuş gibi delice çığlık atmaya başladı. Bol bol terlerken yüzü de bembeyaz kesilmişti.


Yarı ölü olan Yi Yun’un aniden bu kadar korkunçlaşacağını hiç beklememişti!

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1067

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 971

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 813

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 769

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 640

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 587

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 580

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 570

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 512

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 483

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 274

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 200

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 168

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 167

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 78

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11600 Üye Sayısı
  • 315 Seri Sayısı
  • 16388 Bölüm Sayısı


creator
manga tr