“Göklerin altında tek şeytan. Yeryüzünün üzerinde basit bir tavuk.. “ #Emperor’s Domination

True Martial World - Bölüm 215: Sıralama Yarışmasının Açılışı


 

Çeviri: bebebiskuvisi Düzenleme: bezald35

 

 


Kutsal yaban, Tai Ah Kutsal Krallığı’nın kuzeyinde yer alıyordu, bu nedenle hava genelde soğuk olurdu. Bugün de kutup rüzgarları esmiş, gece boyunca süren büyük bir kar fırtınasına neden olmuştu. Bir gecede kar her yeri örtmüş ve Tai Ah Kutsal Şehri’ni bir kar dünyasına dönüştürmüştü.


Şafaktan hemen önce, gökyüzü daha karanlıkken Yi Yun taş evinden çıktı. Kalın kar tabakasının mavi gökten gelen ışığı yansıttığını görünce bu açık mavi güzelliğe hayran kaldı.


Bu mavi kar, sade taş evlere uygun düşüyordu ve soğuk, metalik şehir surları insana büyülü ve efsanevi bir dünyada yaşıyormuş gibi hissettiriyordu.


“Dang!”


“Dang!”


“Dang!”


O sırada, arenadan sesler geldi ve bu sesler, Tai Ah Kutsal Şehri boyunca yayıldı. Yavaş ve ahenkli seslerdi.


Bu sesler, çaylak sıralama yarışmasının başladığını işaret eden çan sesleriydi. Tai Ah Kutsal Şehri’nin yetişimcileri, özellikle de acemiler, bu çanların çalmasını bekliyordu.


Çaylakların çoğu, zihinsel durumlarını en uygun hâle getirmek ve kendi savaşlarını beklemek için sabaha kadar meditasyon yapmıştı!


Bu yetişimciler, Tai Ah Kutsal Şehri’ndeki ilk gerçek savaşlarını yapmak üzereydiler. Ve bu savaşlar geleceklerini belirleyecekti!


Acemiler konutlarından çıktılar ve arenaya doğru ilerleyen bir insan seli oluşturdular.


Arenada, çaylakların yanı sıra ikinci ve üçüncü yıllarında olan kıdemliler de vardı. Çaylak yarışmasını izlemek için özellikle gelmişlerdi.


Her çaylak yarışmasında, öne çıkan birkaç seçkin çaylak olurdu. İlk altı bine veya ilk dört bine bile girebilirlerdi. ve bu insanlar üç-dört yıldır Tai Ah Kutsal Şehri’nde bulunmakta olan kıdemliler için bile tehlike oluşturabilirlerdi.


Bu yüzden de birçoğu, çaylaklar arasında korkutucu olanları, dikkat edilmeye değer olanları izlemek isterdi.


“Bu çaylak sıralama yarışması için Kutsal Şehir’in ödülleri arttırdığını duydum. İlk sekiz bine giren, ödül olarak ejder runu kazanacak. Altı bine girebilenler bu meblağın iki katını alacak. Ve çaylaklar arasında birinci olan ise, onur puanı kazanmasının yanı sıra Kılıç Yarası Konağı’nda ve Bilge Tapınağı’nda yetişim fırsatı ile ödüllendirilecek!”


Ödüller hakkında bilgi sahibi olan acemiler duyduklarını anlattı. Yetkililer bu kararı vermiş olsa da Tai Ah Kutsal Şehri ödülleri resmen duyurmamıştı.


“Kılıç Yarası Konağı? Bilge Tapınağı? Ve bir onur puanı? Tsk!”


Bu duyumlar birçok aceminin ağzını sulandırdı. Ama bu ödülleri kazanmak için bir şansları olmadığının farkındaydılar.


Tai Ah Kutsal Şehri’nin yetkilileri, bu yılki çaylakların oldukça iyi olduğunu düşündüklerinden ödülleri arttırmıştı.


Örneğin, Xiuniu ve Chu Xiaoran! Bir yıl içinde ilk bine girebilecek adaylardı. Ve böyle iki kişinin aynı yıl ortaya çıkması oldukça şaşırtıcıydı!


Çoğu kişi onların savaşlarını dört gözle bekliyordu.


Yi Yun, insanların konuşmalarına kulak kesilerek kalabalığın arasına karıştı.


Ağzından hiçbir şey çıkmadı, ama nereye giderse gitsin karanlık gecedeki ateş böceği gibiydi. Oldukça göz kamaştırıcıydı ve sokakta karşılaştığı herkes ona bakıyordu.


“Şu adamı görüyor musun? O, çaylaklar arasında etkin biri. Hongdao Birliği’yle başını belaya soktu.”


Herkes başını çevirip baktı. Keten giysiler içinde, sırtında uzun kılıç asılı bir gençti. Elleri ceplerinde, yavaş yavaş arenaya doğru yürüyordu. Kahvaltı yapmak için yemekhaneye gidiyormuş gibiydi, bir gerginlik veya endişe izi taşımıyordu.


Ve bunu fark eden insanlar dehşete düştüler.


Tuhaf!


Birçok kişi ona savaş ilan etti ama o bunları umursamıyor.


Üstelik, çocuk, yenilmeyecekmiş, hatta yaralanmayacakmış gibi bir tutum içerisindeydi.


“O, gerçek bir savaşçı.” Birçok kişi Yi Yun’dan etkilendi ve iç geçirmeden edemedi.


İlk yılında olan acemiler arasında Yi Yun’un adı oldukça iyi biliniyordu. İlkel bitki yakalamak, rekor kırmak, Hongdao Birliği’ni utandırmak gibi tüm büyük olayların kahramanı Yi Yun idi!


Ve böyle biri savaşçı olmayacaktı da ne olacaktı?


Yaklaşık on beş dakika sonra, Tai Ah Kutsal Şehri’nin her tarafından gelen acemiler yavaş yavaş arenada toplandı.


Tai Ah Kutsal Şehri’nin arenası onlarca katlık bir binanın yüksekliğine sahip devasa ve çember biçiminde bir yapıydı.


Arenaya on iki ana giriş vardı. Ve yapının ortasında dokuz sahne vardı. Merkezi büyük bir sahnenin etrafında sekiz küçük sahne!


Sahnelerin çevresinde içinde silahlar bulunan raf sıraları vardı.


Bu raflarda olan silahlar ise; kılıçlar, süvari kılıçları, yaylar, baltalı kargılar, mızraklar, gönderli silahlar, kırbaçlar…


On sekiz çeşit silah vardı!


Bu silahların kaliteleri en iyi olmasa da oldukça sıra dışı silahlardı. Bu silahların hepsi, Tai Ah Kutsal Şehri’nin demircilerinde yetişimciler tarafından üretilmişti.


Elbette ürünleri arenaya yerleştirilen yetişimciler, en iyilerdi.


Ama genellikle arenaya çıkan yetişimciler kendi silahlarını kullanmayı tercih ettiklerinden bu silahları seçmezdi.


Silah raflarının yirmi metre kadar ötesinde seyir platformu vardı.


Bu platform çok katlıydı ve yirmi bin kişi alabiliyordu. Çok geniş bir platformdu ve koltuklar da çok rahattı.


Platform ve arena, Tai Ah Kutsal Şehri’nin azami sayısına göre dizayn edilmişti. Tai Ah Kutsal Şehri’nin uzmanlarının çoğu dövüşmek için buraya gelirdi ve katılımcı sayısı ne kadar çok olursa izleyici sayısı da o kadar çok olurdu.


Birçok yetişimci, diğerlerinin kavgalarını izlemeye buraya gelirdi. Çünkü uzmanların dövüşlerinden biraz deneyim kazanabilirlerdi ve bu da savaşçılar için çok yararlı olabilirdi.


Şimdi ise, iki bin çaylak, binden fazla kıdemli yetişimci ve görevli personellerle birlikte toplam sayı dört binden azdı. Ve bunların hepsi arenaya girdikten sonra bile arena kısmen boş gözüküyordu. Bu arena için dört bin kişi hiçbir şey değildi.


“Hepiniz burada mısınız?” Yi Yun da yerine oturduktan sonra bir ses duyuldu. Bu sesin sahibi Keltoş Qin idi!


Yi Yun, Zhou Kui ve diğerlerinin eğitmeni olarak Keltoş Qin’in, acemi grubunun ilk savaşlarında bulunmaması düşünülemezdi.


“Savaşlarınıza odaklanın. Katır mısınız yoksa at mısınız, savaşlar başladıktan sonra belli olacak. Kendi aramızda ne olduysa oldu ama diğerlerinin yanında benim yüzümü kara çıkartmayın! Anlaşıldı mı?” Keltoş Qin’in açılış konuşması oldukça basitti.


Zhou Kui ve diğerleri hep bir ağızdan bağırdı. “Anlaşıldı!”


“Güzel!” diyerek başını salladı Keltoş Qin.


Sonra Yi Yun’a manidar bir bakış attı. “Evlat, iyi misin?”


Yi Yun bir selamlamayla cevap verdi ve cevabı da oldukça basitti. “Eğitmene bildiririm ki, iyiyim ve ben de anladım.”


“Ha! Güzel moral! Hep birlikte gelseler bile Jing Eyaleti acemi kampımız için zafer kazanmalısın! Hepsinin canına oku!” Keltoş Qin, Yi Yun’un omzuna büyük bir güçle vurdu. O kadar yüksek bir ses çıktı ki, Yi Yun’un altındaki zemin titredi.


Etraftaki gençler bunu saklasalar da dehşete düştüler. Bu şaplak, bir fili bile kolayca öldürebilirdi. Ama Yi Yun buna rahatça dayanabilmişti.


“Anlaşıldı, eğitmen!” Yi Yun öyle yüksek sesle bağırdı ki, sesi yankılandı.


Keltoş Qin bundan memnun oldu. “Duydunuz mu? Sıralamaları sizden daha yukarıda diye sizden güçlü olduklarını düşünmeyin. Dik durun. Arenada dayak yeseniz bile, kendinizle beraber onları da aşağı çekmelisiniz!”


Keltoş Qin acemileri avuttu. O sırada, Merkezi İlahi Kule’den bir yasa uygulayıcı merkez sahneye çıktı ve açılış konuşmasını yaptı.


Açılış konuşması basitti. Yarışma kurallarını ve sıralama sistemini açıkladı. Ödülleri duyurduktan sonra sıralama yarışmasının başladığını ilan etti!


“Dang!”


Bu gong, yarışmanın başladığını belirtiyordu. Ve gong bir kez daha vurduktan sonra çoğu acemi nefesini tuttu.


Tai Ah Kutsal Şehri’ndeki ilk savaşları, böyle bir kalabalığın önünde olacaktı. Ve bu kalabalıkta, krallığın dört bir yanından gelen elitler, eğitmenler ve yasa koruyucular vardı!


Ayrıca yarışmayı izlemek için çeşitli yolları kullanan aşiretler de vardı.


Ve bu şartlar altında gergin olmamaları mümkün değildi.


“Anons ettiğim sıraların sahipleri mücadele etmek için sahneye çıkacak!”


“Qian sahnesi, 11,810 Zhong Han! 12,007 Bai Mingyuan!”


“Kun sahnesi, 11,642 Liu Heyu! 12,050 Jiang Deyuan!”


“Zhen sahnesi…”



Yarışmadan sorumlu hakem isim listesini okumaya başladı.


Herkesin bir sıralama numarası vardı.


Sıralamaları düşük olanlar sekiz küçük sahnede mücadele edecekti. Bu sekiz küçük sahne, Bagua’nın sekiz trigramına göre yerleştirilmişti ve isimleri: Qian, Kun, Zhen, Xun, Kan, Li, Gen ve Dui idi!


ÇN: Bagua’nin sekiz trigramı anlatması karışık bir konu. İlk olarak I Ching*(Değişimler Kitabı)’nda bahsediliyor. Merkezde Yin-Yang olmak üzere yukarıda ismi zikredilen ve dünyanın temel taşlarına karşılık geldiği kabul edilen bu şeyler bir sekizgen şeklinde yerleştiriliyor. Örnek şu**. Bu nane genelde Taoist Kozmoloji’de kullanılıyor.

*: https://tr.wikipedia.org/wiki/Yi_%C3%87ing

**: https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/b/b2/Pakua_with_name.svg


Daha üst sıralardakiler ise merkez sahnede dövüşecekti!


Bu sahnenin ismi ise, Kutsal Yaban Sahnesi idi!


Kutsal Yaban Sahnesi, sıradan insanların girme fırsatını bulamayacakları bir yerdi.


“Kutsal Yaban Sahnesi, 10,003 Yi Yun! 10,750 Feng Hai!”


Hakemin şiddetli sesi, tüm arena boyunca yayıldı.


“Oh? Sıram ne çabuk geldi?” Yi Yun şaşırdı. Sırası gelmeden önce biraz daha beklemesi gerekeceğini düşünüyordu. Adının bu kadar çabuk duyurulacağını beklemiyordu.


Ama ona meydan okumak isteyen pek çok kişi olduğundan bu, anlaşılabilir bir durumdu. Günde on iki karşılaşma yapmak zorundaydı. Hakemler de onun savaşını öne alarak, savaşları gün içine yaymak zorundaydı. Savaşlarının arasındaki sürenin artmasıyla birlikte her savaşının ardından gücünü bir miktar da olsa toparlayabilirdi.


“Haha! Benim sıram!” Hongdao Birliği üyelerinin bulunduğu yerden, uzun boylu bir genç heyecanla yerinden zıpladı. O, Dört Belalı Lord’dan biriydi ve adı Feng Hai idi.


O da sahneye ilk önce kendisinin çıkacağını beklemiyordu. Üstelik çıkacağı sahne, Kutsal Yaban Sahnesi idi!


Harika!


Yi Yun ile Feng Hai’nin karşılaşması hiç şüphesiz tüm izleyicilerin ilgisini çekmişti!

 

 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1221

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1055

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 872

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 812

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 688

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 643

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 625

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 600

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 548

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 518

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 346

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 204

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 192

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 179

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 138

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 116

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 114

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 97

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 14829 Üye Sayısı
  • 456 Seri Sayısı
  • 19509 Bölüm Sayısı


creator
manga tr