Korku dağları bekler. #Atasözü

True Martial World - Bölüm 175: Luohuo Birliği


 

Çeviri: bebebiskuvisi

 

 

Yi Yun’un şaşırdığını gören Wang kadını homurdandı. “Bir rekor olması garip mi? Bitki toplamak, istikbali olmayan bir iş olsa da, sıkı çalışıp da uzmanlaşanlar, Tai Ah Kutsal Şehri tarafından takdir edilir ve ödüllendirilir. Kutsal Şehir’de, demir dövme dahil, hesaplanabilir her şeyin bir rekoru vardır! Bitki toplama rekoru ise iki üç bin yıl önce kırılmıştı. Rekoru kıran kişi, bir defalığına on bin ejder runu ile bir onur puanı kazanır!”

 

On bin ejder runu mu?

 

Ve bir de onur puanı!

 

Yi Yun’un gözleri parladı. On bin ejder runu, Kutsal Yaban Göksel Salonu’nda yirmi saat boyunca yetişim yapmasına yeterdi!

 

Üstelik bir de onur puanı kazanacaktı. Bu, ejder runlarından bile daha kıymetliydi. Tai Ah Kutsal Şehri’ndeki en değerli şeyler sadece onur puanlarıyla kazanılabilirdi.

 

Şehirdeki savaşçıların %95’i altı yıl boyunca tek bir onur puanı bile kazanamıyordu!

 

Bu da bu puanları kazanmanın zorluğunu kanıtlıyordu!

 

Onur puanları, Kutsal Şehir’deki sıradan savaşçılar için ulaşılmaz bir şeydi.

 

Bir rekoru kırmak, yüksek bir ödül kazandırıyordu. Ve önemsiz, küçük rekorlar bile istisna değildi!

 

Yi Yun sayfanın alt kenarını heyecanla tuttu ve sayfaları teker teker çevirdi. Bitki Dağı’nda yetişen tüm bitkiler gayet açık bir şekilde sınıflandırılmıştı.

 

En yaygın bitkiler, Cennet, Dünya, Mistik ve Sarı sınıflara ayrılmıştı.

 

Ve bunlar arasında da en yaygınları Sarı ve Mistik sınıflardı. Ama ejder runu bakımından, değerleri nispeten azdı.

 

Dünya sınıfına ulaşan bitkiler ise, inanılmaz şeylerdi. Dünya sınıfı bir bitki, çok yüksek meblağlara okutulabilirdi. Ama onları bulması zordu.

 

Daha yukarıda ise, Anka Tüyü, Unicorn Boynuzu gibi Cennet sınıfı bitkiler vardı. Bala göte onlardan birini bulabilirseniz, ceplerinizi ejder runlarıyla doldurabilirdiniz!

 

Uzun yıllar önce bitki toplama rekorunu kıran Zhong Yi’nin iki ay içinde on dokuz binden fazla ejder runu kazanmasının sebebi, birkaç tane Cennet sınıfı bitki bulmuş olmasıydı!

 

Ama... Cennet sınıfı bitkiler, bitkilerin en değerlileri değildi. Daha da yukarıda, ilk türlerden bitkiler, ölümsüz bitkiler, ilkel bitkiler ve ilahi tıpta kullanılan farklı türlerden bitkiler vardı.

 

Bu bitkilerin değerleri ise saçmalık derecesinde mantıksızdı!

 

Ama, bu kılavuzda onlara dair kayıtlar yoktu…

 

Oh? Peki neden bu bitkilerin karşılığı değerler yazılmamıştı? Genç savaşçıların onları toplayabilme şansları olmadığından mı?

 

Peki ya biri ilk türden bir bitki bulursa nasıl bir ödül sahibi olacaktı?

 

Yi Yun bunun hakkında düşündükten sonra Wang kadınına sordu: “Bu astınız bir soru sormak istiyor. Bitki toplama rekorunu kırarsam, ismimi Bilgeler Yolu’na bırakabilir miyim?”

 

Yi Yun’un ona soru sorduğunu duyan Wang kadını hoşgörüsünü yitirdi. Yi Yun’a bir bakış atarak tane tane anlattı. “Rekorun, seninle ne ilgisi var ki?”

 

“Bilgeler Yolu’na isimlerini bırakabilen insanlar, gelecekte bilge olmak için bir fırsat yakaladılar ve güçlerini göstererek zorlu bir işin altından kalktılar.”

 

“Bitki toplama gibi işler ise, kişinin gücünü yansıtmaz. Rekoru kırsan bile gelecekte bir bilge olacağın anlamına gelmez. Adın sadece elinde tuttuğun kitapçığa yazılır.”

 

“Anlıyorum.” dedi Yi Yun.

 

Aslında Yi Yun için, adını Bilgeler Yolu’na bırakıp bırakmamak çok da önemli değildi. Tek ilgilendiği kazanacağı faydalardı. “Öyleyse birkaç soru daha sorayım. Bitkileri toplamak için bir zaman sınırı var mı? Kıdemli Zhong Yi’nin tam tamına altmış gün harcaması, herkese altmış günlük bir süre verildiği anlamına mı geliyor?”

 

“Neden bu kadar çok soru soruyorsun? Rekoru kırmak istiyor olamazsın, değil mi?”

 

Wang kadını gözlerini devirdi ve etraflarındaki kızlar kahkahalarını koyverdi.

 

Yi Yun başını kaşıdı ve küçük, masum bir çocuk yüzü takınarak konuştu. “Sadece meraktan soruyorum, başka bir şey değil.”

 

“Bitki toplama rekoru gerçekten de iki aylık bir zaman zarfını kapsar. Bu rekoru kırmayı düşünüyorsan, rüya görmeyi bırak. Binlerce yıldır kırılamadı. Soruların bitti mi?”

 

“Eh...son bir tane daha…” dedi Yi Yun kısık sesle.

 

“Sor gitsin!” Wang kadını konuşmak istemiyordu ama çocuk durmadan soru sorup duruyordu!

 

“Oh...Sormak istediğim, ilk türden bir bitki veya ilkel bir bitki bulabilirsem özel bir ödül alıp alamayacağımdı sadece! Kılavuzu hatmettim ama bununla ilgili bir şey yok…”

 

Yi Yun’un sorusunu duyduğunda, Wang kadını aynasını yere düşürüyordu neredeyse.

 

Keskin gözlerini genişçe açtı ve şaşkınlık içinde Yi Yun’a baktı, karşısındaki çocuğun akıl sağlığının yerinde olup olmadığını anlamaya çalışıyordu sanki.

 

“Ne dedin?”

 

Sadece Wang kadını da değil, oradaki herkes tuhaf tuhaf Yi Yun’a bakıyordu.

 

Bu çocuk gerçekten de ilk türden bir hazine bulabilirse ödül alıp alamayacağını mı sordu?

 

“Oh..” Yi Yun tekrar yavru köpek bakışlarını takındı. Bu kadar büyük bir tepki vermeniz şart mıydı…

 

“Pfft!”

 

Birkaç bitki toplayıcısı kadın, kahkahalarını dizginleyemedi, hoş bir müzik gibi olan sesleri etrafa yayıldı.

 

“Küçük kardeş, nasıl hayal kurulacağını kesinlikle biliyorsun. İlk türden bitkilerin nadirliğinden tek kelimeyle bahsetmek gerekirse, tüm Bitki Dağı’nda onlardan bir tane bile olmayabilir. Buradaki asıl mesele, Bitki Dağı’nın aşırı geniş olması; öyle geniş ki, böyle bir bitki aramak, samanlıkta iğne aramak gibidir. Kadere meydan okuyacak bir şansa sahip olsan ve ilk türden bir bitki bulsan bile onu alabileceğini düşünme. Bu bitkilerin ruhları vardır. Saklanabilirler! İlk türden bitkileri bırak, Cennet sınıfı bitkileri bile toplamak zordur. Kendilerini korumak için türlü türlü yollara sahipler. Onların farkına bile varmadan yanlarından yürüyüp geçebilirsin!”

 

“Oh? Böyle bir şey mi var?” Yi Yun şaşkınlıkla bitki toplayıcı kızlara baktı. Küçük kabilesinde topladığı bitkiler normal bitkilerdi. Daha önce hiç ruhu olan bitkileri duymamıştı.

 

“Elbette! Küçük kardeş, soracak birçok sorun var gerçekten de. İyi bir bitki toplayabilirsen Kutsal Şehir seni ödüllendirir ve bu ödül, asla hayal kırıklığına uğratmaz, asla bitkinin değerinden düşük olmaz! Asıl mesele, birini bulup bulamayacağın!”

 

“Kutsal Şehir, yetişimcilere karşı çok cömerttir. Ara sıra, kendi ailelerinden bazı bitkiler edinip de ödül almak için onları Bitki Dağı’ndan toplamış gibi yapan bazı aşiret çocukları bile olur. Ama kendi kullanımı için bitki toplayan birini hiç duymadım!”

 

“Kaldı ki...geçtiğimiz yıllar boyunca Cennet sınıfı veya daha iyi bir bitki toplayabilen hiç kimse çıkmadı. Biz yetişimciler bu tür bitkileri toplama yeteneğine sahip olmadığımızdan Kutsal Şehrin kıdemlileri Cennet sınıfı veya daha iyi bir bitkiye ihtiyaç duyarlarsa, gidip kendileri toplamak zorundalar. Ama bu hem zaman kaybı hem de uğraş gerektiriyor, bu yüzden kıdemliler zamanlarını buna harcamayı istemiyorlar. Hem çok çaba harcasalar bile onlardan birini bulabileceklerinin garantisi yok. Bu yüzden birisi böyle bir bitki bulursa kıdemliler çok sevinir ve cömert bir ödül verir, ama...ne kadar çok istersen iste bu imkansızdır!”

 

“Teşekkür ederim abla.” Bitki toplayıcı kızın sözleri Yi Yun’u heyecanlandırdı. İyi bitkiler topladığı sürece, Kutsal Şehrin vereceği ödüller inanılmaz olacak gibi görünüyordu!

 

Bunun sebebi de, Kutsal Şehrin yetişimcilere karşı bonkör oluşu ve yeteneklileri yetiştirmek istemesiydi. İkinci sebebi de, Bitki Dağı’ndaki bitkilerin Kutsal Şehir tarafından kasıtlı olarak ekilmemiş, onların Yer ve Gök Yuan Qi’si sebebiyle büyümüş olmalarıydı.

 

Bu bitkiler, kutsal yabanın zenginliğinin bir parçası olarak görülüyor ve kutsal yaban da, tüm dünyadaki savaşçıların ortak hazinesi sayılıyordu.

 

“Sanırım ilk türden bir bitki toplamak benim için zor olacak...Ruhu olan bir bitki bulabilirim belki ama onu yakalamak...zor olacak!”

 

Yi Yun kendi gücünün ve sınırlarının farkındaydı. İlk türden bir bitkiyi yakalamak kesinlikle kolay olmayacaktı.

 

Bitki Dağı’nda her türden hazineler vardı. Gücü hangisine yeterse onu alabilirdi.

 

“Küçük kardeş, adın ne?”

 

Bitki toplayıcı kız, Yi Yun’un sözleri, kafayı yemiş birinin aptalca lakırdıları gibi olduğundan onu eğlenceli bulmuştu.

 

Yeni doğmuş buzağıların kaplandan korkmadığı gerçekten de doğruydu.

 

Bu on beş yaşındaki kız, önündeki çocuğu sevimli bulduğundan, bu güzel ve masum çocuktan hoşlanmıştı.

 

“Oh...Adım Yi Yun.”

 

Bu bitki toplayıcı kızın onu bir eğlence aracı olarak görmesi Yi Yun’un canını sıktı. Aslen bir yetişkin olsa da şimdi, on beş yaşındaki bir kız tarafından gülünç bulunuyordu. Gülse mi ağlasa mı bilmiyordu.

 

“Yani, Küçük Kardeş Yi Yun. Pekala, seni hatırlayacağım. Benim adım da Zhao Qingcheng, bana Qingcheng Abla demen yeterli.”

 

Qingcheng Abla mı?

 

Yi Yun gözlerini devirdi. Nah derim!

 

Zhao Qingcheng, Yi Yun’un onunla ilgilenmediğini görünce kasıtlı olarak sözcükleri sündüre sündüre, “Küçük Kardeş Yi Yun, ablan Luohuo Birliği’nden!” dedi.

 

“Luohuo Birliği mi? Oh?” Bu isim tanıdık geldiğinden Yi Yun bir süre duraksadı. Zhao Qingcheng’in gücünü göstermek için arkasındakilerden bahsettiğini tahmin ediyordu. Muhtemelen büyük bir tarikattı…

 

“Tarikatınızın ismi bu mu?” Yi Yun önemsemez, rahat bir tavırla sordu.

 

Zhao Qingcheng bir kahkaha daha attı ve gevezelik etmeyi sürdürdü. “Küçük kardeş, çok tatlısın. Tai Ah Kutsal Şehri’ndeki savaşçıların çoğu kendi aralarında birlik kurar. Birliğin amacı, üyelerin alış verişle ve kaynak paylaşımıyla birbirlerine yardımcı olmasıdır.”

 

“Tai Ah Kutsal Şehri’nde her türden zorlu rekabet vardır ve bu sebeple bir grup oluşturmak birçok yarar sağlar. Luohuo Birliğimiz, Kutsal Şehir’deki en büyük birliktir. Birliğimizin başkanı da İnsan Onur Listesi’nin lideri Luo Huo’er’dir. Onu duymuşsundur!”

 

Yani, o Luo Huo!

 

Yi Yun tabii ki onu hatırlıyordu. İsmin tanıdık gelmesi beyhude değildi. Luo Huo, birliğe kendi ismini koymuştu!

 

“Tai Ah Kutsal Şehri kesinlikle girift. Yetişimciler, kendi topluluklarını bile oluşturuyor…” Yi Yun’un düşünceleri bu şekildeydi. Ama mantıklı bir durumdu. Tai Ah Kutsal Şehri’ne gelen insanların tümü, yetenekli insanlardı. Bir birlik oluşturmak ve ilişkilerini derinleştirmek, gelişimlerine de başka şeylere de faydalı olurdu.

 

Birlikten doğan güç, yani birliğin gücü, doğal olarak bireysel güce baskın gelecekti.


Ç.N.: Bu hafta özel sebepler sebebiyle çeviriyi aksattım. Kusuruma bakmayın. Birkaç gün içinde gelmeyen bölümleri telafi edeceğim. 

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1151

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1029

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 843

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 792

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 619

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 532

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 314

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 136

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13350 Üye Sayısı
  • 399 Seri Sayısı
  • 18171 Bölüm Sayısı


creator
manga tr