Korku dağları bekler. #Atasözü

True Martial World - Bölüm 141: Merkez Bölgelere Doğru İlerlemek


 

Çeviri: bebebiskuvisi Düzenleme: bezald35

 

Köy meydanına birkaç yüz bin poundluk azgın hayvan eti yığılmıştı.


Birkaç bin kişilik Lian kabilesinin tüm üyeleri köy meydanına toplandı. Şaşkın ama aynı zamanda mutluluk da içeren gözlerle et dağına baktılar.


Bu, azgın hayvan etiydi! Sığır etinden daha değerli ve daha lezzetliydi! Bir parçasını yemek, bir gün boyunca yetecek kadar güç verirdi!


Ve birkaç yüz bin pound et, uzun süre yeterdi!


Ama bazı insanlar sevinirken bazıları dövünüyordu. Daha önce Lian kabilesini yönetenler acılar içindeydi.


“Yun’er, geri döndün!” Ayrılalı üç gün olmuştu. Jin Long Wei savaşçıları Yi Yun’un iyi durumda olduğuna eminken Jiang Xiaorou endişelenmeden edememişti. Yi Yun’un bu kadar etle birlikte sapasağlam geri döndüğünü gören Jiang Xiaorou hem sevindi hem de kardeşiyle gurur duydu.


Jiang Xiaorou, Zhou Xiaoke ile birlikte görününce köylüler çabucak kenara çekilerek onlara yol verdi.


Herkes bu iki kıza saygıyla bakıyordu, hatta onlara yaranmaya çalışan bir tavırla. Bu iki kızın Lian kabilesinin prensesleri olduğunu biliyorlardı. Yi Yun’un gibi, onların da otoriteleri mutlaktı. Onları gücendiren kim olursa olsun, hayatını tehlikeye atmış olurdu.


“Xiaorou Abla, eti nasıl dağıtmak istersen öyle dağıt.” Yi Yun eti dağıtma yetkisini Jiang Xiaorou’ya verdi. Lian kabilesi insanları hiç zaman kaybetmeden, önünde diz çökmekten ve yürüdüğü yerleri yalamaktan gocunmayacaklarını anlatan ıslak köpek bakışlarıyla Jiang Xiaorou’ya baktılar.


Jiang Xiaorou sonuçta bir kızdı. Yaşıtı kızlardan daha fazla cefa çekmiş ve zorluklara karşı daha dayanıklı olmuş olabilirdi ama gene de yumuşak kalpli davranacağı su götürmez bir gerçekti.


Eti dağıtan Jiang Xiaorou olacağından kötü insanların pay alması mümkündü.


O kadar et vardı ki, kişi başına ortalama otuz pound et düşüyordu.


Yi Yun, Jiang Xiaorou’ya et dağıtma yetkisini verirken bu hususu düşünmüştü zaten, ama bugün başka planları vardı.


“Liu Tie, buraya gel…” Yi Yun, Liu Tie’ye gelmesini işaret etti.


Bu gelişme Liu Tie’yi heyecanlandırdı!


Yi Yun, onu çağırma girişiminde bulunmuştu!


Bu iyiye işaretti. Yi Yun’un onu yardımcılarından biri yapmaya niyetlendiğini kanıtlıyordu!


İnanılmaz coşkuluydu ama Yi Yun’un yanına gitmeden önce biraz sakinleşerek tevazu göstermeyi unutmadı. Elleriyle selam verdi ve diz kırdı. “Değersiz ben, genç efendinin emirlerini bekliyorum. Genç efendi hem zeki hem çok güçlü, köpek öldürürmüş gibi metruk hayvan, tavuk boğazlarmış gibi azgın hayvan öldürebiliyor…”


“Yeter!” Yi Yun, Liu Tie’nin saçmal konuşmasını öfkeli bir tavırla engelledi. Yalakalık yapmak, savaşçı hazırlama kampı üyelerinin doğuştan gelen özellikleriydi sanki. Yalakalık yapmazlarsa huzursuz oluyorlarmış gibi görünüyordu.


“Genç efendi, size rapor vermem gereken bir şey var.” dedi Liu Tie.


“Oh?” Yi Yun’un kaşları çatıldı.


“Lian Chengyu...öldü…” Liu Tie bu haberi önceki gece almıştı.


Lian Chengyu zaten sakattı ve yaşama arzusunu yitirmişti. Bu duruma öfkeli kalbi de eklenince umutsuzluğun içine düşmüştü.


Umutsuzluk ve acı, bir insanı öldürebilirdi. Bir insan yaşamak istemiyorsa, ölümün eli kulağında demektir.


“Ayrıca, Zhao Tiezhu da öldü. Lian Cuihua hâlâ hayatta ama köylüler saflarını belirlediler. Genç efendiye sadık olmaya niyetliler. Lian Cuihua’yı gördüklerinde yollarını değiştirecekler ve onunla konuşmayacaklar…”


Lian kabilesinde yiyecek kıtlığı vardı. Lian Cuihua ve Zhao Tiezhu gibi ciddi yaralı olan veya sakat olan insanlar için durum daha zordu. Normal insanlar bile açlıktan ölüyorken onlar ne yapsınlar?


Zhao Tiezhu acılarından kurtulmuştu ama Lian Chuihua köylüler tarafından dışlanmıştı. Başına gelecekler kolayca öngörülebilirdi.


Yi Yun bu konu hakkında soğukkanlıydı. Başlarına gelenleri hak ediyorlardı. Başkalarına zarar vermeye niyetlendilerse sonuçlarına da katlanmak zorundaydılar.


“Genç efendi, küçük ben emirlerinizi öğrenebilir miyim?” dedi Liu Tie kibar bir şekilde.


“Oh...Liu Tie. Et dağıtımını gözle. Kötü niyetli biri çıkarsa canına oku. Ayrıca birkaç güne Bulut Çölü’nden ayrılacağım. Yanıma yüz kişi alacağım. Listemi hazırladım bile, ayrılma hazırlıklarını yap.” Yi Yun bunları söyledikten sonra Liu Tie’ye bir kağıt parçası uzattı. Zhang Tan, Jin Long Wei ayıldığı zaman, Yi Yun’a verilen arazilere yanında insanları da götürebileceğine dair söz vermişti.


Yi Yun’un tüm Lian kabilesini götürmesi imkansızdı. Birincisi, ona verilen topraklar bu kadar insanı alabilecek kadar geniş değildi; ikincisi ise, bu insanların çoğu, diğerlerinden çalan, zorbalığa yatkın, kendinden güçsüzlere saldırmayı seven kötü insanlardı. Despotlardan farksızdılar. Güçleri olmadığından despot olamıyorlardı. Güçlü olsalardı kesinlikle daha beter olurlardı.


Bu insanların engin yabanda bırakılması en iyisiydi; iyi insanlara gelince, Yi Yun onları kendi topraklarına götürecekti. Yi Yun’un niyeti eskiden beri buydu.


Liu Tie heyecanla kağıt parçasını aldı. Lian kabilesinin diğer insanları da Yi Yun’un sözlerini duymuştu!


Yi Yun insanları engin yabandan kurtarıp kendi topraklarına götürüyordu!


Duygusuzca ve çaresizce Liu Tie’nin elindeki kağıt parçasına değerli bir hazine haritasıymış gibi baktılar.


Merkez bölgelere gitmekle kıyaslandığında düzinelerce pound etin hiçbir önemi yoktu!


Aslında Yi Yun ayrılmayı planladığından çok fazla et kullanamayacaktı... Böylece kötü niyetli köylülere daha fazla et kalmış olacaktı.


Birkaç pound etle yiyecek sıkıntısından bir süreliğine kurtulabilirlerdi. Yi Yun fazlasıyla hoşgörü göstermişti. Onlar gelecekte Bulut Çölü’nde yaşamaya devam edeceklerdi ve kendi kaderleri kendi ellerinde olacaktı.


Liu Tie isim listesini tararken hızlı hızlı nefes alıyordu. Okuyabildiği kelime sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu ama kendi adını okumayı biliyordu.


Sonunda kendi adını gördü.


Çok duygulandı. Yi Yun adını listenin üstlerine yerleştirmişti. Bu durum Liu Tie’nin neredeyse göz yaşlarına boğulmasına sebep olacaktı. Yi Yun’u sadıkça izleyeceğine dair kendi kendine yemin etti. Yalakalık yapmaktan başka bir yeteneğinin olmadığının farkındaydı. Gelecekte Yi Yun’un ayak işlerine koşarak sakin bir hayat yaşamaya karar verdi.


Liu Tie’nin en büyük avantajı, sorunlarla nasıl başa çıkılacağını bilmesiydi. Yi Yun, onu uşak olarak alırsa birçok sıkıntıdan kurtulabileceğini düşünmüştü.


“Teşekkür ederim genç efendi, eksik olmayın genç efendi.” Liu Tie, Yi Yun’a üç kez secde etti. Yi Yun’a olan minnettarlığı kalbinden geliyordu. Yi Yun’un iyi gününde de kötü gününde de onun yanında olmayı aklına koydu.


Böyle bir efendiyi izleyerek gelecekte sorunsuz bir hayat sürmeyi kim istemezdi ki?


Etler dağıtıldıktan sonra listedeki isimler duyuruldu. Liu Tie’ye bu kelimelerin nasıl okunacağını Jiang Xiaorou gösterdi.


Listede ismi olanlar, birkaç gün önce Jiang Xiaorou ve Zhou Xiaoke tarafından iyi oldukları söylenen insanlardı.


İsmi okunan insanlar mutluluktan ağladılar.


Okunmayan insanlar, aileleri ölmüş gibi görünüyorlardı. Yüzleri küle dönmüştü.


Kendilerine et verildiği için duydukları sevinç kayboldu.


Et bitecekti elbet. Et bittikten sonra onlara ne olacaktı peki?


Engin yabanda katlanmak zorunda kaldıkları zorlu hayatları düşününce, geleceklerinin karanlık ve umutsuzlukla dolu olduğunu hissettiler.


Yi Yun aldırış etmiyordu. Engin yabanda acı çeken çok fazla insan vardı. Küçük Lian kabilesinden ona neydi ki? Dahası yalnızca kendilerini suçlayabilirlerdi.


Bu dünyada insanlar karma hakkında konuşurlardı ama bu acı çeken insanları uyutmak için kullanılan bir şeydi sadece. Tanrı adil değildi. Adalet, insanların yarattığı bir şeydi.


Yi Yun mutlak güçle, kendi adalet biçimini oluşturabilirdi; iyiler ödüllendirilecek ve kötüler, kötülükle cezalandırılacaktı!


Gücün beraberinde getirdiği şey, buydu…


Yi Yun böyle düşüncelere sahipti.



O gece Lian kabilesinde heyecan ve hareket vardı. İnsanlar, Liu Tie’nin önerisiyle köy meydanına bir şenlik ateşi yakarak eğlence düzenledi. Azgın hayvan etleri pişirildi ve göğe pişmiş etin güzel kokusu yükseldi. İnsanlar, etleri yedikten sonra şarkı söyleyip dans ettiler. Bazı cesur gençler, sevdikleri kızlara açılma fırsatı bile buldular.


Jiang Xiaorou eğlenceye katılmadığından, o akşamın yıldızı Zhou Xiaoke oldu.


Birçok kişi onunla evlenmek umuduyla samimi davranışlarla Wang Teyze’ye yaklaşmaya çalıştı ama Wang Teyze bu insanları görmezden geldi.


Hmph! Çok güçsüzsün ama yine de kızımı istiyorsun, ha! Kızımı, Evlat Yun’a yakınlaşıp, onunla merkez bölgelere gitmek istediğin için kullanmak istediğinizi bilmiyorum sanki! Avcunu yalarsın!


Kızım, Evlat Yun için yeterince iyi olmayabilir ama onun sevdiği biriyle evlenmesini istiyorum. Xiaoke, gelecekte Yi Yun’un kız kardeşi olarak kabul edilebilir. Kim bilir, belki de Evlat Yun, Xiaoke’yi sever de, büyüdüğünde Xiaoke’yi cariyesi olarak alır!


Wang Teyze’nin en çok istediği şey, buydu. Yi Yun’un büyük ihtimalle büyük bir ailenin kızıyla evleneceğinin farkındaydı. Xiaoke’nin bir cariye olması bile yeterliydi.


Wang Teyze, aklında bu düşüncelerle, kızıyla evlenmek umuduyla gelen herkese, kuğuya aşık olan kurbağalar gibi davrandı. Hem gelenlerden bazılarının kurbağalardan daha çok siğili vardı.


Hiç mi aynada kendinize bakmıyorsunuz!



Eğlence, gecenin geç saatlerine dek sürdü.


Ertesi sabah, birçok insanın kıskanç bakışları altında, Yi Yun tarafından seçilen insanlar onları taşıyacak olan Jin Long Wei bineklerinin sırtlarındaki küfelere bindiler. Ardından Sun Jingrui’nin önderliğinde Tao kabilesine doğru yöneldiler.


Yol boyunca neşelerini kaybetmediler. Lian kabilesinin korunaklı topraklarından çıktıkları ilk seferdi bu. Engin yabandan ayrılmak ve bereketli merkez bölgelere gitmek üzereydiler. Nasıl sakin olabilirlerdi ki?


Yi Yun bile umutla, mutlulukla doluydu.


Yi Yun ve tayfası, Tao kabilesine vardıktan hemen sonra Jin Long Wei’nin engin yabandan ayrıldığı haberini aldılar. Birkaç gün Tao kabilesinde kaldıktan sonra Bulut Çölü’nden ayrıldılar ve krallığın merkez bölgelerine doğru ilerlediler…

 

Ç.N.: İkinci arc da bitti böylece. Yi Yun’un peşinden ben de sizi çıkarıyorum engin yabandan. Sonuçta ana kahramanımız şimdilik Yi Yun. Bölümler uzamaya başladı arada bazı günleri boş geçebilirim ama haftada beşten aşağı düşmeyecek bir problem olmazsa.

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1149

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1029

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 841

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 618

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 586

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 531

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 311

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13275 Üye Sayısı
  • 395 Seri Sayısı
  • 18129 Bölüm Sayısı


creator
manga tr