Lafla pilav pişerse deniz kadar yağı benden. #Atasözü

True Martial World - Bölüm 112: On Suç


 

Çeviri: bebebiskuvisi Düzenleme: bezald35

 

Lian kabilesinin savaşçı hazırlama kampı üyelerinin gözleri faltaşı gibi açılırken ağızları da yere düştü.


Onlara göre yenilmez olan Lian Chengyu, Yi Yun sığırının karşısında sefil bir hâle düşmüştü!


“Bunun...anlamı ne?”


“Lian Chengyu Qi Gatherer’ın zirvesinde değil mi?”


Lian Chengyu’nun yetiştirme seviyesini bilen bazı insanlar olanlara inanamıyordu.


Ölümlü kanın beş âlemi arasında Qi Gatherer’ın zirvesi en yükseğiydi ve diğerlerine göre mutlaktı. Qi Gatherer’ın zirvesindeki bir savaşçıyı yenmek, sadece Mor Kan savaşçıların yapabileceği bir şey olmalıydı!


“Olamaz! Yoksa Yi Yun Mor Kan bir savaşçı mı?” Birisi düşüncesini söylerken sesi titredi.


“Saçmalama! Mor Kan savaşçıların Ölümlü Kan’ların yarışmasına katılmasına ne gerek var? Jin Long Wei de buna izin vermez zaten. Üstelik Yi Yun sadece on iki yaşında, on iki yaşında nasıl Mor Kan olabilir?” Birisi Yi Yun’un yaşından bahsetti ve diğerlerinin daha fazla yaygara yapmasının önüne geçti.


Doğru ya, Yi Yun, Tao Yunxiao’dan iki yaş daha küçük, sadece on iki yaşında!


On iki yaşındaki birinin savaş gücüyle Lian Chengyu’yu yenebilmesi için ne tür bir canavar olması gerekir?


Ve sahnede, Yi Yun yavaşça Lian Chengyu’ya doğru yürüyordu.


Lian Chengyu kayaların arasından çıkarken elleri titriyordu. Yüzü kanla kaplıydı ve vahşi bir yüz ifadesine sahipti.


Yi Yun delici gözlerle Lian Chengyu’ya baktı.


“Dedim ki, on suçun var! Bana on hayat borçlusun!”


“Her suç için bir kere vuracağım, deminki...ilkiydi!”


Yi Yun’un sesi millerce öteden dahi duyulabiliyordu. Herkes bu sesi açık ve net duydu.


“İlk suçun!”


“Sen ve yalakaların insanlara zulüm ediyor, kabilenin yiyeceklerini ve kaynaklarını kendinize ayırıyorsunuz. İnsanlar çok çalışsa da ellerine geçenler karınlarını doyurmaya yetmiyor. Dağıtılan kıyafetler de yetersiz. İnsanlar her yıl açlıktan ve soğuktan ölüyor. Elleriniz onların kanıyla kaplı!”


“Deminki saldırım onlar içindi! İlk hayat, Lian kabilesi halkına borçlu olduğun bir şeydi!” Yi Yun’un sözleri herkesi şaşırttı. Başlangıçta, Lian Chengyu, Yi Yun’u metruk kemik özünü çalmakla suçlamış ve insanları bir kurban olduğuna inandırmıştı.


Ama diğer taraftan Yi Yun, Lian Chengyu’yu on suçla suçlamıştı!


Açıkça anlaşıldığı gibi aralarındaki düşmanlık, Lian Chengyu’nun anlattığı kadar basit değildi!.


“Beni bu sözde on suçla yargılamak mı istiyorsun? Kim olduğunu sanıyorsun sen?” Ağzından bu kelimeleri çıkartmayı başardı. Yi Yun’a olan nefret iliklerine dek işlemişti!


Yi Yun’un tartışmasız bir avantajı vardı. Üstünlüğü elinde bulundurmasıyla birlikte Lian Chengyu’yu acımasızca yere vurunca durum tam tersine dönmeye başladı. Bu kadar kişinin gözleri önünde mağrur Lian Chengyu utandırıcı bir şekilde yere çarpılmıştı. Bu durum onu kudurttu.


Gidişatın birden tersine dönmesi ve büyük bir aşağılama hâllerinde insanların ne düşüneceklerini bilememesi normaldir.


Şimdiki Lian Chengyu’nun da aklı uçup gitmişti. Düşünme yetisini yitirmişti. Kendisi ile Yi Yun arasındaki güç farkını sakin bir şekilde değerlendiremiyordu. Tek düşüncesi Yi Yun’un canına okumaktı!


“Öl!”


Lian Chengyu dişlerini sıktı ve Yi Yun’un üzerine atıldı!


“Kayaları Kıran Kaplan Pençesi!”


Kemiklerinden sesler gelirken ellerini pençe gibi yaparak Yi Yun’a uzattı!


Lian Chengyu engin yabanda bir dövüş sanatları dâhisiydi. Yao Yuan’dan öğrendiği Ejderha Kaburgası Kaplan Kemik Yumruğu’nun özünü kavramıştı!


Kayaları Kıran Kaplan Pençesi, kemiklerinden ve tendonlarından sesler çıkmasına neden oldu. Omurgasını ve belini bükerek gerçek bir kaplan gibi saldırdı.


Ama sonuç beklendiği gibi oldu!


Yi Yun’un hızı, Lian Chengyu’nun kapasitesinin çok üzerindeydi. Aynı zamanda görüş yeteneği sayesinde karar verme hızı da yüksekti. Ve bunun da yanında bedeni ve gücü de Lian Chengyu’dan daha iyiydi, bu nedenle Lian Chengyu ne yapmayı denerse denesin Yi Yun kolayca üstesinden gelirdi!


“Pa!”


Lian Chengyu’nun saldırısı Yi Yun tarafından karşılandı!


Bu sefer Lian Chengyu’nun bileklerini tuttu!


Yi Yun’un kavrayışı gittikçe sıkılaşırken çatırdama sesleri duyuldu ve Lian Chengyu’nun acı çekerken alnından terler boşanmasına neden oldu.


“İyi biri olduğumu düşünmüyorum ama senden daha güçlü olduğum için seni yargılayabilirim! Bu dünyada güçlüler lordlar olarak kabul görürken zayıflar köle yapılır!” Bunları söyledikten sonra hiç zorlanmadan Lian Chengyu’yu çekti. Direnmesinin bir yolu olmadığından Lian Chengyu’nun tüm bedeni Yi Yun’un istediği gibi aşağı doğru hareket etti.


Yi Yun bir anda sıçradı ve Lian Chengyu’nun göğsüne diziyle vurdu!


“Puah!”


Lian Chengyu bir ağız dolusu taze kanı şiddetle püskürttü. Kaburgalarından sekiz kadarı kırıldı ve bedeni şiddetle yere düşmeden önce bedeni bir çuval gibi havalandı!


Yi Yun ellerindeki kanı sildi ve sakince konuşmaya devam etti: “İkinci suçun!”


“Lian kabilesinin insanlarını bitki toplamaları için dağlara çıkmaya zorladın. İçlerinde çocuklar da vardı. Uçurumlara tırmanmak ve vadilere inmek zorunda kaldılar. Çok sayıda insan yüksekten düşerek can verdi! Ama onların ölümlerini umursamadın! Ailelerine yardım yapılmadı!”


“Bir kez ben de bitki toplarken kayalıktan düştüm, ölmek üzereydim. Mezara bile gömülmüştüm. O felaketten kurtulmayı başardım ama bana da yardım eli uzatılmadı. Pirinç lapası yemek için eve döndüğümde bile bana kendi yemeğini veren ablamdı! Ölmediğimden dolayı biraz ilgi ve rahatlık görmemekle kalmadım, düştükten sonra birkaç gün daha yaşayamayacağım hakkında alaylara da katlanmak zorunda kaldım!”


“Bu ikinci hayat, bana ve Lian kabilesi çocuklarına borçlu olduğun ilaçlar içindi!”


Bu sözleri önemsizmişçesine söyledikten sonra tekrar Lian Chengyu’ya doğru yürüdü.


“Sen...sen…” Lian Chengyu kalkmaya çalıştı. Bu sırada ağzı, sudan dışarı çıkarılan bir japon balığı gibi kanla köpürmeye başladı.


Gözleri, bitip tükenmek bilmez bir nefretle doluydu.


On yıl boyunca çalışmış ve çeşitli bitkiler de kullanmış olduğundan kemikleri ve iç organları tekrar tekrar eğitilmişti. Böyle ağır bir darbeden sonra bile savaşma yeteneğini kaybetmemişti.


“Seni öldüreceğim!”


Aşağılanma ve öfke ile birlikte aralarındaki farkın büyüklüğünü kavraması, Mor Kan’a girmekteki başarısızlığı, Yi Yun’a duyduğu hınçla birleşince aklını tamamen kaybetmesine neden olmuştu.


Biri bu duruma geldiğinde ne kadar denerse denesin sakinleşemezdi.


Lian Chengyu da işte bu durumdaydı.


Yi Yun’a doğru atıldı ve yüzüne doğru bir yumruk savurdu!


Lian Chengyu’nun yumruğu, Yi Yun’un elinin tersiyle tarafından kolayca yana itildi.


Ve yumruğu savuşturduktan sonra Lian Chengyu’nun yüzüne bir yumruk attı.


Kendi saldırısının tadına bakmasına izin verdi!


“Peng!”


Lian Chengyu, bedeni bir kez daha havaya fırlayıp yere düşerken acı bir çığlık attı.


Yüzü yeşil, kırmızı, mor ve siyaha boyanmıştı. Her renk vardı kısacası.


Yi Yun’un yumruğu, burnunun yanı sıra iki ön dişini de kırmıştı!


“Üçüncü suçun, engin yabanı terk etme yolu olarak Krallık Seçmeleri’ni kullanman ve bu uğurda büyük bir kabileden metruk kemik parçası almak için kabilenin yiyecek stoklarını harcaman. Sonrasında metruk kemiği arıtmak için insanları kullandın. İnsanları, onları şehre götüreceğin konusundaki yalanlarınla kandırdın. Çünkü çok az yemeğimiz vardı, kaldı ki o günden sonra birkaç ay içerisinde birçok insan açlıktan veya soğuktan öldü.”


“Ve kız kardeşim bana biraz et almak için gece boyunca ok yapmaya çalışmışken erzak dağıtımında et almayı geç, iyi bir tahıl bile alamadı. Sadece iri taneli tahılların olduğu küçük bir torba alabildi. Bu, biz kardeşleri ölüme göndermekten farksız! Kız kardeşim buna karşı mücadele etmeye çalıştı ama yalakaların tarafından dövülmekten zor kurtuldu!”


“Üçüncü hayat, Lian kabilesinin açlıktan ölen insanlarına, bana ve kız kardeşime borcundu!” Yi Yun’un ifadesi sert, sesi kendine güven doluydu. Her saldırısında Lian Chengyu’nun suçlarından birini açıklıyordu. Seyircilerse sadece şaşkınlık içinde olanları izliyordu.


 Bu savaşın böyle bir şeye dönüşeceğini kimse tahmin etmemişti!


Lian Chengyu, öldürülmek üzereydi. Sağ kalırsa şanslı sayılmalıydı.


Ama şimdi intikam vaktiydi.


Yi Yun’un söyledikleri doğruysa, Lian Chengyu’yu dövmekte tamamen haklıydı!


Elbette, Lian Chengyu’nun metruk kemik özünü çalan Yi Yun’u öldürme isteği de anlaşılabilirdi!


Aralarındaki düşmanlık baz alındığında bu ikisi su ve ateş gibiydi. Haklı olan kim olursa olsun, güçlünün dedikleri doğru olacaktı! Zayıf olansa ölmeyi hak edecekti!


Bunlar, Tai Ah Kutsal Krallığı’nın adetleriydi sonuçta!


Savaşçı hazırlama kampı üyeleri tamamen şaşkındı. Tek bir söz bile söylemeden hayalet görmüş gibi Yi Yun’a bakıyorlardı.


Lian Chengyu ve Yi Yun’un savaşı bir yetişkinle çocuğun savaşı gibiydi, tek taraflıydı!


Bugün, efendilerinin çok sefil bir hâle gelebileceğini idrak ettiler.


Lian Chengyu tekrar ayağa kalktı. Maneviyatı çökmenin eşiğindeydi!


Fiziksel yaralanmalarına kıyasla asıl dayanılmaz olanlar zihinsel acılardı!


İnsanlar bu duruma ulaştıklarında delirebilirlerdi.


Lian Chengyu hâlâ delirmemişti ama delirmeye çok yakındı.


Yi Yun’a bir kez daha saldırdı!


Saldırısında hiçbir teknik kullanmamıştı. İlk üç saldırısı Ejderha Kaburgası Kaplan Kemik Yumruğu’ndandı ama bu seferki kaba kuvvetti.


Ejderha Kaburgası Kaplan Kemik Yumruğu bile Yi Yun’a karşı kullanışsızken kaba kuvvet kullanmak anlamsızdı.


Lian Chengyu, Yi Yun’un karnına bir yumruk attı ama Yi Yun karın kaslarını sıktı ve saldırıya karşı Dan Tian’ındaki Qi’yi yoğunlaştırdı!


Bu yumruk Ejderha Kaburgası Kaplan Kemik Yumruğu’nun hareketlerinden biri olsaydı Yi Yun yumruğu doğrudan almaya cesaret edemezdi. Ama üst üste üç ağır darbe alan Lian Chengyu’nun saldırı gücü büyük oranda azalmış olduğundan, Yi Yun böyle bir yumruğu çok zorlanmadan alabilirdi.


Lian Chengyu’nun yumruğunu aldıktan sonra boğuk bir ses çıkardı ama bir adım bile gerilemedi. Sert bakışlarla Lian Chengyu’ya bakmaya devam ediyordu!


“Dördüncü suçun, insanları isyana teşvik ettiğim için benden nefret ettin ve gizlice saldırıp ölümün eşiğine gelmeme sebep oldun. Bu hayatı bana borçlusun.” dedikten sonra Lian Chengyu’nun karnına yumruk attı.


“Peng!”


Lian Chengyu’nun bedeni karides gibi kıvrıldı. Lian Chengyu ne şekilde saldırırsa saldırsın, Yi Yun ona tam olarak aynı şekilde karşılık verecekti!

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1323

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1122

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 939

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 861

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 745

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 696

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 677

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 618

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 449

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 147

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 123

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 117

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 117

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 88

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17415 Üye Sayısı
  • 466 Seri Sayısı
  • 23463 Bölüm Sayısı


creator
manga tr