“Dövüşte usta olanlar öfkelenmez, kazanmakta usta olanlarsa korkmazlar. Dolayısıyla akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.” #Zhuge Liang

True Martial World - Bölüm 111: Bana On Hayat Borçlusun


 

Çeviri: bebebiskuvisi Düzenleme: bezald35

 

Lian Chengyu sahneye çıkmak için bir an bile bekleyemedi.


Yi Yun da sahneye yürüdü. Derin bir nefes aldı ve Lian Chengyu’nun otuz feet uzağında durdu. İlk savaşının Lian Chengyu’ya karşı olmasını beklemiyordu. Gerçi birbirlerine karşı savaşmak onların kaderine yazılmıştı.


Yi Yun uzun zamandır Lian Chengyu ile savaşmak istiyordu. Onu yenmek için kendi yumruklarını kullanmak, eh, göze göz.


Bu savaş, Lian Chengyu’yu heyecanlandırdığı gibi Yi Yun’u da heyecanlandırmıştı!


Lian Chengyu da bu savaşı uzun zamandır beklemekteydi! O kadar zaman dayandıktan sonra, bugün, bütün sorunlarını çözeceği gündü!


“Binbaşı Zhang’ın, Lian Chengyu’ya yardım etmesi kesinlikle beklenmedik bir durum. O ikisi arasında neler olduğunu az çok tahmin edebiliyorum. Yi Yun, Lian Chengyu’yu sırtından bıçaklamış sanırım, aralarındaki düşmanlığın bu kadar büyük olması bu yüzden!”


“Güzel bir gösteri olacak, ikisi de aynı kabileden olduğundan birbirlerini iyi tanıyorlar. Lian Chengyu’nun Yi Yun’a nazik davranmayacağı kesin!”


İnsanlar onların acılarından zevk almayı umarak tartıştılar. Konuşanlar, Tao kabilesi insanlarıydı elbette, aynı kabilenin üyeleri arasındaki bir iç savaş mutlu olunacak bir şeydi sonuçta. Üstelik içlerinden biri Yi Yun’du; tüm bu zaman boyunca çıkıntı yapmış olduğundan Tao kabilesini uyuz ediyordu.


“Binbaşı Zhang! Bir sorum var, sorabilir miyim?” Arenada duran Lian Chengyu yapmacık tavırlar takınmadan Zhang Tan’a bir soru sordu.


“Sor!” diye yanıt verdi Zhang Tan.


“Binbaşı Zhang, kurallara göre savaşçılar, yaralanmalara, sakatlanmalara ve hatta ölüme neden olduklarında savaştan çekilmek zorundalar. Bu savaş bizim doğrudan hesaplaşmamız olacağından biri ölür veya ciddi bir şekilde sakatlanırsa ne olur?” Lian Chengyu bu sözleri söylediğinde herkes yutkundu.


Lian Chengyu’nun sözleri mantıksız değildi. Bir savaşta yaralanmaların olması şaşırtıcı bir şey değildi. Ama bunu sormak, savaş sırasında Yi Yun’u sakatlamayı düşündüğü anlamına geliyordu. Jin Long Wei’nin tepkisini çekeceğinden korktuğundan en başta sormuştu.


Zhang Tan kabul ederse Yi Yun’a acı çektirebilirdi.


Lian Chengyu kesinlikle acımasız!


Zhang Tan hafifçe kaşlarını çattı ve kayıtsızca konuştu. “Engin yaban tehlike dolu. Bir savaşçı, dövüş sanatlarını ölüm kalım savaşlarında öğrenir. Tüm o pratikler, uygulamalar, eğitimler ve antrenmanlar ciddiye alınmalı ve kullanılmalıdır. Her mücadeleyi gerçek bir savaş gibi görmenizi istiyoruz. Ve gerçek savaşta da kayıpların olması normaldir!”


“Rakibiniz havlu atmadığı sürece saldırmaya devam edebilirsiniz. Rakibinizin ölümüne neden olursanız bundan sorumlu tutulmayacaksınız!” Zhang Tan’ın sözleri kalabalığın arasında kargaşaya neden oldu.


Lian Chengyu, “Bir taraf yenilgiyi kabul etmediği sürece ağır yaralanma veya ölüm olsa bile diğeri sorumlu tutulmayacak mı?” diye sordu. Zhang Tan’ın sözlerinde bir boşluk vardı. Tek yapması gereken Yi Yun’u ağzını açamayacak duruma gelene kadar dövmekti, boğazını ezebilir veya çenesini kırabilirdi!


Lian Chengyu, Zhang Tan’ın bu boşluktan haberi olduğunu biliyordu. Sorduğu soru, bu boşluğu kullanıp kullanamayacağını öğrenmek içindi.


Zhang Tan, Lian Chengyu’ya dikkatle bakarken konuşmadı.


Lian Chengyu, Zhang Tan’ın kendi amacını anladığını biliyordu. Bu nedenle açıkça söylemeye karar verdi. “Lord’a yalan söylemek istemiyorum, Yi Yun’a karşı büyük bir düşmanlık besliyorum! Yi Yun, metruk kemik özümü çalmak için alçakça bir yöntem kullandı. Kaynaklarımı çalması, ailemi öldürmesi kadar kötü! Yi Yun, Mor Kan’a ulaşma şansımı elimden aldı. Biz can düşmanlarıyız!”


Lian Chengyu tarafından yüksek sesle söylenen bu sözler, mırıldanmaya başlayan kalabalığı şaşkına çevirdi.


Lian Chengyu ve Yi Yun arasındaki mesele buydu demek. Yi Yun, Lian Chengyu’nun gelişimini engellemişti; eh, ondan bu kadar nefret etmesine şaşmamak gerek!


“Böylece Yi Yun’un bir hırsız olduğu ortaya çıktı!” dedi biri alçak sesle.


“Bir köle efendinin eşyasını çaldığında, efendinin köleyi öldürmesi makuldür. Üstelik köle metruk kemik özünü çalmış, Lian Chengyu’nun Yi Yun’u öldürmek için daha fazla sebebi var!”


“Bu doğru, gelişimini engellemek büyük bir düşmanlık sebebi. Lian Chengyu, Yi Yun’u öldürse bile Jin Long Wei bir şey diyemez.”


“Sadece bir turnuva maçı olduğunu düşünüyordum ama bir intikam savaşına dönüştü. Bu, nedensiz bir kavga değil. Jin Long Wei biraz sağduyuluysa müdahale etmez!”


Kalabalığın sesi kesilmez olmuştu. Lian Chengyu’nun yorgunluğu uçup giderken kanı kaynamaya başladı.


Lian Chengyu, Zhang Tan’a bakıyor, bir cevap bekliyordu.


Sonunda Zhang Tan yavaşça başını salladı. Hem Tai Ah Kutsal Krallığı’nın kurallarına hem de  aralarındaki düşmanlığın koşullarına bakıldığında, Lian Chengyu’nun Yi Yun ile bir ölüm kalım savaşı talebinde bulunması makuldü. 


“Lord’un cömertliği için minnettarım.” Lian Chengyu sevinçten yerinde duramıyordu. Son birkaç aydır yaşadığı aşağılanmaların, düş kırıklıklarının ve yediği darbelerin hıncını artık çıkarabilecekti.


Öldürme niyeti artarken aurası da güçlendi.


“İnsanlar beni destekliyor, Binbaşı Zhang bana yardım ediyor! Çok güzel! Bu desteğin de yardımıyla bu piçi sakatlayacağım, ona cehennem azabı yaşatacağım!” Lian Chengyu’nun içinde fırtınalar kopuyordu!


Yi Yun ilgisizce Lian Chengyu’ya baktı.


İnsanlar onun hakkında konuşmaya, onu suçlamaya başlamıştı. Metruk kemik özünü çaldığı için ayıplayıp küçümsemişlerdi. Yi Yun onları görmezden geldi.


Yi Yun, akıl sır ermez bir şekilde sakin görünüyordu.


Lian Chengyu yumruklarını sıktı ve küstah bir gülümsemeyle, “Metruk kemik özünü çalsan ne olur, onu yedikten sonra bile dengim değilsin!” dedi.


Ardından kaslarını esnetmeye başlayarak çatırdama sesleri gelmesine neden oldu.


Gök gürültüsü gibi kemikler, yay kirişi gibi tendonlar!


Lian Chengyu, Ejderha Kaburgası Kaplan Kemik Yumruğu’nu çok küçükken öğrendiğinden bunda uzmandı. Onun bu hareketi, çevredeki savaşçıları şaşırtmıştı.


Bu Lian Chenyu zalim biriydi.


Yi Yun’a doğru attığı her adımda eklemlerinden ve kaslarından sesler geliyordu.


“Ka Ka Ka!”


Ayağının altındaki zemin çatladı. Gücü gitgide artıyordu.


“Genç Efendi Lian, bu küçük piçi öldür!”


“Tendonlarını parçala, kafasını kopar!”


Kalabalığın arasındaki savaşçı hazırlama kampı üyeleri efendilerine vahşi tezahüratlar yaptılar.


Onlara göre, seslerini yükseltmenin tam zamanıydı.


Yi Yun, Lian Chengyu önüne gelene dek hareketsiz kaldı.


“Roar!”


Lian Chengyu bir hayvan gibi kükredi ve vahşi bir kaplan gibi Yi Yun’un üzerine atıldı.


Kaplanın Toprağı Düzleştiren İnişi!


Lian Chengyu bacağını Yi Yun’un göğsüne doğru savurdu. Bu tekme, tekerlek büyüklüğündeki bir siyah demirtaşı bile kolayca parçalayabilirdi. Kime vurursa vursun zarar verirdi.


Kalabalıktan çığlıklar yükseldi!


Ama tam o anda Yi Yun için birdenbire zaman yavaşlamıştı. Lian Chengyu’nun her hareketini açıkça görebiliyordu.


Lin Xintong ile birçok kez antrenman yaptıktan sonra kendi bakış açısına göre bazı şeyleri anlamıştı. Üstelik Yi Yun’un Ejderha Kaburgası Kaplan Kemik Yumruğu, ‘Mor Hava Doğudan Gelir’i tetikleyecek kadar mükemmel bir hâle gelmişti. Yani, Yi Yun’a karşı Ejderha Kaburgası Kaplan Kemik Yumruğu’nu kullanan Lian Chengyu’nun kaderi en baştan belirlenmişti!


Yi Yun, Lian Chengyu’nun hareketlerindeki tüm kusurları bir bakışta görebilirdi!


Lian Chengyu’nun kusurlarını ona karşı kullanmasa bile aralarındaki güç farkıyla Lian Chengyu’yu kolayca yenebilirdi.


Lian Chengyu’nun tekmesinin uğuldayan rüzgarla birlikte yaklaştığını görünce yüzü bıçaklarla kesilecekmiş gibi hissetti!


Ama bir adım bile atmadı. Lian Chengyu tam vurmak üzereyken elini yıldırım gibi uzattı!


“Pa!”


Lian Chengyu’nun ayak bileğini yakaladığında hafif bir ses çıktı!


Lian Chengyu’nun saldırısı Yi Yun tarafından beklenmedik bir şekilde durdurulmuştu. Lian Chengyu yüksek hızda bir duvara çarpmış gibiydi!


“Ne?” Lian Chengyu’nun saldırı hızı sıfırlanırken bacağını tutan ellerin büyük bir güç barındırdığını hissetti. Bükülmüş bacağını tutan ellerin, demir kıskaçlar gibi olduğunu hissetti.


“Sen…” Lian Chengyu şaşırırken kalabalık da sessizliğe gömüldü. Lian Chengyu’nun yüksek hızdaki tekmesi bu kadar güçlüyken birisi onu nasıl elleriyle yakalayabilirdi? Üstelik Yi Yun tek bir adım bile geri çekilmemişti!


“Ölümle dans ediyorsun!” Lian Chengyu, olaylar şaşırtıcı bir şekilde beklenmedik bir hâle gelse de sakinliğini kaybetmedi. Sağ bacağı Yi Yun tarafından yakalandıktan sonra zıplayıp bedenini döndürdü ve sol bacağını Yi Yun’un boğazına savurdu!


Lian Chengyu’nun tepkisi hızlı olsa da işleri daha da kötüleştirdi!


“Pa!” Yi Yun diğer elini uzattı ve Lian Chengyu’nun sol bacağını da yakaladı.


Yi Yun’un her iki bacağını da tutmasıyla tüm bedeni işlevsiz kaldı!


Lian Chengyu’nun bacaklarını tuttuktan sonra onu insana benzeyen bir tahta parçası tutmuş gibi havaya kaldırdı.


“Sen!” Kan Lian Chengyu’nun beynine sıçradı. Kızgındı ve gücenmişti, buna inanamıyormuş gibiydi.


Saldırısı mükemmeldi ve güçlüydü de; peki Yi Yun bu saldırıdaki kusurları nasıl bu kadar kolay saptayabilmişti? Böyle bir şey nasıl mümkün olabilirdi?


Yi Yun, Lian Chengyu’ya onun yaşamasına veya ölmesine karar verebilecek bir hâkimmiş gibi baktı ve ifadesiz bir şekilde, “Senin on suçun var! Bana on hayat borçlusun!” dedi.


Bunu söylerken Lian Chengyu’yu, tuttuğu bacakları bırakmadan havaya savurdu.


Tuttuğu bacaklarından üç kez aşağı yukarı savurarak Lian Chengyu’yu yere çarptı!


“Boom!”


Yi Yun, Lian Chengyu’yu bir tahta parçasıymış gibi kullanarak yere çarpınca, zemin parçalandı ve bu parçalanan yıkıntılar havaya savruldu!


Lian Chengyu’nun bedeninin üst yarısı yere gömülmüştü!


Lian Chengyu bedenini uzun süre eğitmiş olduğundan fiziği güçlüydü, bundan dolayı bu darbeyi kaldırabilmişti. Öyle olsa bile yıldızları sayarken yüzü kanla kaplıydı!


Bu sahne herkesi şaşkına döndürdü.


Güçlü ve kibirli Lian Chengyu, tüm enerjisini kullanarak yaptığı Kaplanın Toprağı Düzleştiren İnişi ile birlikte Yi Yun’a saldırmış ama onun tarafından kolayca durdurulmuştu.


Bunun üzerine durum tersine dönmüş, Yi Yun tarafından yakalanmış ve bir tahta parçası gibi başüstü yere çarpılmıştı.

 

Bu şekilde dövülmek çok küçük düşürücüydü! Bu nasıl olabildi?

 




Yorumlar


Giriş Yap


Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1323

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1126

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 940

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 862

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 746

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 699

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 678

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 618

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 574

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 545

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 451

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 210

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 195

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 148

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 144

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 123

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 118

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 118

THEODEN
THEODEN
Beğeni Sayısı: 94

Ejderha İmparator
Ejderha İmparator
Beğeni Sayısı: 73

Site İstatistikleri

  • 17475 Üye Sayısı
  • 466 Seri Sayısı
  • 23528 Bölüm Sayısı


creator
manga tr