"En büyük bilgelik şu andan zevk almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır, Çünkü tek gerçek budur, başka her şey düşünce oyunudur. Ancak bunun en büyük budalalığımız oldugunu da söyleyebiliz, çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi kaybolan içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir çabaya değmez." #Arthur Schopenhauer

True Martial World - Bölüm 75: Köpek Kanıyla Kaplamak


 

Çeviri: bebebuskivisi

 

“Ne...Ne yapmak istiyorsun?” Yi Yun’un yaklaştığını gören Lian Cuihua çığlık attı. “Seni küçük vebalı piç, insanlara vebayı bulaştırmayı mı düşünüyorsun?” Lian Cuihua boşa vakit harcayacak biri değildi. Yi Yun’un korkunç biri hâline geldiğini görünce çabucak Yi Yun’un vebaya yakalandığını hatırlamış ve kalabalığı galeyana getirme umuduyla bağırmaya başlamıştı.


“Dostlarım, bu küçük piç öldükten sonra ele geçirilmiş olmalı, yoksa bu kadar güçlü olamazdı. Ele geçirildiğini unutmadınız, değil mi?” Lian Cuihua bir an bir şeyler düşündü ve hızla kalabalığın içine daldı.


“Yol açın, çekilin!”


Kalabalığın dışına çıktı ve geri döndüğünde elinde bir kova vardı.


Yi Yun’a bakarken yüzünde sinsi bir gülümseme peydahlandı.


“Küçük piç, bu kadar kibirli olabilirsin, elbette ben müsaade ettiğim sürece. Sırf o pis şeyler seni ele geçirdi diye yenilmez olmadın herhalde. Seni nasıl öldürüyormuşum gör!” Lian Cuihua bunu söylerken kovanın içindekileri Yi Yun’a fırlattı!


Kovanın içinde kan kırmızısı bir sıvı vardı ve pis bir koku yayıyordu.


İçindeki köpek kanıydı!


Savaşçı hazırlama kampı üyeleri maçtan önce iki av köpeğini de kesmişti ve bunlarla maçtan sonra bir kutlama yapmayı planlamışlardı.


Köpekler kesildikten sonra kanları bir kovaya konmuştu. Kovanın içinde köpeklerin postları, bağırsakları, kalpleri ve akciğerleri de yüzüyordu. Şimdi hepsi Yi Yun’a fırlatılmıştı!


Bulut Çölü’ndeki insanlar, köpek kanının şeytan(ruh) çıkarmada işe yaradığını düşünüyordu.


Kötü ruhlar köpek kanına dayanamazdı ve bu kanla kaplanırlarsa dağılıp giderlerdi.


Çin'de bir deyiş, 'yüzü köpek kanıyla kaplamak'dan bahseder. Bir insanın yüzünü köpek kanıyla kaplayarak onu lanetlemek, ele geçirilmiş birini köpek kanıyla kaplamak gibidir. Hareketsiz ve sessiz bırakma anlamı ihtiva eder.


Lian Cuihua, Yi Yun’un ele geçirilmişken Zhao Tiezhu’yu sakatlamaya gücünün yeteceğine gerçekten inanıyordu; Yi Yun’u köpek kanıyla kaplayabildiği sürece kötü ruhlar yok olacak ve Yi Yun, karşısında yumurtadan yeni çıkmış bir civciv gibi korunmasız kalacaktı.


Bu olduğunda Yi Yun’un uzuvlarını kesmeye ve onu asıp ardından yakmaya can atıyordu. Onu kötü ruhlarca ele geçirilmiş olmakla suçladığı sürece halkı Yi Yun’a karşı kışkırtmak çocuk oyuncağıydı.


İnsanlar dökülen kan kovasını görünce haykırdılar.


Aynı zamanda Yi Yun’un gözleri, öldürme hevesiyle parladı.


Yi Yun, hiç dövüş sanatı bilmeyen Lian Cuihua gibi bir kadın için canını sıkmazdı ama bu kadın daha önce Jiang Xiaorou’ya saldırmıştı.


Dahası, şimdi bu kadının ne kadar iğrenç olabileceğini anladı.


Bazı insanlar iliklerine kadar haindi. Bu tür insanlar, kadın olsa da olmasa da veya dövüş sanatı bilseler de bilmeseler de, dünyaya zarar verirler.


“Peng!”


Yüksek bir patlama sesi duyuldu. Kimse Yi Yun’un hareket ettiğini görmeden, Yi Yun’un gözlerinin önünde kan dolu kova patlamıştı!


Kan her tarafa saçılsa da Yi Yun’un bedenine tek damla bile değmedi.


Öte yandan Lian Cuihua köpek kanıyla kaplandı.


“Ah!”


Lian Cuihua çığlık attı. Saçı mahvoldu ve sesi daha da cırtlaklaştı. “Canavar, seni küçük canavar, seni piç! Ke Ke Ke…”


Lian Cuihua’nın daha fazla konuşamamasının nedeni Yi Yun’un onu boğazından yakalamış olmasıydı.


Dili dışarıda kaldı ve uzuvları seğirirken gözleri beyazlaştı.


“Kurtarın...Kurtarın beni…” Hayatta kalma arzusu, bu kelimeleri zar zor söyleyebilmesine imkan verdi.


Ancak çevredeki insanlar korkmuş bir hâlde geri çekilmişlerdi bile.


Yi Yun’a saldırmaya cesaret edemezlerdi. Engin yabanda yaşayanlar, zayıfa zorbalık eden ve güçlüye boyun eğen, yaltaklanma eğiliminde olan türden insanlardı. Bir uzmanın önünde daha farkına varamadan itaat ederler, zayıfın karşısında benim diyen canavardan daha canavarca tavırlar sergilerlerdi. Jiang Xiaorou’ya olan saldırıları da farklı bir sebepten değildi.


Lian Cuihua korkuyordu. Yi Yun’a bakan gözlerinde korkudan başka bir şey yoktu.


Yi Yun’un birdenbire bu kadar güçlenmesinin nasıl mümkün olduğunu kavrayamıyordu. Kötü ruhlarca ele geçirilmiş gibi görünmüyordu... çünkü ele geçirilmiş birinin köpek kanından kaçınması mümkün olmazdı. Ele geçirilmiş biri köpek kanı görünce, kedi görünce kaskatı kalan fareye dönerdi.


“Sen...Sen bir kadını mı...dövmek istiyorsun? Ke Ke...Ke Ke…” Lian Cuihua kendi titreyen sesini duyunca ağzını açmanın bu kadar zor geldiğine şaşmadı.


Yi Yun güldü. “Bir kadına asla vurmam.”


Bunu söylerken kavrayışını hafifçe gevşetti.


Lian Cuihua böylece rahat bir nefes alabildi ve bir miktar cesaret toplamayı başarabildi. “Çabuk bırak beni ve Genç Efendi Lian’dan af dile, belki gitmene izin verebilir. Güçlü olabilirsin, ama Genç Efendi Lian’ı yenebilir misin?”


Lian Chengyu, Lian kabilesinde bir tanrıydı.


Mutlak otoriteye sahipti!


İnsanlar bu günlerde Lian Chengyu’nun propagandası altında Mor Kan Alemi’nden önceki çeşitli âlemler hakkında bilgi sahibi olmuştu; geçmişte Lian Chengyu Ölümlü Kan’ın beşinci seviyesinin zirvesinde, Zhao Tiezhu da ilk seviyesindeyken aralarındaki fark yer ile gök kadardı.


Lian Cuihua, Yi Yun’dan korksa da Lian Chengyu’ya hizmet etmekte olduğunu hatırlatmaktan da geri kalmadı, böylece Lian Chengyu onu desteklediği sürece bu küçük piçten korkmasına gerek kalmazdı.


Lian Chengyu bir adım atarsa Yi Yun’u kolayca ezerdi.


Böyle düşünmeye başladıktan sonra Lian Cuihua cesurlaştıkça cesurlaştı. Yi Yun’un onu serbest bıraktığını hissetmesi Yi Yun’un da bu durumun farkında olduğunu düşünmesini sağladı.


“Gidip Genç Efendi Lian’ın önünde diz çök ve hatalarını itiraf et, yoksa götünü keser. Ezik Zhao Tiezhu’yu yendin diye kendini güçlü mü sanıyorsun? Zhao Tiezhu, Genç Efendi Lian’ın yanında solucan gibidir. Ve sen sadece birazcık daha büyük bir solucansın!”


Lian Cuihua, Yi Yun’u korkutabileceğini düşünerek bağırdı. Bununla beraber Mor Kan Savaşçı olarak Lian Chengyu’nun akıl ermez bir güç elde ettiğine ve bunun hakkındaki kendi sözlerine yürekten inanıyordu!


Bir çocuğu bile yenemeyen Zhao Tiezhu eziği ise ölse de olurdu. Lian Cuihua bir sakatla eski zamanları yad etmezdi.


Lian Cuihua’nın tehditlerini dinleyen Yi Yun sadece güldü ve uyarı sinyali dahi vermeden bir tokat yapıştırdı.


“Pa!”


Bu tokat üzerine Lian Cuihua’nın bedeni havalandı.


Şiddetle yere düşmeden önce etrafında dönüp duran yer ve gök ile birlikte havada üç buçuk takla attı!


Lian Cuihua bu saldırıdan dolayı afalladı. Kan tükürürken, ayaklar altında ezilen bir balığa benziyordu.


Lian Cuihua biraz uğraş sonunda titreyen eliyle sol yanağına dokundu. Sol yanağının şekli tamamen bozuktu, kanlı bir karışıklık!


Ağzında bir şey hissetti ve tükürdüğünde, ondan fazla kanlı diş yere döküldü.


Sol tarafındaki dişler, Yi Yun tarafından yere dökülmüştü!


“Uh...uh…” Lian Cuihua, bir şey söylemek istermiş gibi Yi Yun’a baktı. Ama dili parçalanmıştı ve yüzü de deforme olmuştu; tek bir söz bile söyleyemedi. Yi Yun’a bakarken bile, göz bebekleri yuvalarından fırlamışçasına odağını kaybediyordu.


Dudaklarını büyük bir zorlukla hareket ettirerek çarpık bir ses çıkardı. Bu ses, eskisine nazaran fazlasıyla değişmişti. Ama Yi Yun hâlâ anlayabiliyordu. Tahmini doğruysa, Lian Cuihua daha önce asla bir kadına vurmayacağını söylemesiyle ilgili bir soru sormuştu.


“Öyle mi söyledim?” Yi Yun inkâr etti. Lian Cuihua zar zor gözlerini kırpıştırdı.


Yi Yun ellerini ovuşturdu ve, “Oh...Gelecekte, geçmişte söylediğim şeyleri daha fazla yapmayacağım.” dedi. “Temiz bir sopayı hak eden insanlar karşılığını alır.”


Lian Cuihua, Yi Yun’a pislik yapsaydı sorun olmazdı ama Jiang Xiaorou’ya asla zorbalık yapmamalıydı.


Yi Yun, Jiang Xiaorou’nun onun ortadan kaybolma haberini aldığı ve insanlar tarafından inek gübresi yağmuruna tutulduğu gün nasıl hayatta kalmayı başardığını düşünmekte zorluk yaşadı.


Bu tuhaf dünyada Jiang Xiaorou, onun en yakın hısmıydı. Kimsenin ona zarar vermesine izin vermezdi artık.


Yi Yun’un sözlerini tamamlamasıyla beraber Lian Cuihua da ağız dolusu kan kustu ve yere yığıldı.

 

ÇN: Daha önce söz verdiğim gibi ocak ortasında tekrar çeviriye başladık. Takdir edersiniz ki karnımızı doyurmak için çalışmamız gerekiyor. Boş zamanlarımda çeviriyorum işte. En azından daha önce bir süre çeviremeyeceğimi söylemiştim. Neyse boş verin bunları. Güncelleri beklemeden çevrilen ve düzenlenen bölümleri siteye atmaya başladık tekrar. Tek bölüm TMW için yeterli değil ama geri döndüğümüzü duyuralım dedik. İşler yolunda giderse bir-iki hafta içinde gaza basacağız TMW’de.

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1064

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 969

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 811

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 767

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 639

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 585

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 578

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 569

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 511

Heavenly Jewel Change
Heavenly Jewel Change
Beğeni Sayısı: 479

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 271

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 200

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 167

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 166

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 106

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 78

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 11551 Üye Sayısı
  • 310 Seri Sayısı
  • 16287 Bölüm Sayısı


creator
manga tr