"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

True Martial World - Bölüm 30: Jin Long Wei


 

 

Meridians alemini kırdığında, dünya Yi Yun’a daha farklı göründü.

 

Mor kristali kullanmaya gerek kalmadan bu dünyanın her yerinde bulunan Yuan Qi’yi algıladı. Yuan Qi havaya benziyordu; her nefeste bedene girerdi ve gözeneklerden çıkardı. Yi Yun’un bünyesi zarif bir şekilde değiştirildi.

 

Yer ve Gök Yuan Qi’si, yemekten daha ileri seviye bir enerjiye sahipti.

 

Normal insanlar tahıl yerdi ama bir yetiştirici Yer ve Gök Yuan Qi’si gibi enerji kaynakları kullanabilir. Belirli bir seviyeye ulaştıktan sonra tahıl yemeyi tamamen kesebilirdi.

 

Eski Çin’de, “Zhuang Zi-Mutlu Bir Gezi” kayıtları ‘Beş tahılı yeme ama rüzgarı em ve çiyi iç.’ öğretisini ihtiva ederdi.

 

ÇN: Chuang Tzu diye biliniyor bizde.Milattan önce 3. ve 5. yüzyıllar arasında yaşamış ve taoizmin en önemli yazarlarından biri. 5 tahıl ise, birçok anlamda kullanılmış: 5 yön, 5 element, 5 renk gibi. Tarih boyunca kullanımı sürekli değişmiş.O yüzden meraklıysanız kendiniz araştırın. Ama illa 5 tane tahıl say derseniz: Buğday, soyafasülyesi, darı, foxtail millet’i anlamadım (muhtemelen bir darı türü) ve kenevir.

 

Bunun anlamı, kişinin beş tahılı yeme zorunluluğundan muaf olup sadece yer ve gök tarafından sağlanan enerjiyle hayatta kalabileceğidir. Böyle bir hayatta kalma metodu, kişinin bedeninin temizlenmesine müsaade eder. Kirliliğin azalmasıyla ayrıca daha uzun yaşayabilir.

 

Eskiler büyük bir saygı ile bu değerleri muhafaza ettiler, bu yüzden eski kitaplarda bu belgeler bolca mevcut.

 

Tabi ki Yi Yun hala tahıldan kaçınma durumundan uzaktı. Yi Yun, tahıldan kaçınabileceği bir duruma ulaşmış olduğunu hissetse bile, bu duruma asla dayanamayacağını hissetti.

 

Dünyada Yi Yun oburdu. Eee…ince zevklerden yoksundu. Yi Yun’un bir gurme olduğu söylenmeliydi…Evet, bir gurme. Geçmişte oburluğun ve tembelliğin sembolüyken ikinci seferinde, hayatın güzelliklerinden zevk alabilen birisi olabilirdi.

 

Yi Yun sadece yemekten keyif almıyordu ayrıca iyi yemek yapıyordu. Dünyada uzun bir süre tek başına yaşamıştı. Yemekleri en iyi şeflerle karşılaştırılamasa da ev yemekleri kesinlikle leziz oluyordu.

 

Yi Yun bir kariyer inşa etmek için iki yıl daha çalışmış olsaydı, mutfak becerileri ve görünüşüyle, kadınların gözlerinde fazlasıyla uygun bir bekar olabilirdi.

 

Ne yazık ki uzay-zaman içinde bir tünelle sıfırdan başlamak zorunda kaldı. Fakir ve katlanılabilir Lian kabilesi içinde mutfak becerilerini gösteremezdi.

 

Yi Yun gelecekte iyi bir hayat yaşamayı sadece umut edebilirdi. Kendini ödüllendirmek için nefis yiyeceklerden bi masa kurmak isterdi. Tahıldan kaçınmak mı? Çiy içip, rüzgar emmek mi? Hepsinin cehenneme kadar yolu var. Hayatı böyle geçirmek kabus gibi değil mi? Tat alamazsa hayatın zevkleri açısından büyük bir kayıp olmaz mı?

 

Bu garip dünyaya geleli bir ay olmuştu ama Yi Yun’un gördüğü tek et, bir parça pastırmaydı. Tadı kötü olsa da et hala ettir. Pastırmanın bitmesiyle sadece iri taneli lapa kalmıştı. Yi Yun’un tat alma duyusu memnuniyetsizlikten ağlıyordu.

 

Tabi ki bu koşullar altında sadece mide burkan açlığa katlanabilirdi ve metruk kemiklerin özünü kullanarak enerjisini doldurabilirdi.

 

Neyse ki metruk kemiklerin özü epey tatlıydı.

 

Madem Lian kabilesi beni yemeksiz bırakacak kadar yemek kıtlığı çekiyor, ben de onların metruk kemiklerini yerim!

 

Sonuçta zaten metruk kemiklerin özünü iyice sindirmeye karar vermişti. Yi Yun merasimi durdurmayı planlamıyordu ve bugün mor kristalin yeteneklerinin yardımıyla özümseyebileceği kadar öz emmeye kararlıydı.

 

Bu Yi Yun’un her zaman yaptığı şeydi ama bugün planlarında bir aksaklık oldu.

 

Yi Yun şafakta köye döndüğünde, kabilenin baya canlı olduğunu fark etti.

 

Genciyle yaşlısıyla herkes evlerinden çıkmıştı. Kabile liderinin evinin önündeki meydanda toplanmışlardı, küçük meydan insanlarla doluydu.

 

Kalabalığın ortasında yaklaşık bir tepe büyüklüğünde iri bir nesne vardı.

 

Yi Yun ona odaklandığında şaşırdı. Küçük bir tepeye benzeyen nesne, devasa bir hayvandı.

 

Bu…

 

Yi Yun şaştı kaldı, böyle devasa bir hayvan Lian kabilesinde nasıl görünebilir? Hayvanın kafasına bakıldığında kesinlikle güçlü olduğu anlaşılıyordu. Böyle bir hayvan kolaylıkla Lian kabilesi düzeyinde sayılabilirdi.

 

Fakat bu kadar insanın etrafına toplanmasıyla anlaşılıyordu ki bu devasa hayvan açıkça saldırgan değildi. Küçük bir alanda Lian kabilesiyle barışçıl bir şekilde yaşıyordu.

 

Oh?

 

Yi Yun’un kafasında aniden bir ampul yandı: “Bu hayvan…”

 

Bu dünyaya geçmiş olduğu günü hatırladı. Jiang Xiaorou ile eve dönerken vahşi doğada koşan büyük bir hayvan görmüştü.

 

O hayvan yaklaşık on metre uzunluğundaydı, keskin pençeleri ve metal sütunlara benzeyen kaslı uzuvları vardı. Aşırı hızlı koşuyordu.

 

Ve o hayvanın sırtında, sırtına kılıç asmış bir insan vardı. Adamın aurası etkileyiciydi ve aynı zamanda korkunçtu.

 

O sahne, Yi Yun’un üzerinde derin bir etki bırakmıştı. Sonuçta başka bir dünyalıydı, böyle bir sahneden nutkunun tutulması normaldi.

 

Şimdi meydandaki bu devasa hayvan ile o zamanki koşturan hayvan benzer görünüyordu. Aynı hayvan bile olabilirdi!

 

Yi Yun aniden Lian kabilesine önemli birinin gelmiş olduğunu anladı. Bu devasa hayvan çok önemli birinin bineğiydi!

 

Yi Yun nasıl bu kadar önemli bir konuyu kaçırabilir ki? Meydana doğru hızlıca atıldı.

 

Yi Yun yolda yeni yıl gelmiş gibi kutlama yapan köylüler gördü.

 

Hem de konuşmaları dinledi. Bu konuşmalar Yi Yun’un kalbini hızlandırdı.

 

Devasa hayvanın sahibi Jin Long Wei’nin üyesiydi!

 

Jin Long Wei, Tai Ah Kutsal Krallığı’nın seçkin askeri bölüğüydü. Önde gelen üyelerinin seviyeleri mor kan aleminden yüksekti!

 

Mor kan savaşçıları içeren ana birlikleriyle Jin Long Wei’nin savaş becerileri rakipsizdi!

 

Jin Long Wei’yi kuran kişi, Tai Ah Kutsal Krallığı’nı kuran imparatordu. O zamanlar, Tai Ah Krallığı’nın toprakları üzerinde, bu krallığın temellerinin atılmasına Jin Long Wei öncülük etmişti.

 

Bu çarpıcı bölük, Jin Long Wei, kaç nesil olduğu bilinmese de şimdiye kadar mirasını sürdürdü.

 

Tai Ah Kutsal Krallığı’nın savaşçı seçimlerinde seçilenler Jin Long Wei’nin yedeklerine gireceklerdi. Değerlendirmeyi geçenler ilk önce yedeklerde eğitilecekti sonrasında resmi bir üye olabilirlerdi.

 

Ama değerlendirmeden geçmek baya zordu. Son değerlendirmede hata yaparlarsa düzenli orduya gönderilirlerdi. Jin Long Wei’nin elit üyelerinden biri olma maceraları son bulacaktı.

 

“O, Jin Long Wei üyesiyse, kabilemize gelen kişinin en azından mor kan savaşçı olması gerektiği söylenebilir.”

 

Jin Long Wei’den bir mor kan savaşçının savaş becerileri Bulut Çölü’nde doğmuş bir mor kan savaşçıdan tamamen farklıydı.

 

Aslında Lian kabilesine gelen Jin Long Wei üyesi mor kan aleminin zirve uzmanıydı.

 

Böyle bir seviyeye ulaşan ve Jin Long Wei’de iyi tecrübe kazanmış olan kişinin savaş yetenekleri emsalsiz olurdu. Jin Long Wei’nin seçkin bir savaşçısıydı!

 

Engin vahşi doğaya gelen bu kişi için, yüz bin kat daha büyük bir kabilenin lideri bile saygıyla boyun eğerdi.

 

Lian kabilesine göre böyle bir statü çok korkunçtu.

 

Lian Chengyu gibi üst kademedekilerin de hepsi dışarı çıktı. Lian Chengyu ve kabile lideri karşılama grubunun en önündeyken yüzlerine de yapabilecekleri en büyük gülümsemeleri yerleştirdiler.

 

Bunu, Yi Yun da açıkça görmüştü. Bu adamın, bu garip dünyaya ilk geldiğinde gördüğü adama benzediğini görmüştü. Uzaktan bile uyguladığı bir baskısı ve hükmeden aurası vardı.

 

“Gerçekten o!” Yi Yun’un aklı aydınlanmaya başladı. Bu, onunla karşılaştığı ikinci seferdi.

 

Bu dünyaya tünel açtıktan hemen sonra onunla karşılaşmıştı. Bu kesinlikle bir rastlantı değildi.

 

Bu dünyaya geldiği ve Bulut Çölü’nü anladığı o zamandan beri, Bulut Çölü’nün ve özellikle Lian kabilesinin, hiçbir uzmanın rahatsız etmeyeceği fakir bir kabile olduğunu düşünüyordu.

 

Demek ki, Jin Long Wei’nin elitlerinden olan onun, böyle uzun bir süre Lian kabilesinin etrafında kalmak için sebepleri olmalı. Ama bunun sebebi ne olabilir?

 

 

İngilizce Çevirmen Notu: Jin Long, güzel parlak ejderha anlamına gelir. Jin Long Wei ise tahminen parlak ejderha muhafızı anlamına gelecektir.

 




Yorumlar


Giriş Yap

Duyurular

Popüler Seriler

Against The God
Against The God
Beğeni Sayısı: 1147

King of Gods
King of Gods
Beğeni Sayısı: 1027

Tales of Demons & Gods
Tales of Demons & Gods
Beğeni Sayısı: 841

True Martial World
True Martial World
Beğeni Sayısı: 791

Emperor’s Domination
Emperor’s Domination
Beğeni Sayısı: 674

I Shall Seal The Heavens
I Shall Seal The Heavens
Beğeni Sayısı: 624

Martial God Asura
Martial God Asura
Beğeni Sayısı: 617

Coiling Dragon
Coiling Dragon
Beğeni Sayısı: 585

Swallowed Star
Swallowed Star
Beğeni Sayısı: 530

Terror Infinite
Terror Infinite
Beğeni Sayısı: 507

Popüler Orjinal Seriler

Kara Büyücü
Kara Büyücü
Beğeni Sayısı: 310

KAREN
KAREN
Beğeni Sayısı: 202

Altı Medeniyetin Dünyası
Altı Medeniyetin Dünyası
Beğeni Sayısı: 182

GÖKYÜZÜ İMPARATORU
GÖKYÜZÜ İMPARATORU
Beğeni Sayısı: 168

Yıldızlar Kralı
Yıldızlar Kralı
Beğeni Sayısı: 142

DİPTEN EN TEPEYE
DİPTEN EN TEPEYE
Beğeni Sayısı: 135

Lord Of The Demons
Lord Of The Demons
Beğeni Sayısı: 114

Acemi Ölümsüz
Acemi Ölümsüz
Beğeni Sayısı: 111

SAHİPKIRAN
SAHİPKIRAN
Beğeni Sayısı: 87

Mavi Elma
Mavi Elma
Beğeni Sayısı: 70

Site İstatistikleri

  • 13224 Üye Sayısı
  • 389 Seri Sayısı
  • 18098 Bölüm Sayısı


creator
manga tr