"Çok fazla eğilmek kişiyi kambur eder." #Swallowed Star

THEODEN - Bölüm 253- Rohan vs Havariler


Turgan odadan çıkar çıkmaz Ragnossa’nın yakasına yapışmış ve onu sorgulamaya başlamıştı. Gözü dönmüş haldeydi ve duyduklarının kötü bir şaka olduğunu diliyor olsa da acı gerçeğin kokusunu alabiliyordu.

“ Ne demek oğlumu öldürmeye çalışıyorlarmış Ragnossa, hani böyle daha güvende olacaklardı? “

Ragnossa yakasındaki elleri bileklerinden kavrayacak ve gözüyle yanındaki adamı işaret edecekti.

“ Beni tartaklaman işe yarayacaksa durma yap. Şu herif bir başıbozuk ulağı, babanın Nyu ile beraber gönderdiklerinden ve anlattığına göre fazla zamanımız yok. “

Turgan bu kez adamın yüzüne bakmaya başlamış ve bir an önce anlatması için bir şey söylemesine gerek bile kalmadan başlamıştı adam.

“ Ferik komutanım gayet iyiydi. Azrak kral cidden ona kendi torununu taşıyan kızıymış gibi bakıyordu. Diğerleri de öyle ancak birden havariler ortaya çıktılar ve hizmetkarın oğlunun doğamayacağını söylediler. O adamların tüm korkunçluğuna rağmen Rohan sözünü tuttu ve herkesi güvene alacak bir kalkan oluşturduktan sonra beni şehrin dışına ışınladı. “

“ Yani herkes iyi mi? “

“ Şimdilik evet ancak Rohan kalkanın dışında savaşıyor ve eğer o ölürse kalkan kırılacak… Eğer kırılırsa da… “

Başıbozuk ulağı gözyaşlarını umursamazca akıtırken, Turgan kaderiyle yüzleşmek adına yola çıkmaya karar vermişti. Her ne kadar Ragnossa dışındakileri geride bırakmak istese de aile üyeleri onunla hem fikir değillerdi.

Ragnossa “ Benim fikrimi sorarsan diğerleri kalmalılar. Hizmetkarların yapmaları gereken işler için arkadaşları ölmemeli… “

Havan “ Cafcaflı bir hayat hayali kuruyor olsaydım, halen seçilmiş bir elit olarak imparatorluk sarayında olurdum. Turganı nereye giderse gitsin izleyeceğim ve düşmanlarına ölüm uykusunu tattıracağım. “

Behmura “ Patron istemiyorsa biz geride kalabiliriz he he “

Nabe “ Geride kalmayacağız Behmura. Ulağın anlattığı elinde kitap taşıyan havari, tıpkı o günkü adama benziyor. Ailelerimizi katletmemiz karşılığında bize güç bahşedeceğini söyleyen adama… “

Behmura “ Öyle biri cidden var mıydı ulak? “

Ulak “ E-evet bilge görünüşlü bir şeytana benziyordu… “

Behmura “ O zaman biz de geliyoruz patron. Zavallı ablamı öldürmemin bedelini ona ödeteceğim. “

Ragnossa “ Sanki ablanı o öldürmüş gibi konuşmasana lan. Beynini kullansaydın da öldürmeseydin madem… “

Turgan “ İnsanlar hata yaparlar. Madem sizin de görülecek bir hesabınız var, siz de gelin Behmura ve Nabe “

Elfy “ Ducia ile ben gelmeyecek miyiz yani? “

Ducia “ Tabi ki gideceğiz “

Ragnossa “ İyi de orada olmak için gerekçeniz bile yok ve şüphesiz patronun hayatını en çok umursadığı kişiler de siz… “

Ducia “ Orada olmak için yeterli gerekçeye sahibim Ragnossa. “

Ragnossa karşılık vermemiş ancak gözlerindeki merak, Ducia’nın sebebini duymak istediğini adeta açıklıyordu ki Ducia da öyle yapacaktı.

“ Turgan oradaysa benim olmam gereken yer de onun yanı başıdır. Elfy’i de tek başına arkamızda bırakmayacağımızdan hep beraber gidiyoruz. “

Ragnossa “ İyi de bu Behmuraya bir şey olsa bile üzülmeyiz ama size bir şey olma riskini göze alamayız. Değil mi patron? “

Turgan “ Yanımda olmak istiyorsa orada olacak. Umarım işimiz bittiğinde de en az bugünkü kadar yakınımda olmak istersin Ducia. Daha fazla oyalanmayalım, hazırlanmak için beş dakikanız var, sonra herkes Minnağın yanına gelsin… “

Minnakla yapılacak olan yolculuk yarım güne yakın sürecekti ve başıbozuk ulağı halen Draguta haber vermek yanlısı olsa da adresi bilen tek kişinin yanlarından ayrılmasına izin veremeyecek olan Turgan, kendilerinin halledeceği sözünü verip onu gönülsüz olarak da olsa yanlarına almıştı.

.

.

.

Rohan ve havarilerin savaşı uzun süredir devam ediyordu. Esasında buna tam bir savaş denilemezdi zira Rohan tüm heybetine rağmen ancak savunmada kalabiliyordu ve yeni umutlarla yeni şeyler denemenin ötesine geçemiyordu. Defalarca azrak kralın silahsız dünyasını denemesine rağmen havarilerin silahları ortadan kaybolmamış, yine havarilerin kullandığı ve yaft olduğunu düşündüğü şeyleriyse bedeniyle soğuramamıştı Rohan. Tıpkı tahmin edip Attila ile paylaştığı gibi görünüyordu. Havariler insanlıklarını kaybetmişler ve hem silahları hem de özel güçleri insan üstü bir seviyede görünüyorlardı.

Anlatılanlara göre, Rohanın eski usullerle savaşmaktan başka çaresi yok gibi görünüyordu. Her ne kadar o güne kadar olan tüm savaşlarında bir yaft ile vurulmaktan korkmamış olsa da bu kez ki durum farklıydı ve azrak kral güçlerinin hiçbir avantajını göremiyordu. Özünün önemli bir kısmını yandaşlarının tamamını ve özellikle de Nyu’yu koruyacak bir kalkan oluşturmaya harcamış, en azından havarilerin özel silahları kalkanını parçalayamadığı için şanslı hissediyordu. Rohan bu adamlara karşı kazanma şansı olduğunu düşünüyor olmasa da kendini izleyenleri koruyacağına dair bir söz vermişti ve çok daha önemli olanı Attilaya verdiği sözdü. En azından onlar gelene kadar hayatta kalmalı ve kalkanı korumalıydı.

Rohan “ Sanırım tüm havariler burada. Yedi havari benimle ancak baş edebileceğini düşündüğü için gururlanmalı mıyım? “

Havari Mao “ Tamamı ile yanlış anladın. Hepimizin birden gelme sebebi hizmetkarın oğlunun doğmasına engel olmak ve burayı da topraklarımıza katmak. Hata kabul etmeyecek bir durum olduğundan, yüce Kraus bizzat geldi. “

Rohan “ Kraus dediğin şu tuhaf şeyin üstünde uçan adam mı? Şayet oysa o çirkin şeyi övebilmek için kendini zorlamış olmalısın hahaha  “

Mao arbaletini germiş, oluşturduğu oku Rohanın üzerine göndermişken, Rohan çevik bir hamleyle sıyrılmayı başarmıştı.

“ Ne yani ciddi ciddi ıskaladın mı? Belki de o arbaleti gözleri daha iyi birine verm.. ahhhhhhhh “

Rohan sırtında patlayan okla cümlesini tamamlamaya fırsat bulamamıştı ki o zaman aşağılayan bakışlarını hiç eksik etmeyen Mao girecekti söze.

“ Kalinin verdiği bu silahla ıskalamam imkansız hadsiz kral. Okum belirlediğim hedefe çarpmadan dönmez ve çarptığında da acı verici bir şekilde patlar. Yani Yüce kalinin bu hediyesi ile ben yenilmezim. “

“ Belki de haklısındır. Bu koşullarda hiç bir insana karşı kaybetmemelisin zaten ama kafamı karıştıran başka bir şey var. “

“ Merakını öbür tarafa sakla. Eminim Kali, senin için cehennemden güzel bir oda ayırtacaktır ha ha “

Rohan hiç üslubunu bozmamış, biraz önceki patlamadan dolayı sırtında açılan yaranın acısını hiçe sayarken, kaldığı yerden devam etmişti.

“ Şu çekiç tutan adamın senden güçlü olduğuna her türlü bahse girerim. Acaba onunla kapışsanız kim alırdı? “

“ Beni kışkırtmaya çalışma erkek azrak. O kadar istiyorsan seni onun öldürmesine izin veririm. Zaten silahına kavuşalı kısa bir zaman geçti ve bu teklifim onu da mutlu edeceğinden eminim. Değil mi Himmler “

Çekiçli olan adam bunun üzerine gözlerini havaya dikmiş, Kraustan olur anlamında bir işaret geldikten sonra da yeri titreten adımlarla azrak krala doğru ilerlemeye başlamıştı.

“ Seni gebertmek tek seçenek değil Rohan. Bir insan için özel ve güçlü bir adamsın. Kraus teklifini bir kez yapar. Bunu hatırlayarak cevap verdiğine emin ol. Hizmetkarın oğlunu öldürüp, kadını almamıza izin verirsen, bize katılıp gücümüzden faydalanmana izin verebiliriz. Unutma bizim amacımız hizmetkara acının tüm renklerini tattırmak... “

“ Arkadaşına göre daha anlayışlı çıktın bak. İyi ki düşman olarak seni seçmişim. Bu durumda sadece kızı size teslim etmem gerekiyor değil mi? Çocuğu doğurmayı başardığına göre onu da öldürürsünüz artık. Bunu zahmet olarak dahi görmeyeceğinizden eminin. “

“ Anlaştıysak kaldır şu bariyeri Rohan. “

“ Yapamam. “

“ Ne demek yapamam? “

“ Bayağı yapamam işte. Ben sadece yapmasını öğrendim ve nasıl sona erdireceğimi bilmiyorum. “

“ Bu tarz bir yalana inanmamız mümkün olmadığına göre anlaşma yapmak istemediğini düşünebilir miyiz? “

Rohan’ın bakışları birden sertleşmiş, omuzundan iki adet şeffaf kanat yükselirken, demin yumuşak sözler söyleyen adam o değilmiş gibi haykırmaya başlamıştı.

“ Sizinle anlaşmak mı ha ha ha. Tanrının en kıymetli lütuflarından biri olan azrak kral güçlerine sahip olan benim, Kali’nin köpekleriyle anlaşmam mümkün değil. Tüm bunları geçtim ben bir söz verdim ve sizin istediğiniz şeyle benim verdiğim söz ters düşüyor. Verilen söz, namusun damgasıdır. Ölmek demek benim için sevgili kralıma, Theodenin gerçek imparatoruna kavuşmak demektir. Ölümden korktuğumu zannetmeyin ama tek korkum haber gönderdiğim kadim dostum Attila gelene kadar bariyeri koruyamamak ki bu benim için utanç verici olurdu. Eğer bu kötü senaryo gerçekleşirse beni öldürdüğünüzden emin olun zira Attila’nın diline düşmektense toprağın altına girmeyi tercih ederim. Azrak Kralın derin hafızası- ihanet günü “

Kanatlarını tamamen aralamış halde sözlerini tamamlayan Rohan’ın bu yaftı o güne aittti. Bratina da kralın ihanete uğradığı gün, iki birleşik krallığın generallerinin üzerine yağdırdıkları yaftların tamamına hafızasında ulaşmış ve yine o gün yaptığı gibi tüm o yaftları bir arada tutarak karşısındaki havarinin üzerine yağdırmıştı. Birleşik yaftın boyutu o kadar büyüktü ki bazı yaft türleri havada duran Krausa kadar ulaşmışlar ancak Kraus, suratındaki meymenetsiz ifadeyi hiç bozmamış, kendisine ve cehennemden çıktığı düşünülen siyah renkli bineğine isabet eden yaftların ortadan kayboluşunu izlemekten öteye gitmemişti.

Yaftın büyük bölümü Havari Himmlerin üzerine yağmış olmasına rağmen havarilerde tek bir panik göstergesi bile mevcut değildi. Rohan, öfkeli duruşunu saklıyor, öyle kolayca teslim etmeyeceğini havarilere ilan ediyordu. Birleşik yaft dalgasının altında kalmış olan havari gözden kaybolmuşken, kalkanın içinden durumu izleyen azrak ordusu üyeleri sevinç çığlıkları atıyorlar, kendilerince savaşı yorumluyorlardı.

“ Tek saldırıda geberdi mi? “, “ Kralımızı hafife almanın bedelini ödemesine sevindim. “, “ Geriye sadece altı tane havari kaldı değil mi? “

O sırada havarilerden arbaletli olan Mao, bir anda kahkahasını salıvermiş, kendinden emin bir ses tonuyla söze girnişti.

“ Ha ha ha insanların cahillik kokan umutları beni güldürüyor. Azrak da olsa özünde sadece bir insan ve insanlara özgü yaftları kullanmaya devam ettiği sürece içimizden birine tek bir çizik atmasının dahi imkanı yok. Şimdi kesin sesinizi kafesteki kuşlar... “

Havari, sözlerini bitirirken kalkanın üzerine üst üste üç kez atış yapmış, atışlar kalkanı kırmayı bu kez de başaramamış olsa da kalkanın içindekileri korkutup, sinmelerini sağlamıştı.

Kraus “ O yaftların altında daha ne kadar oyalanmayı düşünüyorsun Himmler. Attila ile savaşmamızın Kali tarafından yasaklandığını bilmene rağmen bu rahatlığının sebebi ne? Bir erkek azrakla bile bu kadar oyalanıyorsan havari olmayı hak etmiyorsun demektir... “

Krausun sözlerinin üzerine, yaft dalgasının ortasından kendisine bir yol açmış görünen karamel renkli sıvı birden patlayıvermiş, onun ardı sıra önce Himmler’in çekici ardından da kendisi görünmüştü. Onca generali geri çekilmek zorunda bırakan bu saldırı, havarilerin iki numarasına hiç etki etmemiş görünüyordu. Himmler tek bir çizik dahi almadan yaftın içinden sanki çok sıradan bir şeymiş gibi çıktığında, Kraus’un da sözlerinin etkisiyle süreci biraz hızlandırmaya karar vermiş görünüyordu.

“ Madem bir an önce halletmemi istiyorsun, öyle yapacağım Kraus. Akıt gözyaşlarını Ruhbiçen... “

Himmlerin cümlesiyle beraber, savaş çekicinin iki yanından oluk oluk karamel sıvı akmaya başlamışken, bunu görenlerden birisi haykırmıştı.

“ O sıvının sana dokunmasına izin verme Kral Rohan, aksi halde yaft kullanmaya devam edemezsin.. “

Himmler, Rohana vurmak için fazlasıyla kararlı görünüyordu ancak bariyerin içinden gelen uyarının ardından, Rohan çevik bir hamle ile darbe aşmaktan kaçınmayı şimdilik başarmış, yüzünde minnetten eser barındırmıyorken, bariyere bakarak bağırmıştı.

“ Sen çocuğunla ilgilensene Nyu. Attila geldiğinde bebeğin sıskalığından şikayet ederse sorumluluğun sana ait olduğunu söyleyeceğim. “

‘ Demek o iğrenç sıvı bana temas ederse yaft kullanamayacağım ha? Havariler ne kadar da iğrenç herifler ama... Yine de doğru düşünmüşüm, bu herifler bir sebepten dolayı Attila’dan korkuyorlar. Sadece o gelene kadar halkımı ve kralı korumalıyım. ‘

“ İnsanlığını yitirmiş olmanıza bakılırsa, beklediğim gibi iğrenç güçleriniz varmış. Yine de azrak kralla baş edebilmeniz için sizin gibi onlarcası gerekir. Kralın yükselişi.... “

Rohanın şeffaf kanatları tamamıyla havaya kalkmışlar, ayakları yerden kesilip yükseliyorken, azrak kral ilk kez silahını eline alma ihtiyacı hissetmişti. Ortasında sivri bir tane ve kenarlarında bir düzine kadar bıçaklara sahip olan iri bir kalkan.

Rohan hiç bir şey söylemeden kalkanının kütlesini arttırmış, kalkanın ardında kalan Rohanın bedeninin hiç bir bölümü görünmüyorken, kalkanı kendisine siper edip saldırıya geçmeye karar vermişti. Saldırıda işine yaramayan yaftlarını, fiziksel darbesinin hasarını arttırmak amacıyla destek olarak kullanıyor, diğerleri farkında olmasalar da, kalkanının ve Rohanın ayaklarının altındaki alev, hızına fazlasıyla katkı sağlıyordu.

Rohan bu halde çıkabileceği en yüksek hıza çıkmış, doğrudan Himmlerin üzerine bir saldırıda bulunmuştu. Himmler ise azrak kral ile arasında bir metrelik mesafe kalana kadar tepki dahi vermemiş, bu mesafe kaldığındaysa insan üstü bir çeviklik ve güç ile çekicini germiş, germesiyle iki silahın çarpışması da bir olmuştu. Rohanın kalkanının tam ortasındaki sivri ucu hedefleyen çekiç, hedefini vurup ezmeyi başarmış, bununla da yetinmeyip, kalkanı parçalara ayırmıştı. Hızını alamayan Himmler, çekicinin hızı azalmış olsa da Rohan’ın göğsüne okkalı bir darbe indirebilmiş, çekicin göğsüne dokunmasıyla beraber kaburga kemiklerinden birkaçı ezilen Rohan, çığlık atmamış olsa da ağzından bir anda boşalan kan, darbenin etkisini göstermeye yetmişti.

Bariyerin içindekiler gidişatı korku ve endişe ile izliyorlarken, bir kötü haber de gözle görülür hale gelmişti. Rohanın göğsünün üzeri karamel renkli sıvı ile kaplanmıştı ve bariyeri istemi dışında yok oluyordu. Bunu fark eden Himmler, doğrudan bariyerin içine yönelmiş, kendisini durduracak cesarette kimse olmadığından, Nyu ve kucağındaki bebeği hedef alarak, emin adımlarla ilerlemeye başlamıştı. Nyu ve kucağındaki çocuğunun tam üzerine geldiğinde, bir kez daha kollarını germiş, çekicini acımasızca indirmişti ki kanlar içindeki bebeğini sarmalayan Nyu’nun acı çığlığı duyuldu.

“ Hayııııır. “

 

Güç dizilimine göre havariler

  • Kraus- Mezalim-çift elli kılıç
  • Himmler-Ruhbiçen- Çekiç
  • Mao – Ölüm Yağdıran – Arbalet
  • Pharoah – Fırtına Çağıran – Büyülü defter
  • Voyvoda – Kan kusturan- Metal bir kazık
  • Ivan – Kabus Getiren – Tek elli kılıç
  • Lawrance- Soykıran tek elli kılıç

 




Yorumlar


Giriş Yap


    Duyurular

    Popüler Seriler

    Against The God
    Against The God
    Beğeni Sayısı: 1467

    King of Gods
    King of Gods
    Beğeni Sayısı: 1205

    Tales of Demons & Gods
    Tales of Demons & Gods
    Beğeni Sayısı: 995

    True Martial World
    True Martial World
    Beğeni Sayısı: 909

    Emperor’s Domination
    Emperor’s Domination
    Beğeni Sayısı: 804

    I Shall Seal The Heavens
    I Shall Seal The Heavens
    Beğeni Sayısı: 787

    Martial God Asura
    Martial God Asura
    Beğeni Sayısı: 720

    Coiling Dragon
    Coiling Dragon
    Beğeni Sayısı: 637

    Swallowed Star
    Swallowed Star
    Beğeni Sayısı: 634

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 604

    Popüler Orjinal Seriler

    Kara Büyücü
    Kara Büyücü
    Beğeni Sayısı: 604

    KAREN
    KAREN
    Beğeni Sayısı: 217

    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    GÖKYÜZÜ İMPARATORU
    Beğeni Sayısı: 200

    DİPTEN EN TEPEYE
    DİPTEN EN TEPEYE
    Beğeni Sayısı: 158

    Beyond Eternity
    Beyond Eternity
    Beğeni Sayısı: 154

    Yıldızlar Kralı
    Yıldızlar Kralı
    Beğeni Sayısı: 150

    Acemi Ölümsüz
    Acemi Ölümsüz
    Beğeni Sayısı: 136

    SAHİPKIRAN
    SAHİPKIRAN
    Beğeni Sayısı: 130

    THEODEN
    THEODEN
    Beğeni Sayısı: 129

    Lord Of The Demons
    Lord Of The Demons
    Beğeni Sayısı: 124

    Site İstatistikleri

    • 16110 Üye Sayısı
    • 729 Seri Sayısı
    • 34209 Bölüm Sayısı


    creator
    manga tr